Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1459 E. 2026/1681 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1459
Karar No
2026/1681
Karar Tarihi

T.C.

KAYSERİ

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

6. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO: 2026/1459

KARAR NO: 2026/1681

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 12/05/2026

ESAS NO: 2024/908

KARAR NO: 2026/441

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/09/2026

İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 17/09/2026

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinden özetle; Davacı şirket ile dava dışı ... Ltd. Şti. arasında (yapımı planlanan projeye ilişkin) Kar Payı sözleşmesi imzalandığını, davalı ... 'in dava dışı ... Ltd. Şti.'ni bulduğunu ve taraflar arasında sözleşme imzalanmasına aracılık ettiğini, davalının yapmış olduğu bu aracılık hizmeti nedeni ile ücret talep ettiğini, bu sebeple davacı ...Ltd. Şti. ile davalı ... arasında ... tarihinde komisyon sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme doğrultusunda davacının davalıya;

1- ... tarih ve ... TL bedelli keşidecisi ... Ltd. Şti olan ... ... no.lu çeki,

2- ... tarih ve ...TL bedelli keşidecisi ... Ltd. Şti olan ... ... no.lu çeki,

3- ... tarih ve ... TL bedelli keşidecisi ... Ltd. Şti olan ... ... no.lu çeki,

4- ... tarih ve ... TL. bedelli keşidecisi ... olan müvekkil ... Ltd. Şti.nin cirosunun bulunduğu çeki,

5- ... tarih ve ... TL. bedelli keşidecisi ... Ltd. Şti olan ... ... no.lu çeki,

6- ... tarih ve ... TL. bedelli keşidecisi ... olan müvekkil ... Ltd. Şti.nin cirosunun bulunduğu çeki,

7- ... tarih ve ... TL.bedelli keşidecisi ... olan müvekkil ... Ltd. Şti. nin cirosunun bulunduğu çeki,

