Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2322 E. 2026/1323 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/2322
Karar No
2026/1323
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/2322 KARAR NO : 2026/1323

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 06/09/2021 (Dava) - 05/10/2023 (Karar) NUMARASI : 2021/103 Esas - 2023/71 Karar DAVA : Endüstriyel Tasarımın Hükümsüzlüğü BAM KARAR TARİHİ : 14/07/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 14/07/2026

İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/103 Esas- 2023/71 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...'ın, “dekoratif çıta” tasarımlarının kendi tasarımları olduğunu ve bu tasarımları 2021-004529 sayı ile adına tescil ettirdiğini belirterek, bu tasarımların piyasada kullanılmaması için bazı firmalara ihtarname yoluyla bildirim yaptığını, ayrıca davalının sosyal medya hesaplarından da bu hususta genel ihtarda bulunulduğunun müvekkili tarafından tespit edildiğini, davalının Türk hukuk sisteminde tasarım tescili bakımından benimsenen "incelemesiz sistem"den istifade ederek yıllar, hatta yüzyıllar önce üretilen ve kamuya sunulan dekoratif çıtaların aynısını Türk Patent ve Marka Kurumu'na tescil ettirdiğini, davalının tescilini aldığı tasarımlardan 2021-004529 sayılı çoklu endüstriyel tasarım tescil belgesindeki tüm tasarımların 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 56. maddesinde aradığı yenilik ve ayırt edicilik özelliğine haiz olmadığından aynı kanunun 77.maddesi uyarınca söz konusu tasarımların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ettiklerini, 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 56.maddesinde yeniliğin, dünya çapında yenilik olarak benimsendiğini, buna göre bir tasarımın aynısı, başvuru tarihinden önce dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamışsa söz konusu tasarımı yeni kabul edileceğini, dosyaya sundukları eski tarihli olduğu tarihlerinden anlaşılan kataloglarda davaya konu tasarımların da bulunduğunun açıkça görüldüğünü, yine dosyaya sunulan ve kök ahşap tarafından tescil öncesinde tescile konu ürünlerin tescil tarihinden (08.04.2021) önce (2019-2020) satışına ilişkin fatura örneklerinde yer alan ürün kodları ile Kök Ahşap 2017-2018 kataloğu incelendiğinde de; davalının özgün ve yenilik doğuran bir tasarımda bulunmadığının açıkça anlaşılacağını, görüldüğü üzere davalı tarafından tescil belgesi alınan tasarımların yenilik özelliği bulunmayan, kamuya mal olmuş tasarımlar olup, 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 77.maddesi uyarınca iptalinin gerektiğini, davalının tasarımlarının ayırt edici özelliği de bulunmadığını, kataloglardaki ürünlerle davaya konu ürünler arasında en ufak bir farklılık bulunmadığını, davalının ürünlerinde herhangi bir özgünlük bulunmadığını belirterek, davalı adına tescilli bulunan 2021-004529 sayılı çoklu Endüstriyel Tasarım Tescil Belgesinin ve tasarımların hükümsüzlüğüne ve tescil kaydının terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından dayanılan tüm iddialar asılsız olup kabulünün mümkün olmadığını, Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 56.maddesine göre bir tasarımın tescil edilebilmesi için tasarımın yeni ve ayırt edici özelliğe sahip olması gerektiğini, tasarımın yeni olmasının, genel görünümünde farklılık olması demek olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, tasarımın öncekilerden tamamen farklı olmasını beklemenin yerinde bir davranış olmadığını, önceki tasarımdan tamamen farklı bir tasarım aramanın yeni bir tasarım bulmayı imkansızlaştıracağını, unutulmaması