Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1391 E. 2026/1391 K. – Çıkma Ve Fesih

Konu: Çıkma Ve Fesih

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1391
Karar No
2026/1391
Karar Tarihi
Konu
Çıkma Ve Fesih

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1391 - 2026/1536 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/1391 KARAR NO : 2026/1536

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...)

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ :17/06/2026 tarihli ara karar NUMARASI :2026/351 Esas (derdest dosya)

DAVACI :... (T.C.No:...) - ... VEKİLİ :Av. ... DAVALI :... VEKİLİ :Av. ... DAVA :Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) DAVA TARİHİ :14/05/2026 TALEP :İhtiyati Tedbir TALEP TARİHİ :14/05/2026

KARAR TARİHİ :17/09/2026 KR. YAZIM TARİHİ :24/09/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 11.05.2026 tarihinde Sinan Otomotiv Tic. Ltd. Şti'de olağanüstü genel kurulu gerçekleştirilmiş olduğu, yasaya ve usule açıkça aykırı olan genel kurul kararlarının iptali amacıyla huzurda ki davanın açılması zaruri hale geldiği, müvekkili ... Sinan Otomotiv Ticaret Limited Şirketi'nin resmiyette %20 gerçekte ise %33,80 payına sahip olduğu, ... tarafından davalı şirkete karşı Kocaeli 2. Asliye Tİcaret Mahkemesinin 2025/273 E. sayılı dosyasında ortaklıktan haklı nedenle çıkma ve ayrılma akçesinin tahsili, mümkün olmuyorsa şirketin feshine ilişkin olarak dava açıldığı, söz konusu dava da deliller toplanmış, tanıklar dinlenmiş ve bilirkişi incelemesi aşamasında olup sona geldiği, bilirkişiler tarafından hem tarafların paylarının belirlenmesi hem şirketin öz varlığı ve işletme olarak değerinin belirlenmesi hem de ayrılma akçesinin belirlenmesi yönünde inceleme yapılacağı, dosyanın bilirkişiden dönüşü beklenmekte olduğu, her ne kadar ticaret sicilde müvekkilinin %20 payı olduğu görülmekte ise de fiili durum farklı olduğu, keza bu duruma ilişkin olarak Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/273 E. sayılı dosyasına fiili durumu gösterir listeler, mailler ve diğer tüm deliller sunulmuş, tanık ifadelerinde de müvekkilimin hisse oranının %33,80 olduğu doğrulandığı, hal bu iken davalı şirket yetkilisi ... tarafından Kocaeli 7. Noterliğinin 21.04.2026 tarih ve 13706 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile gönderilen ihtarnamede 09.04.2026 tarihli müdürler kurulunca alınan karar gereğince 2026 dönemi olağanüstü genel kurulunun 11.05.2026 tarihinde saat 11:30'da yapılmasına karar verildiği belirtildiği, söz konusu genel kurulun tek gündem maddesi bulunduğu, genel kurulda alınan karar açıkça yasaya ve usule aykırı olup 11.05.2026 tarihli genel kurulun 2 numaralı maddesi gereğince alınan sermaye arttırımına ilişkin maddesinin iptaline karar verilmesi gerektiği, diğer taraftan genel kurul kararının Ticaret Sicile tescil edilmesi ve kararın uygulanabilir hale gelmesi durumunda müvekkili yönünden telafisi mümkün olmayan zararlar meydana gelecek olup yukarıda da ifade edildiği üzere taraflar arasında ki dava da önemli derecede etkileneceğini, belirterek; 11.05.2026 tarihli olağanüstü genel kurulun sermaye arttırımına ilişkin kararların yürütülmesinin tedbiren geriye bırakılmasına, 2. maddesinin iptaline, mahkeme masrafları ve ücreti vekaletin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "... Davacı vekilinin genel kurul kararının yürütülmesinin geri bırakılması talebinin REDDİNE ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; TTK m. 449’un amacı ve uygulama alanının somut olayda gözetilmediğini, HMK m. 389 anlamında yaklaşık ispat standardının yanlış uygulandığını, sermaye artırımının uygulanması halinde telafisi güç zarar doğacağının açıkça ortaya konulduğunu, sermaye artırımında rüçhan hakkının etkinliğinin fiilen tartışması gerektiğini, iç kaynaklardan artırım ve şirketten alacak iddiası yönünden tartışmalı vakıalar bulunduğunu, taraflar arasındaki çıkma ve fesih davası ile bağlantının göz ardı edildiğini, gerekçenin yetersiz olduğunu ve dosya kapsamıyla tam uyumlu olmadığını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davalı vekili tarafından istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesi verilmemiştir. DELİLLER:Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 17/06/2026 tarih, 2026/351 Esas sayılı ara kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir. Talep; genel kurul kararının yürütülmesinin geri bırakılması istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince talebin reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelemesinde; davacının, 11.05.2026 tarihinde gerçekleştirilen, Sinan Otomotiv Tic. Ltd. Şti'nin olağanüstü genel kurul kararlarının iptali istemiyle eldeki davayı açtığı, alınan kararların yürütülmesinin durdurulması için de ihtiyati tedbir talebinde bulunduğu, davalı şirkete karşı Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/273 E. sayılı dosyasında ortaklıktan haklı nedenle çıkma ve ayrılma akçesinin tahsili, mümkün olmuyorsa şirketin feshine ilişkin olarak dava açıldığı, 11.05.2026 tarihli genel kurulun 2 numaralı maddesi gereğince sermaye arttırımına karar verildiği, genel kurul kararı ile taraflar arasındaki davanın önemli derecede etkileneceği, kar payı alamayacağı, başka geliri bulunmadığı, rüçhan hakkını kullanamayacağını iddia ettiği, davalı şirketin görüş olarak şirketin işleyişi açısından bankaların kredi kullanımı yönünden tavsiyesi üzerine bu kararın alındığını belirttiği, Mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiği, kararın davacı tarafından istinaf edildiği görülmektedir. Uyuşmazlık, ihtiyati tedbir koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.

