Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1153 E. 2026/1153 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1153
- Karar No
- 2026/1153
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1153 - 2026/1525 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/1153 KARAR NO : 2026/1525
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :GEBZE 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ :20/04/2026 NUMARASI :2026/59 Esas - 2026/456 Karar
DAVACILAR :1-(İFLAS NEDENİYLE) TASFİYE HALİNDE DDC ENDÜSTRİYEL REKLAM SANAYİ DIŞ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ... :2-... VEKİLİ :Av. ... MÜDAHİLLER :1-... VEKİLİ :Av. ... :2-DENİZBANK ANONİM ŞİRKETİ - ... VEKİLİ :Av. ... :3-GÜZELTEPE İNŞAAT VE YAPI MALZEMELERİ LİMİTED ŞİRKETİ - ... VEKİLİ :Av. ... :4-HAYAT FİNANS KATILIM BANKASI ANONİM ŞİRKETİ - ... VEKİLİ :Av. ... :5-SOSYAL SİGORTALAR KURUMU BAŞKANLIĞI - ... VEKİLİ :Av. ... :6-TÜRKİYE GARANTİ BANKASI ANONİM ŞİRKETİ - ... VEKİLİ :Av. ... :7-YAPI KREDİ FAKTORİNG ANONİM ŞİRKETİ - ... VEKİLİ :Av. ... :8-... VEKİLİ :Av. ... DAVA :Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) DAVA TARİHİ :23/01/2026
KARAR TARİHİ :17/09/2026 KR. YAZIM TARİHİ :24/09/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin iş hacmini geliştirmek için yatırımlar yaptığını, bu yatırımlar dövizdeki dalgalanmalar, bankalarca kredilerin kapatılması, özellikle tüm dünyada ortaya çıkan küresel çapta savaşların olması neticesince global kriz ve ülkede devam eden yüksek enflasyon nedenleriyle müvekkilinin işleri daha da sekteye uğrattığını, müvekkili şirket Ddc Endüstriyel Reklam Sanayi Dış Ticaret Limited Şirketi unvanı ile 03.04.2020 tarihinde ... ticaret sicil numarası ile tescil edilip, 07.04.2020 tarih ve ... sayılı ticaret sicil gazetesinde yayınlanarak ticari faaliyetlerine başladığını, Müvekkili Şirketin halihazırda ... Mah. .../4. Sk. No:... Çayırova/Kocaeli adresinde ticari faaliyetlerini sürdürdüğünü, müvekkili şirket sektöründe tanınan bilinen itibarlı ve köklü bir firma olduğunu, ...'ın, Ulus Mah. ... Sk. No:... K:... D:... Gebze / Kocaeli adresinde ikamet etmekte olup, diğer davacı şirketin sahibi olduğunu, ...'ın ortağı ve yetkilisi olduğu şirketin banka borçlarına kefaleti nedeniyle kefalet borçları bulunduğunu, ortağı ve yetkilisi olduğu şirketin ödeme güçlüğüne düşmüş olması sebebiyle bankaların kefalet nedeniyle icra takibine maruz kalacağından borçlar asıl borçlu tarafından ödeninceye kadar malvarlığının tamamını çok düşük tutarlar karşılığında kaybetme riski ile karşı karşıya kaldığından geçici bir dönem için hukuki korumaya ihtiyaç duyduğunu, Konkordato ön projesinde detaylandırılan ve şirket adına kayıtlı olan gayrimenkuller borçlar karşılığında bankalara rehnedildiğini, borçlu şirketlin bu gayrimenkulleri satarak borçları ödemesi halinde ...'ın kefalet kaynaklı borçları sona ereceğini, Müvekkili şirket ve şahıs ödeme güçlüğüne düşmüş olduğundan dolayı dilekçeleri ekinde sunmuş oldukları müvekkili şirketin ticari kayıtları, ön konkordato projesi ve makul güvence raporu incelendiğinde, her ne kadar mevcut durumda şirket borçlarını ödeyemez hale gelmiş olsa da şirketin mal varlıkları, karlılık oranı ve cirosu gözetildiğinde oluşturulacak kaynak ve ek kaynaklar ile müvekkili şirketin ve şahsın içine düşmüş olduğu ödeme güçlüğünü yenerek faaliyetini sürdürebileceğini, Müvekkili şirketin konkordato projesinin şirketlin öz varlığının ortaya çıkmasına büyük yardımı dokunacağı, ödeme projesinin öngörülen şekilde uygulandığını, gerekli tedbirlerin mahkemenizce alınması ve devam eden işlerden beklenen gelirlerin şirketin aktifine girmesi halinde şirketin