Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1318 E. 2026/1318 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1318
- Karar No
- 2026/1318
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1318 - 2026/1567 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/1318 KARAR NO : 2026/1567
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 29/04/2026 Tarihli Ara Karar NUMARASI : 2026/310 Esas DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ...
VEKİLİ : Av. ... DAVA TÜRÜ : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) TALEP : İhtiyati Haciz DAVA TARİHİ : 28/04/2026 KARAR TARİHİ : 18/09/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 25/09/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı şirket arasında Tehlikesiz Atık ve Ambalaj Atığı Alım Sözleşmesi bulunduğunu, ticari ilişki kapsamında davalıya gerçekleştirilen atık satışı ve teslimatına ilişkin düzenlenen faturaların bedellerinin bakiye kısımlarının davalı tarafından vadesinde ödenmediğini, davalının gerçekleştirdiği kısmi ödemeler ve ciro edilen çeklerle borcun ikrar edildiğini, alacağın tahsili amacıyla İstanbul Anadolu 17. İcra Müdürlüğü’nün 2026/1731 E. sayılı dosyası ile başlatılan ilamsız icra takibine davalı tarafça haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini beyan ederek; davalının icra takibine yönelik itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın likit olması sebebiyle davalı aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, ayrıca yargılama süresince alacağın tahsilini güvence altına almak amacıyla davalının menkul, gayrimenkul ve üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine teminatsız veya mahkemece belirlenecek teminat mukabilinde ihtiyati haciz konulmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : İlk derece mahkemesince 29/04/2026 tarihli ara karar ile; " ... İhtiyati haciz için gerekli şartları taşımayan talebin REDDİNE ... " karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İİK 257 ve devamı maddelerinde "alacağın yargılamayı gerektirmemesi" şeklinde bir şart öngörülmediğini, İİK madde 257' de aranan şartların somut olayda mevcut olduğunu beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı tarafça, istinaf dilekçesine karşı cevap dilekçesi verilmemiştir. DELİLLER: Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/310 Esas sayılı 29/04/2026 Tarihli Ara Kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; Tehlikesiz Atık ve Ambalaj Atığı Alım Sözleşmesinden kaynaklanan alacak için yapılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. Talep; ihtiyati haciz istemine ilişkindi.r İlk derece mahkemesince 29/04/2026 tarihli ara karar ile ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Dosyanın incelemesinde, davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı şirket arasında tehlikesiz atık ve ambalaj atığı alımına ilişkin sözleşme bulunduğunu, ticari ilişki kapsamında davalıyla gerçekleştirilen atık satış ve teslimlerine ilişkin faturaların bakiye bedellerinin vadesinde ödenmediğini, yapılan kısmi ödemeler ve ciro edilen çeklerle borcun ikrar edildiği ileri sürülerek, alacağın tahsili amacıyla İstanbul Anadolu 17. İcra Müdürlüğünün 2026'/1735 Esas sayılı dosyasında başlatılan icra takibine davalının haksız itirazın iptali ve bu alacak yönünden ihtiyati haciz kararı verilmesinin talep edildiği, ilk derece mahkemesince 29/04/2026 tarihli ara kararla ihtiyati haciz için gerekli şartların oluşmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verildiği, verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Eldeki davada taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacının, atık satış ve teslimlerinden kaynaklandığını ileri sürdüğü bakiye alacağının varlığı ile bu alacağın yaklaşık olarak ispat edilip edilmediği ve ihtiyati haciz koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere; ihtiyati haciz, 6100 sayılı HMK'nın 406-(2) maddesinde geçici hukuki koruma olarak kabul edilmiş, ihtiyati haczin şartları ve etkileri ise 2004 sayılı İİK'nın 257. maddesinde: “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadı ile mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa; Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder” şeklinde düzenlenmiştir. Maddenin birinci fıkrasında vadesi gelmiş borçlar için ihtiyati haciz talep etme koşulları; ikinci fıkrada ise vadesi gelmemiş borçlar için ihtiyati haciz istenebilecek haller düzenlenmiştir. Gerek birinci, gerekse ikinci fıkra hükümleri dikkate alındığında, ihtiyati haciz talep edebilmek için, öncelikle ortada bir para borcunun bulunması, bir diğer deyişle ihtiyati haciz talep eden kişinin talep konusu borcun alacaklısı sıfatına sahip olması gerekir. Maddenin birinci fıkrasına göre ihtiyati haciz isteyebilmek için, alacağın kural olarak vadesinin gelmiş olması gerekir. Vadesi gelmiş borçlar için ihtiyati haciz istenebilmesinin diğer bir şartı ise alacak rehin ile temin edilmemiş olmalıdır. Rehin ile temin edilmiş olan bir alacak teminata haiz olduğu için ihtiyati hacze gerek yoktur. Fakat rehinli malın kıymetinin rehinli alacağı karşılamayacağı tahmin ediliyorsa, karşılanamayacağı (açık kalacağı) tahmin edilen bölümü için, ihtiyat haciz istenebilir. Yine alacağın rehin ile temin edilmiş olmasına rağmen, istisna olarak, ilk önce rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapmak zorunluluğu olmayan hallerde, alacaklı (rehinle temin edilmiş olan alacağı için) ihtiyati haciz isteyebilir.
Yukarıda belirtilen şartların bulunması halinde, vadesi gelmiş bir borcun alacaklısı başka bir şart aranmaksızın ihtiyati haciz isteme hakkına sahiptir. Vadesi gelmemiş bir borçtan dolayı ihtiyati haciz talep edilebilmesi ise; 2004 sayılı İİK’nın 257. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenmiştir. Söz konusu fıkraya göre, borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa, borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa, bu hallerde ihtiyati haciz talep edilebilecektir. 2004 sayılı İİK'nın 258-(1) maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi yaklaşık ispat yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmaz, alacağın varlığı hakkında yeterli kanaate sahip olunması için mahkemeye bu konuda delillerin sunulması yeterli kabul edilmelidir. Eldeki davada, davacının, ticari ilişkiden kaynaklanan bakiye alacağını tahsil amacıyla başlattığı icra takibine, davalının itirazın iptali ile takibin devamı ve alacağın güvence altına alınması için ihtiyati haciz kararı verilmesinden ibaret olduğu anlaşılmaktadır. Somut olayda; fatura tek başına fatura konusu mal veya hizmetin davalıya teslim edildiğini ve alacağının doğduğunu ispata elverişli olmayıp, malın teslim edildiğini veya hizmetin ifa edildiğinin ayrıca ortaya konulması gerekmektedir. Davacı tarafından yalnızca faturanın sunulduğu, buna karşı mal veya hizmetin davalı tarafından teslim alındığını gösteren herhangi bir teslim tesellüm belgesi veya başkaca delil sunulmadığı anlaşılmaktadır. Bu haliyle alacağın varlığı ve talep edilen miktarın haklılığı hususunda yaklaşık ispata yeterli delil bulunmadığından ihtiyati haciz koşulların oluşmadığının kabulüyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken harç peşin alındığından, yeniden alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yolu için yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-İstinaf eden tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 8-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.18/09/2026 Başkan ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Katip ... e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*