Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/176 E. 2026/1595 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/176
- Karar No
- 2026/1595
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2026/176 Esas
KARAR NO : 2026/1595
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: (KAPATILAN)BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 23/10/2025
NUMARASI : 2024/776 E. - 2025/1157 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/10/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
Tarafların İddia ve Savunmaları:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil... ’in babası ve Müvekkil ...’nun eşi, Davalı ...'nun babası ...'nun 22.01.2022 tarihinde vefat ettiğini, Murisin 2002 yılı Aralık ayında, Müvekkil ... ile davalıyı da ortak ederek, "... Ltd. Şti."yi kurduğunu, Muris ...'nun vefatından önce tüm taşınır ve taşınmaz mal varlıklarını muvazaalı bir şekilde Davalı üzerine devretmiş, bu işlemle birlikte ileride doğabilecek muvazaa iddialarını bertaraf etmek amacıyla, müvekkil ...'yi mirasından çıkarması için 2019 yılında bir vasiyetname düzenlemeye ikna edildiğini, davalının Bakırköy 10. İcra Dairesi, ... E. sayılı dosyasıyla Müvekkil ... ve Müvekkil ... aleyhine, Muris adına düzenlendiği iddia edilen, düzenleme tarihi 02.03.2016, ödeme günü 01.09.2021 olan 400.000,00-USD bedelli kıymetli evrakla kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibine geçildiğini, davalının tüm malvarlığının sebebi murisin karşılıksız kazandırmaları olup murisin hiçbir zaman davalıya borçlu olmadığını, muris ile davalı arasındaki borç ilişkisi açıkça hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, dava konusu kambiyo senedi gerçek bir borç tanıması içermeyen sonradan meydana getirilen bir senet olduğunu beyanla Bakırköy 10. İcra Dairesi, ... Esas numaralı dosyadan başlatılan takibin iptaline, davalı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesin karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Borçlu muris ..., dava konusu 02.03.2016 keşide ve 01.09.2021 ödeme tarihli, 400.000,00 USD bedelli bono borcunu ödemeden 22.01.2022 tarihinde vefat ettiğini, geriye mirasçı olarak ... ve...'in kaldığını, veraset ilamına göre mirasçıların murisin tüm borçlarından payları oranında sorumlu olduklarını, borçlu mirasçıların mirası reddetmediklerini, somut olayda borcun dayanağı bononun kanunen aranan şartlara sahip olduğunu, kaldı ki, bono unsurlarını taşıyacak şekilde doldurulmuş bir kağıt parçası dahi bono hükmünde olup, kambiyo senedi vasfını taşımadığını, bu nedenle bononun dış görünüşü ile ilgili matbu bir şekil şartı aranmadığını beyanla davanın reddine, %20'den aşağı olmamak üzere tazminatın davacılardan alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı ile; Davanın REDDİNE, Davalının kötü niyet tazminatı talebinin şartların oluşmaması sebebiyle REDDİNE," karar verilmiştir
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:
Davacılar vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; muris ...'nun 22.01.2022 tarihinde vefat ettiğini, davalı ... tarafından Bakırköy 10. İcra Dairesi, ... E. sayılı dosyasıyla muris adına düzenlendiği iddia edilen 02.03.2016 tanzim ve 01.09.2021 vade tarihli 400.000,00-USD bedelli senede dayanarak kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibine geçildiğini, dava konusu senedin hileli yollarla sonradan oluşturulduğunu ve gerçek bir borca dayanmadığını, ilk derece mahkemesince eksik ve hatalı uzman raporuna dayanılarak hüküm kurulduğunu, belgenin ink jet yazıcıyla basıldığının Polis Kriminoloji Laboratuvarı raporuyla sabit olduğunu, uzman raporunun somut olaya uygulanamayacağını ve bilimsel geçerlilikten yoksun bulunduğunu, imzanın üzerinde toner serpintilerinin yer