borcunu ödeyemez durumdan kurtulabileceği görüleceğini, bu durumda müvekkili şirkete ve şahsa borçlarını yapılandırma mühleti ve fırsatı vermeden iflasa sürüklenmesini beklemek, alacaklılarla birlikte sektöründe markalaşmış bir işletmenin kapanmasına, şirkette çalışanları ve ailelerini, şirketle anlaşmalı olarak çalışan bir çok kuruluşu mağdur ederek zincirleme şekilde büyük zararlar vereceğini, Müvekkili şirketin, 2022 yılında ortalama 21 çalışan, 2023 yılında ortalama 32 çalışan, 2024 yılında ortalama 34 çalışan 2025 yılında ortalama 37 çalışan istihdam ettiğini, bu durumun, müvekkili şirketin faaliyetlerini istikrarlı bir şekilde sürdürdüğünü, kapasitesini yıllar itibarıyla artırdığını ve önemli sayıda çalışanın geçimini doğrudan sağladığını ortaya koyduğunu, sektörün öncü firmalarından olan müvekkili şirketin finansal sıkıntılarını gidererek biran önce sektörün öncü firmalarından biri olmaya devam etmeyi hedeflediğini, mevcut halde müvekkili şirketin tasfiyesi halinde alacaklıların alacağına tam olarak kavuşmasının mümkün olmadığını, çünkü iflas halinde müvekkillerinin varlıkları hem parça parça satılacak hem de değerinin çok çok altında satılacağını, bu durumda hem ekonominin temel taşlarından olan bir işletme ortadan kalkacak hem de alacaklılar alacağına kavuşamayacağını, hal böyle iken, müvekkili şirketin işbu konkordato projesi çerçevesinde faaliyetlerini sürdürmesi ve konkordato planının gerçekleştirmesi halinde, alacaklıların alacağına kavuşmasına ve alacaklıların menfaatlerine uygun ve olumlu katkı yapacak yapının ortaya çıkmasının somut olarak planlanmış halde olduğunu, bunun yanında müvekkili şirketin faaliyetlerine devam etmesinin de sağlanmış olacağını, Konkordato taleplerinin kabul edilmesi halinde şirkete öz sermaye oluşturulacak ve sıcak para girişi sağlanmış olacağını, Müvekkili şirketin, sektöründeki faaliyetlerine devam edecek ve borçların belli bir vadede tasfiyesinin sağlanabileceğini, ileriki yıllar için de projelerinde ifade ettikleri sermaye artışları ile sabit kıymet takdir satışlarından elde edeceği gelirlerle borçlarının ödenebileceğini, Müvekkilinin nakit problemlerinin girdiği olumsuz döngüden çıkmasının, şirket yönetimince gerçekleştirilebilir bir zemine oturtularak planlanmış, borçların aşağıda belirtilen vadelerde alacaklılar arasında adil bir denge çerçevesinde tasfiyesinin sağlanması ve müvekkilin faaliyetlerine devamının mümkün hale gelmesi konusunda yönetim kararları oluştuğunu, belirtilen gerekçelerle, borçların tasfiyesi ve şirketin ticari faaliyetlerine devamının sağlanması amacı ile "İcra Ve İflâs Kanunu Ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun"a uygun olarak "Konkordato Ön Projesi" hazırlandığını, müvekkili şirketlin ve şahsın, alacaklılarının haciz ve diğer hukuksal tacizleri ile karşı karşıya geleceği kuvvetle muhtemel olduğunu, Müvekkili şirketin üretim araçlarına, stoklarına ve diğer hak ve alacaklarına yönelik her an haciz ve ihtiyati haciz kararlan alınıp, müvekkilinin faaliyetine son verilebileceğini beyanla; Öncelikle müvekkillerinin faaliyetine devam edebilmesi ve malvarlığının korunabilmesi için İcra ve İflas Kanunu'nun 287, 288, 294, ve 295. maddeleri gereğince; İİK..'nun 206/1 sırasındaki haklar hariç olmak üzere, 6183 sayılı Kanundan doğan vergi ve her türlü harç, ceza ile SGK alacakları (prim, idari para cezalan dahil) ile ilgili takipler dahil olmak üzere, hangi sebebe dayanırsa dayansın davacı müvekkili aleyhine yeni takip yapılmaması, haciz, ihtiyati haciz, e-haciz, ihtiyati tedbir, satış, muhafaza işlemleri uygulanmaması, evvelce yapılmış olan tüm takiplerin durdurulmasına, yeni takip başlatılmamasına, tedbir