Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/350 E. 2026/2005 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/350
- Karar No
- 2026/2005
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO:2026/350
KARAR NO:2026/2005
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ:(Kapatılan) İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ:16/10/2025
NUMARASI:2025/195 Esas - 2025/788 Karar
DAVA:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kay.Zarar Nedeniyle)
KARAR TARİHİ:30/09/2026
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 11.06.2018 tarihinde, saat 00:52 civarında, davacı sigorta şirketinin sigortalısı Nevşehir ...'un .... Şti.'ne ait, ...yönetimindeki ve emniyet şeridinde durma halindeki ...plakalı otobüse, sürücü ... tarafından kullanılan ... plakalı tır ile çarpması nedeniyle otobüsün hasara uğradığını, otobüs sürücüsü ...ve bir yolcunun kazada vefat ettiğini, davalı ... A.Ş.'nin ... plakalı aracın ... sigortacısı olduğunu, kaza sonucunda davacı sigortalısına araç pert bedeli olarak 660.000 TL ödendiğini, aracın sovtajını ise 325.888,00 TL bedelle sattığını, kalan bakiye 334.112,00 TL zararı için İstanbul Anadolu 5. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile davalı şirket hakkında ilamsız takip başlatıldığını ancak davalının takibe itiraz etmesi nedeniyle takibin durduğunu belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydı ile ... poliçesi kapsamında ödemekle mükellef olduğu 36.000 TL'nin tahsili amacı ile (takibin 36.000 TL'si için) hasar ödeme tarihi olan 25.07.2018 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili tarafından süresinden sonra verilen cevap dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin meydana gelen zarardan sorumluluğunun ancak sigortalının kusuru kadar olduğunu, kusur durumunun ve aracın pert sayılıp sayılmayacağının tespitinin gerektiğini, tespit edilen bedellerin fahiş olduğunu, davacı tarafından tespit edilen hasar bedelinin tamamının müvekkilden tahsili amacıyla icra takibi başlatılmasının haksız ve kötü niyetli olduğundan itiraz edilerek takip durdurulduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kabulüne, 2004 sayılı İİK'nın 67/I Maddesi gereğince davalı-borçlunun İstanbul Anadolu 5. İcra Dairesinin ... sayılı takip dosyasında 36.000,00 TL asıl alacak ve 6.577,64 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 42.577,64 TL kısmına yönelik yapmış olduğu itirazın iptali ile icra takibinin (davalı sigorta şirketinin ise araç başına maddi 36.000,00 TL olan poliçe teminat limitiyle sınırlı/sorumlu tutulması kaydıyla) 36.000,00 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %19,50 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle devamına" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece karar gerekçesinde savunmalarının reddi gerekçeleri belirtilmiş fakat Mahkemece davanın kabulünün gerekçesi hiçbir şekilde açıklanmamış, içeriği dahi yazılmayan bilirkişi kurulu raporuna atıf ile yetinilmiş olduğundan kararın gerekçe taşımadığını, bilirkişi raporunda bahsettiği gibi Yalova Ağır Ceza Mahkemesi ve Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi'ne sunulan bilirkişi raporunda da ihtimalli değerlendirmeler yapılıp kusur oranlarında çelişkiler mevcut olup, çelişkilerin giderilmesi için itirazlar doğrultusunda İTÜ Bilirkişi Heyetinden rapor alınması gerektiğini, davacının talep ettiği maddi hasar bedelinin fahiş olduğunu, bilirkişi raporunda söz konusu aracın modeli, yılı, önceki hasarları değerlendirilmeden aracın orijinal parça ile onarımı yapılacağı belirtilerek hesaplama yapılması hatalı olduğunu, bilirkişinin iskonto uygulamadan yaptığı hesabında hatalı olduğunu, KDV hariç hesaplama dikkate alınması gerektiğini, internet üzerinden yapılan rayiç değer tespiti hukuka aykırı olup haksız fiile dayanan tazminat talebi olduğundan olayda ticari bir unsur söz konusu olmadığından hükmedilecek faiz ticari temerrüt değil yasal faiz olması gerektiğini, davacıların kaza tarihinden faiz yürütülmesi talebinin reddi aksi halde temerrüt tarihinin dava tarihi olarak kabul edilmesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, ölümlü, yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle sigorta şirketi tarafından ödenen hasar bedelinin istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Mahkemece hükme esas alınan kusur bilirkişi raporuna göre;... plakalı araç sürücüsü ...in davaya konu kazaya karışmasında arıza yapan aracına onarmak amacıyla nizami olarak aracını sağ taraftaki bankete/emniyet şeridine ve sağ şeridin bir kısmına çekerek nizami olarak durması ve park lambalarını yakarak ve aracın gerisine reflektör koyarak, tedbirleri alması nedeniyle, ... plakalı TIR’ın arkadan çarpması hususunda alabileceği bir tedbir olamayacağı, bu nedenle kusursuz olduğu, ... plakalı araç sürücüsü ... KTK ve KTY'nin ilgili maddelerinde belirtilen kuralları ihlal etmiş, dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranmış, gireceği şeridi kontrol etmemiş, önünde arıza nedeniyle emniyet şeridine ve sağ şeridin bir kısmında nizami ve kurallara uygun durma yapan ve gerekli durma tedbirlerini alan aracı fark etmeyerek ... plakalı araca arkadan çarpmıştır. Sürücü ...’