almasının senedin sonradan boş alanlara özel konumlandırma yapılarak oluşturulduğunu açıkça ortaya koyduğunu, muris ile davalı arasındaki borç ilişkisinin ve 8 yıl sonra icra takibine konulmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, taraflar arasında 31.01.2025 tarihinde sulh protokolü akdedildiğini ve bu protokolün imzalarının duruşmada ikrar edildiğini belirterek Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/776 E. 2025/1157 K. sayılı kararının kaldırılmasını, takibin iptalini, davalılar aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç:
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
Davacılar vekili; davacı...’in babası ve davacı ...’nun eşi olan ...’nun 22.01.2022 tarihinde vefat ettiğini, murisin 2002 yılı Aralık ayında ... ve oğlu ...’nu ortak ederek ... Ltd. Şti.’yi kurduğunu, vefatından önce mal varlığını muvazaalı biçimde ...’na devrettiğini, davalı tarafından muris adına düzenlendiği ileri sürülen 02.03.2016 düzenleme tarihli, 01.09.2021 vadeli ve 400.000,00 USD bedelli bonoya dayanılarak Bakırköy 10. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında davacılar aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatıldığını, murisin davalıya borçlu olmadığını ve bononun gerçek bir borç ilişkisine dayanmaksızın sonradan oluşturulduğunu belirterek borçlu olmadıklarının tespitine, takibin iptaline ve davalı aleyhine tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; murisin 02.03.2016 düzenleme ve 01.09.2021 ödeme tarihli, 400.000,00 USD bedelli bonodan kaynaklanan borcunu ödemeden 22.01.2022 tarihinde vefat ettiğini, davacıların murisin mirasçıları olduklarını ve mirası reddetmediklerinden borçtan miras payları oranında sorumlu bulunduklarını, bononun kanunda öngörülen unsurları taşıdığını ve kambiyo senedi niteliğinde olduğunu beyanla davanın reddine ve davacılar aleyhine tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
Yargılama sırasında davalı ...’nun 29.01.2025 tarihinde vefat etmesi üzerine yasal mirasçıları davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlanmıştır.
Mahkemece; davacıların borçlu olmadıklarını yazılı ve kesin delillerle kanıtlayamadıkları gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Karara karşı davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bakırköy 10. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında, 02.03.2016 düzenleme tarihli, 01.09.2021 vadeli ve 400.000,00 USD bedelli bonoya dayanılarak 16.04.2024 tarihinde davacılar aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatılmış, takip talebinde 510.770,28 USD asıl alacağın faizi ile tahsili talep olunmuştur. Takip dayanağı bonoda düzenleyenin muris ..., lehtar ve takip alacaklısının davalılar murisi ... olduğu görülmektedir.
Davacılar tarafından sunulan 02.08.2024 tarihli mütalaada, senet yüzeyinde ve imzanın üzerinde toner serpintileri bulunduğu bunun belgenin boş imzalı kâğıdın sonradan doldurulması suretiyle oluşturulduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2024/84963 Soruşturma sayılı dosyasında Polis Kriminal Laboratuvarınca düzenlenen raporda belgenin inkjet yazıcıyla basıldığı tespit edilmiş soruşturma, şüpheli ...’nun vefatı nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla sonuçlanmıştır.
14.08.2025 tarihli bilirkişi heyet raporunda; bono üzerindeki imzanın ıslak imza olduğu ve fulajının bulunduğu, fulajlarda yassılaşma görülmediği, imzayı oluşturan kalem hatlarının içinde toner partikülleri bulunduğu, senet kâğıdında herhangi bir müdahale bulgusuna rastlanmadığı imzanın ofis aletleri ve bilgisayar ekipmanı kullanılarak taşınması veya boş imzalı kâğıdın üst kısmının sonradan doldurulması suretiyle senedin oluşturulmadığının kuvvetle muhtemel olduğu bildirilmiştir.
Öncelikle uyuşmazlığın çözümü bakımından 31.01.2025 tarihli sulh protokolünün değerlendirilmesi gerekmiştir.
31.01.2025 tarihli Sulh Protokolü başlıklı belge tetkik edildiğinde ; davacılar... ve ... ile davalı ...’nun mirasçıları ... arasında düzenlendiği, Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/776 Esas ve Bakırköy 13. İcra Hukuk Mahkemesinin 2024/417 Esas sayılı dosyaları yönünden davalıların davaların kabulüne bütün sonuçlarıyla muvafakat ettikleri ve tarafların bu davaların sulh yoluyla kapatılması için gerekli işlemleri yapacakları, ... mirasçılarının, Bakırköy 10. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında... ve ... aleyhine başlatılan icra takibinden feragat ettikleri ve takip dosyasının kapatılması için icra dairesine gerekli bildirimin yapılacağı kabul edilmiş, son hükümler kısmında, taraflar arasındaki bütün uyuşmazlıkların protokol ile kesin olarak çözüldüğü, ilgili mahkemeler ve icra dairesi nezdinde gerekli işlemlerin yapılacağı ve protokolün 31.01.2025 tarihinden itibaren hüküm doğurarak taraflar açısından bağlayıcı olduğunun düzenlendiği görülmektedir.
Sulh, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri bir uyuşmazlığı karşılıklı iradeleriyle sona erdirmelerine ilişkin bir sözleşmedir. HMK’nin 313 ve devamı maddelerinde düzenlenen mahkeme içi sulh, görülmekte olan bir davada mahkeme huzurunda yapılmakta ve HMK’nin 154. maddesi uyarınca tarafların sulha ilişkin beyanları duruşma tutanağına geçirilip ilgililere okunarak imzalanmaktadır. Buna karşılık, tarafların mahkeme dışında düzenledikleri sulh protokolü, mahkeme içi sulhun sonuçlarını kendiliğinden doğurmasa da maddi hukuk hükümlerine tabi bir sözleşme niteliğindedir. Bu nedenle mahkeme dışında düzenlenen protokolün duruşmada taraflarca onaylanmamış olması, sözleşmenin doğrudan geçersiz sayılması sonucunu doğurmaz.
Somut olayda 31.01.2025 tarihli sulh protokolü mahkeme dışında düzenlenmiş olup tarafların imzaları inkar edilmemiştir. Protokolde, Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/776 Esas ve Bakırköy 13. İcra Hukuk Mahkemesinin 2024/417 Esas sayılı davalarının kabulüne muvafakat edildiği, Bakırköy 10. İcra Dairesinin ... Esas sayılı takibinden feragat edildiği, taraflar arasındaki uyuşmazlıkların kesin olarak çözüldüğü ve protokolün taraflar açısından bağlayıcı olduğu kararlaştırılmış olup, içeriği itibariyle maddi hukuk anlamında bir sözleşme niteliğinde olduğu anlaşılmıştır.
HMK’nin 315/2. maddesinde sulhun irade bozukluğu veya aşırı yararlanma hallerinde iptalinin istenebileceği düzenlenmiştir. Sulh protokolünün hile nedeniyle geçersiz olduğu aynı davada ileri sürüldüğünde, protokolün geçerliliği uyuşmazlığın sonucunu doğrudan etkilediğinden mahkemece ön sorun olarak TBK'nın irade bozukluğuna ilişkin hükümleri kapsamında incelenerek iddianın kanıtlanıp kanıtlanamadığına göre belgenin bağlayıcı olup olmayacağı değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekmektedir. Mahkemece sulhün iptali gerektiği iddiası yönünden delillerin ibrazı istenmiş bu kapsamda bildirilen tanık dinlenmiş ve 22.05.2025 tarihli duruşma ara kararı ile "Davalıların mahkeme dışı sulhu kabul etmedikleri dikkate alınarak Yargılamanın düzenleme tarihi 02.03.2016, ödeme günü 01.09.2021 olan 400.000,00-USD bedelli bonodan dolayı davacıların borçlu olup olmadığı, menfi tespit talebinde haklı olup olmadığı hususlarında devam edilerek sürdürülmesine," şeklinde karar verilerek yargılamaya devam olunmuş ise de, bu ara karardaki gerekçeye göre sulh sözleşmesi davalıların bunu kabul etmemesi olarak gösterilmiş olup sulh sözleşmesinin irade fesadına dayalı iptali gerektiği iddiası bakımından gerekçesi gösterilerek söz konusu ön sorun hakkında bir karar verilmediği anlaşılmıştır. Protokolün düzenlenmesinde irade fesadı bulunmadığı sonucuna varılırsa velayet altındaki küçükler bakımından kayyım tayinin gerekip gerekmediği üzerinde durulmalıdır.