tarihinden sonra uygulanan haciz, ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbirlerin kaldırılmasına, davacı müvekkilleri hakkında rehnin paraya çevrilmesi yoluyla yapılmış ve yapılacak tüm icra takiplerinde satışlarının durdurulması, rehinli menkullerin muhafazasının durdurulmasına, Davacı müvekkillerinin, tüm kurumlar ve şirketler nezdindeki hak ve alacaklarının 3. kişilerce haciz, muhafaza ve tahsil edilmesinin önlenmesi ve evvelce yapılmış takiplerden üzerine haciz konulan hak ve alacaklar da dahil olmak üzere tüm hak ve alacaklarının davacı müvekkile ödenmesine, Davacı müvekkillerinin muhafaza altına alınmış ve alınacak emtia, taşıt, cihaz, leasing kapsamındaki makine ve diğer hak ve alacakların davacı müvekkile iadesine, Davacı müvekkillerine ait olup haczedilen araçların kayıtlarına konulan yakalama şerhlerinin kaldırılmasına dair ihtiyati tedbir kararı verilmesine, işbu karar tarihinden sonra, alacaklı bankalarda davacılara ait hesaplara gelecek paralar ile ilgili, ilan tarihinden önce muaccel hale gelmiş kredi ve başkaca alacaklar için yapacakları rehin, takas uygulamalarının İİK 294. maddesi ile İİK' nin 200.maddesinin 1, 2 ve 3. fıkrası kapsam ve şartlarında tedbiren durdurulmasına, davacının bankalardaki hesaplarına yatırılan paralara bankalarca rehin veya takas hükmünde olmak üzere konulan ve uygulanan blokajların kaldırılmasına ve blokaja tabi tutulan bedellerin davacının ilgili banka hesabına davacının kullanımına sunulmak üzere iadesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davacı müvekkilleri tarafından banka ve finans kuruluşlarına tahsil, takas ve teminat olarak verilmiş olan çek, senet ve her türlü kıymetli evrakın davacıya iadesine dair ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davacı müvekkillerin takip borçlusu olduğu takiplerde kendisi aleyhine veya 3. Şahıs konumunda oldukları takiplerde kendisine yönelik 89/1 haciz ihbarnameleri gönderilmesinin tedbiren önlenmesine, davacı müvekkilleri tarafından keşide edilen kambiyo senetlerinin ve çeklerin muhatap bankaya ibraz edilmesi halinde bankalar tarafından "Konkordato geçici mühleti verildiğinden işlem yapılamayacağına ilişkin şerh düşülmesine" dair tedbir kararı verilmesine, arkasının karşılıksızdır olarak yazılmasının ve senetlerin protesto edilmesinin önlenmesine, davacı müvekkillerinin SGK ve diğer kamu kuruluşları nezdinde doğmuş ve doğacak hak, alacak ve istihkaklarının üzerine haciz konulmamasına, konulmuş olanların kaldırılmasına, davacı müvekkillerinin bankalar nezdindeki teminat mektuplarının nakde çevrilmesinin tedbiren durdurulması, zımmında yargılama neticesine kadar ihtiyati tedbir kararı verilmesine ve müvekkile komiser tayinine, alacak miktarının ve alacaklı sayısının sınırlı olması hususu dikkate alınarak iki konkordato komiseri tayinine, müvekkillerinin konkordato talebinin kabulü ile, öncelikle İcra ve İflas Kanununun 287. maddesi gereğince 3 aylık geçici mühlet verilmesine ve gerekli görülmesi halinde işbu müddetin 2 ay daha uzatılmasına geçici İİK. 285. maddesi çerçevesinde geçici mühlet neticesinde İcra ve İflas Kanununun 289. maddesi gereğince bir yıllık kesin mühlet kararı verilmesine ve gerekli görülmesi halinde bu mühlet kararının 6 ay daha uzatılmasına, kesin mühlet kararının ilanına yargılama neticesinde İİK. 305. ve diğer maddeleri gereğince konkordatonun tasdikine, tasdik kararının ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "... 