Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/356 E. 2026/1010 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/356
Karar No
2026/1010
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

45. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/356

KARAR NO: 2026/1010

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 05/01/2026

NUMARASI: 2026/10 Esas - 2026/2 Karar

DAVANIN KONUSU: Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h))

KARAR TARİHİ: 08/07/2026

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi ;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA:

Davacılar vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin ödeme güçlüğüne düştüğünden bahisle, İİK 285 ve TTK 286 maddeleri hükümleri gereği müvekkili hakkında alacaklarıyla konkordato akdetmesini sağlamak amacı ile konkordato mühleti verilmesini ve konkordatonun tasdikini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, "...İşbu davacıların şirketlerdeki payları dışında herhangi ticari bir malvarlığı veya gerçek şahıs adına ayrı bir ticari işletmesinin bulunmadığı, konkordato projesine de herhangi bir malvarlığı değeri ile katkı sağlamadıkları, bu bakımdan kefil oldukları şirketlerin konkordato projelerinin başarıya ulaşmasına katkı sağlamalarının mümkün olmadığı, bu durumun konkordato kurumunun amacıyla bağdaşmadığı " gerekçesiyle gerçek kişi davacıların konkordato isteminin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacılar vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; yerel mahkemece tesis edilen red kararı, müvekkil gerçek kişilerin borçlarının kaynağını, mahiyetini ve grup şirketleri ile olan organik bağını tamamen göz ardı ettiğini, müvekkillerin şahsi borç yükü, bağımsız bir ticari faaliyetten değil; bizzat konkordato sürecindeki şirketlerin finansmanı için verilen müteselsil kefaletlerden doğduğunu, dolayısıyla şirketlerin iyileşme projesinden bağımsız bir şahsi konkordato projesi düşünülmesi eşyanın tabiatına aykırı olduğunu, mahkemenin, müvekkillerin gelir kaynaklarının ve malvarlığı değerlerinin şirketlerin hayatiyetine bağlı olduğu gerçeğini ve komiser heyeti raporlarında da teyit edildiği üzere süreç boyunca sergilenen dürüst ve şeffaf tutumu dikkate almadan karar vermiş olması, konkordato kurumunun 'borçluyu yaşatma ve alacaklıyı koruma' amacına hizmet etmediğini, dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgelerle sabit olduğu üzere; müvekkiller hakkında kesin mühlet kararı verilmemesi halinde, şahsi malvarlıklarına yönelik başlayacak olan ferdi takipler, şirketlerin yönetim ve karar alma süreçlerini felce uğratacak ve nihayetinde tüm konkordato projesinin başarısız olmasına sebebiyet vereceğini, alacaklıların iflas senaryosuna kıyasla çok daha yüksek bir tahsilat imkanına kavuşacağı, şahıslar ile şirketler arasındaki ekonomik bütünlüğün korunmasının zorunlu olduğu ve yasal şartların tamamının oluştuğu açıkça ortada olduğunu, bu itibarla, hukuki dayanaktan yoksun, eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye dayalı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak müvekkiller hakkında kesin mühlet kararı verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE

Dava, İİK.nun 285 ve devamı maddelerince açılan konkordato talebine ilişkindir.

Dosya kapsamına göre borçlu şirketler ile birlikte şirket ortakları ..., ... ve ...konkordato talebinde bulunmuş, mahkemece şirket ortağı gerçek şahıslar yönünden tefrik kararı verildikten sonra borçlu gerçek kişilerin şirketlerdeki payları dışında herhangi ticari bir malvarlığı veya gerçek şahıs adına ayrı bir ticari işletmesinin bulunmadığı, konkordato projesine de herhangi bir malvarlığı değeri ile katkı sağlamadıkları, bu bakımdan kefil oldukları şirketlerin konkordato projelerinin başarıya ulaşmasına katkı sağlamalarının mümkün olmadığı, bu durumun konkordato kurumunun amacıyla bağdaşmadığı gerekçesiyle konkordato taleplerin reddine karar verilmiş, karara yörelik davacı gerçek kişiler istinaf talebinde bulunmuştur.

Komiser Heyetinin 26/12/2025 tarihinde 5 aylık geçici mühlet dönemine ilişkin sunmuş olduğu raporda özetle; "...Borçlu gerçek kişilerden ..., ... ve Besim Karahan'ın şirketlerdeki payları dışında herhangi ticari bir malvarlığı veya gerçek şahıs adına ayrı bir ticari işletmesinin bulunmadığı, konkordato projesine de herhangi bir malvarlığı değeri ile katkı sağlamadıkları, bu sebeple salt kefaletten kaynaklı olarak kendisine yöneltilecek haciz tehditlerinden korunma amacına matuf olduğundan kesin mühlet taleplerinin yerinde olmadığı " yönünde görüş bildirmiştir.

İİK 287. Maddesinde borçlunun iyileşmesi ve konkordatonun tasdiki ihtimalinin “konkordatonun başarı şansı “kavramı altında ifade edildiğine yer verilmiştir. Başarı olasılığı kavramından anlaşılan husus, konkordato projesinin gerçekleşme şansına sahip görülmesidir. Bu sonuca, borçlunun durumu, malvarlığı gelirleri ve taahhütlerini yerine getirmesine engel olan nedenler gözetilerek, objektif verilere göre konkordato başarı olasılığı yargıç tarafından belirlenecektir. (Konkordato ve Yeniden Yapılanma Hukuku -Av.Sümer Altay, sayfa 112, 1. Cilt).İsv.İİK'da da konkordato mühletinin amaçlarından biri olarak açıkça," borçlunun iyileşmesi "kavramına yer verildiği, buna göre, geçici mühletin, açıkça iyileşme ümidi görülmüyorsa, yani konkordatonun tasdikine gerek kalmaksızın iyileşme yahut konkordato ihtimali yoksa kaldırılacağı ifade edilmiştir.

Ancak burada iyileşmeden söz edebilmesi için bilançosal bir iyileşme yeterli olmayıp başarılı bir iyileşme için yapısal (gerçek) bir iyileşmenin varlığı aranmalıdır. Bu sebeple konkordato talebi, sadece zaman kazanmaya yönelik bir talep olmayıp sürekli ve kalıcı bir iyileşme olasılığını konkordato projesi yardımıyla inanılır kılmalıdır. Bu nedenle ön proje sadece dilek ve temenniler içeren soyut bir belge olarak anlaşılmamalı, mahkeme tarafından kesin mühlet verilebilmesi için ön projenin nasıl başarılı olacağı açıklanmalıdır. ( Selçuk Öztek / Ali Cem Budak, Müjgan Tunç Yücel, Serdar Kale, Bilgehan Yeşilova, Yeni konkordato Hukuku, 2. Baskı, Ankara 2019 s. 187 )

İİK'nın 286/1-a maddesinde " borçlunun talebiyle birlikte borçlarını hangi oranda veya vadede ödeyeceğini, bu kapsamda, alacaklıların alacaklarından hangi oranda vazgeçmiş olacaklarını, ödemelerin yapılması için borçlunun mevcut mallarını satıp satmayacağını, borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve alacaklılara ödemelerini yapabilmesi için gerekli mali kaynağın sermaye artırımı veya kredi temini yoluyla yahut başka yöntem kullanılarak sağlanacağını gösteren ön proje ibraz etmesi" gerektiği ifade edilmiştir.

Bu şekilde borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve alacaklılara ödemelerini yapabilmesi için mali kaynağın nasıl sağlanacağı net bir şekilde açıklanmalı ki projenin başarıya ulaşıp ulaşmayacağı ve kayıtlarla uygun olup olmadığı değerlendirebilmelidir. Dolayısıyla 286/1- a bendinde, borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve ödemelerini yapabilmesi ifadesi ile konkordatonun amacının da bir anlamda ifade bulduğunun kabülü doğru olacaktır.

Mali kaynağın nasıl temin edileceği kapsamında, Selçuk Öztek / Ali Cem Budak, Müjgan Tunç Yücel, Serdar Kale, Bilgehan Yeşilova, Yeni konkordato Hukuku, 2. Baskı, Ankara 2019 s. 184-185 de ifade edildiği gibi "ortakların yeni sermaye getirmeleri, kişisel malvarlıklarını paraya çevirerek şirkete getirmeleri, sermaye artırımı yaparak yeni ortak almaları, işletmenin bir bankadan kredi bulması ilk akla gelenlerdir." Bu nedenle ön proje, maddenin 1. fıkranın a bendinde sözü edilen bütün unsurları içermelidir.

Belirtilen yasal düzenlemeler ve açıklamalar doğrultusunda somut olayı değerlendirildiğinde, tüzel kişi ve kefillerinin konkordato taleplerini aynı dilekçede birleştirilmesi mümkün olmakla birlikte, konkordatonun tasdiki için gerekli koşulların her bir borçlunun şahsında gerçekleşmesi gerekir (Yargıtay 19 HD'nin 2006/7121 Esas, 2006/10981 Karar sayılı kararı). Ancak davacı gerçek şahıslar, birlikte konkordato talep eden şirketin borçlarına kefil olunması nedeniyle konkordatoya başvurulmuş olup müstakil bir konkordato projeleri bulunmadığı, kendine özgü hiçbir konkordato tedbiri ve hedefi içermediği, tamamen borçlu şirketin ön projesi üzerine temellendirildiği, şirketin ticari başarısına bağlandığı, şirket tarafından borçlar ödendiği takdirde ve ödendiği sürece kendilerinin de borçtan kurtulmalarının öngörüldüğü, bu nedenle alacaklılara sunulan bir proje bulunmadığı görülmektedir.

Sırf alacaklıların icra takibine maruz kalmamak için konkordato talep edilmesi de müessesenin amacına uygun düşmeyecektir. Buna göre ilk derece mahkemesince davacı gerçek kişiler yönünden geçici mühletin kaldırılarak konkordato talebinin reddine dair verilen karar yerindedir.

Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına göre ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu ulaşılan maddi olay ve hukuki değerlendirme usul ve yasaya uygun olup kamu düzenine aykırı herhangi bir husus tespit edilmediği ve davacılar vekilinin istinaf dilekçesinde yer verdiği itirazların yerinde olmadığı anlaşılmakla HMK 353/1.b.1 bendi uyarınca davacılar vekilinin istinaf başvusunun esastan reddine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1.Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince davacılar tarafından ayrı ayrı yatırılan istinaf başvuru harcının hazineye gelir kaydına, ayrı ayrı yatırılan 732,00 TL istinaf karar harçlarının mahsubuna, yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

3-İstinaf yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına,

4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 293/2.maddesi uyarınca kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.08/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/356, K. 2026/1010, T. 08.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-356-e-2026-1010-k-fa801eb61913