8-... tarih ve ... TL bedelli keşidecisi ... Ltd. Şti olan ... ... no.lu çeki,

9- ... tarih ve ... TL bedelli keşidecisi ... Ltd. Şti olan ... ... no.lu çeki,

10- ... tarih ve ... TL bedelli keşidecisi ... Ltd. Şti olan ... ... no.lu çeki, komisyon ücreti olarak davalıya teslim ettiğini, ancak taraflar arasında imzalanan sözleşmeye göre komisyon ücretlerinin geçerliliğinin davacı şirket ile dava dışı ... Ltd. Şti. arasında imzalanan sözleşmeye konu projenin yapımına, sözleşmenin devamına ve ifa edilmesine bağlı olduğunu, davalının komisyon ücretine hak kazanması için taraflar arasındaki sözleşmenin ifası gerektiğini, davacı ile dava dışı ... Ltd. Şti. arasındaki sözleşmenin son bulduğunu ve ifa edilmediğini, davalının da komisyon ücretine hak kazanmadığını, davacının Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/807 esas sayılı dosyası ile sözleşmenin feshi için dava dışı ... firmasına dava açarak fesih iradesini de sunduğunu, davacı firmanın dava dışı ... firması ile sözleşmeyi ve projeyi devam ettirmesinin mümkün olmadığını, dava konusu komisyon sözleşmesine dayanak olan asıl sözleşmenin devamının davacıdan beklenemeyeceğini, davacı tarafından davalıya komisyon sözleşmesi gereği vermiş olduğu çekleri iade etmesi için Kayseri ... Noterliğinin ... Tarih ve ... yevmiye numarası ile ihtarname gönderildiğini, ancak davalının söz konusu çekleri iade etmediği gibi çek bedellerini de müvekkil davacıya ödemediğini, davacı firmanın davalıya teslim ettiği çeklerden dolayı borcu bulunmadığını, tamamı birer teminat senedi teşkil eden bu çeklerden dolayı icra tehdidi altında olduğunu, hatta bu çeklerden ... tarih ve ... TL bedelli keşidecisi ... Ltd. Şti olan ... ... no.lu çekin davalı tarafından üçüncü kişiye ciro edildiğini ve Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası ile davacı aleyhine çek hamili tarafından takibe geçildiğini, davacının hukuken borçlu olmadığı bir tutarı üçüncü kişiye ödemek durumunda kaldığını, diğer çeklerin de davalı tarafça/üçüncü kişilerce takibe konu edilmesi durumunda davacının ticari mahvına neden olacağını belirterek söz konusu çekler sebebiyle davacının borçlu olmadığının tespitine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:Tekmil dosya mündericatı birlikte değerlendirildiğinde; "...Somut uyuşmazlıkta davaya konu edilen çeklerin akıbetleri yönünden farklı süreçler yaşandığı gözetilerek her bir çek yönünden ayrı ayrı inceleme yapmak gerekmiştir. Öncelikle belirtmek gerekir ki davaya konu çekler nedeniyle yukarıda dosya numaraları belirtilen birkısım takip dosyaları bulunmakta ise de bu takiplerde davalı ...'in alacaklı sıfatı bulunmadığı ve dava dışı takip alacaklılar için değerlendirme yapılamayacağı gözetilerek iş bu dosyada takip dosyaları kapsamında menfi tespit değerlendirilmesi yapılmayacaktır. ... tarih ve ... TL. bedelli keşidecisi ... olan lehtarı ... Ltd. Şti. olup, sırasıyla ... Ltd. Şti, ... , ... ve ismi okunamayan bir şahsın cirosu bulunan ... - ... no.lu çek ile ... tarih ve ... TL bedelli keşidecisi... olan lehtarı ... Ltd. Şti. olup, sırasıyla ... Ltd. Şti, ... cirosu bulunan, ... ve diğer cirantaların cirolarının üzerinin çizildiği ... - ... no.lu çekin ... tarihinde keşidecisi ... 'un bankaya başvuru yaparak çek bedelini elden ...'e ödediğini ve çekin iptal edilmesini talep ettiği, çek aslı bankaya ibraz edilmesi üzerine, banka tarafından çekin iptal edildiği yine ... tarih ve ... TL.bedelli keşidecisi ... olan, lehtarı ... Ltd. Şti. olup, sırasıyla ... , ... ve ... 'nın ciroları bulunan olan ... ... no.lu çek ... tarafından ... tarihinde bankaya ibraz edildiği ve ödendiği, çek hesabının ... 'a ait olduğu gözetilerek anılan üç adet çek yönünden keşidecinin dava tarihinden sonra alacaklıya ödeme yaptığı açıktır. Hemen burada açıklamak gerekir ki ... tarih ... TL bedelli ... - ... no.lu çek, ... tarih ... TL bedelli ... -... no.lu çek ve ... tarih ... TL.bedelli ... ... no.lu çek dava dışı keşideci tarafından ödenmiş ise de davacıların ... tarihli komisyon sözleşmesinin 2. Maddesi gereğince davalıya karşı işin gerçekleşmemesi nedeniyle borçlu olmadıkları gözetildiğinde davalının gerek tahsilat gerekse cirolamak suretiyle sebepsiz zenginleştiği dikkate alındığında bu üç çek yönünden menfi tespit davası davacı için de istirdat davasına dönüşmüştür.