Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1173 E. 2026/1173 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1173
Karar No
2026/1173
Karar Tarihi

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1173 - 2026/1519 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/1173 KARAR NO : 2026/1519

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...)

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :GEBZE 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ :09/03/2026 NUMARASI :2024/1054 Esas - 2026/280 Karar

DAVACILAR :1-... :2-... (T.C.No:...) - ... VEKİLİ :Av. ... FERİ MÜDAHİLLER :1-... - ... VEKİLİ :Av. ... :2-... VEKİLİ :Av. ... :3-... VEKİLİ :Av. ... :4-... VEKİLİ :Av. ... :5-... VEKİLİ :Av. ... :6-... VEKİLİ :Av. ... :7-... VEKİLİ :Av. ... :8-... VEKİLİ :Av. ... :9-... VEKİLİ :Av. ... :10-... VEKİLİ :Av. ... DAVA :Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) DAVA TARİHİ :12/12/2024

KARAR TARİHİ :10/09/2026 KR. YAZIM TARİHİ :18/09/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; sektörde yaşanan ekonomik dalgalanmalar, artan maliyetler, döviz kuru riskleri ve tahsilat problemleri gibi nedenlerle müvekkili şirketin nakit akışında sürdürülebilirliği zorlaştıran finansal sıkıntılar ortaya çıktığını, son yıllarda ülke ekonomisinde yaşanan dalgalanmaların, inşaat sektörünü derinden etkileyen finansal krizler ve küresel ekonomik belirsizliklerin müvekkili şirketin finansal yapısını da etkilediğini, ayrıca finansmana erişimde yaşanan zorlukların, bankaların kredi koşullarını ağırlaştırması ve faiz oranlarının yükselmesi nedeniyle müvekkili şirketin, borçlarını yapılandırması ve ödemesi giderek zorlaşan bir hale geldiğini, bununla birlikte konut satışlarındaki daralma ve talep yetersizliğinin, müvekkili şirketin elde edeceği gelirleri büyük ölçüde düşürdüğünü, yine müvekkilinin iş yapmakta olduğu ve önümüzdeki zaman dilimi itibariyle konkordato ilan eden şirketlerin mevcut olması nedeniyle nakit beklentisinde aksamalar olacağının kesinleştiğini, bu durumun ticari hayatının sürdürülebilirliğini tehlikeye soktuğunu, özellikle döviz kurunda yaşanan ani artışların, inşaat malzemelerinin maliyetini öngörülemez seviyelere taşımış ve bu durum inşaat sektöründe ticari faaliyet sürdüren müvekkilinin projelerini tamamlanma süreçlerini etkilediğini, girdi maliyetlerindeki yükselişin yanı sıra, artan enflasyon oranlarının işletme giderlerini ve personel maliyetlerini ciddi halde değiştirdiğini, bununla birlikte, müvekkili şirketin kamu ve özel sektörden doğan alacaklarının tahsilinde yaşanan gecikmelerin, şirketin nakit akışını bozduğunu ve yükümlülüklerini zamanında yerine getirebilme kabiliyetini sınırladığını, tüm bu gelişmeler sonucunda müvekkili şirketin sürdürülebilirliğinin risk altına girdiğini, yükümlülüklerini yerine getirememesi tehdidi doğduğunu, müvekkili şirketin, faaliyetlerini durdurmak yerine konkordato talebi ile borçlarını yeniden yapılandırarak faaliyetlerine devam etmeyi, projelerini tamamlamayı ve çalışanlarının istihdamını korumayı amaçladığını, bu bağlamda, şirket borçlarını yapılandırarak faaliyetlerine devam edebilmesi, mevcut istihdamın korunması ve taahhüt edilen projelerin tamamlanabilmesi amacıyla konkordato sürecine başvurulması zorunlu hale geldiğini, mevcut konkordato sürecinin, yalnızca müvekkili şirketin borçlarını ödeyebilmesi için değil, aynı zamanda sosyal ve ekonomik etkileri olan projelerin tamamlanmasını sağlayarak ülkemizin inşaat sektöründeki güven ortamını desteklemek adına da önemli olduğunu, sektörün öncü firmalarından olan müvekkili şirketin bu finansman sıkıntısını aşarak tekrar sektörün öncü firmalarından biri olmaya devam edeceğini, bu itibarla, şirketin nakit akışının girdiği bu olumsuz döngüden