Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1234 E. 2026/1550 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1234
- Karar No
- 2026/1550
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1234
KARAR NO: 2026/1550
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 11/02/2026
NUMARASI: 2024/718 2026/132
DAVANIN KONUSU: Ticari Şirket (Kar Ve Zarar Dağıtma Kararına İtiraza İlişkin)
Taraflar arasındaki kar payı ve hisse değerine denk gelen alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; "Müteveffa ...'nun (...) (Kısaca Volodymyr Hudko), (Bundan sonra "Müteveffa" olarak anılacaktır.) ...numaralı "..." gemisinin (Bundan sonra "Gemi" olarak anılacaktır.) maliki ve donatanı olan ... şitketinin ortağı olup vahim bir hadise sonucu Ukrayna-Rusya savaşında hayatını kaybettiğini, yaşanan hadise akabinde müteveffanın oğlu ve tek miras temsilcisi olan müvekkili Sergiy ...'nun (Bundan sonra "Müvekkil" olarak anılacaktır.) 2022 yılından beri gemiyle ilgili davalılardan haber alamadığını, geminin yaptığı seferler veya şirkete ilişkin müvekkiline hiçbir bilgi verilmeyerek müvekkilinin mülkiyet hakkının engellendiğini, müteveffanın ilgili geminin ortağı olduğunun gemi sicil sertifikası, hisse sertifikası, yetki belgesi, ölüm belgesi, mahkeme kararı ile sabit olduğunu, söz konusu geminin iki yılı aşkın süredir müvekkili ortaktan kaçırılması, gemiye, kazancına ve seferlerine ilişkin bilgi verilmemesi müvekkilinin anayasa ile korunan mülkiyet hakkına halel getirdiğini, geminin işletilmesi, seferleri ve kazancı ile ilgili işlerle 2 numaralı davalının ilgilendiğini, ancak müvekkilinin babası vefat ettiğinden beri davalı yanın müvekkili ile iletişimi kestiğini ve hatta müvekkilini iletişim araçlarından engellediğini, dolayısıyla, müvekkilinin alacaklarının güvencesiz kalmaması adına İstanbul 17 Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/90 D. İş numarası altında "..." gemisinin ihtiyaten haczine karar verilerek.... İcra Müdürlüğü ... Esas numaralı dosyasından geminin seferden men edildiğini, davalılarca herhangi bir teminat yatırılmadığı için geminin hala Tuzla demirleme sahasında bulunduğunu, dava konusu uyuşmazlığın hem müvekkilinin gemi üzerindeki mülkiyet hakkının engellenmesinden dolayı “Geminin mülkiyeti veya zilyetliğine ilişkin” hem de geminin ortak malikleri arasında çıkan, geminin isletilmesine ya da gemiden sağlanan hasılata ilişkin uyuşmazlık olduğunu ve Türk Ticaret Kanunu'nun 1352/1-t ve u bentleri uyarınca deniz alacağı olduğunu, dolayısıyla müvekkilinin alacağı TTK'nun 1353 devamı maddeleri uyarınca geminin ihtiyaten haczetme hakkı vermekte olup halihazırda Mahkemece ihtiyati haciz kararı verildiğini, müvekkilinin geminin işletilmesinden doğan kar payı, işletme hasılatından da mahrum kaldığı alacağının deniz alacağı olduğunu, İstanbul 3. İcra Dairesi ... Esas numaralı dosyası kapsamında başlatılan icra takibine davalılar tarafından yapılan haksız itirazın iptali ile takibin devamına, alacağa 22.11.2022 tarihinden itibaren kamu bankalarınca yabancı para alacaklarına uygulanan en yüksek mevduat faizi işletilmesine ayrıca kötü niyetli olarak yapılan itiraz nedeniyle Davalılar aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesine" talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, savunmasında özetle; dava dilekçesinin usulsüz tebliğ edildiğini, davalı asile tebligat yapılamadığını, müvekkili şirkete izafeten tebliğ çıkarılan ... Şti ile müvekili şirketin hukuki hiçbir bağının bulunmadığını, tebligatın müvekkili şirkete yapılamadığını, dava dilekçesinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 119.maddesinde sayılan unsurları içermediğini, davacının tek başına davayı açmaya