Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/806 E. 2026/980 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/806
Karar No
2026/980
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/806 - 2026/980 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/806 KARAR NO : 2026/980 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 30/11/2023 NUMARASI : 2022/463 E. - 2023/468 K.

DAVANIN KONUSU : Marka Hakkına Tecavüzün Tespiti, Durdurulması Men'i, Alan Adının İptali, Ticaret Unvanından İbarenin Terkini, Haksız Rekabetin Tespiti, Men'i ve Ref'i

Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 30/11/2023 Tarih ve 2022/463 Esas - 2023/468 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, Sri Lanka'da yerleşik, 30. sınıfta tescilli "..." ibareli markanın sahibi olan müvekkilinin markasının tanınmışlığından fayda sağlamak isteyen davalı şirketin, müvekkilinin tescilli markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzer "..." markası ile online satış platformlarında faaliyet gösterdiğini, davalının bu kullanımı dışında "..." ibaresini işletme adı olarak da kullandığını, anılan bu kullanımın markalar arasında iltibas tehlikesine neden olduğunu, davalının müvekkilinin markasının tanınmışlığından haksız menfaat temin etmesi ve müvekkilinin markasının itibar ve ayırt ediciliğinin zarar görmesinin söz konusu olduğunu, müvekkilinin markasının kopyalanmasının kötü niyetli bir davranış ve markaya tecavüz teşkil ettiğini ileri sürerek tecavüzün tespitine, durdurulmasına, menine, reklamların durdurulmasına, markayı/tanıtma vasıtasını ihtiva eden etiket, muhafaza, ticari evrak vs. basılı her türlü evrak ile tanıtım malzemelerinin ve işyeri tabelasının bulunduğu yerden kaldırılmasına, "..." internet alan adı ve ticaret unvanının iptaline ve davalının fiillerinin haksız rekabet niteliğinde olduğunun tespiti ile haksız rekabetin meni ve refine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacı tarafından Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2020/243, K.2021/364 sayılı dosyasında müvekkiline ait "..." ibareli markaların hükümsüzlüğünün talep edilmiş olup mahkemece, kullanmama define bağlı olarak davanın reddine karar verildiğini, dolayısı ile marka tecavüzü iddiasına dayalı uyuşmazlık yönünden anılan dava dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacının dayanmış olduğu markayı ülke içinde ciddi ve yoğun biçimde kullanmadığı hususunun hükümsüzlük davasında ortaya konulduğunu, markasını kullanmayan davacının bu markaya dayalı olarak hak iddiasına bulunamayacağını, davacının esasen marka ticareti yaptığını, 7/8/1997 tarihli "..." markasının tescilinden sonra aynı ibareyi içeren onlarca markanın daha tescil edildiğini, davacının bu markaların kullanımına sessiz kalarak hak kaybına uğradığını ve kullanılmayan bir markaya dayalı olarak haksız rekabet iddiasında da bulunulamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacının "..." esas unsurlu dayanak markalarını aktif, ciddi ve belli bir süreklililikte markasal etki doğuracak mahiyette "çay" emtiasında kullandığı, davalı tarafça muhtelif mecralarda gerçekleştirilen kullanımların tamamının "çay" emtiasına yönelik olduğu, bu emtianın davacının tescilli markaları kapsamında doğrudan yer aldığı, davacının markasal kullanımında "..." şeklindeki markalarda yer alan logonun doğrudan kullanıldığı, bu durumun davacının tescilli markalarından doğan hakların ihlali ve haksız rekabete sebebiyet verdiği ve sessiz kalmak suretiyle hak kaybı iddialarının ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalının davacıya ait tescilli markalarından doğan haklarına vaki tecavüzün tespitine, tecavüzün durdurulmasına ve men'ine, markaların ayırt edilemeycek kadar benzerlerini tanıtma vasıtası olarak ihtiva eden reklamların durdurulmasına, davacının markasını ihtiva eden her cins etiket, muhafaza ve ticari evrağın vs. ile tanıtım malzemelerinin ve iş yeri tabelalarının bulunduğu her yerden kaldırılmasına, "..." alan adının iptaline, davalı ticaret unvanından ... ibaresinin çıkartılmasına, davalının anılan eylemlerinin haksız rekabet olduğunun tespitine ve haksız rekabetin men'ine ve ref'ine karar verilmiştir

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 07/12/2021 gün ve E.2020/243, K.2021/364 sayılı kararı ile davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı gerekçesi ile müvekkil şirketin ticaretini yaptığı "..." ibareli markalar aleyhine açılan davanın reddine karar verildiğini, "..." ibareli markaların ... adına tescilli olduğunu, ...'un müvekkili şirketin tek ortağı olduğunu, eldeki dosyada mahkemece ... ... şirketinin sessiz kalmak sureti ile hak kaybına maruz kaldığı kişinin ... olduğu ve bu şekilde oluşan hak kaybının üçüncü kişi konumunda olan davalı ... ... Ticaret Sanayi Limited Şirketine sirayet etmeyeceği gerekçesi ile sessiz kalma yoluyla hak kaybının gerçekleşmediği kanaatine varıldığını, ...'un sahip olduğu markaları şirketi vasıtası ile kullandığını, dolayısı ile sessiz kalma yoluyla hak kaybının müvekkili yönünden de gerçekleştiğini, Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan marka hükümsüzlüğü davasında etraflıca yapılan tahkikat sonucunda davacı şirketin ... uzantılı markaları Türkiye'de ciddi biçimde kullanmadığı tespit edilmekle mahkemenin bu hususta ikinci bir inceleme yapma yetkisinin bulunmadığını, zira Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesi kararının Yargıtay tarafından onandığını, müvekkili şirketin tek ortağı ve temsilcisinin ... olduğunun mahkemenin bilgisi dahilinde olduğunu, dava dosyasına sunulan Cd içinde davacı şirketin ... markasını kullanmadığına ilişkin delillerin yer aldığını, mahkemenin bu CD'yi dikkate almadığını ve Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin davacının ... markasını kullanmadığına dair tespiti sonrasında bu tespit ile çelişkili bir sonuca varılmış olmasının hukuki güvenliği ortadan kaldırdığını ileri sürerek yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, Marka Hakkına Tecavüzün Tespiti, Durdurulması Men'i, Alan Adının İptali, Ticaret Unvanından İbarenin Terkini, Haksız Rekabetin Tespiti, Men'i ve Ref'i istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı vekili, müvekkili adına tescilli 186181, 196771, 2020/08930, 2020/105821 ve 2020/129847 sayılı "..." ibareli markaların bulunduğunu, davalı tarafça "..." markalı çay ürünlerinin satışa sunulduğunu, bu durumun davacı adına tescilli markalara tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürmüş, davalı taraf ise davacı markalarının kullanılmadığını, Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/243 Esas, 2021/364 Karar sayılı kararı ile de bu durumun tespit edildiğini, sonraki tarihli "..." ibareli tescillere davacının yıllarca sessiz kaldığını ve bu nedenle hak kaybına uğradığını savunmuş, ilk derece mahkemesince de davalının iş yerinde ve çeşitli internet sitelerinde "..." ibareli çay ürünlerini satışa sunduğu, bu emtianın davacının tescilli markaları kapsamında doğrudan yer aldığı, davacının markasal kullanımında "..." şeklindeki markalarda yer alan logonun doğrudan kullanıldığı, bu durumun davacının tescilli markalarından doğan hakların ihlali ve haksız rekabete sebebiyet verdiği ve sessiz kalmak suretiyle hak kaybı iddialarının ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı yalnızca davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğundan istinaf incelemesine konu uyuşmazlık, davalının tespit edilen kullanımlarının, davacı adına tescilli 2020/08930, 2020/105821 ve 2020/129847 sayılı markalara tecavüz oluşturup oluşturmadığı ve davacı tarafından açılan ve Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından reddedilen hükümsüzlük davasının, işbu davaya bir etkisinin olup olmadığı hususlarında toplanmaktadır. Davalı vekili yargılama sırasında müvekkili Şirketin tek ortaklı bulunduğunu, şirketin tek ortağının söz konusu markaların sahibi olan ...’ olduğunu, müvekkilinin ...’a ait markaları taşıyan emtiayı pazarladığını bildirmiştir. Davacı taraf, davalının bu savunmasına karşı çıkmamıştır. Bu durumda davalının, dava dışı ...'a ait markaları, onun muvafakati kapsamında kullandığı kabul edilmiş, tarafların iddia ve savunmaları bu kabul çerçevesinde değerlendirilmiştir. Davalı Şirketin, dava dışı ...'a ait markaları, marka sahibinin muvafakati kapsamında kullanma hakkı olduğu belirlendikten sonra bu markalara açılan ve reddedilen davanın değerlendirilmesine geçilmiştir. Davacı tarafça, dava dışı ... adına tescilli ve "..." ibareli 2014/47385, 2014/51724, 2016/55514, 2017/71364, 2017/73915, 2017/73921, 2014/46724, 2015/88794, 2016/10642, 2017/71353 sayılı markaların hükümsüzlüğü için dava açılmıştır. Yapılan yargılama neticesinde Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/243 Esas, 2021/364 Karar sayılı kararıyla, "Sessiz kalma hususunda 5 yıllık süre geçmiş olup, davalının 2017 den itibaren davacının ... markasını içeren markalarından haberdar olduğu 2017 tarihinde davalının markasına yaptığı itirazla sabit olması itibariyle davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı kanaatine varılmış olup, davacı tarafın sessiz kalmakla birlikte haksız kullanımı katlanmaya devam etmiş olması da dava açma hakkının kalmadığının kabulünü gerektirmiştir. Davalının kötü niyet hususunda dosyaya sunulmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesine yer verilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiş, bu karar istinaf ve temyiz incelemelerinden geçerek kesinleşmiştir. Dava dışı ...'a karşı açılan hükümsüzlük davasının reddedildiği, bu kararın kesinleştiği, eldeki davada davalı tarafın, ...'a ait markaları kullandığını savunduğu, esasen bu hususun çekişme konusu da olmadığı, dolayısıyla bu hususun Dairemizce de kabul edildiği, buna göre kesinleşen Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/243 Esas, 2021/364 Karar sayılı kararındaki tespitlerin, işbu dava yönünden kesin delil niteliği taşıdığı, diğer bir deyişle anılan davada tespit edilen hususların eldeki davada yeniden değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı, bu kapsamda davacının artık ...'a ait 2014/47385, 2014/51724, 2016/55514, 2017/71364, 2017/73915, 2017/73921, 2014/46724, 2015/88794, 2016/10642, 2017/71353 sayılı markaların kullanımına karşı çıkamayacağı, zira bu markaların hükümsüzlüğü için açılan davada, davacının söz konusu markalara karşı sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığının tespit edildiği, davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığından hükümsüzlüğünü sağlayamadığı markaların kullanımını da engelleyemeyeceği, aksinin kabulü halinde adı geçene ait markalar hükümsüz kılınamamasına rağmen bu markaların kullanımlarının önlenebileceği gibi çelişkili bir hukuki durumun ortaya çıkacağı, bu itibarla yukarıda sayılan markaların kapsamında kalan kullanımların, davacı markalarına tecavüz teşkil etmeyeceği kanaatine varılmıştır. Bu noktada dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan SMK'nın 155. maddesinin de değerlendirilmesi gerekmektedir. Önceki tarihli hakların etkisi başlıklı anılan maddede, "Marka, patent veya tasarım hakkı sahibi, kendi hakkından daha önceki rüçhan veya başvuru tarihine sahip hak sahiplerinin açmış olduğu tecavüz davasında, sahip olduğu sınai mülkiyet hakkını savunma gerekçesi olarak ileri süremez." düzenlemesine yer verilmiştir. Buna göre. sonraki tarihli markanın sahibi, kendi markasından daha önceki tarihli bir marka sahibinin açtığı tecavüz davasında, savunma gerekçesi olarak sahip olduğu markaya dayanamayacaktır. Ancak somut olayda, sonraki tarihli marka sahibine karşı davacı tarafından açılan hükümsüzlük davasında, önceki marka sahibinin sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı tespit edilmiş ve bu tespit, kanun yollarından geçerek kesinleşmiştir. O halde, hükümsüzlük davası yönünden sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğrayan önceki tarihli marka sahibi davacının, bu markaların kullanılması kapsamında kalan kullanımlar yönünden de sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığının ve artık bu kullanımların tecavüz oluşturduğunu ileri sürmesinin mümkün olmadığının kabulü gerekir. Kaldı ki işbu davada ilk derece mahkemesince, davacının yalnızca 2020/08930, 2020/105821, 2020/129847 sayılı markalarına tecavüzde bulunulduğu kabul edildiğinden ve bu markaların başvuru tarihleri, davalının kullandığını savunduğu markalardan sonraki tarihli olduğundan, SMK'nın 155. maddesinin somut uyuşmazlığa uygulanması kabiliyeti bulunmamaktadır. Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde davalı kullanımlarının niteliğinin belirlenmesi, eş söyleyişle davalı kullanımlarının dava dışı ...'a ait tescilli markalar kapsamında olup olmadığının ve buna bağlı olarak hukuka uygun bulunup bulunmadıklarının tespiti, şayet tescilli markalar kapsamında kalan kullanımlar değilse davacı markalarına tecavüz oluşturup oluşturmadıklarının değerlendirilmesi gerekmiştir. Davacıya ait olup tescil tarihi ile dava tarihi arasında beş yıllık süre geçmediğinden kullanım ispatına tabi bulunmayan 2020/08930, 2020/105821 ve 2020/129847 sayılı markalar, "..." asıl unsurlu olup bu ibarenin yanında yuvarlak içinde "..." ve "..." harflerinin özel bir biçimde yazıldığı ve bunların üzerinde de çay yaprağını andıran bir şekilden ibaret logo da markalarda bulunmaktadır. Söz konusu markaların tamamının kapsamında da uyuşmazlık konusu çay malları bulunmaktadır. Dava dışı ...'a ait 2014/47385, 2014/51724, 2016/55514, 2017/71364, 2017/73915, 2017/73921, 2014/46724, 2015/88794, 2016/10642, 2017/71353 sayılı markaların asli unsurları "..." ibaresinden oluşmaktadır. 