1-a)Davacı şahıs ... (T.C....) yönünden açılan davanın REDDİNE, b)Davacı şahıs lehine Mahkememizce verilen 28.01.2026 tarihli geçici mühlet kararının ve tüm tedbirlerin derhal kaldırılmasına, komiserin görevinin derhal sonlandırılmasına, 2-Gebze Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 32089 nolu sicilinde kayıtlı ... Mah. .../4. Sok. No:... Çayırova / KOCAELİ adresinde bulunan davacı DDC ENDÜSTRİYEL REKLAM SANAYİ DIŞ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ (İlyasbey Vergi Dairesi No...)'nin 20/04/2026 günü saat 14:20 itibariyle İİK'nın 179. maddesi gereğince İFLASINA ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı şirket vekili ile müdahil Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı DDC Endüstriyel Reklam Sanayi Dış Ticaret Limited Şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin, geçici mühlet süresi tamamlanmadan ve eksiklerin giderilmesi için etkili imkan tanınmadan doğrudan iflas kararı verdiğini, borca batıklık tespitinin eksik incelemeye dayandığını, konkordato projesinin başarıya ulaşamayacağı sonucuna erken ve eksik değerlendirme ile varıldığını, ilk derece mahkemesi, karar gerekçesinde davacı şirket yönünden İİK m. 308 uyarınca iflasa karar verilmesi gerektiği sonucuna vardığını, oysa, dosyanın henüz geçici mühlet aşamasında olduğunu, bu aşamada yapılacak değerlendirmenin, konkordatonun nihai tasdik şartlarının tümüyle gerçekleşip gerçekleşmediği değil, konkordatonun başarıya ulaşma ihtimalinin bulunup bulunmadığı olduğunu, tasdik şartlarının, konkordato projesinin alacaklılarla müzakere edilmesi, alacaklı çoğunluklarının oluşması, kesin mühlet sürecinin işletilmesi ve mahkemece tasdik incelemesi yapılması aşamasında değerlendirilecek hususlar olduğunu, somut olayda alacaklılar toplantısının yapılmadığını, projenin alacaklılarca oylanmadığını, revize proje sunulmasına imkân tanınmadığını, kesin mühlet sürecinin işletilmediğini, bu aşamada İİK m. 305 anlamında tasdik şartlarının gerçekleşmediği kabul edilerek davanın reddine karar verilmesinin isabetli olmadığını, aynı şekilde İİK m. 308 hükmünün de konkordatonun tasdik edilmemesi hâlinde uygulanacak bir hüküm olduğunu, dosyada henüz tasdik aşamasına gelinmeden, geçici mühlet içinde, m. 308 gerekçesiyle doğrudan iflas kararı verilmesinin hukuki nitelendirme bakımından hatalı olduğunu, yerel mahkeme gerekçesinde davacı şirketin geçici mühlet döneminde bazı maaş ve kira ödemelerini yapamadığının belirtildiğini ancak bu hususun hangi tarihte, hangi kapsamda, hangi ödemeler yönünden, ne kadar tutarda ve hangi sebeple gerçekleştiği denetime elverişli biçimde değerlendirilmediğini, bu ödemelerdeki gecikmenin geçici likidite sıkışıklığından mı, komiser izin süreçlerinden mi, bankacılık blokajlarından mı, ticari tahsilatların gecikmesinden mi kaynaklandığının araştırılmadığını, konkordatonun, borçlarını vadesinde ödeyemeyen veya ödeyememe tehlikesi altında bulunan borçlular için öngörülmüş bir yeniden yapılandırma kurumu olduğunu, konkordato talep eden her borçlunun mali sıkıntı içinde olmasının doğal olduğunu, geçici mühlet döneminde nakit akışının zorlanması, bazı ödemelerde gecikme yaşanması veya işletme sermayesi ihtiyacının devam etmesinin, tek başına konkordatonun başarıya ulaşamayacağını göstermeyeceğini, yerel mahkemenin, geçici mühlet sürecini tamamlamadan, konkordato projesinin revize edilmesine imkân tanımadan, eksik ve hatalı inceleme sonucu davacı şirket yönünden iflas kararı verdiğini, bu nedenle kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Müdahil Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı şirketin iflasını gerektirecek koşulları taşıyıp taşımadığı konusunda eksik inceleme yapıldığını, davacı şirketin borca batık olup olmadığı yeterince incelenmeden iş bu kararın verildiğini, müvekkil kurum alacakları yönünden yerel mahkeme tarafından verilen bu karar ile müvekkil kurum aleyhine durum oluştuğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. DELİLLER:Gebze 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20/04/2026 tarih, 2026/59 Esas - 2026/456 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; konkordato istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı şirket vekili ile müdahil Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; davacıların konkordato talebiyle mahkemeye başvurdukları, mahkemece davacılara 28//01/2026 tarihinden itibaren 3 ay süreyle geçici konkordato tedbirleri uygulamasına karar verildiği, 20/04/2026 tarihinde ön inceleme duruşmasında davacı ... yönünden konkordato talebinin reddine, DDC Endüstriyel Reklam Sanayi Dış Ticaret Limited Şirketi'nin ise iflasına karar verildiği, karara karşı davacı şirketin istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür. Konkordato, borçlarını vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen ya da herhangi bir borçlunun, borcun belirli koşullarda ödenmesi için alacaklılarıyla anlaştığı ve yetkili ticaret mahkemesinin onayı ile geçerlilik kazanan hukuki çözüm işlemidir (Türk Hukuk Lûgatı, Ankara 2021, s. 709). Konkordato İİK’da tanımlanmamış ise de; öğretide konkordato, dürüst bir borçlunun belli bir zaman kesiti içerisindeki bütün adi borçlarının alacaklılar tarafından kanunda gösterilen nitelikli çoğunlukla kabul edilmesi ve yetkili makamın (mahkemenin) onayı ile gerçekleşen ve borçlunun borcun bir kesiminden kurtulmasını ve/veya ödeme şeklinin borçlu yararına değişmesini sağlayan, haciz ve iflâs gibi klasik ve borçlu bakımından sert cebri icra yöntemlerinin yerine ikame edilmiş bir kolektif icra biçimi şeklinde ifade edilmiştir (Baki Kuru, İcra İflas Hukuku, C. IV, İstanbul 1997, s. 3585; Süha Tanrıver, Adnan Deynekli, Konkordatonun Tasdiki, Ankara 1996, s. 29; Serdar Kale, Sorularla Konkordato (İflas Dışı ve İflas İçi Adi Konkordato), İstanbul 2017, s. 2; Hakan Pekcanıtez, Güray Erdönmez, 7101 sayılı Kanun Çerçevesinde Konkortado, İstanbul 2018, s. 4; Sümer Altay, Ali Eskiocak, Konkordato ve Yeniden Yapılanma Hukuku, İstanbul 2019, s. 10, 15). Konkordato talep eden borçlu veya iflâsını isteyebileceği borçlusu hakkında konkordato talep eden alacaklı, bir nüsha olarak düzenlenen dilekçe, konkordato ön projesi, ayrıntılı bilanço, gelir tablosu ve İİK’nın 286 ncı maddesinde sayılan diğer belgeler ile birlikte asliye ticaret mahkemesine başvurarak üç aylık geçici konkordato mühleti verilmesini ister (İİK md. 285-287). Asliye ticaret mahkemesi 286 ncı maddede sayılan belgelerin eksiksiz olarak mevcut olduğunu belirlediği takdirde borçluya derhâl geçici mühlet (üç ay) verir ve bir veya işin kapsamına göre üç kişiden oluşan komiser veya komiserler kurulu oluşturulur (İİK. md. 287). Geçici mühlet içinde mahkeme borçluyu ve varsa konkordato talep eden alacaklıyı duruşmaya davet eder. Bu süreçte geçici komiser duruşmadan önce raporunu mahkemeye ibraz eder. Mahkeme yapacağı değerlendirmede itiraz eden alacaklıların dilekçelerinde ileri sürdükleri itiraz sebeplerini de dikkate alır (md. 289/2). Konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün görülmesi hâlinde borçluya bir yıllık kesin mühlet verilir (md. 289/3). Gerekiyorsa geçici komiser veya komiserler değiştirilerek yeni bir görevlendirme yapılabilir veya geçici komiserlerin görevine devam etmesine karar verilerek dosya komisere teslim edilir. Kesin mühlet içerisinde komiser, konkordatonun hazırlanmasına ilişkin işlemleri gerçekleştirir. Kısaca belirtmek gerekirse, bunlar aktif ve pasifin tespit edilerek aktif defterlerinin tutulması ve değerlerinin