ehliyeti olmadığını, davacının tek mirasçı olmayıp müteveffa ...'nun bir eşi ve iki başka çocuğunun bulunduğunu, İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/90 D. İş dosyasında diğer tüm mirasçıların Doğu Karayipler Sent Vinsent Grenadinler Mahkemesinde verdikleri yeminli ifadelerin mevcut olduğunu, mirasçıların ifadelerinden bahse konu geminin mülkiyeti ve gelirleri ile ilgili bir uyuşmazlıklarının bulunmadığını, dava dilekçesindeki taleplerinin olmadığını, dosyada herhangi bir veraset ilamının bulunmadığını, Sergiy ...'nun tek başına davanın tarafı olmasının mümkün olmadığını, mirasçılar arasında elbirliğiyle mülkiyet kurulup terekeye ait tüm haklar üzerinde birlikte hareket etme zorunluluklarının bulunduğunu, davacının davayı açmakla ilgili aktif husumetinin bulunmadığını, davacı taraf ... (...) murisi ... ... müvekkili aleyhine haksız ve hukuka aykırı olarak.... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlattığını, taraflarınca takibe itiraz edildiğini, müvekkili şirketin "..." isimli geminin maliki ve donatanı olduğunu, diğer müvekkili ... ‘un ise şirketin %50 hissesinin sahibi olduğunu, geminin mülkiyetinin bir tüzel kişilik olan müvekkilli şirket ... Şirketine ait olduğunu, bu konuda taraflararasında bir ihtilaf bulunmadığını, davacı yanın açmış olduğu İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen ihtiyati haciz kararının itiraz neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14.Hukuk Dairesi 2024/374 esas dosyası ile kaldırıldığını, ortak maliklik sözkonusu olmadığını, geminin tek malikinin ... olduğunu, şirketteki pay sahipliğinin geminin pay sahipliği anlamına gelmediğini, şirket ortaklığının sözkonusu olduğunu, gemi bedeli ve navlun kar payına işletilen faizin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu belirterek fazlaya dair yasal hak ve alacaklar saklı kalmak kaydıyla dava dilekçesi Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine uygun hazırlanmadığından ve davacı tarafın tek başına taraf ehliyeti bulunmadığından usulden reddine, davacıların iddiasının haksız ve hukuka aykırı olduğu tespit edildiğinden davanın reddine, davacının başlatmış olduğu icra takibinin haksız ve kötü niyetli olduğu sabitlik kazanmış olup alacak miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; " dava konusu şirketin yabancı olduğu, davacının talebinin şirketin işlettiği gemiden elde edilen kar payının yarısının ve geminin satış bedelinin tespit edilerek bunun da yarısının tahsili istemli icra takibine itirazın iptalini talep etmektedir. Davacının kar payı ve geminin değerinden hisse istediği davalıların biri şirket ortağı, diğeri ise gemi işletme acentesi olduğu anlaşılmaktadır. Davacını talebi TTK'nın 553. Maddesinde düzenlenmiş sorumluluk nedenine dayanmamaktadır.
Her ne kadar davacı bir nevi tasfiye payı talep etmekte ise de, öncelikle mahkememizin yargı hakkı olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bilindiği üzere Türk Hukukuna göre, bir şirketin tasfiyesi, genel kurul kararının iptali, kar payı ödenmesi gibi taleplerin, şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesine sunulması gerekmektedir. Davacının, şirket ortağı olan murisinin terekesi adına talepte bulunmaya diğer mirasçılardan muvafakat almış ise de, talep içeriği salt tereke alacağına ilişkin olmayıp, terekeye intikal eden şirket paylarından kaynaklı bir taleptir. Bunun için de şirketin bulunduğu ülke hukukuna göre başvuru yapması ve alacağı bir kesin hükmün tenfizini mahkememizden isteyebilir. Mahkememizce yabancı bir ülkenin mahkemelerinin yargı hakkına giren bir konuda karar vererek, şirketin fesih ve tasfiyesine, tasfiye payının tespiti ve tahsiline karar verilmesi beklenemez.