( Emsal nitelikteki Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2016/293 E.2017/3209 K. Sayılı ilamı ile Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2019/2048 E.2019/4163 K. Sayılı ilamı aynı yöndedir.) ... no.lu ... tarih ve 900.000,00 TL bedelli çek, ... no.lu ... tarih 273.500,00 TL bedelli çek, ... no.lu ... tarih 633.000,00 TL bedelli çek ve ... no.lu ... tarih 331.000,00 TL bedelli çek yönünden keşideci davacı şirketin çeklere ilişkin ... tarihinde çek asıllarını bankaya ibraz ederek çeklerin iptalini istediği ve banka tarafından çeklerin iptal edildiği belirlenmiştir. Davacı tarafça dava dışı ... ile aralarında imzalanan sözleşme kapsamında çeklere karşılık tapu devirleri yapıldığı ileri sürülmüştür. Dava dışı ... 'a yapılan tapu devirlerinin anılan üç çeke karşılık yapılıp yapılmadığı eldeki deliller ışığında dava dışı kişi yönünden belli değil ise de davacıların çek asıllarını bankaya ibraz ettiği gözetildiğinde çek bedellerinin ödendiği yönünde karine bulunmaktadır. Burada vurgulamak gerekir ki yukarıda da açıklandığı üzere çek bedelinin davalı tarafından tahsil edilmesi ile sonraki ciranta tarafından tahsil edilmesinin sonuca etkisi bulunmamaktadır. Nitekim davalı çeki cirolamak ile de sebepsiz zenginleştiğinden ... no.lu ... tarih ve 900.000,00 TL bedelli çek, ... no.lu ... tarih 273.500,00 TL bedelli, ... no.lu ... tarih 633.000,00 TL bedelli ve ... no.lu ... tarih 331.000,00 TL bedelli çekler yönünden de dava istirdat davasına dönmüştür. Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasına konu edilen 17/10/2024 tarih ve 1.050.000,00 TL bedelli keşidecisi ... Ltd. Şti olan ... Türk ... no.lu çeke ilişkin yürütülen takibin haricen tahsil suretiyle takibin kapatıldığı tespit edilmiş olmakla ... no.lu çek yönünden de menfi tespit davası istirdat davasına dönmüştür. Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasına konu, ... tarih ve 1.450.000,00 TL bedelli keşidecisi ... Ltd. Şti olan ... Türk ... no.lu çeke ilişkin davacıların ... tarihli komisyon sözleşmesinin 2. Maddesi gereğince davalıya karşı işin gerçekleşmemesi nedeniyle borçlu olmadıkları, ancak davacı tarafça dosyaya sunulan 13/08/2025 tarihli ek protokol kapsamında anılan çek nedeniyle hamil ola... Ltd Şti yetkilisi ... 'a ... Mahallesi ... ada ... parselde kain ... nolu dükkanın devredildiği, tapu kaydı incelendiğinde ek protokol ile örtüştüğü, protokolde son ciranta ... 'in de imzası bulunduğu gözetilerek bu çek yönünden de menfi tespit davası istirdat davasına dönmüştür. Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasına konu, ... tarih ve 3.500.000,00 TL bedelli keşidecisi ... Ltd. Şti olan ... ... no.lu çeke ilişkin davacıların ... tarihli komisyon sözleşmesinin 2. Maddesi gereğince davalıya karşı işin gerçekleşmemesi nedeniyle borçlu olmadıkları, ancak davacı tarafça dosyaya sunulan 13/08/2025 tarihli ek protokol kapsamında anılan çek nedeniyle hamil olan ... Ltd Şti yetkilisi ... 'a ... Mahallesi ... ada ... parselde kain ... nolu dükkanın devredildiği, tapu kaydı incelendiğinde ek protokol ile örtüştüğü, gözetilerek bu çek yönünden de menfi tespit davası istirdat davasına dönmüştür. ... tarih ve 1.000.000,00 TL bedelli keşidecisi ... Ltd. Şti, lehtarı ... olan, sırasıyla ... , ..., ... ... ve... Ltd Şti'nin ciroları bulunan ... ... no.lu çeke ilişkin davacıların ... tarihli komisyon sözleşmesinin 2. Maddesi gereğince davalıya karşı işin gerçekleşmemesi nedeniyle borçlu olmadıkları, ancak davacı tarafça dosyaya sunulan 13/08/2025 tarihli ek protokol kapsamında anılan çek nedeniyle hamil olan ... Ltd Şti yetkilisi ... 'a ... Mahallesi ... ada ... parselde kain ...