takdiri, alacakların bildirilmesi için İİK’nın 288 inci maddesine göre ilân yapılması, borçlunun yazdırılan alacaklara tamamen veya kısmen kabul veya ret şeklinde beyanlarının alınması (md. 299), çekişmeli alacaklar hakkında dosyanın asliye ticaret mahkemesine sunularak bu alacaklar hakkında konkordato oylamasına katılıp katılmayacakları konusunda karar alınması, rehinli alacak müzakerelerinin yapılması, alacaklılar toplantısı ve oylamaların tutanakla tespiti (md. 302), alacakların geçerli ve sağlıklı olup olmadıklarının borçlunun ticari defterlerinin incelenmesi suretiyle tespiti ve bu konuda oluşan kanaatin ticaret mahkemesine sunulan raporda belirtilmesi, konkordato mühleti içerisinde dosyanın asliye ticaret mahkemesine konkordatonun tasdiki veya reddine karar verilmek üzere sunulması ve sonuçta asliye ticaret mahkemesinin duruşma günü ilân ederek, komiseri de dinlemek suretiyle, gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırarak tasdik veya ret kararı vermesidir. Bununla birlikte belirtmek gerekir ki, borçlu iflâsa tâbi ise, konkordatonun reddi ve doğrudan iflâs sebeplerinin varlığı hâlinde borçlunun iflâsının açılmasına da karar verilecektir. İcra ve İflas Kanununun “Kesin mühlet içinde konkordato talebinin reddi ile iflâsın açılması" başlıklı 292 nci maddesi, “İflâsa tabi borçlu bakımından, kesin mühletin verilmesinden sonra aşağıdaki durumların gerçekleşmesi hâlinde komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflâsına resen karar verir: a) Borçlunun malvarlığının korunması için iflâsın açılması gerekiyorsa. b) Konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılıyorsa. c) Borçlu, 297 nci maddeye aykırı davranır veya komiserin talimatlarına uymazsa ya da borçlunun alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket ettiği anlaşılıyorsa. d) Borca batık olduğu anlaşılan bir sermaye şirketi veya kooperatif, konkordato talebinden feragat ederse. İflâsa tabi olmayan borçlu bakımından ise birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerindeki hâllerin kesin mühletin verilmesinden sonra gerçekleşmesi durumunda, komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine resen karar verir. Mahkeme, bu madde uyarınca karar vermeden önce borçlu ve varsa konkordato talep eden alacaklı ve alacaklılar kurulunu duruşmaya davet eder; diğer alacaklıları ise gerekli görürse davet eder” şeklinde düzenlenmiş olup, İİK’nın geçici mühleti düzenleyen 287/5 inci maddesinde de, İİK’nın 291 ve 292 nci maddelerinin, geçici mühlet hakkında kıyasen uygulanacağı belirtilmiştir. Konkordatonun tasdik edilmemesine ilişkin benzer düzenleme az yukarıda da ifade edildiği üzere İİK'nın 292 nci maddesinde yer almaktadır. İlgili madde uyarınca konkordato mühleti içerisinde maddede öngörülen şartların gerçekleşmesi hâlinde mühlet kararı kaldırılarak iflâsa tâbi talep edenin iflâsına karar verilecektir, ancak belirtmek gerekir ki İİK'nın 292 nci maddesinde belirtilen iflâsın şartları ile 308 inci maddesi gereğince konkordatonun tasdik edilmemesi hâlinde mahkemece verilecek iflâs kararının şartları birbirinden farklıdır (Öztek, Budak, Tunç Yücel, Kale, Yeşilova, s. 308). İcra ve İflas Kanununun 292 nci maddesinde, konkordato sürecinin devam ettirilmesinin artık hukuken temelinin kalmadığı, konkordato sürecinin kesilmesi ve iflâsın açılması gereken hâller düzenlenmiştir. Mahkeme bu hâllerden birinin gerçekleşmesi durumunda, herhangi bir talebe gerek olmaksızın, borçlu iflâsa tâbi ise resen iflâsın açılmasına; iflâsa tâbi olmayan borçlu bakımından ise resen konkordato talebinin reddine karar verecektir. Ancak bu kararı vermeden önce bir duruşma açarak borçluyu, konkordatoyu