Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/154 E. 2026/1578 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/154
Karar No
2026/1578
Karar Tarihi

T.C. ADANA BAM 17. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/154 - 2026/1578 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/154 KARAR NO : 2026/1578

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 30/09/2025 NUMARASI : 2023/702 Esas 2025/748 Karar

DAVACI : ... ELEKTRİK DAĞITIM ANONİM ŞİRKETİ VEKİLİ : Av. DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) KARAR TARİHİ : 17/09/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/09/2026

.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 30/09/2025 tarih ve 2023/702 Esas - 2025/748 Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş ve mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla; HMK'nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: DAVA: DAVACI VEKİLİ DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: Davalı hakkında 10/11/2021 tarihli ... sayılı, 07/12/2021 tarihli ... sayılı ve 29/12/2021 tarihli ... sayılı kaçak elektrik tespit tutanaklarında belirtilen elektrik kullanım bedellerinin ödenmemesi üzerine .... Genel İcra Dairesi 2022/13635 E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin davalıya tebliğ edildiğini, davalının icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, müvekkili şirketin Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin ilgili maddeleri uyarınca dağıtım sistemine doğrudan müdahale edilerek şirket kayıtlarında olmayan sayaçla mevzuata aykırı elektrik tüketimi yapıldığını tespit ettiğini, kaçak elektrik kullanımının tespiti, hesaplanması ve faturalandırılması süreçlerinin yasal mevzuata uygun gerçekleştirildiğini, hesaplamaların yönetmeliğin 44. maddesi uyarınca kullanıcının kaçak elektrik kullanma şekline göre yapıldığını, ... seri numaralı tutanak hesabının 10.10.2021-10.11.2021 tarihleri arası 32 gün, 11.11.2021-07.12.2021 tarihleri arası 27 gün ve 08.12.2021-29.12.2021 tarihleri arası 22 gün süresi baz alınarak hesaplandığını, faturalandırma işleminin ise 46. madde uyarınca abone grubuna göre uygulanan fonsuz tarifenin 1,5 katı ile çarpılarak yapıldığını, takibe konu adresin davalı tarafından kullanıldığını, davalının dağıtım sistemine müdahale ederek kaçak elektrik tükettiğinin sabit olduğunu, müvekkilin alacağını tahsil etmekte hukuki yararı bulunduğunu, davalının itirazlarının takibi sürüncemede bırakmaya yönelik olduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: DAVALI VEKİLİ CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: Müvekkili ...'un ... ili ... ilçesinde saygın bir müteahhit olduğunu, dava konusu tutanakların bulunduğu yapının 2021 yılı Temmuz ayı itibarıyla teslim edildiğini, bu tarihten itibaren müvekkilinin elektrik tüketiminin sonlandığını, adreste ikamet edenlerin tüketim gerçekleştirmiş olmasının muhtemel olduğunu, tapu müdürlüğünden devir tarihleri ve nüfus kayıtları istendiğinde durumun sübuta ereceğini, davalı kurumun usulsüz elektrik kullanımı iddiası doğru kabul edilse dahi öncelikle enerji kesme ihbarı bırakılıp 15 günlük süre verilmesi gerektiğini, bu süreye rağmen yükümlülük yerine getirilmezse tutanak tutulması gerektiğini, yönetmelik hükümlerine aykırı şekilde tutanak hazırlandığını, haksız fiil ile sözleşmeye aykırılık farkı gözetilmeden tutanak düzenlenmesinin hakkaniyetle bağdaşmadığını, abone numarası olan sayaç için kaçak tutanağı hazırlamanın basiretsizliğin somut hali olduğunu, Elektrik Piyasası Hizmetleri Yönetmeliği'nin 35. maddesinin 5. fıkrası uyarınca tüketicinin borçlarını ödememesi halinde tedarikçinin bilgilendirme yükümlülüğü bulunduğunu, yasal yollara başvurabilmek için elektriğin fiilen kesilmesi ve güvence bedelinin mahsup edilmiş olmasının zorunlu olduğunu, davalı kurumun tekel olma gücünü kötüye kullanarak haksız kazanç elde etme peşinde olduğunu, sayaç kontrolü ve bakım bahaneleriyle mesnetsiz tutanaklar hazırlayarak tüketicileri borç altına soktuğunu, bu tutanakların sadece personel imzası taşıyıp tanıkla desteklenmediğini, kurumun enerji kaybı ve sayaç arızası mevcut iken gerekli tedbirleri alması gerektiğini, yeni aboneliğini almış olan müvekkili şirkete önceki aboneden kaynaklanan kusurların yüklenmeye çalışıldığını, kurumun kendi kusurunu tüketicilere yükleyerek mağduriyet yarattığını, her iki tutanakta da farklı abone gruplarına ilişkin hesaplamalar