Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1627 E. 2026/1620 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1627
- Karar No
- 2026/1620
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1627
KARAR NO : 2026/1620
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ARA KARARA TARİHİ : 29/07/2026
NUMARASI : 2026/1247 Esas (Derdest)
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/09/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen ara kararın ihtiyati haciz talep eden vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
TALEP: Davacı vekili talep dilekçesinde özetle, müvekkil şirket ile davalı şirket arasında ticari alım satım ilişkisi bulunduğunu, bu ilişkiden kaynaklanan fatura alacağının tahsili amacıyla İstanbul 1. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı tarafın haksız ve kötüniyetli itirazı üzerine takibin durdurulduğunu, müvekkil şirket tarafından davalıya satılan borulara ilişkin 11.08.2025 tarihli ... numaralı 4.713,77 USD bedelli, 28.08.2025 tarihli ... numaralı 2.191,97 USD bedelli, 25.09.2025 tarihli ... numaralı 2.289,82 USD bedelli ve 15.10.2025 tarihli ... numaralı 11.070,02 USD bedelli faturaların kesildiğini, davalı şirketin bu faturalara yasal süresi içerisinde itiraz etmeyerek içeriğini kabul etmiş sayıldığını, müvekkil şirketin üzerine düşen edimleri yerine getirerek malları teslim ettiğini, davalının ise borcunu ödemeyerek ticari güveni zedelediğini, ticari defter kayıtları ve cari hesap ekstrelerinin incelenmesiyle alacağın sabit olduğunu, dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuğa başvurulduğunu ve sürecin anlaşamama ile sonuçlandığını, arabuluculuk son tutanağının dosyaya sunulduğunu, arabuluculuk vekalet ücretinin davalıdan tahsilinin gerektiğini, taraflar arasındaki ticari ilişkinin mutabakat mektubu ile de doğrulandığını, alacağın likit nitelikte olması sebebiyle davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, davalının mallarını kaçırma hazırlığında olduğuna dair duyumlar alındığından alacağın güvence altına alınması amacıyla ihtiyati haciz kararı verilmesini, neticeten davalının haksız itirazının iptali ile takibin devamına, icra inkar tazminatına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince ihtiyati haciz talebi hakkında yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda, ".. ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için vadesi gelmiş muaccel bir alacağın yaklaşık olarak ispat edilmesi gerektiği, fatura konusu işin yapılıp yapılmadığı, mal teslim edilip edilmediği, ticari hesap ilişkisinin tespiti için tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi gerektiği keza fatura konusu hizmetin sağlanıp sağlanmadığı hususunda taraf iddia ile savunmaları yönünden uyuşmazlığın çözümünün teknik inceleme sonucu yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile tespit edebileceği, taraflarca imzalı ve talebe konu faturalar yönünden mutabakat metninin bulunmadığı dolayısı ile uyuşmazlığın çözümünün yargılamayı gerektirdiği, yaklaşık ispat olgusunun gerçekleşmediği, İİK 257/1 maddesi şartlarının bu aşamada olmadığı değerlendirilmekle ayrıca borçlunun mal kaçırma gayretinde olduğuna ilişkin somut bir belgeler bulunmadığından davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine.." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : İhtiyati haciz talep eden davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dosyada mevcut faturalar, taraflar arasındaki ticari ilişki, cari hesap kayıtları, teslim ve sevk belgeleri ve sair ticari deliller birlikte değerlendirildiğinde, müvekkilinin alacağının varlığı ve muacceliyeti konusunda İİK m. 258 kapsamında yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiğini, ilk derece mahkemesince ise ihtiyati haciz aşamasında aranması gereken yaklaşık ispat ölçüsü aşılmış, esas yargılamasında yapılacak bilirkişi incelemesinin sonucu beklenerek fiilen tam ispat aranmış ve ayrıca İİK m. 257/1 kapsamında vadesi gelmiş borç bakımından m. 257/2'ye özgü mal kaçırma şartının arandığını, bu nedenlerle İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/07/2026 tarihli, 2026/1247 Esas sayılı dosyasından verilen ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin ara kararının kaldırılmasına, müvekkili şirketin dava konusu 20.265,58 USD tutarındaki alacağının tahsilinin güvence altına alınması amacıyla, İİK m. 257 ve devamı hükümleri uyarınca davalı ... Anonim Şirketi'nin menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine, alacak miktarıyla sınırlı olmak üzere ihtiyati haciz konulmasına, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE :Talep, derdest fatura-açık hesap (cari) alacağına dayalı olarak başlatılan icra takibine itirazın iptali davasında ihtiyati haciz istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Alacaklı borçlusuna karşı takip yapmadan önce ihtiyati haciz talebinde bulanabileceği gibi borçluya genel haciz yolu ile takip yaptıktan sonra takip kesinleşmeden önce aynı alacak için ihtiyati haciz talebinde bulnabilir. (Prof.Dr Baki Kuru İcra İflas Hukuk El Kitabi 2013-sayfa 1074)
İhtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için mahkeme kararı ile borçlunun mallarına geçici olarak el konulmasıdır.İtiyati haciz talep edebilmek için, İİK'nın 257/1.maddesine göre alacağın para alacağı olması, vadesi gelmiş ve rehinle temin edilmemiş olması ya da İİK'nın 257/2. maddesindeki şartların bulunması gerekir.
İİK'nın 258/1.maddesinin ikinci cümlesinde "Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebebi hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur." şeklinde yapılan düzenleme ile alacaklının ihtiyati haciz talep edebilmesi ve ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın varlığı ve istenebilir olduğunun tam ve kesin olarak ispat edilmesi gerekliliği aranmamış olmakla birlikte bu konuda mahkemeye kanaat getirecek delillerin sunulması gerektiği kabul edilmiştir.
Salt fatura yada e-fatura düzenlenmesi ve elektronik ortama muhatıbına iletilen e- faturada irsaliye yerine geçer ibaresinin bulunması fatura içeriği malın teslim edildiğinin ispatı için yeterli olmayıp, alacağın varlığının başka delillerle alacaklı tarafından kanıtlanması gerekir.
Somut olayda İhtiyati haciz talep eden tarafından e-faturalar, cari hesap dökümü sunulmuş ise de faturaya konu malların teslim edildiğine ilişkin karşı taraftan sadır olmuş bir kayıt sunulmamıştır. Buna göre yargılamanın geldiği aşama itibarı ile dosya kapsamına göre davacı haklılığının yaklaşık olarak ispatı ölçüsünde delil bulunmadığı, yapılacak tahkikat sonucunda tarafların ticari defter ve kayıtları incelendikten sonra haklılık durumu tespit edilebileceğinden mahkemece ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsezli bulunmamıştır.
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati haciz talep eden davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-İhtiyati haciz talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İhtiyati haciz talep eden tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-İhtiyati haciz talep eden davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 10/09/2026