ın meydana gelen kazada asli ve % 100 oranında kusurlu olduğu, davacı sigorta şirketine sigortalı aracın kusursuz, davalı şirkete sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu tespit edilerek hesaplama yapıldığı görülmüştür. Kazaya ilişkin tutulan kaza tespit tutanağında ise; "Bu kazanın oluşumunda sürücü ...2918 sayılı KTK’nın 59. maddesi (Yerleşim birimleri dışındaki kara yolunda zorunlu haller dışında taşıt yolu üzerinde duraklamak veya park etmek yasaktır). Zorunlu haller halinde gerekli önlemleri almadan duraklamak maddelerini ihlal ettiği, diğer sürücü ...’nın meydana gelen kazada herhangi bir kural hatası olmadığı tespit edilmiştir. Bu halde mahkemece hükme esas alınan kusur raporunda davacıya sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğu tespit edildiğinden kaza tespit tutanağı ile kusur raporu arasında çelişki oluştuğu halde çelişki giderilmeden eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamıştır.O halde mahkemece yapılması gereken, ceza soruşturma dosyası da istenerek ATK Trafik Kürsüsü, İTÜ Karayolları Kürsüsü veya Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti gibi kurumlardan seçilecek uzman bilirkişi kurulundan kusur raporları arasındaki çelişkiyi giderilecek şekilde kazanın oluşumunda kusur dağılımını belirleyen gerekçeli kusur raporu alınarak, sonucuna göre usuli kazanılmış haklarda gözetilerek karar verilmesi olmalıdır.Kabule göre, rücu alacaklısı olan davacı sigorta şirketinin sigortalısına ödeme yaptığı tarih itibariyle rücu borçlusu olan davalı temerrüde düşmüş olup, faiz başlangıç tarihinin ödeme tarihi olarak kabul edilmesi doğru olduğundan, davalı vekilinin faizin başlangıç tarihine yine kasko sigortalı araç otobüs, ... sigortalı ... plakalı araç ise çekici olup her iki aracında da trafik kaydında kullanım amacının ticari olarak açıklanmış olmasına ve dava dilekçesinde avans faizi talep edilmesine göre avans faize hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır." gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.Davalı vekili mahkemenin ilk kararına karşı istinafında belirttiği faiz türü ve başlangıcına ilişkin Dairemiz kararında istinaf itirazının reddine karar verildiği yine mahkemece yeniden hesap raporu alınmadan aynı miktara hükmedilmiş olmasına göre, davalı vekili hesap raporuna ilk kararda istinaf talep etmediğinden davacı lehine oluşan usulü kazanılmış hak gereğince bu yöndeki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.İlk Derece Mahkemesince;Dairemiz kararı doğrultusunda alınan İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesi kusur raporunda; "...otobüsün arızası ile ilgili geriden gelen araç sürücülerini uyarıcı mahiyette yol üzerine reflektör konulmamış olduğunun anlaşıldığı, ancak olay sırasında kazaya karışan otobüsün dörtlü ikaz ışıklarının faal olup olmadığı hususunda tüm beyanlar ve dosya kapsamı dikkate alındığında kesin bir kanaate varılamamış olup, takdiri yargı makamına bırakılarak aşağıdaki şekilde alternatifli kusur dağılımı yapılmıştır. 1.durum: Kaza anında, otobüsün dörtlü ikaz ışıklarının yandığının kabulünde; A)-Sürücü ...’nın %100 oranında kusurlu olduğu B)-Müteveffa sürücü ...in kusursuz olduğu, 2.durum: Kaza anında, otobüsün dörtlü ikaz ışıklarının yanmadığının kabulünde; A)-Sürücü ...’nın %20 oranında kusurlu olduğu, B)-Müteveffa sürücü ...in %80 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiş olup, mahkemece, tüm dosya kapsamı ile tanık beyanları ve bir arada değerlendirildiğinde olayın heyet raporlarının 1.durum olarak açıkladıkları şekilde gerçekleştiği yani kaza sırasında otobüsün dörtlü ikaz ışıklarının yandığı ve davalıya sigortalı araç sürücüsü ...'nın %100 kusurlu olduğu" bildirilmiştir. Kazayı gören tanık beyanlarına göre kaza anında otobüsün dörtlü ikaz ışıklarının yandığının beyan edilmesi karşısında, kazanın İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesince hazırlanan kusur raporunda açılanan 1.duruma göre gerçekleştiği anlaşıldığından İlk Derece Mahkemesince bu doğrultuda sürücü ...’nın %100 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek yapılan hesaplamaya göre belirlenen tazminat üzerinden davanın kabulüne karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.Bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 4.248,78 TL harçtan peşin alınan 1.063,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.185,78 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,
4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,
5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.30/09/2026