yapıldığını, bu durumun tutanakların özensiz hazırlandığını gösterdiğini, tutanakların aksi ispat oluncaya kadar kesin delil sayılmasının silahların eşitliği ilkesine aykırı olduğunu, Anayasa'nın 36. maddesi ile AİHS'in 6. maddesinin ihlal edildiğini, Anayasa Mahkemesi'nin Gurbet Çoban kararında vurgulandığı üzere tutanakla bağlı kalınmasının ve ispat yükünün ters çevrilmesinin hukuk devleti ilkesini zedelediğini, idari işlemlerin gerçekliğinin dava konusu edildiği bir yargılamada bu karinenin uygulanmasının davanın açılmasını anlamsız hale getirdiğini, tutanakların içeriğinin aksinin ispatında delil sınırlaması olamayacağını, borcun tarafının tespiti yapılmadan ve tahakkuk ettirilmeden gecikme zammı tahsil edilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece".... Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Davaya konu tutanağın, bir özel hukuk tüzel kişisi olduğu tartışmasız olan davalı şirkette hizmet akdiyle çalışan görevliler tarafından düzenlenmiş olduğu gözetildiğinde, HMK’nin 204 üncü maddesinin ikinci fıkrasında hüküm altına alınan belgelerden olmadığı tartışmasızdır. Eş söyleyişle, kaçak elektrik tutanağı, aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden değildir. Diğer taraftan, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğinin özellikle "kaçak elektrik enerjisi tüketiminin tespit edilmesinde, ilgili tüzel kişinin tespitini doğru bulgu ve belgelere dayandırması ve tüketici haklarının ihlal edilmemesi esastır.” şeklindeki düzenlemesi ile itirazın davalarındaki genel kural birlikte değerlendirildiğinde; ispat yükü, aralarında herhangi bir sözleşme bulunmayan davalının kaçak elektrik kullandığı yönündeki tespite dayanarak davaya konu bedeli talep eden davacı şirkete aittir. Dinlenen tanık beyanı, keşif gözlemi, kolluk tutanağı ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında, davalının takibe konu kaçak tutanağında belirtilen kullanımı yaptığı ispat edilemediğinden davanın reddine karar verilmiştir. Davacının alacağı bulunmadığı halde ve kötü niyetli olarak takibe giriştiğine dair dosyaya yansıyan delil bulunmadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Davanın reddine, ...." karar verilmiştir. DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Yerel mahkemece 10.11.2021,07.12.2021 ve 29.12.2021 tarihlerinde düzenlenen kaçak elektrik tutanaklarına ilişkin davanın, 2025 yılında yapılan keşif ve kolluk araştırması sonucunda fiili durumun değiştiği gerekçesiyle reddedildiğini, ancak aradan geçen 4 yıllık sürede bölgenin imar durumunun ve Sokak numaralarının değişmesinin tutanak tarihindeki kaçak kullanımı ortadan kaldırmadığını, mahkemenin sonradan yapılan keşfi geçmişteki fiili durumu çürütür biçimde değerlendirmesinin hukuka aykırı olduğunu, 17.02.2025 tarihinde mahkemeye sunulan ... Apartmanı No: 20 ibareli tabela ve kaçak bağlantıyı gösteren fotoğrafların tutanak adresinin mevcut olduğunu ve davalının kullanıcı olduğunu kanıtladığını, mahkemenin bu delilleri hiç tartışmadan hüküm kurduğunu, 08.04.2025 tarihli duruşmada dinlenen davacı tanığı ...'nın kaçak tutanaklarının fiili kullanıcı tespiti yapılarak düzenlendiğine dair beyanının mahkemece hatalı değerlendirildiğini, tanık beyanları, teknik bilirkişi raporu ve fotoğraf delilleri birlikte ele alındığında kaçak elektrik kullanımının sabit olduğunu, yerel mahkemenin delilleri parçalı ve soyut şekilde ele alarak ispat yükünü imkansız hale getirdiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, kaçak elektrik kullanımından kaynaklanan alacağın tahsili istemi ile başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İnceleme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece iddia / savunma, dosya kapsamında yer alan belge ve deliller ışığında davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Özel hukuk tüzel kişisi olan davacı şirkette hizmet akdiyle çalışan görevliler tarafından düzenlenen kaçak tespit tutanaklarının, 6100 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrasında sayılan belgelerden olmadığı tartışmasızdır. Eş söyleyişle, kaçak elektrik tutanağı, aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden değildir (Yargıtay.3.HD 2021/4894 E., 2021/10580 K.; 2022/8164 E-2023/954 sayılı ilamları da aynı yöndedir.) Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 25.03.2024 tarih ve 2024/83 Esas, 2024/1218 Karar sayılı ilamında gerekçeleri belirtilmek suretiyle kaçak elektrik tutanaklarının aksi sabit oluncaya dek geçerli belgelerden olmadığı, kaçak elektrik enerjisi tüketiminin tespit edilmesinde, ilgili tüzel kişinin tespitini doğru bulgu ve belgelere dayandırması ve tüketici haklarının ihlal edilmemesinin esas olduğu, ispat yükünün kaçak elektrik kullandığı yönündeki tespite dayanarak davaya konu bedeli talep eden şirkete ait olduğu belirtilmiştir. Dosyanın incelenmesinde; Davacı tarafça, davalının şirket bilgisi ve onayı dışında dağıtım sistemine doğrudan müdahale ederek kayıtsız sayaç üzerinden elektrik enerjisi kullandığının tespit edildiği ileri sürülmüş; davalı taraf ise kaçak elektrik tutanağının düzenlendiği adresteki yapının müteahhidi olduğunu, yapının inşasının tamamlanarak 2021 yılı Temmuz ayından itibaren bağımsız bölümlerin teslim edilmeye başlandığını, bu tarihten sonra elektrik kullanımının kendisi tarafından gerçekleştirilmediğini ve bu hususun bağımsız bölümlere ilişkin tapu devir tarihleriyle de ortaya konulabileceğini savunmuştur. Mahkemece keşif yapılmış, tanıklar dinlenmiş, kolluk tutanağı ve dosya kapsamındaki diğer deliller değerlendirilerek davalının kaçak elektrik tutanağında belirtilen kullanımı gerçekleştirdiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davalının savunmasının değerlendirilmesi bakımından uyuşmazlığın çözümüne etkili olabilecek araştırmaların tamamlanmadığı anlaşılmaktadır. Şöyle ki; davalı tarafın yapının müteahhidi olduğunu ve bağımsız bölümlerin 2021 yılı Temmuz ayından itibaren teslim edilmeye başlandığını ileri sürmesi karşısında, öncelikle kaçak elektrik tutanağında belirtilen adresin açık ve tereddüde yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi, davacı tarafından dosyaya sunulan ve üzerinde “... Apartmanı No:20” ibaresi bulunan fotoğraftaki adres ile tutanak adresinin aynı yer olup olmadığının tespit edilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda ilgili belediyeden tutanakta belirtilen adresin zaman içerisinde değiştirilip değiştirilmediği, değişiklik mevcut ise önceki ve sonraki adres bilgilerinin ne olduğu sorulmalı, ayrıca söz konusu yapıya ilişkin yapı ruhsatı ve yapı kullanma izin belgesi düzenlenip düzenlenmediği, düzenlenmiş ise tarihleri araştırılmalıdır. Öte yandan, davalının bağımsız bölümlerin 2021 yılı Temmuz ayından itibaren teslim edildiği yönündeki savunması karşısında, tutanak adresindeki yapıya ait tapu kayıtları getirtilerek bağımsız bölümlerin devir tarihleri incelenmeli ve davalının kaçak elektrik tespit tutanağının düzenlendiği tarihte taşınmazdaki elektrik kullanımından sorumlu olup olmadığı bu kayıtlar da dikkate alınarak belirlenmelidir. Anılan hususlar araştırılmaksızın, mevcut delillerle davalının kaçak elektrik kullanımını gerçekleştirdiğinin ispatlanamadığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi eksik incelemeye dayalı olduğundan, belirtilen araştırmalar yapılıp tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Belirtilen nedenlerle mahkemece; uyuşmazlığın esasına etkili gerekli deliller toplanmadan, yeterli inceleme yapılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince, mahkeme kararının kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenler ile; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 353/1-a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dava dosyasının mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-Davacıdan tahsil edilen 615,40 TL İstinaf maktu karar harcının istek halinde davacıya iadesine, 4-Dosya üzerinden inceleme yapılması nedeniyle davacı vekili lehine vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-Temyizi kabil olmayan bu kararın, 6100 sayılı Kanunun 359/4. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi tarafından tebliğe çıkartılıp harç tahsil işlemlerinin yerine getirilmesine, 7-Talep halinde inceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İİK'nın 36/1 maddesi gereğince, varsa, istinaf eden tarafça yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre İİK'nın 36/5.fıkrası gereğince yatıran/ sunan tarafa İADESİNE, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Kanunun 362/1-g maddesi uyarınca KESİN olarak oybirliği ile karar verildi. 17/09/2026

Başkan

e-imzalıdır

Üye

e-imzalıdır

Üye

e-imzalıdır

Katip

e-imzalıdır

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/154, K. 2026/1578, T. 17.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-154-e-2026-1578-k-33b569648696