gereken şeyin fikri mülkiyet hukukunda taklit yasak olmakla birlikte, esinlenmenin daima serbest olması olduğunu, uygulamada da birçok tasarımın önceki tasarımların geliştirilmiş hali olduğunu, kanun tarafından tasarımın yeniliği için aranan ve önemli olan hususun; genel görünümde farklılık olup olmadığı olduğunu, bilgilenmiş kullanıcı üzerinde bıraktığı genel izlenim farklı ise o tasarımın ayırt edici niteliğe sahip olduğunu, bilgilenmiş kullanıcının da sıradan bir kullanıcının gözden kaçırdığı önemli ayrıntıları fark edeceğini, bu bilgiler ışığında müvekkili tarafından tescil edilen tüm ürünlerin yeni ve ayırt edici niteliğe sahip olduğunu, dava dilekçesinde incelemesiz sistemden istifade edilerek tasarımların tescil edildiği beyan edilmişse de, SMK'nın 64/6.maddesine göre kurumun başvuru üzerine incelediğini ve e bendine göre de yeni olmadığı tespit edilen tasarım başvurularını reddetmekte olduğunu, ancak kurumun yaptığı inceleme ile tasarımın yeni olmadığı yönünde kanaat getirmediğini ve tasarım başvurusunu kabul ettiğini, kaldı ki bu incelemenin dışında SMK'nın 67/2.maddesine göre tescilin yayım tarihinden itibaren üçüncü kişilerin 3 aylık itiraz sürelerinin bulunduğunu, bu süre içerisinde de hiçbir itiraz gelmediğini, davacının kötü niyetli olarak soyut ve gerekçesiz olarak hükümsüzlük talep ettiğini, müvekkili tarafından tescil edilen ürünlerin ustaya ihtiyaç duymadan, hazır kesilmiş ve uygulama projesi ile birlikte müşteriye teslim edildiğini, sundukları resimler ve flash içerisindeki video ile de ürünün önceki hali ve sonraki halinin açık ve net şekilde görüldüğünü, kabul anlamına gelmemek kaydıyla tescil edilen ürünün daha önce piyasada olduğu kabul edilse dahi, müvekkilinin ürünü geliştirdiğini ve çıtaları duvarda, mobilyalarda ve kapılarda nihai tüketici tarafından ustaya ihtiyaç olmadan tek başına kullanılır hale getirdiğini, yani ürüne yenilik getirip, geliştirdiğini, müvekkilinin Türkiye'de bunu yapan ilk ve tek firma olduğunu, davacı tescil edilen ürünlerin yüzyıllar önce üretildiğini ve kamuya sunulduğunu beyan etmişse de bunlara yönelik herhangi bir delil ibraz etmediğini, dosyaya sadece eski tarihli katalogların sunulduğunu ve tescil öncesine ait fatura ibraz edildiğini bildirdiğini, ancak davacı tarafından sunulan kataloğun herhangi bir geçerliliğinin bulunmadığını, bugün bile matbaaya gidilerek eski tarihli katalog basımının mümkün olduğunu, davacı tarafından kataloğun basım yılına ait matbaadan alınan bir fatura da ibraz edilmediğini, bu nedenle kataloğun delil olarak değerlendirilmesinin söz konusu olmadığını, aynı zamanda sunulan faturaların da içeriğinin muğlak olduğunu, faturalarda tescil edilen ürünlerin aynısının satıldığına dair herhangi bir ibare, resim vb. Unsurun olmadığını, sadece "çıta" yazdığını, bunun da müvekkili tarafından tescil edilen tasarımlarla aynı olduğuna dair delil teşkil etmediğini, davacının bu tasarımların kamuya mal olduğunun somut delillerle kanıtlaması gerektiğini, tasarımın hükümsüzlüğüne dair talebinin yerinde olmadığını beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; "....Dosyanın, sınai mülkiyet uzmanı, endüstriyel tasarım uzmanı, marka vekili ve bilgisayar mühendisinden oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilerek rapor ve ek rapor aldırıldığı, dosyada mevcut 08/08/2022 tarihli kök ve 15/08/2023 tarihli ek raporda; davalı adına tescilli tasarıma konu ürünlerin, davacı tarafça sunulan kataloglarda bulunan ürünlere göre ayırt edici olmadığı, davacı tarafça sunulan fatura, katalog ve fiyat listesinin bilirkişilerce incelenerek bu