çıkması, borçların konkordato projesi çerçevesinde alacaklılar arasında adil bir denge çerçevesinde tasfiyesinin sağlanmasının, ve şirketin faaliyetlerine devamının mümkün hale gelmesi için yönetim tarafından makul ve gerçekleştirilebilir bir planlama yapıldığını, müvekkili şirket hakkında konkordato kararı verilmesi halinde gerekli nakit akışı sağlanacak olduğundan gelinen noktada; müvekkilinin iflasa tabi olmasını gerektirecek herhangi bir borca batıklığı söz konusu olmayıp, alacaklılara ödemeler sağlanması noktasında konkordato talebinin kabulüne karar verilmesinin elzem olduğunu, buna paralel olarak işletme sermayesi ihtiyacının karşılanması hem ortaklık görüşmeleri devam etmekte olup, faaliyet giderlerinde tasarrufa gidilmesi ve bu tür giderlerin kısıtlanması kararı alındığını, müvekkili şirketin iflas halinde şirket varlıkları hem parça parça satılacağını, hem de değerinin çok çok altında satılacağını, bu durumda hem ekonominin temel taşlarından olan bir işletme ortadan kalkacak hem de alacaklılar alacağına kavuşacağını, hal böyle iken, şirketin işbu konkordato projesi çerçevesinde faaliyetlerini sürdürmesi ve konkordato planının gerçekleştirmesi halinde, alacaklıların alacağına kavuşmasına ve alacaklıların menfaatlerine uygun ve olumlu katkı yapacak yapının ortaya çıkması somut olarak planlanmış halde olduğunu, bunun yanında müvekkili şirketin faaliyetlerine devam etmesi de sağlanmış olacağını, yine, davacı şirketle beraber ...'ın ... Mah. ... Sk. ... Gebze/Kocaeli adresinde ikamet etmekte olup, şirketin müdürü ve 50.000.000,00 TL sermaye ile müvekkili şirketin tek ortaklı %100 sahibi olduğunu, diğer taraftan, İİK m.303 hükmüne göre; “Konkordatoya muvafakat etmeyen alacaklı borçtan birlikte sorumlu olanlara karşı bütün haklarını muhafaza eder. Konkordatoya muvafakat eden alacaklı da kendi haklarını, borçtan birlikte sorumlu olan kişilere ödeme mukabilinde devir teklif etmek ve onlara toplantıların günü ile yerini en az on gün önce haber vermek şartıyla bu hükümden yararlanır. Alacaklı müracaat hakkına halel gelmeksizin borçtan birlikte sorumlu olan kişilere konkordato müzakerelerine katılma yetkisini verebilir ve onların kararını kabul taahhüdünde bulunabilir.'' bu düzenlemeye göre, konkordatoya tabi olan alacaklıların, borçlunun kefillerine karşı müracaat haklarını koruyup korumadığı, yani kefillerden tahsilat yapma haklarının devam edip etmeyeceği, alacaklıların, konkordato projesinin oylamasında vereceği oyun türüne bağlandığını, şirketin konkordato projesine kabul oyu vermeyen alacaklıların, ...’a karşı icra takiplerine girişmelerinin mümkün olduğunu, bu durum gerçekleştiğinde, konkordatosu kabul edilen ...'ın borçlarına kefil olduğu şirketi kurtulurken, kişi olarak ...’ın ekonomik varlığının tamamen sona erebileceğini, taahhütlerine ve borçlarına sadık bir iş adamı olan ...’ın, şirketin borçları için verdiği kefalet sebebiyle ekonomik yönden mahvına engel olunabilmesinin tek yolu konkordato yapabilmesi olduğunu, bu tespit üzerine müvekkillerinin mali durumun iyileştirilmesi ve faaliyete devam edebilmesi için İİK. m. 285 vd. uyarınca konkordato talebinde bulunmaya karar vererek ekli dosyada ayrıntılı izah edilen konkordato ön projelerini hazırladıklarını, İcra ve İflas Kanununun 287. maddesinde “Konkordato talebi üzerine mahkeme, 286 ncı maddede belirtilen belgelerin eksiksiz olarak mevcut olduğunu tespit ettiğinde derhâl geçici mühlet kararı verir ve 297 nci maddenin ikinci fıkrasındaki hâller de dahil olmak üzere, borçlunun malvarlığının muhafazası için gerekli gördüğü bütün tedbirleri alır.” denilmekte olup, 286. maddede yazılı belgelerin ibraz halinde mahkemece tensiben 3 aylık geçici mühlet kararı verileceği ve borçlunun malvarlığının muhafazası için gerekli