Diğer yandan , protokolün geçersizliği sonucuna varılması durumunda ise ; davacıların muvazaa iddiaları yönünden mahkemece hiç bir inceleme ve değerlendirme yapılmadığı görülmektedir. Oysa ki, dava dilekçesinde muris ...'nun vefatından önce tüm taşınır ve taşınmaz mal varlıklarını muvazaalı bir şekilde davalıya devrettiği, ileride doğabilecek muvazaa iddialarını bertaraf etmek amacıyla, davacı ...'yi mirasından çıkardığı, takip konusu muris adına düzenlendiği iddia edilen, bononun gerçek borç tanıması içermediği, davalının tüm malvarlığının murisin karşılıksız kazandırmalarından oluştuğu, murisin hiçbir zaman davalıya borçlu olmadığı ileri sürülmüş olup bu; senedin mirasçılardan mal kaçırma amacıyla muvazaalı olarak düzenlendiği iddiasıdır. Davacılar kendilerinin mirastan mahrum bırakılması amacıyla bononun verildiğini ve takibe konulduğunu, bononun gerçek bir alacak borç ilişkisine dayanmadığını ileri sürerek menfi tespit davası açmış olduklarından murisin hakkına dayalı olarak değil kendi haklarına dayalı olarak açtıkları bu davada muvazaa iddialarını tanık dahil her türlü delil ile ispatlama hakkına sahiptirler. Bu durumda muvazaa iddiasında ispat yükünün davacılar üzerinde olduğu gözetilerek davacıların bu konudaki delilleri toplanarak senedin muvazaalı olarak düzenlenip düzenlenmediği konusunda inceleme ve değerlendirme yapılmadan sadece imza aidiyetine dayalı gerekçeyle karar verilmesi isabetli olmamıştır.
YargıtayHGK2018/(19)11-1013 , 2021/105 sayılı kararıve aynı yönde Yargıtay 11. HD , 2022/4795-2024/2030 sayılı kararı; "Dava, davacının murisinin keşidecisi olduğu icra takibine konu bonodan dolayı davalı lehtara borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davacının, keşidecinin mirasından mahrum bırakılmaya yönelik muvazaalı olarak senedin tanzim edildiği yönündeki iddiası senedin tarafı olmayan mirasçı yönünden her türlü delille ispatlanabilir."
Kabule göre de, dosyaya sunulan raporlar ve mütalaa arasında çelişki bulunduğu, hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunda kesin kanaat belirtilmediği, bu durumda yeni bir heyetten, önceki raporlar arasındaki çelişkileri karşılayan ve denetime elverişli rapor alınarak sonuca gidilmesi gerekirken kesin kanaat içermeyen rapora itibarla karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, kararın eksik inceleme ve hatalı gerekçeye dayalı olduğu kanaatine varıldığından davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK’nin 353/1-a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın belirtilen hususlarda değerlendirme yapılarak yeniden karar verilmek üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davacılar vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;
2- (KAPATILAN)BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 23/10/2025 tarih, 2024/776 E. 2025/1157 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4- İstinaf yasa yoluna başvuran davacılar tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,
5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 15/10/2026