Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/153 E. 2026/1577 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/153
- Karar No
- 2026/1577
- Karar Tarihi
T.C. ADANA BAM 17. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/153 - 2026/1577 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/153 KARAR NO : 2026/1577
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/10/2025 NUMARASI : 2024/272 Esas 2025/815 Karar
DAVACILAR : 1- VEKİLİ : Av. DAVALI : ... ELEKTRİK DAĞITIM ANONİM ŞİRKETİ VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 17/09/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/09/2026
.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 16/10/2025 tarih ve 2024/272 Esas - 2025/815 Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş ve mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla; HMK'nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: DAVA: DAVACILAR VEKİLİ DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: Müvekkili ... İnşaat Taah Gıda San ve Tic Ltd Şti ile ... Belediyesi arasında 07.06.2023 tarihinde kapalı spor salonu yapım işine ilişkin sözleşme imzalandığını, sözleşmenin 9. maddesi uyarınca 14.06.2023 tarihinde yer teslimi yapılmasına rağmen ruhsatın 02.10.2023 tarihinde alınabilmesi nedeniyle işe ancak bu tarihte fiilen başlanabildiğini, şantiye elektriği işlemleri için görevlendirilen ... Elektrik ve Mühendislik firmasının abonelik işlemlerini ... Belediyesi adına başlattığını bildirdiğini, ancak aboneliğin alınamadığının sonradan anlaşıldığını, kurum tarafından 227.335,34 TL tutarında kaçak elektrik borcu tahakkuk ettirildiğini, diğer müvekkili ...'ün şahsi olarak konuyla bir bağlantısının bulunmadığını ve taraf sıfatının olmadığını, 02.10.2023 tarihinden itibaren tüketilen 2334,138 KW elektriğin şantiye şartlarında normal olduğunu ve kaçak kullanımın söz konusu olmadığını, şantiyede yüksek tüketimli cihaz bulunmadığını, elektrik kesintisi nedeniyle inşaatın durduğunu ve 9 Mayıs tarihine kadar bitirilmesi gereken işin aksayarak telafisi imkansız zararlar doğuracağını, 05.02.2024 tarihli dilekçelerine cevap verilmeden .... Genel İcra Dairesi'nin 2024/ 14115 E. sayılı dosyası ile 235.928,61 TL tutarında ilamsız icra takibi başlatıldığını, 25.01.2024 tarihli kaçak elektrik tüketim tespit tutanağına dayalı bu takibe 18.03.2024 tarihinde itiraz edilerek takibin durdurulduğunu, davalı şirket tarafından 16.04.2024 tarihinde yeni bir kaçak tutanağı düzenlenerek 8195 TL tutarında borç çıkarıldığını, Adana Arabuluculuk Bürosu'nun ... ve ... numaralı dosyası ile 24.4.2024 tarihinde anlaşamama ile sonuçlanan arabuluculuk sürecinin tamamlandığını, tüm bu nedenlerle icra dosyasına konu borçtan dolayı borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini, ayrıca HMK 389 ve devamı maddeleri uyarınca inşaatın süresinde bitirilebilmesi ve kamu zararının önlenmesi adına şantiye elektriğinin tedbiren açılmasına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: DAVALI VEKİLİ CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: Elektrik aboneliğinin ... Belediyesi adına alınacağının belirtilmesine rağmen başvuru yapılmadığını ve aboneliğin alınmadığını, fiili kullanımın davacılar tarafından gerçekleştirildiğinin dava dilekçesinde ikrar edildiğini, bu nedenle borcun kaynağı olan elektrik tüketiminden davacıların sorumlu olduğunu, ekli tutanak ve fotoğraflar uyarınca davacıların Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin 42. maddesinin c bendi gereğince sayaçlara müdahale ederek mevzuata aykırı kaçak elektrik tükettiğini, kaçak elektrik tespit tutanağının aksi ispat edilmedikçe geçerli resmi belge niteliğinde olduğunu, davalı kurumun EPDK tebliğleri ve Türk Borçlar Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca sözleşme serbestisi çerçevesinde hizmet verdiğini, borcun ödenmemesi halinde enerji naklini sona erdirme hakkının bulunduğunu, davacıların sözleşmeye aykırı