belgelere konu ürünlerin davalı adına tescilli tasarıma konu ürünlerle benzer olduğu, ayrıca internet ortamında yapılan incelemede davalıya ait tasarıma konu çıtanın daha önceden ve benzer niteliklerde ve görünümlerde yayınlanmış olduğu, davalı adına tescilli 2021/004529/1,2,3,4,5 ve 6 numaralı tasarımların ayırt edicilik vasfının bulunmadığı hususlarının tespit edildiği, dosya kapsamına ve bilimsel/teknik verilere uygun olduğu değerlendirilen bilirkişi heyet raporunun benimsendiği ve hükme esas alınabilir kabul edildiği, diğer yandan davalının tasarım tescilinde kötü niyetli olduğunun mahkemece tespit edilmediği, davacı tarafın da bu yönde herhangi bir ispat vasıtasını dosyaya sunmadığı ve bu hususu ispat edemediği, yasal düzenlemeler, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; davalı adına tescilli tasarımın yenilik ve ayırt edicilik kriterini taşımadığı anlaşılmakla, tasarım tescilinin hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar vermek gerekmekle, sonuç olarak; DAVANIN KABULÜNE, davalı adına 2021/004529/1,2,3,4,5,6 sıra numarası ile tescilli çoklu endüstriyel tasarım belgesinin hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine...." şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili tarafından; "...Mahkeme tarafından verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, gerekçenin de yerinde olmadığını, tasarımın yeni olması demenin, genel görünümünde farklılık olması demek olduğunu, müvekkiline ait tasarımların da böyle olduğunu, tasarımın öncekilerden tamamen farklı olmasını beklemenin yerinde bir davranış olmadığını, önceki tasarımdan tamamen farklı bir tasarım aramanın yeni bir tasarım bulmayı imkansızlaştıracağını, unutulmaması gereken şeyin, fikri mülkiyet hukukunda taklit yasak olmakla birlikte, esinlenmenin daima serbest olması olduğunu, uygulamada da birçok tasarımın önceki tasarımların geliştirilmiş hali olduğunu, kanun tarafından tasarımın yeniliği için aranan ve önemli olan hususun; genel görünümde farklılık olup olmadığı olduğunu, bilgilenmiş kullanıcı üzerinde bıraktığı genel izlenim farklı ise o tasarımın ayırt edici niteliğe sahip olduğunu, bilgilenmiş kullanıcının da, söz konusu tasarımı havi ürünün doğası ve görünümü hakkında bilgi sahibi olan ve daha önce o ürünü belli bir süre kullanan, başka deyişle ürün hakkında deneyimi olan kişi olarak kabul edileceğini, yani sıradan bir kullanıcının gözden kaçırdığı önemli ayrıntıları fark edeceğini, bu bilgiler ışığında her ne kadar tasarımın yeni ve ayırt edici olmadığından bahsedilse de, müvekkili tarafından tescil edilen tüm ürünlerin yeni ve ayırt edici niteliğe sahip olduğunu, kurumun SMK madde 64/6’ya göre, yeni olmadığı tespit edilen tasarım tescil taleplerini reddedeceğini, maddeden de anlaşıldığı üzere kurumun başvuru üzerine gerekli hususları incelemekte ve e bendine göre de yeni olmadığı tespit edilen tasarım başvurularını reddetmekte olduğunu, ancak kurumun yaptığı inceleme ile tasarımın yeni olmadığı yönünde kanaat getirmediğini ve tasarım başvurusunu kabul ettiğini, kaldı ki, bu incelemenin dışında SMK madde 67/2’ye göre tescilin yayımı tarihinden itibaren de üçüncü kişilerin 3 aylık itiraz süresi bulunduğunu, bu süre içerisinde de hiçbir itiraz gelmediğini, davacının iddia ettiği gibi incelemesiz sistemin söz konusu olmadığını, davacının kötü niyetli olarak soyut ve gerekçesiz tasarımın yeni ve ayırt edici niteliğe sahip olmadığı gerekçesi ile hükümsüzlük talep ettiğini, müvekkili tarafından tescil edilen ürünlerin, ustaya ihtiyaç duymadan, hazır kesilmiş olup uygulama projesi ile birlikte müşteriye