Yargı hakkı 6100 sayılı HMK'da 114/1-a maddesinde düzenlenmiş olup, bu husus dava şartı ve kamu düzenine ilişkin olup, bu şartın eksikliği halinde dava görülemez. Eldeki somut uyuşmazlıkta da dava şartı olan yargı hakkı yokluğu söz konusudur" -Davacının davasının, yargı hakkı olan dava şartı yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE,gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Yargılamanın iki yılı aşkın süredir devam etmesine rağmen beşinci celsede yetkisizlik kararı verilmesinin usul ekonomisi ve yerleşik uygulamaya açıkça aykırılık teşkil ettiğini, dava konusu uyuşmazlığın, müvekkilin murisi Volodymyr Hudko’nun %50 paydaşı olduğu .... Şirketinin mal varlığı olan geminin işletmesinden doğan hasılatın (navlun/kar payı) ve geminin mülkiyet payına isabet eden bedelin tahsili talebine ilişkin olduğunu, Türk Ticaret Kanunu'nun 1352. Maddesi, hangi taleplerin "deniz alacağı" sayılacağını belirlediğini, Maddenin (t) bendinin "Geminin mülkiyeti veya zilyetliğine ilişkin her türlü uyuşmazlık" hükmünü, (u) bendinin ise "Geminin ortak malikleri arasında çıkan, geminin işletilmesine ya da gemiden sağlanan hasılata ilişkin her türlü uyuşmazlık" hükmünü amir olduğunu, müvekkilinin, murisinden intikal eden haklar uyarınca geminin %50 hisse değerini ve bu geminin seferlerinden elde edilen ancak kendisinden haksızca gizlenen hasılatı talep ettiğini, bu talebin, doğrudan geminin işletilmesine ve mülkiyet haklarının kullanımına yönelik bir ihtilaf olduğunu, doktrinde de kabul edildiği üzere, geminin işletilmesinden doğan kar payı ve mülkiyet payına ilişkin taleplerin, şirketler hukukunun genel prensiplerinden ziyade deniz ticaret hukukunun özel koruması altında olduğunu, geminin dava ve takip süresince Tuzla/İstanbul liman sahasında demirli bulunduğunu, geminin fiziki varlığının ve mülkiyet uyuşmazlığının merkezinin Türkiye olmasının, Türk mahkemelerinin yargı hakkını tartışmasız hale getirdiğini, Mahkemenin "yabancı bir ülkenin mahkemelerinin yargı hakkına giren bir konuda karar veremeyiz" şeklindeki gerekçesinin Türk Mahkemelerinin egemenlik haklarını ve deniz ticaretindeki münhasır yetkilerini zedelediğini, MÖHUK madde 40 uyarınca "Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini, iç hukukun yer itibariyle yetki kuralları tayin eder" hükmünü haiz olduğunu, buna göre, somut olayda iç hukuk kuralları uyarınca herhangi bir yer mahkemesi yetkili kılınmışsa, o mahkemenin aynı zamanda milletlerarası düzeyde de yargı yetkisine sahip kabul edildiğini, davalılar tarafından yargılamanın hiçbir aşamasında Türk mahkemelerinin yetkisine yönelik usulüne uygun bir yetki itirazı bulunmadığını, geminin fiilen Türkiye’de bulunmasının, uyuşmazlığın merkezini Türkiye’ye taşıdığını ve MÖHUK m. 40 atfıyla Türk mahkemelerini yetkili kıldığını, Türkiye'nin de taraf olduğu ve iç hukukumuza temel teşkil eden 1999 Tarihli Gemi İhtiyati Haczine İlişkin Milletlerarası Sözleşme (Arrest Konvansiyonu) hükümlerinin uyuşmazlığın çözümünde birincil dayanak olduğunu, konvansiyonun 7. maddesi ile güvence altına alınan “Forum Arresti” (haciz yeri mahkemesinin yetkisi) ilkesi uyarınca; bir geminin ihtiyati haczine karar veren veya haczin uygulandığı yer mahkemesinin, taraflar aksini kararlaştırmadıkça uyuşmazlığın esası hakkında da yargı yetkisine sahip olduğunu, TTK m. 1350 uyarınca; "bir geminin ihtiyaten veya icraen haczi, cebri icra yoluyla satışı ve mülkiyetinin intikali de dahil olmak üzere, bu satışın sonuçları ve cebri icraya ilişkin bütün işlem ve tasarrufların geminin bu işlem ve tasarrufların yapıldığı sırada bulunduğu ülke hukukuna tabidir''.Saint Vincent ve Grenadinler Yüksek Mahkemesi'nin 07.08.2024 tarihli ara kararında "Davalı ... ve Davalı Viktor Yehupov'un 22 kasım 2022 tarihinde vefat eden Müvekkil Sergiy ...'nun babasının hisselerinin korunmasına, anılı davalıların ... şirketinin varlıklarından herhangi birinin elden çıkarılmamasına, satılmamasına ve değerinin düşürülmemesine ilişkin karar verilmiştir." hükmünün tesis edildiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, davacının murisinin ortağı olduğu şirkete ait geminin %50 hisse değeri ve kar payının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 04.04.2024 tarihli 2024/374 E. 2024/580 K. Sayılı kararıyla; ''Somut uyuşmazlıkta geminin mülkiyeti konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunmayıp, ihtiyati hacze konu edilen geminin mülkiyetinin bir tüzel kişilik olan aleyhine ihtiyati haciz talep edilen .... isimli şirkete ait olduğu anlaşılmaktadır. İhtiyati haciz talep eden alacaklı; müteveffa babasının, geminin maliki olan borçlu şirketin % 50 oranında hissedarı olduğunu, diğer borçlu gerçek kişinin de diğer % 50 hissedar olduğunu, babasına ait şirket hisselerinin miras yoluyla kendisine intikal ettiğini, yine kendisinin, mahkemenin düzenlediği yetki belgesi kapsamında miras yöneticisi sıfatı taşıdığını, bu sıfatla ihtiyati haciz talep ettiğini bildirdiği anlaşılmaktadır. İhtiyati haciz sebebi olarak ise murisin ölümünden sonra diğer şirket ortağının gemiyi kaçırdığı, seferlerinden ve kazancından bilgi alınamadığı ileri sürülmüştür. TTK'nın 1352. maddesinde deniz alacakları belirlenmiştir.