şekilde elektrik kullanmaya devam etmesi nedeniyle enerjinin haklı olarak kesildiğini, kaçak elektrik kullanan kişiye karşı yapılan kesinti işleminin hukuka uygun olduğunu, Elektrik Tarifeler Yönetmeliği'nin 45/b maddesi hükmü gereğince abone olmasa dahi elektriği fiilen kullanan kişinin tüketim bedelinden sorumlu tutulduğunu, davacıların beyanlarının kendi içinde çeliştiğini, sadece aydınlatma ve soba için kullanıldığı iddia edilen elektriğin inşaatı durdurmasının mümkün olmadığını, davacıların kötü niyetli olarak borçtan kurtulmayı amaçladığını, kaçak kullanımın sabit olduğunu belirterek haksız ve hukuka aykırı davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece".... Dava, kaçak tutanağı nedeniyle borçlu olmadığının tespitine yönelik menfi tespit davasıdır. Davacı şirketin fiili kullanıcı olduğu noktasında ihtilaf bulunmamaktadır. Davacılar elektrik abonelik başvurusunun ... Belediyesi tarafından yapıldığını, sorumluluğun onlarda olduğunu ileri sürmelerine rağmen, belediye müzekkere cevabı aksi yöndedir. Mahkememizce deliller toplanıp bilirkişi raporu alınmıştır. Bilirkişi raporu, belediye cevap yazısı, kolluk tutanağı, ticaret sicil müdürlüğü cevap yazısı, vergi dairesi cevap yazısı, ... ve davalı şirket kayıtları birlikte değerlendirildiğinden, tafsilatı bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, yönetmelik hükümlerine göre (42.(1) a.md.); tesisatta perakende satış sözleşmesi imzalanmadan ve yasal şeklde mühür altına alınmamış sayaç ile elektrik kullanımı yapıldığından dolayı 4013073150 tesisat numaralı şantiyede kaçak olarak elektrik kullanımı yapıldığı kanaatine varılmıştır. Davacı ... dava dilekçesinde "Takip borçlusu gösterilen müvekkillerden ...'ün ise konu ile bir bağlantısı bulunmamaktadır. Adreste sadece ... Ltd Şti'nin aldığı ihale nedeni ile şirket adına abonelik talebi vardır. ... Belediyesi teslim işini ... Ltd Şti'ne yapmıştır. Sözleşme de ... Ltd Şti iledir. ... 'e taraf sıfatı olmaması ve konu ile doğrudan şahsı ilgili olmamasına rağmen kaçak borcu tahakkuk ettirilmiştir." şeklinde beyanda bulunmuştur. ... Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün ticaret sicil kayıtları incelendiğinde kaçak elektriğin kullanıldığı belirtilen ... İnşaat Taahhüt Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nde davacı ...'ün tutanak tarihi itibariyle şirketin tek ortağı ve yöneticisi olduğu anlaşılmaktadır. "4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un 49. maddesi hükmüne göre tüzel kişiler, kanuna ve kuruluş belgelerine göre gerekli organlara sahip olmakla, fiil ehliyetini kazanırlar. Aynı kanunun 50. maddesi hükmüne göre de organları, hukukî işlemleri ve diğer bütün fiilleriyle tüzel kişiyi borç altına sokarlar ve organlar, kusurlarından dolayı ayrıca kişisel olarak sorumludurlar. Bu hukuksal olguların sonucu olarak tüzel kişinin organı niteliğindeki yöneticilerin, tüzel kişi adına ve yararına işledikleri haksız fiillerden dolayı zarar gören üçüncü kişilere karşı tüzel kişi ile birlikte Borçlar Kanununun 41 ve Türk Medeni Kanunu'nun 50/3. maddesi hükmüne göre haksız fiil faili olarak sorumlu tutulmaları gerekir. Bu halde tüzel kişinin ve organlarının sorumluluğun türünün Borçlar Kanununun 51. maddesi hükmünde düzenlenen zincirleme (müteselsil) sorumluluk olacağı kuşkusuzdur. 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un 50.maddesi hükmünde tüzel kişinin iradesinin, organları aracılığıyla açıklanacağı, organların hukuki işlemleri ve diğer bütün fiilleriyle tüzel kişiyi borç altına sokacakları, organların kusurlarından dolayı ayrıca kişisel olarak da sorumlu oldukları açıklanmıştır. Buna göre kaçak elektrik kullanımından kaynaklanan zarardan dava dışı şirketin yönetici ortağı olan davalının da şirketle birlikte ve şirket gibi müteselsil sorumluluğu bulunmaktadır. (Bu yöndeki Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2014/4571 Esas, 2014/11695 Karar nolu 11/09/2014 tarihli kararı) Yine