6102 sayılı TTK'nın 449. maddesine göre; "Genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir". 6100 sayılı HMK'nın "ihtiyati tedbirin şartları"na ilişkin 389-(2). maddesinde; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir" düzenlemesi bulunmaktadır. Aynı Kanunun 390-(3) maddesinde ise; "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır" hükmü bulunmaktadır. Geçici hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. 6100 sayılı HMK'nın ihtiyati tedbirle ilgili 390. maddesinin gerekçesinde geçici hukuki korumalarda ispat hususu üzerinde durulmuştur. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada (normal bir yargılamada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü, hakim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez. Ancak kanun koyucu bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hakime, bu durumu belirterek, ispat olgusunu düşürme imkanı vermiştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hakim, o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Bu sebepledir ki, genelde geçici hukuki korumalara, özel de ihtiyati tedbire ve ihtiyati hacze karar verilirken haksız olma ihtimalide dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür. Geçici hukuki korumalarda, bazen karşı tarafın dinlenmemesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle yaklaşık ispat yeterli görülmüştür; bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından 6100 sayılı HMK'nda bir yenilik getirilmemekle birlikte, “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak doktrinde kabul gören ifade tasarıya alınmış, ayrıca burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı vurgulanmak istenmiştir. 6102 sayılı TTK'nın kararın yürütülmesinin geri bırakılması başlıklı 449. maddesinde; genel kurul kararları aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı taktirde mahkemenin, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebileceği, bu hükme göre yapılacak değerlendirmede 6100 sayılı HMK'nın 389-(1) maddesindeki; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, yaklaşık ispat koşulu da gözetilerek uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği kıstası göze alınacaktır. Somut olayda davacı tarafından şirket ortağı ...'ın şirketin içini boşalttığı, şirketi kendisine borçlandırdığı, hileli işlemler yaptığı, şirketin sermaye arttırımına ihtiyacı olmadığının iddia edildiği, ancak dosya kapsamında buna ilişkin yeterli delilin bulunmadığı, bu iddiaların bu aşamada genel kurul kararlarının açıkça hukuka aykırı olduğunun kabulünün gerektirir nitelikte olmadığı anlaşılmaktadır.

Dava konusu genel kurul kararlarının uygulanması halinde davacı bakımından derhal gerçekleşecek ve telafisi güç bir zararın doğacağı, dosya kapsamındaki mevcut delillerle yaklaşık olarak olarak ortaya konulamamıştır. Davacının bu yöndeki iddialarının soyut ve varsayıma dayalı olduğu, zarar ihtimalinin henüz gerçekleşmemiş olduğu, kararın şu durumda şirketin işleyişine yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenlerle şirket olağanüstü genel kurul kararının yürütülmesinin geri bırakılması talebinin yaklaşık ispat olgusunun gerçekleşmemesi nedeniyle reddine ilişkin verilen ara kararda, delillerin değerlendirilmesinde ve hukuki nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı değerlendirilmiştir. Mahkemece, ara karar başlığında; davacının T.C. Kimlik numarasının ve davalı ile taraf vekillerinin adreslerinin yazılmamış olması, 6100 sayılı HMK'nın 391/2-a maddesine aykırı olmakla birlikte sonuca etkili olmadığından, kaldırma nedeni yapılmamış ve bu hususa eleştiri getirilmekle yetinilmiştir. Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davacının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Alınması gereken harç peşin alındığından, yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 4-İstinaf yolu için yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/09/2026

Başkan ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Katip ... e-imzalıdır

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1391, K. 2026/1391, T. 17.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1391-e-2026-1391-k-36f2fe34c377