Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1574 E. 2026/1529 K. – menfaat dengesini

Konu: menfaat dengesini yanlış değerlendirdiğini, davacı, istirdat

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1574
Karar No
2026/1529
Karar Tarihi
Konu
menfaat dengesini yanlış değerlendirdiğini, davacı, istirdat

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/1574

KARAR NO : 2026/1529

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 02/07/2026 (Ara Karar)

NUMARASI : 2026/1537 (Derdest)

TALEP: Menfi Tespit

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

İhtiyati tedbire itiraz eden vekili itiraz dilekçesinde özetle; Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 394. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca daha önce sunulan ihtiyati tedbire itiraz dilekçesindeki beyanlar ve cevap dilekçesindeki delillerin birlikte değerlendirilerek, İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu ara/ek kararı veren ilk derece Mahkemesi tarafından ihtiyati hacze itiraz hakkında yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda, "İİK'nun 72/3. maddesine göre; ''İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir.''şeklinde düzenlenmiştir. Mahkememizce verilen tedbir kararının tarafların menfaat dengesine uygun olduğu, yaklaşık ispat koşulunun somut olayda gerçekleştiği anlaşılmakla; ihtiyati tedbir kararına yönelik itirazın reddine,..." karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yaklaşık ispat koşulunun sağlanmadığını, ihtiyati tedbir şartları oluşmadığını, davacının kendi eylemleri ile iddiaları arasındaki çelişki ihtiyati tedbir kararının hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafından sunulan noter onaylı ret şerhli faturalar, yalnızca faturaların reddedildiğini gösterdiğini, oysa davalı şirket, sevk irsaliyeleri, lojistik faturaları ve ödeme dekontu ile malların fiilen teslim edildiğini kanıtladığını, davacının, malların teslim edilmediğine dair herhangi bir delil sunamadığını, bu durumda, ispat yükü davacıya geçmiş olup, davacının yaklaşık ispat koşulunu sağlayamadığını, ilk derece mahkemesinin, HMK m. 390/3 uyarınca davacının yaklaşık ispat koşulunu sağlayamadığını göz ardı ederek karar verdiğini, dosyada mevcut sevk irsaliyeleri, lojistik faturaları ve ödeme dekontu, malların fiilen teslim edildiğini kanıtlamakta olup, davacı yalnızca faturaların reddedildiğini gösteren belgeler sunduğunu, yaklaşık ispat koşulunun, iddianın kuvvetle muhtemel olmasını gerektirirken, dosyadaki delillerin davalı şirketin haklılığını ortaya koymakta olduğunu, ilk derece mahkemesinin, HMK m. 389 uyarınca ihtiyati tedbir şartlarının oluşmadığını değerlendirmediğini, davacının, ödemeyi kendi iradesiyle yapmış olup, telafisi güç bir zarar iddiasında bulunamadığını, aksine, davalı şirket için 1.489.917,75 TL'nin bloke edilmesi telafisi güç zarar doğurduğunu, İlk derece mahkemesinin taraflar arasındaki menfaat dengesini yanlış değerlendirdiğini, davacı, istirdat davası açma hakkına sahip olup, bu hakkın kullanılmasının ihtiyati tedbir gerektirmeyeceğini, davalı şirketin ise, ticari faaliyetlerini sürdürebilmek için bu paraya acilen ihtiyaç duyduğunu, İlk derece mahkemesinin, davacının kendi eylemleri ile iddiaları arasındaki çelişkiyi değerlendirmediğini, davacının davalı aleyhine başlattığı 2.641.795,10 TL'lik icra takibi, taraflar arasında ticari ilişki olduğunu ve davacının müvekkilden alacaklı olduğunu iddia ettiğini gösterdiğini, bu durum, davacının "borçlu olmadığı" iddiasıyla açıkça çeliştiğini, İlk derece mahkemesinin paranın icra veznesinde olup olmadığını araştırmadan tedbir kararı verdiğini, İİK m. 72/3 kapsamındaki tedbir, ancak icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesi için verilebileceğini, paranın icra veznesinde olup olmadığı veya alacaklıya gönderilip gönderilmediğinin araştırılmadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen ihtiyati tedbir kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE: Dava, İİK'nın 72. maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit ve istirdat davasında, ihtiyati tedbire yapılan itirazın reddi ara kararına ilişkindir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında davalı vekilince ihtiyati tedbire yöneltilen itirazın reddine karar verilmiş, bu ara karara karşı, davalı vekilince yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.

İİK'nın 72. maddesinde menfi tespit davalarıyla ilgili ihtiyati tedbir düzenlemesi mevcut olup, anılan hükmün HMK'nın 389 vd. maddeleriyle birlikte uygulanması gerekir. HMK'nın 389/1.maddesi '' Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir... '' hükmünü, 390/3 maddesi "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' hükmünü, 391/1.maddesi ise ''Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir" hükmünü içermektedir.

Somut olayda, davalının dava konusu Bakırköy 10. İcra Dairesi ...E. Sayılı dosyasına konu alacağının faturaya dayalı olduğu, HMK'nın 389 ve devamı maddelerindeki şartların gerçekleştiği, ihtiyati tedbir için HMK'nın 390/3 maddesinde aranan yaklaşık ispat koşulunun sağlandığı görülerek, Mahkemece davalı vekilinin itirazının reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesince verilen istinafa konu ara karar usul ve yasaya uygun olup, davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.

KARAR; Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, ihtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,

2-İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili tarafından yatırılması gereken 732,00 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline Hazineye gelir kaydına,

3-İhtiyati tedbire itiraz eden davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,

5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;

HMK'nın 353/1.b.1.maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.

KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.f maddesi gereğince karar kesindir.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1574, K. 2026/1529, T. 02.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1574-e-2026-1529-k-4047ab6acebf