DAVANIN KABULÜ İLE;

1- Taraflar arasında imzalanan ... tarihli komisyon sözleşmesi kapsamında davalıya verilen; ... tarih ve 1.050.000,00 TL bedelli ... Türk ... no.lu çek , ... tarih ve 350.000,00 TL. bedelli ... - ... no.lu çek , ... tarih ve 350.000,00 TL bedelli ... -... no.lu çek, ... tarih ve 250.000,00 TL.bedelli ... ... no.lu çek, ... tarih ve 900.000,00 TL bedelli ... ... no.lu çek, ... tarih ve 273.500,00 TL bedelli ... ... no.lu çek, ... tarih 633.000,00 TL bedelli ... ... no.lu çek,... tarih 331.000,00 TL bedelli ... ... no.lu çek, ... tarih 1.000.000,00 TL bedelli ... ... no.lu çek, ... tarih 1.450.000,00 TL bedelli ... Türk ... no.lu çek, ... tarih 3.500.000,00 TL bedelli ... ... no.lu çek nedeniyle davacıların davalıya borçlu olmadığının tespitine, yargılama sürecinde davacı tarafça bu çeklere yönelik yapılan ödemeler nedeniyle İİK'nun 72/6. maddesi gereği istirdata dönüşen işbu davada 10.087.500,00-TL'nin davalıdan alınarak davacılara müştereken ve müteselsilen verilmesine, ..." şeklinde karar verilmiştir.

Bu karara karşı davalı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.

İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Simsarın ücret hakkı asıl sözleşmenin kurulmasıyla doğduğunu, Türk Borçlar Kanunu'nun 520. maddesi uyarınca simsarlık sözleşmesi; simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkânının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması hâlinde ücrete hak kazandığı bir sözleşme türü olduğunu, kanun koyucu, simsarın edim yükümlülüğünü ve bu edimin karşılığı olan ücret hakkını, asıl sözleşmenin "kurulması" olgusuna bağladığını, yerel mahkemece tesis edilen hükümde, simsarın ücrete hak kazanması asıl sözleşmenin "ifa edilmesine" veya "sonuçlanmasına" bağlanmış olsa da, bu yaklaşım simsarlık hukukunun temel prensipleriyle ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 521. maddesinin açık hükmüyle çeliştiğini, TBK m. 521/1 uyarınca; "Simsar, yaptığı hazırlık çalışması sonucunda sözleşme kurulunca ücrete hak kazanır." hükmü amir olduğunu, bu hüküm, simsarın ücret hakkının doğumu için asıl sözleşmenin sadece geçerli bir şekilde kurulmuş olmasını yeterli görmekte, sözleşmenin taraflarca ifa edilip edilmemesini simsarın sorumluluk alanı dışında bıraktığını, simsarlık, sonuç odaklı bir sözleşme olmakla birlikte, burada hedeflenen "sonuç", tarafların iradelerinin asıl sözleşme üzerinde birleşmesi ve hukuki bağın kurulması olduğunu, sözleşme bir kez kurulduktan sonra, tarafların bu sözleşmeden kaynaklanan borçlarını yerine getirmemeleri, sözleşmeyi feshetmeleri veya projeden vazgeçmeleri, simsarın daha önce tamamlanmış olan aracılık hizmetinin niteliğini ve hak edilmiş ücretini etkilemeyeceğini, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin 10.11.2020 tarihli, E. 2020/1284, K. 2020/1142 sayılı kararında bu husus, "Davacı simsarın ücrete hak kazanabilmesi için, asıl sözleşmenin ifa edilmiş olması gerekli olmayıp, asıl sözleşmenin kurulması yeterlidir." şeklinde ifade edilerek, simsarın sorumluluğunun asıl sözleşmenin ifa aşamasına kadar uzanmadığı açıkça ortaya konulduğunu, somut olayda da tarafımca, davacı şirket ile dava dışı ... şirketini bir araya getirdiğini ve taraflar arasında ... tarihli Kar Payı Sözleşmesi'nin imzalanmasını sağladığını, bu imza anı itibarıyla simsar olarak üzerime düşen tüm hazırlık ve aracılık faaliyeti başarıyla tamamlandığını, ücret hakkı kanunen muaccel hale geldiğini, yerel mahkemenin, asıl projenin gerçekleşmemesini bir bozucu şart gibi değerlendirerek ücret hakkımın elimden alması, TBK 521. maddeye ve yerleşik içtihatlara aykırılık teşkil ettiğini, Aracılık Faaliyetim taraflar ... ve ... Arasındaki İmza ile Tamamladığını, edimi, davacı ...ile finansman sağlayacak olan dava dışı... Ltd. Şti. arasında ticari bir köprü kurduğunu, dosya kapsamındaki belgelerden ve tarafların ikrarından anlaşıldığı üzere, tarafımın yürüttüğü yoğun görüşmeler ve aracılık faaliyetleri neticesinde, taraflar projenin finansmanı ve yürütülmesi konusunda tam bir mutabakata vardıklarını, bu mutabakat, ... tarihli "Kar Payı Sözleşmesi" ile resmiyete döküldüğünü ve hukuki bir statü kazandığını, simsarlık sözleşmesinin doğası gereği, simsarın başarısı, tarafların imza masasına oturması ve sözleşmenin akdedilmesiyle ölçüleceğini, davacının çekleri teslim etmesi, tarafımın edimini eksiksiz yerine getirdiğinin ve ücretin hak edildiğinin en somut göstergesi olduğunu, basiretli bir tacir olan davacının, henüz hak edilmemiş veya ifası tamamlanmamış bir hizmet için bu denli yüksek meblağlı çekleri teslim etmesi hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ifa aşamasındaki aksaklıkların tarafımın sorumluluk alanı dışında olduğunu, simsarlık sözleşmesi bir "vekalet" benzeri ilişki olmakla birlikte, simsarın sorumluluğu asıl sözleşmenin ifasını garanti etmeyi kapsamayacağını, simsar, tarafları buluşturur ve sözleşmenin kurulmasını sağlar; ancak tarafların bu sözleşmeden kaynaklanan edimlerini yerine getirip getirmeyecekleri, simsarın kontrolü ve sorumluluğu altında olmadığını, somut olayda, projenin akamete uğramasının yegane sebebi, davacı Kaoğlu İnşaat'ın sözleşme gereği sunması gereken teminat mektubunu bizzat kendi kusuruyla sunmaması olduğunu, davacının kendi edimini yerine getirmeyerek asıl sözleşmenin feshine sebebiyet vermesi, tarafımın daha önce tamamlanmış olan aracılık hizmetini "hiç yapılmamış" kılmayacağını,... İnşaat'ın teminat mektubu verme yükümlülüğünü ihlal ederek süreci tıkadığını, dosyadaki uyuşmazlığın temelinde, davacı ... İnşaat'ın dava dışı ... firması ile akdettiği asıl sözleşmeden kaynaklanan en temel yükümlülüğünü yerine getirmemesi yattığını, dosya kapsamındaki ... tarihli Kar Payı Sözleşmesi ve bu sözleşmeye ek ... tarihli ek protokol incelendiğinde; projenin finansman modelinin belirli bir takvime ve karşılıklı edimler silsilesine bağlandığı görüldüğünü, bu modele göre, dava dışı ... firması projeye 20.000,000,00 Euro tutarında bir finansman sağlayacak, ancak bu finansmanın temini için davacı şirket tarafından bir banka teminat mektubu sunulması zorunlu bir ön şart olarak belirlendiğini, davacı taraf, bizzat ikame ettiği dava dilekçesinde ve Kayseri ... Noterliği vasıtasıyla gönderdiği ... tarihli ihtarnamesinde, "teminat mektubunun sunulmaması sebebi ile sözleşmenin karşılıklı olarak son bulduğunu" açıkça ikrar ettiğini, bu ikrar, projenin akim kalmasındaki münhasır kusurun davacıya ait olduğunun en somut delili olduğunu, TBK m. 175 uyarınca şartın gerçekleşmiş sayılması gereken 'dürüstlük kuralına aykırı engel' hali, davacı ile arasında imzalanan ... tarihli komisyon sözleşmesinin 2. Maddesinde, komisyon ücretinin asıl sözleşmenin "gerçekleşmesine" bağlandığı ve sözleşmenin feshi halinde ödeme yapılmayacağı yönünde bir hüküm yer aldığını, hukuki niteliği itibarıyla bu hüküm, Türk Borçlar Kanunu'nun 170. ve devamı maddelerinde düzenlenen "geciktirici şart" (taliki şart) mahiyetinde olduğunu, ancak, bir şartın gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilirkeni, tarafların bu şartın gerçekleşmesi sürecindeki tutumları hayati önem taşıdığını, Mahkeme 'ifaya bağlılık' şartını sadece lafzi olarak yorumlayıp kusur araştırması yapmadığını, yerel mahkeme, taraflar arasındaki ... tarihli komisyon sözleşmesinin 2. maddesinde yer alan ve komisyon ücretinin doğumu ile çeklerin geçerliliğini asıl sözleşmenin "gerçekleşmesine" bağlayan hükmü, somut olayın özelliklerinden ve tarafların kusur durumlarından tamamen kopuk, dar ve sadece lafzi bir bakış açısıyla yorumlamıştır. Kararın gerekçesinde, projenin hayata geçmemesi ve asıl sözleşmenin feshedilmiş olması, tarafımın ücret hakkını yitirmesi için yeterli bir sebep olarak görüldüğünü, oysa hukuk düzeni, bir şartın gerçekleşmemesini sadece sonuç odaklı değerlendirmeyeceğini, o şartın gerçekleşmemesine hangi tarafın, hangi kusurlu eylemiyle sebebiyet verdiğini de titizlikle inceledğini, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nin 30.11.2023 tarihli, E. 2021/1225, K. 2023/1597 sayılı kararında da vurgulandığı üzere; "Bu şart, iş sahibinin, kendisine teklif olunan üçüncü kişilerle sözleşme yapmayı sebepsiz olarak red etmesi halinde de gerçekleşmiş sayılmalıdır" ilkesi, simsarlık ilişkilerinde dürüstlük kuralının ne denli belirleyici olduğunu gösterdiğini, somut olayda davacı yan, dava dışı ... ile imzaladığı sözleşmenin en temel yükümlülüğü olan teminat mektubunu sunmayarak, projenin başlamasını bizzat engellediğini, Mahkemenin, davacının bu "şartı engelleyen" tutumunu hiç tartışmadan, sadece "proje gerçekleşmedi" diyerek davanın kabulüne karar vermesi, Türk Borçlar Kanunu'nun 175. maddesinin açık bir ihlali olduğunu, yerel mahkeme ilamının hatalı ve hukuka aykırı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına, davacı tarafça açılan ve hukuki dayanaktan yoksun olan menfi tespit ve istirdat davasının tümüyle reddine, yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davalı tarafın haksız ve mesnetsiz istinaf başvurusunun reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre "İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.