teslim edildiğini, sundukları resimler ve flash içerisindeki video ile de ürünün önceki hali ve sonraki halinin açık ve net şekilde görüldüğünü, kabul anlamına gelmemek kaydı ile tescil edilen ürünün daha önce piyasada olduğu kabul edilse dahi, müvekkilinin ürünü geliştirdiğini ve çıtaları duvarda, mobilyalarda ve kapılarda nihai tüketici tarafından ustaya ihtiyaç olmadan tek başına kullanılır hale getirdiğini, müvekkilinin Türkiye’de bunu yapan ilk ve tek firma olduğunu, bu nedenle ürünün anonim olduğuna, yenilik unsuru içermediğine ve bu nedenle hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğine dair iddiaların tamamen mesnetsiz ve gerçeğe aykırı olduğunu, dosyaya sadece eski tarihli katalogların sunulduğunu ve tescil öncesine ait fatura ibraz edilerek bu deliller üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırıldığını, ancak bilirkişi raporlarına itiraz ettikleri gibi; davacı tarafından sunulan kataloğun herhangi bir geçerliliğinin bulunmadığını, bugün bile matbaaya gidilerek eski tarihli katalog basımının mümkün olduğunu, davacı tarafından kataloğun basım yılına ait matbaadan alınan bir fatura da ibraz edilmediğini, kataloğun delil olarak değerlendirilmesinin söz konusu olmadığını, aynı zamanda sunulan faturaların da içeriğinin muğlak olduğunu, faturalarda tescil edilen ürünlerin aynısının satıldığına dair herhangi bir ibare, resim vb. nin söz konusu olmadığını, faturada sadece ..' yazdığını, davacının, bu tasarımların yüzyıllar öncesinde üretildiğini, kamuya mal olduğunu somut deliller ile kanıtlaması gerekmekte iken ispat edemediğini ve bilirkişilerin de içeriği muğlak olan deliller üzerinden değerlendirme yaparak beyanda bulunduklarını, mahkemenin de bu raporu dikkate alarak hüküm kurduğunu..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davalı adına tescilli 2021/004529/1,2,3,4,5,6 numaralı çoklu tasarım belgesinin yenilik ve ayırt edicilik unsurunu taşımadığı iddiası ile hükümsüzlüğü ile sicilden terkini istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacının, davalı adına tescilli ve 08.04.2021 başvuru tarihinden itibaren koruma alan tasarım hakkının yenilik ve ayırt edicilik unsuruna sahip olmadığından bahisle bahse konu tasarımın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ederek eldeki davayı açtığını, davalı tarafın ise; davalı adına tescilli tasarıma konu ürünlerin davacı tarafça mesnet gösterilen ürünlerden farklı olduğunu, davacı tarafça dayanılan katalogların her zaman bastırılabilecek türden belgeler olduğunu, faturaların da hangi ürüne ait olduğunun net olmadığını, davalı adına tescilli tasarımın yenilik ve ayırt edicilik kriterlerini taşıdığını ve daha önceden kamuya sunulmadığını beyanla, davanın reddini savunduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, önce sınai mülkiyet alanında uzman tek bilirkişiden kök rapor alındığı, her iki tarafın ayrıntılı ve gerekçeli itirazları üzerine bu defa kök raporu düzenleyen bilirkişinin yanına endüstriyel tasarımcı ve marka/patent uzmanı bilirkişiler ile bilgisayar mühendisi bilirkişi de eklenmek suretiyle oluşturulan heyetten ek rapor alındığı, alınan raporlarda davacının delil olarak sunduğu katalog ve faturalar ile davalı adına tescilli tasarımlar karşılaştırılarak, davacı delillerindeki davadışı birden fazla firmaya ait katalog ve faturaların daha önceki tarihli olduğu, sözkonusu tasarımın kamuya sunulmuş olduğu, davalının tasarımının bilgilenmiş kullanıcı üzerinde bıraktığı genel izlenim itibariyle yenilik ve ayırt edicilik vasfına sahip olmadığı yönünde görüş bildirildiği, katalog ve faturalara dair davalı tarafın, bunların her zaman bir matbaada bastırılabileceğine ve delil mahiyetinde olmadığına dair itirazlarının ise bilirkişiler tarafından mahkemenin takdirine bırakıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, davalı tarafın itirazları karşılanmaksızın sözkonusu raporlar uyarınca davanın kabulüne karar verildiği, kabule dair verilen kararın gerekçesinde her ne kadar; "...ayrıca internet ortamında yapılan incelemede davalıya ait tasarıma konu çıtanın daha önceden ve benzer niteliklerde ve görünümlerde yayınlanmış olduğu..." şeklinde bir gerekçeye de yer verilmiş ise de, heyette yer alan bilgisayar mühendisince bu yönde bir incelemenin yapılmış olmadığı, bilakis "davacı tarafça herhangi bir internet adresi sunulmadığı ve re'sen taraflarınca yenilik unsurunun araştırılamayacağı" nın raporda belirtilmekle yetinildiği görülmüştür. Mahkemece de, bu kabul ile mevcut rapora göre eksik inceleme ile hüküm tesis edilmiş olmakla, eksik incelemeden dolayı kararın kaldırılması gerekmiştir. Zira, bilindiği üzere (ayırt edicilik unsurundan farklı olarak) kamu düzenine ilişkin olan "mutlak yenilik" unsurunun, mahkemelerce, taraflarca sunulan bilgi ve belgelerle bağlı kalınmaksızın re'sen araştırılması ve tasarımın "mutlak yenilik" unsuruna sahip olup olmadığının belirlenmesi zorunludur (Bu yönde bknz. Yargıtay 11. HD 2022/4097 E. - 2024/739 K). Kaldı ki, davacı tarafın cevaba cevap dilekçesinde internet ortamında araştırılmasını istediği site adreslerine ve firma instagram hesaplarına yer verdiği de görülmektedir. Ancak, re'sen araştırma yapılmadığı gibi, davacı tarafın beyan ettiği internet adresleri ve hesaplarında dahi bu yönde bir araştırma yapılmadığı anlaşılmakta olup, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporları bu haliyle denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunmadığından, tasarım ve sınai mülkiyet alanında uzman bilirkişilerden oluşturulacak farklı bir heyete bilişim/bilgisayar mühendisi bilirkişi ve sektör bilirkişisi de eklenmek suretiyle, davalı adına tescilli tasarımların yenilik ve ayırt edicilik unsuruna sahip olup olmadığı, davalının tescil başvurusundan önce kamuya sunulup sunulmadığı hususlarının dayanak belgeleriyle birlikte internet ortamı da dahil olarak ve tarih karşılaştırmalarıyla araştırılıp denetime elverişli şekilde ortaya konulması suretiyle rapor alınarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Davalının tescil başvurusuna 3 ay içinde itiraz edilmemiş olması eldeki davanın açılmasını engelleyecek bir husus olmadığından davalı vekilinin bu yöndeki itirazının kabulü mümkün görülmediği gibi, davanın, tasarım tesciline ilişkin olup tasarımın görünümle ilgili olmasına göre, davalı vekilinin müvekkilinin ürünün ustaya ihtiyaç duyulmaksızın müşterilerce kullanılabilir hale getirildiğine dair itirazlarının da davaya etkisi bulunmadığından kabulü mümkün görülmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜ ile; İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/103 Esas - 2023/71 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davalı vekilinin SAİR İSTİNAF İTİRAZLARININ REDDİNE, 4-İSTİNAF AŞAMASINDA; davalı tarafından yatırılan 269,85 TL istinaf karar harcının istek halinde davalıya iadesine, 5-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek nihai kararda ele alınmasına, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 7-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 14/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/2322, K. 2026/1323, T. 14.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-2322-e-2026-1323-k-205b9d5df34e