Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/529 E. 2026/1200 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/529
Karar No
2026/1200
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/529

KARAR NO: 2026/1200

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 04/12/2025

NUMARASI: 2025/780 Esas - 2025/928 Karar

DAVA: Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/06/2026

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkili, ...Müdürlüğü nezdinde ... sicil numarası ile kayıtlı.... A.Ş.' de tek ortak olarak kayıtlı iken, sahip olduğu hisselerin tamamını ... isimli şahsa 30.08.2024 tarihinde hisse devir sözleşmesiyle devrettiğini, söz konusu devir sözleşmesi gereğince, hisselerin mülkiyeti ve ortaklık hakları bu tarihte devralana geçtiğini, davacı bu tarihten itibaren şirkette hiçbir ortaklık, yönetim veya mali yetki kullanmadığını ve tüm tescil ve ilan süreçleri şirket ve yeni deviralan tarafından yapılacağı hususunda mutabık kalındığını, ancak söz konusu devir işlemi, ...Müdürlüğü’ne geç bildirildiğini, bu sebeple tescil işlemi 10.02.2025 tarihli olarak yapıldığını ve 11.02.2025 tarih ve ... sayı ile ilan edildiğini, bu hususun düzeltilmesi için dava dışı şirket tarafından ticaret sicil müdürlüğüne başvurulduğunu ancak olumsuz cevap alındığını ve bu hususu müvekkili tarafından 27.10.2025 tarihinde öğrenildiğini, bu durumda fiili devir tarihi olan 30.08.2024 yerine, sicilde 10.02.2025 tarihi görünmekte olduğunu, bu yanlışlık nedeniyle müvekkilin, gerçekte ortak olmadığı dönemde yapılan işlemlerden sorumlu tutulma riski doğduğunu, yine hisse devir tarihinde vergi dairesi yoklaması yapılmış olduğunu, bu durum bu yoklama ilede sabit hale geldiğini, davamızın kabulü ile ...Müdürlüğü nezdinde ... sicil numarası ile kayıtlı.... A.Ş.’ne ilişkin olarak, davacı müvekkilin hisselerini devrettiği tarihin fiili devir tarihi olan 30.08.2024 olarak düzeltilmesini, hatalı olarak tescil edilen 10.02.2025 tarihinin, 30.08.2024 olarak değiştirilmesini, düzeltme kararının ...Müdürlüğü’ne bildirilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı idareye tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: huzurdaki davanın, öncelikle müvekkili müdürlükçe verilmiş bir red kararının bulunmaması nedeniyle, aksi kabul edilmemekle birlikte müvekkili müdürlüğe husumet yöneltilemeyecek olmasından mütevellit pasif husumet yokluğundan, esastan reddine karar verilmesi gerektiğini, hisse devri sözleşmesinden kaynaklanan ve davalı şirketin veyahut da hisse devri sözleşmesine taraf olan dava dışı kişinin yerine getirmediği ya da geç yerine getirdiği yükümlülükler karşısında huzurdaki davada, müvekkili müdürlüğe husumet yöneltilemeyeceğini, davacı taraf "ilgili" sıfatını haiz olmadığından, huzurdaki davada aktif husumet ehliyeti bulunmaması nedeniyle de davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının aktif husumet ehliyeti bulunduğunu, konuyla ilgili olarak dava dışı şirkete verilen 25/03/2025 tarihli red kararı niteliğinde de olmayan cevabi yazı, dava dışı şirkete ... aracılığıyla ... gönderi numarasıyla gönderildiğini ve 29/03/2025 tarihinde dava dışı şirketin müseccel adresinde bulunmaması nedeniyle haber kağıdı bırakıldığını, buna karşılık davacı tarafın müvekkili müdürlüğün cevabi yazısının 27/10/2025 tarihinde öğrenildiği yönündeki kabulü mümkün olmayan iddiasının aksine ve bununla beraber huzurdaki dava ise sayın mahkemenin 05/11/2025 tarihli tensip zaptından anlaşıldığı üzere, 30/10/2025 tarihinde ikame edildiğini, buna göre de, huzurdaki ...müdürünün kararına itiraz davasında; TTK m. 34 kapsamında ...Müdürlüğünce verilen karara karşı, bu kararın tebliğinden itibaren 8 gün içinde itiraz edilmesi mümkün olduğunu huzurdaki davanın görülebilmesi için öncelikle 8 günlük dava açma süresine riayet edilip edilmediğinin resen değerlendirilmesi gerektiğini, işbu “ticaret sicil müdürünün kararına itiraz” davasının dayanağı olan ve ret kararı olduğu iddia edilen müvekkili müdürlüğün 25/03/2025 tarihli cevabi yazısı, dava dışı şirkete “...” barkod numarasıyla ... aracılığıyla 29/03/2025 tarihinde ulaştığını, buna karşılık huzurdaki dava, "ilgili sıfatını da haiz olmayan davacı tarafça" 30/10/2025 tarihinde ikame edildiğini, hâl böyleyken hak düşürücü süreden sonra ikame edilen huzurdaki davanın, bu bakımdan da usûlden reddine karar verilmesi gerektiğini, öncelikle usûlden, sayın mahkemeniz aksi kanaatte ise esastan davanın reddini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :

İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ... Dava, hukuki niteliği itibariyle, limited şirket hissesinin devri nedeniyle ortaklık sıfatının noterden yapılan hisse devir tarihi itibariyle sona erdiğinin tespiti ve bu tarihe göre tescilini sağlamaya yöneliktir. Bu yöndeki bir davanın devralana ve ilgili şirkete husumet yöneltilerek açılması gerekmektedir. Bu bağlamda, kendisine yapılan başvuru ve sunulan evraklara göre başvuru tarihi çerçevesinde tescil işlemi yapan ...Müdürlüğüne husumet yöneltilemeyeceği kanaati ile davanın pasif husumet yokluğu sebebi ile usulden reddine," karar verilmiştir.

Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının şirketi fiili devir tarihi olan 30.08.2024 yerine, şirketin sicile bildirdiği tarih 10.02.2025 olarak görünmesinin davacının hak kaybına sebebiyet verdiğini, pasif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesinin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının hatası olmayan geç bildirim nedeniyle davacının, gerçekte ortak olmadığı dönemde yapılan işlemlerden sorumlu tutulma riski doğduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 33. maddesi uyarınca, ticaret siciline yanlış veya eksik kaydedilen hususların düzeltilmesinin mahkeme kararıyla mümkün olduğunun hüküm altına alındığını, hisse devir tarihinde vergi dairesi yoklaması yapıldığını, bu durumun bu yoklama ilede sabit hale geldiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE :

Dava; dava dışı .... A.Ş'nin tek pay sahibi olan davacının tüm payını 30/08/2024 tarihli adi yazılı belge ile dava dışı ...a sattığı, ancak ...müdürlüğüne geç bildirilmiş olması nedeniyle 10/02/2025 olan hisse devir tarihinin 30/08/2024 olarak düzeltilmesi talebidir.

İlk derece mahkemesince davanın ...müdürlüğünün pasif husumeti bulunmadığından reddine karar verilmiştir.

İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, ticaret sicil müdürlüğünün pasif husumetinin bulunup bulunmadığı noktasındadır.

Davacı tek pay sahibi olduğu dava dışı .... A.Ş'nin tüm hisselerini yine dava dışı ...a 30/08/2024 tarihinde sattığını, hisselerin mülkiyet ve ortaklık haklarının bu tarihte devralana geçtiğini, devir işleminin ...Müdürlüğüne geç bildirilmesi nedeniyle tescil işleminin 10/02/2025 tarihli olarak yapıldığını ve 11/02/2025 tarihinde ilan edildiğini, durumun düzeltilmesi için dava dışı şirketçe başvuru yapıldığını olumsuz cevap verildiğini, bu hususun davacı tarafça 27/10/2025 tarihide öğrenildiğini iddia ederek hisse devir tarihinin 30/08/2024 olarak düzeltilmesini talep etmiştir.

Davalı taraf kendilerine yapılan başvuru gereği işlem yaptıklarını, pasif husumetlerinin bulunmadığını savunmuştur.

Hisse devri sonrası dava dışı şirketin 30/08/3024 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısı yapıldığı, 3. Madde ile şirketin yönetimine yeni ortağın 3 yıl süreyle seçilmesine, davacı ...'ın görev ve yetkilerinin sonlandırılmasına karar verildiği, 2024/2 sayılı yönetim kurulu kararı ile de ...un tek pay sahibi olduğu ve TTK 338 hükmünce Ticaret sicil müdürlüğünde tescil ve ilanına karar verildiği, üzerinde tarih taşımayan talep ile genel kurul kararının tescil ve ilanı için müdürlüğe başvurulduğu, ticaret sicil müdürlüğünün 10/11/2025 tarihli yazısında tescil tarihinin 10/02/2025 olarak bildirildiği, davacı tarafça da bildirimin geç yapıldığının beyan edildiği, tescil ve ilanın geç yapılmasında davalı müdürlüğün herhangi bir kusurunun bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Dava ehliyeti, kişinin bizzat bir davayı açabilme veya davada davalı olarak yer alabilme yetkisini ifade eder ve medeni hukuktaki fiil ehliyetinin usul hukukundaki karşılığıdır. Buna karşın husumet ise tarafın, dava konusu maddi hukuk ilişkisinin süjesi olup olmamasıyla ilgilidir. Taraf sıfatı (husumet), maddi hukuka göre belirlenen, bir sübjektif hakkı dava etme yetkisini ya da bir sübjektif hakkın davalı olarak talep edilebilme yetkisini gösteren bir kavramdır.

Dava şartı olan taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir. Davanın sonucunda verilecek karar kimin hakkını etkileyecekse husumetin o kişi ve kuruma yöneltilmesi gerekir.

Davacı, ortaklıktan ayrılma tarihinin tespiti için ...müdürlüğüne husumet yöneltmiştir.Dava dışı şirketçe işlemin düzeltilmesi için davalı sicil müdürlüğüne başvurulmuş, sicil müdürlüğünce davalı şirkete verilen cevabın red kararı niteliğinde olduğu, bu haliyle davalı şirketin pasif husumetinin bulunduğu anlaşılmış ise de; dava dışı şirketçe talep tarihi dikkate alındığında ticaret sicil müdürlüğüne tescil ve ilan tarihinin değiştirilme imkanı yoktur.

Dava dışı şirketçe düzeltme talep edildiği görülmekle bu davada dava dışı şirkete husumetin yöneltilmesinin gerekmediği, eldeki uyuşmazlıkta tescil ve ilan kurucu nitelikli olmayıp bildirici nitelikte olduğu, ilan içeriğinde hisse devrinin yapıldığı tarih belirtilmiş olmakla davanın reddine dair verilen karar sonuç itibari ile doğru bulunmuştur.

HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 10/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/529, K. 2026/1200, T. 10.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-529-e-2026-1200-k-bde3cfac7c0c