görülen bütün tedbirlerin alınacağının belirtildiğini, işbu kanun maddesi gereğince, İcra ve İflas Kanunu’nun 286. maddesinde tahdidi olarak sayılmış tüm belgeleri mahkemeye konkordato ön projesi ile birlikte ibraz edildiğinden müvekkillerinin lehine 3 aylık geçici mühlet kararı ve tedbir kararı verilmesi için gerekli koşulların sağlandığını, İcra ve İflas Kanununun 289. maddesinde “Mahkeme, kesin mühlet hakkındaki kararını geçici mühlet içinde verir….. Konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğunun anlaşılması hâlinde borçluya bir yıllık kesin mühlet verilir.” denilmekte olup, mahkemece müvekkillere atanacak komiser raporunun ve nihayetinde müvekkili beyanları ile alacaklıların beyan ve itirazlarının değerlendirilmesi neticesinde mahkemece kesin mühlet kararı ve akabinde 1 (bir) yıllık kesin mühlet ve gerekirse devamında kesin mühletin uzatılması süresi içerisinde de konkordatonun tasdikine karar verileceğinin kuvvetle muhtemel olacağının kanaatinde olduklarını, İcra ve İflas Kanununun 287. maddesinde “Konkordato talebi üzerine mahkeme, 286 ncı maddede belirtilen belgelerin eksiksiz olarak mevcut olduğunu tespit ettiğinde derhâl geçici mühlet kararı verir ve 297 nci maddenin ikinci fıkrasındaki hâller de dahil olmak üzere, borçlunun malvarlığının muhafazası için gerekli gördüğü bütün tedbirleri alır.” denilmekte olup, tedbir kararı ve uygulamasının gecikmesi halinde konkordato beklenen gayeye ulaşılmasının imkânsız hale geleceğini, davacılar hakkında haciz ve ihtiyati haciz kararları alınıp icra işlemlerine başlandığını, bu sebeple davacı müvekkilleri hakkında öncelikle geçici mühlet kararı verilerek, sayın mahkeme tarafından uygun görülecek tedbirlerin alınmasını, bilahare konkordato başvurusunun kabulünü talep ettiklerini, aksi halde alacaklılar arasındaki eşitlik ilkesi de bozularak müvekkillerinin malvarlığı korumasız kalarak cebri icra yoluyla hesapları blokelenip, müvekkili şirketin faaliyetlerine haciz uygulanmak suretiyle ticari hayatı duracak ve malvarlığı adeta yok pahasına ortadan kalkacağını, bu sebeple konkordato taleplerinin kabulü başta müvekkiller olmak üzere tüm alacaklılar lehine de menfaat sağlamakta olup Mahkemece tüm bu belirtilen hukuksal menfaatler de göz önünde bulundurularak; öncelikle davacı şirketin faaliyetine devam edebilmesi ve diğer davacılar ile birlikte malvarlığının korunabilmesi için İcra ve İflas Kanunu’nun 287, 288., 294, ve 295. maddeleri gereğince derhal tensip kararı ile birlikte 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verilmesine, İİK’nın 206/1 sırasındaki haklar hariç olmak üzere, 6183 sayılı Kanundan doğan vergi ve her türlü harç, ceza ile SGK alacakları (prim, idari para cezaları dahil) ile ilgili takipler dahil olmak üzere, davacılar aleyhine takip yapılmaması, haciz, ihtiyati haciz, e-haciz, ihtiyati tedbir, satış, muhafaza işlemleri uygulanmaması, evvelce yapılmış olan tüm takiplerin durdurulması, yeni takip yapılmamasına, davacılar hakkında rehnin paraya çevrilmesi yoluyla yapılmış ve yapılacak tüm icra takiplerinde satışlarının durdurulması, rehinli menkullerin muhafazasının durdurulması, davacılarının tüm kurumlar ve şirketler nezdindeki hak ve alacaklarının 3. kişilerce haciz, muhafaza ve tahsil edilmesinin önlenmesi ve tüm hak ve alacaklarının davacılara ödenmesi, davacıların takip borçlusu olduğu takiplerde kendisi aleyhine veya 3. şahıs konumunda oldukları takiplerde kendisine yönelik 89/1 haciz ihbarnameleri gönderilmesinin tedbiren önlenmesi, geçici mühlet tarihinden sonra üçüncü kişilere İİK m. 89 uyarınca tebliğ edilen haciz ihbarnameleri nedeniyle, üçüncü kişilerin davacılara doğmuş ve doğacak alacaklarını blokede tutmaları halinde blokenin kaldırılarak bu alacağın davacı müvekkili şirkete ödenmesine ve konkordato komiseri denetiminde kullanılmasına, geçici mühlet tarihinden önce üçüncü kişilere tebliğ edilen haciz ihbarnameleri nedeniyle, geçici mühlet tarihinden sonra doğmuş ve doğacak alacakların davacılara ödenmesine ve konkordato komiseri denetiminde kullanılmasına, davacıların, borçlu olduğu banka hesaplarına geçici mühletin karar tarihi ve sonrasında gelecek olan paraları üzerinde gerek bankaların kendi alacakları yönünden takas-mahsup işlemi yapmalarının gerekse haciz ihbarnameleri nedeniyle bloke konulmasının önlenmesine, hesabın konkordato projesi ve konkordato komiseri denetiminde kullanılmasına, alacaklı olsun veya olmasın bankaların mühlet kararını gerekçe göstererek davacıların hesabında bulunan paraların üzerine bloke konulmasının önlenmesine, hesabın konkordato projesi ve konkordato komiseri denetiminde kullanılmasına, başta bankalar olmak üzere idare ve tüm alacaklıların takas mahsup haklarının kullanmasının önlenmesine ve Mahkemeniz tarafından uygun görülecek diğer tedbirlerin alınmasına, davacı şirkete ait çeklerde karşılıksızdır işlemi yapılmamasına, işbu dava tarihinden önce icra takipleri başlamış ve ihtiyati haciz/haciz ile birlikte muhafaza işlemleri yapıldığından dolayı; davacıların tüm kurumlar ve şirketler nezdindeki hak ve alacaklarının 3. kişilerce haciz, muhafaza ve tahsil edilmesinin önlenmesi ve evvelce yapılmış takiplerden üzerine haciz konulan hak ve alacaklar da dahil olmak üzere tüm hak ve alacaklarının davacılara ödenmesine, davacı şirketin alacaklılarınca haczedilen ve muhafaza altına alınan araçlar, hammadde, demirbaş, tesis, makine ve cihazlar ile diğer levazım ve malzemelerin davacı şirket yetkilisine teslimine, İİK 289’ uncu maddesi uyarınca kesin mühlet verilmesine, davacı müvekkillerin konkordato talebinin kabulüne ve yasada belirtilen sair kararların alınmasına sonuç olarak yapılacak yargılama neticesinde konkordato taleplerinin tasdikine karar verilmesi talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "... 1-Davacı şirketin konkordato talebinin adi alacaklar yönünden KABULÜNE; İİK'nın 305, 306. maddeleri gereğince konkordato tasdik koşulları oluştuğundan, Gebze Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... nolu sicilinde kayıtlı davacılar AKUTİNS GAYRİMENKUL YAPI MÜHENDİSLİK SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ (Uluçınar Vergi Dairesi No:...)'nin konkordato teklifinin; alacaklıların talebi, komiserlerin görüşü nazara alınarak ADİ ALACAKLAR yönünden tasdiki ile; davacının konkordato kapsamındaki tüm borçlarının ilk taksidi 2026 yılının Nisan ayının son gününden başlayarak 2026 yılı için aylık eşit taksitler halinde, devam eden yıllarda aylık eşit taksitler halinde her ayın son gününde ödenecek şekilde toplam 36 taksit halinde ödenmesine, 2-Davacı ...'ın konkordato talebinin REDDİNE, 3-Davacıların rehinli alacaklar yönünden konkordato talebinin REDDİNE, 4-Konkordato projesine alacaklılar teminat koşulu aranmaksızın katılmış olduğundan teminat alınmasına yer olmadığına, 5-İİK'nın 306/2 maddesi gereğince mahkemece tayin edilen komiserin; konkordatonun yerine getirilmesini sağlamak için gerekli gözetim tedbirlerini almakla görevli denetim kayyımı olarak atanmasına, Kayyımın; borçluların işletmelerinin durumu ve proje uyarınca borçlarını ödeme kabiliyetini muhafaza edip etmediği konusunda iki ayda bir mahkemeye rapor sunmaları, sunulacak raporların UYAP'a taranarak alacaklıların ve borçlunun incelemesine hazır tutmasına, 6-Konkordato denetçisi kayyımın yapacağı iş, emek ve mesaileri nazara alınarak aylık 35.000,00.-TL ücret takdiri ile davacının takdir edilen bu ücretin ilk üç ayı olan 105.000,00.