Dava, simsarlık sözleşmesi kapsamında menfi tespit (istirdata dönüşen) talebine ilişkindir.Dosya kapsamında toplanan deliller, somut olayın özelliklerine uygun bilirkişi raporu, ilk derece mahkemesinin olay nitelendirilmesi ve gerekçesi nazara alındığında, taraflar arasında düzenlenen simsarlık sözleşmesi kapsamında dava dışı üçüncü kişi ile davalı arasında yapılan sözleşmenin ifa edilmemesi nedeniyle davacının simsarlık sözleşmesinden kaynaklı borçlu olmadığının tespiti ile davanın kabulüne ilişkin verilen kararda yazılı açıklamalara, yasal sebep ve gerekçelere binaen istinaf edilen kararda usul, yasa ve dosya kapsamı yönlerinden bir aykırılık bulunmadığı, bu nedenlerle davalı vekilinin yukarıda yazılı istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1- KAYSERİ 2.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 12/05/2025 tarih ve 2024/908 E - 2026/441 K sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Alınması gerekli olan 689.077,12 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından istinaf eden davalı tarafından peşin yatırılmış 173.001,28 TL harcın mahsubu ile bakiye 516.075,84 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalıdan alınarak Hazineye Gelir kaydına,

3-İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına,

4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 361/1 md uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 17/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1459, K. 2026/1681, T. 17.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1459-e-2026-1681-k-484339cb123a