Mahkemece, TTK'nın 1352/1.t bendi kapsamında alacağın, geminin mülkiyeti ve zilyetliğine ilişkin olup deniz alacağı niteliğinde olduğu belirtilerek ihtiyati haciz kararı verilmiş ise de; ihtiyati haciz talep edence iddianın ileri sürülüşü ve ihtiyati haciz sebebi dikkate alındığında; uyuşmazlığın konusunun mülkiyet hukukuna ilişkin değil, şirketler hukukuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. O hâlde, geminin donatanı/sahibi olan şirketin ortağının (somut olayda mirasçısının), ortaklık haklarının ihlal edildiğine ilişkin iddiaları, alacaklıya, şirkete ait gemi üzerinde ihtiyati haciz talep etme hakkı vermez. Bu kapsamda iddia edilen ve ihtiyati haciz talebine dayanak gösterilen alacağın deniz alacağı olarak kabul edilmesi hatalı olmuştur. Buna göre ihtiyati hacze itiraz eden vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmüştür. ''şeklinde kesin olmak üzere karar verildiği görülmüştür.
İcra dosyasından, davacının alacaklı, davalıların ise borçlu gösterildiği, 950.000,00 USD “Vectis İsle" Gemisinin %50 Hisse Değerine Denk Gelen Alacak+ 58.405,48 USD Faiz +1.000.000,00 USD Navlun Kar Payı + 61479,45 USD Faiz olmak üzere toplam 2.069.884,93 USD ( 2.069.884.83 USD x 28,9507TL=59.924.617,64TL, 01/12/2023 tarihinde 1 USD=28,9507 TL) tahsilinin talep edildiği, davalıların süresinde itirazı üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır.
Dosya kapsamından geminin mülkiyetinin bir tüzel kişilik olan aleyhine ihtiyati .... isimli şirkete ait olduğu anlaşılmaktadır.
Davacı, müteveffa babasının, geminin maliki olan borçlu şirketin % 50 oranında hissedarı olduğunu, diğer borçlu gerçek kişinin de diğer % 50 hissedar olduğunu, babasına ait şirket hisselerinin miras yoluyla kendisine intikal ettiğini beyan etmiştir. Davacı, gemiden elde edilen kar payı ve geminin % 50 hisse değerine denk gelen alacağı talep etmektedir.
Türk hukukunda, yabancı unsurlu davalarda mahkemelerin milletlerarası yetkisi MÖHUK'un 40. maddesinde, kural olarak iç hukukun yer itibariyle yetki kurallarına atfen düzenlenmiştir. Buna göre HMK, TBK, TTK ve sair kanunlarda yer alan yetki kaideleri, aynı zamanda yabancılık unsuru içeren davalarda milletlerarası yetkisini de tesis etmektedir. Diğer bir ifade ile, yerel yetkinin tesisi için aranan irtibat noktaları, milletlerarası karakterli davalarda Türk mahkemelerinin yetkisi için de yeterli sayılmıştır.
MÖHUK 'un 40.maddesi uyarınca somut uyuşmazlıkta iç hukukun yer itibariyle yetki kuralı, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 14/2. Maddesinde düzenlenmiş olup, maddeye göre ortaklar arasında ortaklar hukukundan kaynaklanan davada tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi işbu davada kesin yetkilidir.(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 'nin 2021/9104 Esas - 2022/2412 Karar sayılı ve 25/03/2022 tarihli kararı)
Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine
5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;
HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda,17/09/2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.
KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİHİ : 18/09/2026