2014/47385 ve 2014/51724 sayılı markalarda "..." ibaresinin yanında tuğrayı andıran bir şekil ve bunun üzerinde "..." ile "..." harflerine de yer verilmiştir. Ancak, davacı markalarında yer alan logoyu andıran bir şekil, bu markalar kapsamında bulunmamaktadır. Davalının dosya kapsamında çay emtiası üzerinde tespit edilen kullanımlarında ise "..." ibaresinin yanında davacının yukarıda anılan markalarında yer alan logonun aynısına ya da çok benzerine de yer verilmiştir. Bu durumda davalı kullanımlarının, dava dışı ...'a ait 2014/47385, 2014/51724, 2016/55514, 2017/71364, 2017/73915, 2017/73921, 2014/46724, 2015/88794, 2016/10642, 2017/71353 sayılı markaların kapsamında kalan bir kullanım olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Zira, davalı tarafça bu markaların asli unsurları değiştirilmiş, davacı markalarında yer alan logonun aynısı kullanılmak suretiyle davacı markalarına yanaşılmıştır. Diğer bir deyişle davalının, marka sahibinin izni ile kullanım hakkına sahip olduğu markaları, tescil edilmiş biçimiyle kullanmadığı, davacı markalarında yer alan logonun aynısını ya da çok benzerini de markasal biçimde kullandığı, bu kullanımın davacı markalarının tescil kapsamlarında yer alan çay malları üzerinde gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla, davalının kullanım hakkına sahip olduğu markaları tescilli olduğu biçimden farklı olarak kullanması ve bu kullanımın davacının yukarıdaki markaları ile iltibasa yol açacak nitelikte olması nedeniyle söz konusu kullanımların, davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğu, buna göre davalının kullanmama define yönelik savunmalarının, somut uyuşmazlığa bir etkisinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Yapılan açıklamalar çerçevesinde davalının, dava dışı ... adına tescilli 2014/47385, 2014/51724, 2016/55514, 2017/71364, 2017/73915, 2017/73921, 2014/46724, 2015/88794, 2016/10642, 2017/71353 sayılı markaları kullanma hakkına sahip bulunduğu, davacının bu markalar kapsamındaki kullanımları engelleyemeyeceği, ancak davalının dosya kapsamında tespit edilen kullanımlarının bu markalar kapsamında kalmadığı, eş söyleyişle davalının söz konusu markaları tescilli oldukları biçimde kullanmayıp davacı markalarına yanaştığı, dolayısıyla davalının bu kullanımlarının davacının 2020/08930, 2020/105821 ve 2020/129847 sayılı markalarına tecavüz teşkil ettiği kabul edilerek bu gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davalı savunmaları değerlendirilmeden hüküm kurulması doğru olmamış, HMK.'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle gerekçe yönünden kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 30/11/2023 gün ve 2022/463 Esas - 2023/468 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Davanın KABULÜ ile a- Davalının davacıya ait tescilli markalarından doğan haklarına vaki tecavüzün tespitine, tecavüzün durdurulmasına men'ine, b-Markaların ayırt edilemeycek kadar benzerlerini tanıtma vasıtası olarak ihtiva eden reklamların durdurulmasına, c-Bu markayı/tanıtma vasıtasını ihtiva eden her cins etiket, mahfaza ve ticari evrağın vs. ve tanıtım malzemelerinin ve iş yeri tabelalarının bulunduğu her yerden kaldırılmasına, d-... alan adının iptaline, e-Davalı ticaret unvanından ... ibaresinin çıkartılmasına, f-Davalı yanca davacı adına tescilli markaları ile tüketiciler nezdinde iltibas meydana getirecek şekilde marka ve tanıtma vasıtası olarak kullanmak şeklindeki fiillerinin haksız rekabet olduğunun tespitine, g-Haksız rekabetin men'ine ve ref'ine, 3-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30-TL'nin davalı Şirketten tahsili ile Hazineye irat kaydına,

4-Davalı şirket kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan ve istinafa gelen davalı aleyhine karar verilemeyeceğinden, ilk derece mahkemesinin karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 25.500,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 5.500,00-TL bilirkişi ücreti, 225,50-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 90,00-TL tebligat ve posta masrafından oluşan toplam 5.815,50-TL'ye, 80,70-TL peşin harç, 80,70-TL başvurma harcı tutarı eklenerek oluşan toplam 5.976,90-TL yargılama giderinin davalı Şirketten alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı şirket tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),

8-Davalı Şirket tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde anılan davalıya iadesine,

9-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 14/05/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/05/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/806, K. 2026/980, T. 14.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-806-e-2026-980-k-0302fad0c572