-TL'yi dosyaya 2 hafta içinde yatırmasına, 7-Çekişmeli alacak sahiplerine İİK'nın 308/b maddesi gereğince kararın ilan tarihinden itibaren 1 ay içinde dava açmaları için süre verilmesine, bu süre içinde dava açmayanların konkordatoyu feshettirme haklarının düşeceğinin ihtarına (ihtaratın ilan ile yapılmasına), ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı feri müdahiller Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı, Yapı ve Kredi Bankası A.Ş, T.C. Ziraat Bankası A.Ş. ile davacılar vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun ilk derece mahkemesinin 28/04/2026 tarihli istinaf başvurusunun değerlendirilmesi ek kararı ile süresinde eksik istinaf harç ve masrafları yatırılmadığından davacılar vekilinin istinaf başvurusundan vazgeçmiş sayılmasına karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Feri müdahil Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafa borçlarını ödemesi için verilen süre ile müvekkil kurumun alacağının tahsilinin zorlaştığını, mahkemenin gerekçeli kararında; borçlu şirketin finansal durumunun, şirketin mevcut borçlarını karşılama kapasitesine sahip olduğunu ve borca batık olmadığı bu nedenle borçlu şirketin konkordato projesinin uygulanabilir ve başarı elde edilmesinin mümkün görüldüğünün belirtildiğini, borçlu şirketin müvekkil kuruma olan vadesi geçmiş borçları dosyaya bildirildiğini, konkordato sürecinde yapılan değerlendirme ve verilen kararlarda müvekkil kurum alacaklarının da dikkate alınması gerektiğini, konkordato tasdik şartları oluşmayan davanın tümüyle reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ayrıca konkordato komiseri tarafından hazırlanan rapordaki müvekkil kurum aleyhine hususları kabul etmediklerini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Feri müdahil Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; komiser heyeti tarafından İİK'nın 302. maddesinde belirtilen hükme uyulmadan alacaklılar toplantısı yapılmış olup, bu durumun yasaya aykırılık teşkil ettiğini, müvekkil bankanın Akutins Gayrimenkul Yapı Mühendislik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nin asaleten ve kefaleten kullanmış olduğu krediler rehinle teminat altına alınmış olup, İİK'nın 294/3. maddesi gereğince müvekkil bankanın davacıların müvekkil bankanın 16/11/2024 tarihi itibari ile alacak tutarına ilişkin bildiriminin kabulünün mümkün olmadığını, konkordato projesinin mahkeme tarafından tasdik edilebilmesi için birlikte gerçekleşmiş olması gereken koşulların gerçekleşmediğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Feri müdahil T.C. Ziraat Bankası A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin, konkordato tasdik kararı verirken alacaklıların itirazlarını dikkate almadığını, bu itirazlarla ilgili komiserlerden rapor alınmadığını, bilirkişi incelemesi yaptırmadan eksik inceleme ile karar verdiğini, işbu yargılamanın sadece borçlu ve komiser beyanları esas alınarak yapıldığını ve alacaklıları hak kaybına uğratacak olan projenin tasdik edildiğini, müvekkil bankanın alacağına faiz işletilmediğini ve teminat dışında kalan alacağının dikkate alınmadığını, yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca; teminatın borcu kapatmaya yetmediği durumlarda, açıkta kalan kısmın nisap hesabına katılmamasının mutlak bir bozma sebebi olduğunu,

