Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/39 E. 2026/79 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/39
- Karar No
- 2026/79
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 42. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 42. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/39 KARAR NO : 2026/79
TÜR K MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 26/03/2018 ESAS-KARAR NUMARASI : 2014/1318 E., 2018/193 K. DAVACI : ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ...
DAVALI : 1 - DAVALI : 2 - DAVALI : 3 -... DAVALI : 4 -... DAVALI : 5 -... DAVALI : 6 -... DAVALI : 7 -... ... DAVALI : 8 -... DAVALI : 9 -... ... DAVALI : 10 -... ... DAVALI : 11 -... ... DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 01/10/2026 YAZIM TARİHİ : 01/10/2026
Yukarıdaki karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352 madde uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili özetle: Müvekkili idare ile davalılar arasında imzalanan sözleşmeler ile ... Santrali'ndeki Santral sahasının genel temizlik işinin davalılara verildiği, davalıların işçilerinden ... 2000 tarihi ile 28.01.2011 tarihleri arasında davalı şirketlerde iş akdiyle çalıştığı, Bursa 3. İş Mahkemesinin kesinleşen kararının, ... vekili tarafından Bursa 6. İcra Müdürlüğünün 2012/3336 sayılı icra dosyası ile takibe koyduğu, müvekkili idarece toplam 27.211,89 TL Bursa 6. İcra Müdürlüğünün 2012/3336 sayılı icra dosyasına ödendiği, Bursa 3. İş Mahkemesinin kararında alacağın müvekkil idareden tahsiline karar verildiği ve ödenmeye esas olan işçinin de diğer davalıların işçisi olarak çalışmış olduğu ve davalılarla yapılan sözleşmede bu şirketlerin çalıştırdığı bütün işçilerin ücret ve her türlü alacaklarından kendilerinin sorumlu olacağı hükmü yazılı olduğundan müvekkilinin idarenin ödemiş olduğu miktarı rücuan davalılardan tahsili amacıyla dava açma zarureti doğduğundan 27.211,89 TL ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsilini, her türlü yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalılara yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ...A.Ş vekili özetle: Dava dışı işçinin açmış olduğu davadan yapılan yargılama sonucunda ödenen miktarın rücuen tahsili istenildiği, davanın esasına ilişkin öncelikle davanın açıldığı tarih itibariyle zamanaşımı definde bulunduklarını, davacı ile müvekkili arasında yapılan sözleşmeler incelendiğinde, işyeri devrinin söz konusu olmadığı, önceki ve sonraki işverenlerden bağımsız olarak sözleşme imzalandığı ve daha önemlisi çalıştırılan işçilerin kıdem tazminatları ile yıllık izinlerinin ödendiğine dair yazılı belge sunulmadıkça teminatların iade edilemeyeceğinin hüküm altına alındığını, ihtar tazminatı ile yıllık izin ücretinden son işverenin sorumlu olduğunu ve bu bağlamda müvekkilinden istemde bulunulamayacağını, davacının müvekkildeki çalışmasıyla ilgili olarak yıllık izin ücreti bordrosu düzenlendiğini, bu belgede davacının da imzası bulunduğunu, Davcının işten çıkışının verildiği tarihler ile yeniden işi alan şirketlerdeki işe girişlerinin peşi sıra olması ve bu durumda Davacının kıdem tazminatı hak edecek şekilde işten çıkartılmasından değil işçinin kendi isteğiyle işveren şirketten ayrılıp yeni bir şirkete girmesinin söz konusu olduğu önemle dikkate alınması gerektiğini, dava dışı işçinin açtığı davada ihbar şartı yerine getirilmeksizin yargılama giderleri ile icra giderlerinden davalıların sorumlu tutulamayacağını, sorumlulukların salt oranlamaya dayalı bulunup bulunmayacağını, işçinin işten çıkartılmasında haklı ve yasal gerekçelerin varlığının davalılara ispatına olanak verilmesi, temerrüt şartı gerçekleşmeksizin rücu istemine konu alacağa faiz işletilip işletilemeyeceğini, işçinin her bir işverenden ayrıldığı tarihteki ücretine göre hesaplanması zorunlu olduğunu, müvekkile ihbarda bulunulmaksızın yargılama ve icra giderleri ile vekalet ücretlerinin ve bunların faizlerinden sorumlu tutulması yasal olmadığını, yargılama giderleri ile icra giderlerinin sorumluluğunun da müteselsilen ve müştereken değil, hükmedilen ihbar ve kıdem tazminatları miktarlarından, her bir davalı için hesaplanan miktarlara oranlamasıyla bulunması gerektiğini, tüm bu nedenlerle öncelikle zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, haksız olarak açılan davanın reddini, yargılama giderleriyle vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı ...Şti vekilinin beyan dilekçesinde; davanın usul ve hukuka aykırı olması nedeniyle öncelikle sorumluluk süresi dikkate alınarak zamanışımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise hizmet alım sözleşmesinde aksin hüküm bulunması halinde sözleşme hükümlerinin BK nın 27. Maddesi gereğince emredici hükümlere aykırı yani kesin hükümsüz olması nedeniyle müvekkil şirket bakımından hem asıl hem de faiz yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince ".....Sözleşmeyi devreden şirketlerin yükümlülüklerinin 1475 sayılı İş Kanunun 14/f-II maddesinin uygulanacağı, zira 4857 sayılı İş Kanunun 6. Maddesinin 3. fıkrasında geçen devreden işverenin sorumluluğunun devirden önce doğmuş bulunan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlarla sınırlı olduğu, kıdem tazminatı alacağı devir anında muaccel hale gelmeyeceğinden, iki yıllık süre sınırlamasının kıdem tazminatı ile ilgisinin olmadığı, kıdem tazminatı ve yargılama giderleri ve diğer ödemelerden yüklenici firmaların dava dışı işçiyi çalıştırdıkları dönemler itibariyle sorumlu oldukları, işçinin yıllık ücretli izin alacağından, hizmet sözleşmesini en son devralan yüklenici başka deyişle ... ile en son sözleşme yapan yüklenici firmanın sorumlu olduğu anlaşılmış, buna göre sorumluluk miktarları belirlenerek...." karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: İlk derece mahkemesi kararının eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı olarak usul ve yasaya aykırı şekilde verildiğini ileri sürmüştür. Davalıların tacir sıfatıyla basiretli davranma yükümlülüğünde oldukları, ihale dokümanlarını inceleyerek sözleşme imzaladıkları, bu nedenle sözleşmede öngörülen yükümlülüklerin eksiksiz olarak uygulanması gerektiği belirtilmiştir. Dava dışı işçilerin işçilik alacaklarının davacı tarafından ödenmesinden davalıların sözleşme hükümleri uyarınca tamamen sorumlu olmaları gerektiği, buna rağmen davalıların yalnızca belirli bir miktardan sorumlu tutulmalarının hatalı olduğu ve kamu zararına yol açtığı ileri sürülmüştür. Ayrıca, davalı şirketlerden birinin ticaret sicilinden terkin edilmiş olması nedeniyle ihya işlemi için kendilerine süre verilmediği halde davanın husumet nedeniyle reddedilmesinin usulsüz olduğu belirtilmiştir. Bunun yanında, hüküm altına alınan miktarların açık ve net şekilde gösterilmeyerek oran üzerinden belirlenmesinin gerekçeli kararın açıklık ve anlaşılabilirlik ilkelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür. Bu nedenlerle, ilk derece mahkemesi kararının aleyhlerine olan kısmının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, davacı şirketin, dava dışı ...'a hükmen işçilik alacağı olarak icra dosyasında ödemek zorunda kalınan 27.211,89 TL nin, hizmet satım işinde yüklenici konumundaki davalı şirketlere rücu edip edemeyeceği, edecek ise hangi miktarda edeceği, davacı yararına davalılar aleyhine faize hükmedilip edilemeyeceği edilecek ise türü ve faiz başlangıcına ilişkindir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden HMK 353/1.b.1 madde gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-)Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 madde gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-)Harçlar Yasası gereğince alınması gereken 732 TL istinaf harcından peşin alınan 59,30 TL'nın mahsubu ile bakiye 672,70 TL'nın davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 3-)Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine, 4-) HMK 359/4 madde gereğince kararın taraflara resen tebliğine; tebliğ, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK 361 madde gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi.01/10/2026
Başkan ...
Üye ...
Üye ...
Katip ...