bir alacaklı talep etmişse onu ve varsa alacaklılar kurulunu dinlemesi gerekir. Diğer alacaklıları ise gerek görürse dinler (Selçuk Öztek, Ali Cem Budak, Müjgan Tunç Yücel, Serdar Kale, Bilgehan Yeşilova, Yeni Konkordato Hukuku 7101 sayılı Kanunla Değişik İcra ve İflas Kanunu m. 285-309 Şerhi, Ankara 2018, s. 194, Hukuk Genel Kurulunun 18.5.2022 tarihli ve 2022/(15)6-387 Esas, 2022/695 Karar sayılı kararı). Somut olayda, davalı şirket yönünden yapılan incelemede, Dosyaya gelen 14/04/2026 tarihli komiser raporunda, Davacı şirketin geçici mühlet döneminde (07.04.2026 tarihinde ) 2026 Ocak dönemi kısmı maaş ödemesi yaptığı, Aralık, Şubat ve Mart 2026 dönemine ait maaş ödemelerinin rapor tarihi itibarı ile yapılmadığı, geçici mühlet dönemi içerisinde kira ödemelerinin yapılmadığı, kaydı olarak sunulan 31.03.2026 tarihli mali verilere göre davacı şirketin borca batık olmadığı, ancak raporun 1/b bölümünde açıklandığı üzere davacı şirketin rayiç bilançosuna göre öz varlıklarının (-) 77.346.036,02 TL olduğu, başka bir ifade ile borca batık olduğu , davacı firma ve davacı şahsın Konkordato ön Projenin uygulanabilir olmadığı tespit edilmiştir. Bu durumda davacının sunduğu projenin uygulanabilir olmadığı, şirketin konkordato müessesinden faydalanması mümkün olmadığı (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2021/4168 esas 2022/872 karar sayılı ilamı) anlaşıldığından mahkemece bu davacı yönünden kesin mühletin kaldırılarak 2004 sayılı yasanın 292/1-b maddesi gereği konkordato talebinin reddine karar verilmesi yerindedir. Yukarıda detaylandırıldığı üzere; 2004 sayılı yasanın "Kesin Mühlet İçinde Konkordato Talebinin Reddi ile İflâsın Açılması" başlıklı 292. maddesi gereğince: "İflâsa tabi borçlu bakımından, kesin mühletin verilmesinden sonra aşağıdaki durumların gerçekleşmesi hâlinde komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflâsına resen karar verir: a)Borçlunun malvarlığının korunması için iflâsın açılması gerekiyorsa, b)Konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılıyorsa, c)Borçlu, 297 nci maddeye aykırı davranır veya komiserin talimatlarına uymazsa, d)Borca batık olduğu anlaşılan bir sermaye şirketi veya kooperatif, konkordato talebinden feragat ederse, İflâsa tabi olmayan borçlu bakımından ise birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerindeki hâllerin kesin mühletin verilmesinden sonra gerçekleşmesi durumunda, komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine re'sen karar verir. Mahkeme, bu madde uyarınca karar vermeden önce borçlu ve varsa konkordato talep eden alacaklı ve alacaklılar kurulunu duruşmaya davet eder; diğer alacaklıları ise gerekli görürse davet eder." hükmü emredicidir. Diğer bir anlatımla konkordato komiserinin yazılı raporu ile konkordatonun başarıya ulaşamayacağının komiserin yazılı raporu üzerine kesin mühlet kararı kaldırılarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun İİK'nin 292/1.b. maddesi gereğince iflasına re'sen karar verilir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2023/6-603 esas 2023/1216 karar sayılı ilamı, Dairemizin 2023/2492 esas 2024/270 karar sayılı ilamı)İİK’nın 292. maddesi uyarınca, iflas kararı verilebilmesi için şirketin borca batıklık şartının aranmasına gerek yoktur. (Benzer yönde Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2019/2690 Esas, 2021/117 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2023/1817 esas 2023/2077 karar sayılı ilamı, Dairemizin 2023/2492 esas 2024/270 karar sayılı ilamı) İcra ve İflas Kanununun 292. maddesinde, konkordato sürecinin devam ettirilmesinin artık hukuken temelinin kalmadığı, konkordato sürecinin kesilmesi ve iflâsın açılması gereken hâller düzenlenmiştir. Mahkeme bu hâllerden birinin gerçekleşmesi durumunda, herhangi bir talebe gerek olmaksızın, borçlu iflâsa tâbi ise re’sen iflâsın açılmasına; iflâsa tâbi olmayan borçlu bakımından ise re’sen konkordato talebinin reddine karar verecektir. Ancak bu kararı vermeden önce bir duruşma açarak borçluyu, konkordatoyu bir alacaklı talep etmişse onu ve varsa alacaklılar kurulunu dinlemesi gerekir. Diğer alacaklıları ise gerek görürse dinler (Öztek, Selçuk/Budak, Ali Cem/ Tunç Yücel, Müjgan/Kale, Serdar/ Yeşilova, Bilgehan: Yeni Konkordato Hukuku 7101 sayılı Kanunla Değişik İcra ve İflas Kanunu m. 285-309 Şerhi, Ankara 2018, s. 292). (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2022/(15)6-387 esas 2022/695 karar sayılı ilamı) 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 292/son maddesi uyarınca konkordato talep eden şirket hakkında geçici mühlet kararının kaldırılması ile iflâs kararının verilmesinin gerektiği durumlarda konkordato talep eden borçlu şirket yetkilisinin duruşmaya davet edilerek dinlenmesi gerekmektedir. Mahkemece davacı şirketin yetkilisinin duruşmaya davet edilmediği ve komiser heyeti tarafından düzenlenen rapor üzerine, talep eden şirket hakkında iflâs kararının verilmesini gerektiren hâllerin varlığı nedeniyle İİK’nın 292. maddesi uyarınca beyanlarının alınmadığı bu nedenle İİK’nın 292/son maddesinde yer alan Kanun’un emredici hükmünün yerine getirilmediği (Benzer yönde Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2022/(15)6-387 esas 2022/695 karar sayılı ilamı) anlaşılmıştır. Bu nedenle kararın kamu düzeni yönünden kaldırılması gerekmiştir. Yine mahkemece davacının konkordato talebinin reddi ile 2004 sayılı yasanın 292/1-b maddesi gereği iflasına karar verildiği halde, hükümde eldeki olayda uygulama yeri bulunmayan aynı yasanın 179.maddesi gereği iflasına karar verilmesi de hatalı olmuştur. O halde mahkemece yapılacak iş; davacı şirket yetkilisinin 2004 sayılı yasanın 292/3.maddesi gereği duruşmaya davet edilmesi, yetkilinin duruşmaya katılması halinde komiser heyeti tarafından düzenlenen rapor üzerine, talep eden şirket hakkında iflâs kararının verilmesini gerektiren hâllerin varlığı nedeniyle İİK’nın 292. maddesi uyarınca beyanlarının alınması, bu şekilde emredici düzenlemenin gereklerinin yerine getirilmesi (Benzer yönde Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2022/(15)6-387 esas 2022/695 karar sayılı ilamı), yetkilinin beyanlarının alınmasından sonra veya usulüne uygun davet üzerine katılmaması hallerinde 2004 sayılı Yasanın 292/1-b maddesi gereği şirketin iflasına karar verilmesinden ibarettir. Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davacı şirket vekili ile müdahil Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekilinin istinaf başvurularının yukarıda açıklanan nedenlerle ve 6100 sayılı HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzeni gereğince kabulüne, kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.4 maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı şirket vekili ile müdahil Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 355 ve 353/1-a.4 maddesi gereğince; yukarıda açılanan hususlara ilişkin olmak üzere ESASTAN KABULÜNE, 2-Gebze 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20/04/2026 tarih, 2026/59 Esas ve 2026/456 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine, 5-İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine, 7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.17/09/2026
Başkan ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Katip ... e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*