bu durumun, konkordato projesinin kabulü için gereken yasal çoğunluğun hatalı hesaplanmasına ve haksız bir tasdik kararı verilmesine yol açtığını ve müvekkil bankanın alacağının tahsilini imkansız hale getirdiğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. DELİLLER:Gebze 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 09/03/2026 tarih, 2024/1054 Esas - 2026/280 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; İİK'nın 285 vd. maddelerinde belirtilen konkordato istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın davacı şirketin konkordato talebinin adi alacaklar yönünden kabulüne, davacı ...'ın konkordato talebinin reddine karar verilmiş karara karşı feri müdahiller Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı, Yapı ve Kredi Bankası A.Ş, T.C. Ziraat Bankası A.Ş. ile davacılar vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun ilk derece mahkemesinin 28/04/2026 tarihli istinaf başvurusunun değerlendirilmesi ek kararı ile süresinde eksik istinaf harç ve masrafları yatırılmadığından davacılar vekilinin istinaf başvurusundan vazgeçmiş sayılmasına karar verilmiştir. İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; konkordato talep eden davacıların 12.12.2024 tarihinde mahkemeye başvurduğu, mahkemece 16.12.2024 tarihinde davacı tarafa 3 aylık geçici konkordato mühleti verildiği, 14.03.2025 tarihinden geçerli olmak üzere 1 yıllık kesin mühlet verildiği, alacaklılar kurulu toplantısının 07.02.2025 tarihinde yapıldığı, konkordato nihai raporunun 27.02.2026 tarihinde dosyaya sunulduğu, yine 09.03.2026 tarihli duruşma ile Akutins Gayrimenkul Yapı Mühendislik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin (Uluçınar Vergi Dairesi No:...) konkordato teklifinin; alacaklıların talebi, komiserlerin görüşü nazara alınarak adi alacaklar yönünden tasdiki ile; davacının konkordato kapsamındaki tüm borçlarının ilk taksidi 2026 yılının Nisan ayının son gününden başlayarak 2026 yılı için aylık eşit taksitler halinde, devam eden yıllarda aylık eşit taksitler halinde her ayın son gününde ödenecek şekilde toplam 36 taksit halinde ödenmesine, davacı ...'ın konkordato talebinin reddine, davacıların rehinli alacaklar yönünden konkordato talebinin reddine karar verildiği, verilen karara karşı feri müdahiller Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı, Yapı ve Kredi Bankası A.Ş, T.C. Ziraat Bankası A.Ş. ile davacılar vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun ilk derece mahkemesinin 28/04/2026 tarihli istinaf başvurusunun değerlendirilmesi ek kararı ile süresinde eksik istinaf harç ve masrafları yatırılmadığından davacılar vekilinin istinaf başvurusundan vazgeçmiş sayılmasına karar verilmiştir. 1-Müdahil T.C. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının istinaf isteminin incelenmesinde; İİK'nın 308/c maddesinde; "Konkordato, tasdik kararıyla bağlayıcı hale gelir. Tasdik edilen konkordato projesinde konkordatonun, tasdik kararının kesinleşmesiyle bağlayıcı hale geleceği de kararlaştırılabilir; bu takdirde mühletin etkileri, kanunda öngörülen istisnalar saklı kalmak kaydıyla konkordatonun bağlayıcı hale geldiği tarihe kadar devam eder. Bağlayıcı hale gelen konkordato, konkordato talebinden önce veya komiserin izni olmaksızın mühlet içinde doğan bütün alacaklar için mecburidir. 206'ncı maddenin birinci sırasında yazılı imtiyazlı alacaklar, rehinli alacaklıların rehinin kıymetini karşılayan miktardaki alacakları ve 6183 sayılı Kanun kapsamındaki amme alacakları hakkında bu maddenin ikinci fıkrası hükmü uygulanmaz. Kredi kurumları tarafından verilen krediler de dahil olmak üzere, mühlet içinde komiserin izniyle akdedilmiş borçlar, adi konkordatoda konkordato şartlarına tabi değildir; mal varlığının terki suretiyle konkordatoda yahut sonraki bir iflasta masa borcu sayılır. Aynı kural karşı edimin ifasını komiserin izniyle kabul eden borçlunun taraf olduğu sürekli borç ilişkilerindeki karşı edimler için de geçerlidir" hükmü bulunmaktadır. Bu yasa hükmü uyarınca; T.C. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının alacakları İcra ve İflas Kanununa göre değil 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre takip ve tahsil edilmektedir. Bu Kanuna tâbi alacaklar konkordato hükmünün dışında kaldığından T.C. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının alacaklarının konkordatodan etkilenmediği sonucuna varılmaktadır. Konkordatodan etkilenmeyen alacakların itirazlarının dikkate alınması gerekmediği gibi bunların alacaklılarının toplantıya çağrılmasına da gerek bulunmamaktadır. Diğer bir ifade ile ve konkordato tedbirlerinin hükümle birlikte kaldırılmasına karar verilmesi de dikkate alınarak T.C. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının konkordatonun tasdikine ilişkin olarak istinaf yasa yoluna başvurmakta hukuki yararı bulunmamaktadır. Hukuki yarar dava şartı olduğu gibi istinaf yasa yoluna başvurulması için de aranan bir şarttır. Açıklanan nedenlerle müdahil T.C. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekilinin istinaf başvurusunda bulunmakta hukuki yararı bulunmadığından istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir. 2-Müdahil T.C. Ziraat Bankası A.Ş.'nin istinaf isteminin incelenmesinde; Tasdik kararına karşı T.C. Ziraat Bankası A.Ş. tarafından 31/03/2026 tarihinde istinaf yoluna başvurulmuştur. Bu durumda, tasdik kararının son ilan tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde istinaf başvurusu yapılması gerektiği halde başvuru tarihi itibariyle iki haftalık yasal süre geçtiğinden alacaklı T.C. Ziraat Bankası A.Ş.'nin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 352/1-c maddesi gereği süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir. 3-Müdahil T.C. Yapı ve Kredi Bankası A.Ş.'nin istinaf isteminin incelenmesinde; Müdahil T.C. Yapı ve Kredi Bankası A.Ş.'nin alacağı rehinli alacak olup, davacıların rehinli alacaklar yönünden konkordato talebinin reddine karar verildiği görülmekle rehinli alacaklı müdahil T.C. Yapı ve Kredi Bankası A.Ş.vekilinin istinaf başvurusunda bulunmakta hukuki yararı bulunmadığından istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir. Ayrıca alacaklılar kurulu toplantısından sonraki yedi gün içinde verilen iltihak oylarının geçerli olacağının 2004 sayılı yasanın 302/7.maddesinde açıkça yazıldığı, yine bu süre sonunda komiser tarafından gerekçeli nihai raporun mahkemeye en geç yedi gün içinde sunulacağının aynı yasanın 302/8.maddesinde düzenlendiği, 304/1.maddede ise anılan raporun alınmasından sonra mahkemece tasdik duruşması gününün belirlenerek tayin olunan duruşma gününün 288 inci madde uyarınca ilân edilmesinin gerektiği, ilanda itiraz edenlerin, itiraz sebeplerini duruşma gününden en az üç gün önce yazılı olarak bildirmek kaydıyla duruşmada hazır bulunabileceklerinin de yazılmasının gerektiği emredici bir şekilde düzenlenmesine rağmen Mahkemece bu ilanın yapılmaması sonuca etkili olmadığından eleştirmekle yetinilmiştir. Bu nedenlerle; alacaklı T.C. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının istinaf isteminin (1) nolu bentte, alacaklı T.C Ziraat Bankası A.Ş, Türkiye Halk Bankası A.Ş,nin istinaf istemlerinin (2) nolu bentte, alacaklı Yapı ve Kredi Bankası A.Ş.'nin (3) nolu bennte açıklanan nedenlerle usulden reddine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Feri müdahiller Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı, Yapı ve Kredi Bankası A.Ş, T.C. Ziraat Bankası A.Ş.'nin istinaf başvurularının HMK'nın 341. maddesi uyarınca; USULDEN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-Alınması gereken harç peşin alındığından, yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın dairemizce taraflara tebliğine, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ilamın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.10/09/2026

Başkan ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Katip ... e-imzalıdır

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1173, K. 2026/1173, T. 10.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1173-e-2026-1173-k-2aec59df7ac8