Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1429 E. 2026/949 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1429
- Karar No
- 2026/949
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO: 2026/1429
KARAR NO : 2026/949
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 10/10/2023
NUMARASI : 2023/29 (E) - 2023/662 (K)
DAVANIN KONUSU: Tazminat
KARAR TARİHİ: 18/06/2026
Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 26/07/2021 tarihinde müvekkiline ait ticari araç ile davalıların maliki ve sürücüsü olduğu aracın çarpışması sonucu müvekkilinin aracının hasar gördüğünü, ticari taksi niteliğinde olan aracın hasar görmesi ve tamirde kalması neticesinde müvekkilinin kazanç kaybına uğradığını, bu nedenle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100 TL'nin kazanç kaybı tazminatı olarak kaza tarihinden itibaren işleyen yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan ilk yargılama sonucu görevsizlik kararı verilmiş, davacı vekili tarafından yapılan istinaf itirazının esastan reddi üzerine görevli mahkemece yapılan yargılama sonucu, davacı vekilinin ihtaratlı kesin süreye rağmen arabuluculuk son tutanağını dosyaya sunmadığı gerekçesiyle, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili dilekçesinde özetle; 16/08/2023 tarihli arabuluculuk son tutanağının 09/10/2023 tarihinde dosyaya sunulduğunu, dava şartı olan arabuluculuk sürecinin tamamlanmış olduğunu, eksikliğin yalnızca belge sunumuna ilişkin olduğunu, davanın başlangıçta Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açıldığını ve görevsizlik kararı üzerine Asliye Ticaret Mahkemesi’ne devredildiğini, bu süreçte davacı tarafın usuli yükümlülüklerinin değişiklik gösterdiğini, dava şartı niteliğindeki arabuluculuk başvurusunun, dava açıldıktan sonra yerine getirilmiş olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan inceleme sonunda:
Dava, trafik kazasından kaynaklanan kazanç kaybı tazminatı istemine ilişkindir.
6325 sayılı Kanun'un 18/A-2 maddesi "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.
" hükmünü içermektedir.
Dava açılmadan önce arabulucuya hiç başvurulmamış olması dava şartı yokluğu sebebiyle davanın reddini gerektiren bir husus olup, arabulucuya başvurulmuş olmakla birlikte anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin mahkemece verilen kesin süre içerisinde sunulmamış olması ise davanın usulden reddi yaptırımına bağlanmıştır.
Yargıtay 11. HD 2025/1175 Esas 2025/6168 Karar sayılı ilamında; "...Bununla birlikte, dava genel görevli Asliye Hukuk Mahkemesine açılmakla mahkemece uyuşmazlığın ticari dava olarak nitelendirilmesi halinde dosyanın görevli Asliye Ticaret Mahkemesine intikalinden önce arabuluculuk dava şartının tamamlanması mümkündür. "şeklinde belirtilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta; davanın 25/01/2022 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesinde açıldığı, dava dilekçesi ve istinaf dilekçesi içeriğinden davacının arabulucuya başvurmaksızın dava açtığı, Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu belirtilerek verilen görevsizlik kararının istinaf incelemesi sonucu 25/10/2022 tarihinde kesinleştiği, dosyanın 11/01/2023 tarihinde Ticaret Mahkemesine tevzi edildiği, mahkemece, 20/06/2023 tarihli duruşma tutanağının (1) numaralı ara kararıyla, davacı vekiline arabuluculuk son tutanağı aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış suretini dosyaya sunması için bir haftalık ihtaratlı kesin süre verildiği, davacı vekili tarafından 22/06/2023 tarihinde eldeki dava bakımından dava şartı olan zorunlu arabuluculuk başvurusunun yapıldığı, arabulucu tarafından tarafların anlaşamadığına dair son tutanağın ise 16/08/2023 tarihinde düzenlendiği, davacı vekili tarafından arabuluculuk tutanağının 09/10/2023 tarihinde UYAP üzerinden dosyaya sunulduğu anlaşılmıştır. Bu hali ile görevsiz mahkeme aşamasında arabuluculuk eksikliğinin giderilmediği anlaşılmaktadır.
6325 sayılı HUAK'nin 18/A maddesinin 2. fıkrasına göre, dava açılmadan önce arabulucuya başvurup anlaşamama tutanağının aslının veya onaylı örneğinin dava dilekçesine eklenmesi zorunlu olduğu halde, görevsizlik kararı kesinleştikten ve dosyanın görevli mahkemeye tevzi aşamasında arabulucuya başvuru yapılmaması, yani mahkemece arabuluculuk sürecinin dosyanın görevli mahkemeye intikalinden önce tamamlanmaması, zorunlu dava şartı olan "arabulucuya başvuru" koşulunun tamamlanabilir dava şartı da olmamasına göre, İlk Derece Mahkemesince verilen kararda isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu bağlamda; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine,
2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken harç peşin alındığından, ayrıca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle sarf ettiği yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
5-İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nin 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde, dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.18/06/2026