Türk Ticaret Kanunu'nun 553. Maddesinin 1. fıkrasında; "Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini (Ek ibare: 26/06/2012-6335 S.K./28.md.) kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar." hükmü de bulunmaktadır." (Yargıtay 5.HD, 21/09/2021 T, 2019/1462 E, 2021/1703 K) Bu itibarla, davacı ...'in kaçak kullanımdan sorumlu olmadığı yönündeki beyanı isabetli değildir. Faiz: Faturanın son ödeme tarihi 13/02/2024'tür. Fatura bedeli 227.335,34 TL olup, 13/02/2024-11/03/2024 tarihi arasında avans faizi (yıllık %44,25) işletildiğinde, takip öncesi işlemiş faiz 7.441,34 TL ve 1.488,268 TL KDV üzerinde takip başlatılabilecekken, davalı tarafından 227.335,34 TL asıl alacak, 7.161,06 TL faiz ve 1.432,21 TL KDV olarak daha düşük bir miktar istendiğinden, ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Taraflar tacir olduğundan 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizi Hakkında Kanun'un 2. maddesi uyarınca davalı talep ettiği alacağı yönünden avans faizi isteyebilir. Davalı "YILLIK (%42,00) oranında ve değişen oranlarda işleyecek Sabit Oranlı Faizi" talep ettiğinden, sonraki dönemlerde avans faizindeki değişiklikler gözetilerek %42 oranını geçmemek koşuluyla değişen oranlarda avans faizi yürütülmesi biçiminde hüküm kurulmuştur. (Yargıtay 19.HD, 11/10/2017 T, 2017/1818 E, 2017/6815 K) Menfi tespit davasının asıl alacak, takip öncesi işlemiş faiz ve kdv kalemleri yönünden reddine, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %42,00 oranını aşmamak üzere değişen oranlarda avans faizi yürütülmesine, ...." karar verilmiştir. DAVACILAR VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: 16.10.2025 tarihli mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 50. maddesi ve Türk Ticaret Kanunu'nun 553. maddesi uyarınca müvekkili ...'ün tüzel kişi ortağı sıfatıyla kaçak elektrik kullanımından sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, ... ili, ... ilçesi, 149 ada, 94 parseldeki kapalı spor salonu yapım işinin ... İnşaat Taah Gıda San ve Tic Ltd Şti'ne ihale edildiğini, ... Belediyesi ile 07.06.2023 tarihinde sözleşme imzalandığını, 14.06.2023 tarihinde yer teslimi yapılmasına rağmen ruhsatın 02.10.2023 tarihinde alınabilmesi nedeniyle işe fiilen bu tarihte başlanabildiğini, şantiye elektriği işlemlerinin ... Belediyesi tarafından görevlendirilen ... Elektrik ve Mühendislik firması tarafından yürütüldüğünü, abonelik işlemlerinin belediye adına yapıldığının bildirilmesine rağmen aboneliğin alınamadığının sonradan öğrenildiğini, bu noktada sorumluluğun ilgili firmada olduğunu, müvekkili ...'ün şahsi olarak olayla bir bağlantısının bulunmadığını ve taraf sıfatının olmadığını, 02.10.2023 tarihinden borcun tahakkuk ettiği tarihe kadar olan 2334,138 KW tüketimin şantiye şartlarında normal olduğunu, şantiyede sadece aydınlatma ve elektrikli soba kullanıldığını, kaçak elektrik kullanımının mümkün olmadığını, kullanım bedelini ödemeye hazır olduklarını, mahkemenin faiz hesaplamasına ilişkin gerekçesinin de hatalı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, kaçak elektrik kullanımından kaynaklanan borçtan borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. İnceleme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece iddia / savunma ile dosya kapsamında yer alan belge ve deliller ışığında, "Menfi tespit davasının asıl alacak, takip öncesi işlemiş faiz ve kdv kalemleri yönünden reddine, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %42,00 oranını aşmamak üzere değişen oranlarda avans faizi yürütülmesine" karar verildiği, davacı vekilinin süresi içinde İstinaf kanun yoluna müracaat ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması isteminde bulunduğu anlaşılmıştır. Özel hukuk tüzel kişisi olan davalı şirkette hizmet akdiyle çalışan görevliler tarafından düzenlenen kaçak tespit tutanaklarının 6100 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrasında sayılan belgelerden olmadığı tartışmasızdır. Eş söyleyişle, kaçak elektrik tutanağı, aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden değildir. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2021/4894 Esas ve 2021/10580 Karar; 2022/8164 Esas ve 2023/954 Karar sayılı ilamları da aynı yöndedir.). Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 25.03.2024 Tarih, 2024/83 Esas ve 2024/1218 Karar sayılı ilamında gerekçeleri belirtilmek suretiyle kaçak elektrik tutanaklarının aksi sabit oluncaya dek geçerli belgelerden olmadığı, kaçak elektrik enerjisi tüketiminin tespit edilmesinde, ilgili tüzel kişinin tespitini doğru bulgu ve belgelere dayandırması ve tüketici haklarının ihlal edilmemesinin esas olduğu, ispat yükünün kaçak elektrik kullandığı yönündeki tespite dayanarak davaya konu bedeli talep eden şirkete ait olduğu, kaçak elektrik kullanımının çeşitli yöntemlerle yapılabilmesi nedeniyle tespit işlemleri için farklı usuller ve buna bağlı olarak yapılacak çeşitli işlemler öngörüldüğünden her uyuşmazlıkta somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Dosya kapsamı, taraflar arasındaki ihale sözleşmesi ve ... Belediyesinden celbedilen bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu aboneliğin ... Belediyesi tarafından yaptırılacağına ilişkin davacılarca ileri sürülen iddianın aksine, belediye tarafından abonelik işleminin kendilerince yapılacağına dair bir kayıt ve taahhüt sunulmadığı, taraflar arasındaki ihale sözleşmesinde de aboneliğin belediye tarafından gerçekleştirileceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle, elektrik aboneliğinin tesis edilmemiş olmasının davalıya yüklenebilecek bir sebepten kaynaklandığı kanıtlanamadığından, 26.01.2024 tarihli kaçak elektrik tespit tutanağı nedeniyle davacıların sorumluluğunun bulunmadığının tespiti isteminin yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Davacı ... yönünden ise, dava konusu kullanımın kaçak elektrik kullanımından kaynaklanan haksız fiilden doğduğu, şirketin haksız fiilinden ortağı olması hasebiyle sorumlu olduğu anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince verilen kararda usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığından davacıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir Mahkemece, hukuki nitelendirmenin, davadaki ileri sürülüş ve dosya kapsamına uygun olarak belirlendiği, taraflarca ileri sürülen delillerin toplanarak usulüne uygun olarak değerlendirildiği, delillerin değerlendirilmesinin dosya kapsamına uygun bulunduğu, taraflarca ileri sürülen iddia ve savunmaların tartışılarak gerekçeli kararın oluşturulduğu, ihtilafa uygulanması gereken yasal mevzuatın doğru olarak tespit edildiği, mahkemenin karar gerekçesiyle hüküm fıkrasının birbiriyle uyumlu olduğu ve mahkeme hükmünün yasal unsurları taşıdığı, istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan incelemede; ilk derece mahkemesi kararının ûsul ve esas bakımından hukuka uygun bulunduğu anlaşılmakla, ilk derece mahkemesi kararına karşı davacılar vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nin 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken istinaf karar harcı olan 732,00 TL İstinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 1.347,40 TL harcın mahsubu ile fazla alınan 615,40 TL harcın talep halinde davacılara iadesine, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf kanun yoluna başvuranlar üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, 5-Kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesinden sonra HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilgililerine iadesine, 6-Temyizi kabil olmayan bu kararın, 6100 sayılı Kanunun 359/4. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi tarafından tebliğe çıkartılıp harç tahsil işlemlerinin yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Kanunun 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 17/09/2026
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır