Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1402 E. 2026/1402 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1402
- Karar No
- 2026/1402
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1402 - 2026/1574 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/1402 KARAR NO : 2026/1574
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04/06/2026 Tarihli Ara Karar NUMARASI : 2026/44 Esas
DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... (T.C. NO:...) - ...
DAVA TÜRÜ : Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) TALEP : İhtiyati Haciz DAVA TARİHİ : 11/11/2025 KARAR TARİHİ : 18/09/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 25/09/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davalı borçlunun Gebze İcra Dairesi 2025/28600 Esas sayılı dosyaya yaptığı itirazın iptali ile takibin ... nolu kredi alacağı yönünden (3.600,70-TL tahsilatın anaparadan düşülmesi suretiyle) 334.142,49-TL anapara, 60.147,09-TL işlemiş faiz (takip talebinde işbu kredinin faiz alacağı 57.153,77-TL ve 2.993,32 TL olarak iki parça gözükmekte olduğunu.), 3.007,34-TL BSMV olmak üzere toplam 397.296,92-TL üzerinden devamına, asıl alacak tutarına takip tarihinden itibaren yıllık %90,96 temerrüt faizi uygulanarak takibin diğer şartlarla aynen devamına, diğer kredilerde tahsilat bulunmadığından takibin diğer kredi alacakları yönünden aynı şartlarla devamına, dava değerinin %20'sinden aşağı olmamak üzere davalı-borçlunun icra inkar tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 02/06/2026 tarihli dilekçesinde özetle; güncel 01/06/2026 tarihli dosya bakiyesi 1.552.370,27-TL olmakla icra hukuk mahkemesince teminat olarak sayılan 767.484,10 TL dışındaki 784.886,17-TL bakiye alacağı yönünden ayrıca ihtiyati haciz kararı verilmesine, ihtiyati haciz verilmesinin koşulu olan muaccel ve rehinle temin edilmemiş alacak şartları somut olayda sağlanmakta olduğunu, takip harç ve masrafları ile takipten sonra işleyen faiz de icra dosya bakiye hesabından anlaşılmakla bu tutarlardan da borçlunun sorumlu olduğunu, dosyada mevcut kart ekstreleri, sözleşme kayıtları ve icra dosya hesabı dikkate alındığında ihtiyati haciz kararı verilmesi için yeterli yaklaşık ispat koşulunun sağlandığını, bahsedilen ve resen gözetilecek nedenlerle, fazlaya ilişkin ve sair her türlü talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydıyla, 784.886,17-TL üzerinden borçlunun bütün hak ve mal varlığı ile üçüncü kişilerdeki alacakları hakkında ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ettiği görülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : İlk derece mahkemesince 04/06/2026 tarihli ara karar ile; " ... 1-İhtiyati haciz talebinin REDDİNE, ... " karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi, ihtiyati haciz talebini dar ve hatalı bir yorumla değerlendirdiğini, İcra ve İflas Kanunu'nun 258. maddesi ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 390. maddesi uyarınca geçici hukuki korumalarda "yaklaşık ispat" yeterli oldupunu, dosyaya sunulan kredi sözleşmeleri, hesap özetleri ve icra dairesi güncel hesap tablosu, alacağın varlığını ve muacceliyetini ispat için fazlasıyla yeterli olduğunu beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı tarafça, istinaf dilekçesine karşı cevap dilekçesi verilmemiştir. DELİLLER: Gebze 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/44 Esas sayılı 04/06/2026 Tarihli Ara Kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak için yapılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. Talep; ihtiyati haciz istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince 04/06/2026 tarihli ara karar ile ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Dosyanın incelemesinde; davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde özetle; Gebze İcra Dairesinin 2025/28600 Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaliyle takibin toplam 397.296,92 TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %90.96 temerrüt faizi uygulanmasına ve %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesinin talep ediliği, yine, davacı vekilince sunulan 02/06/2026 tarihli dilekçeyle ise; güncel bakiye alacağın 1.552.370. 20 TL olduğu belirtilerek, teminatla karşılanmayan 784.886,17 TL alacak yönünden ihtiyati haciz kararı verilmesinin talep edildiği, ilk derece mahkemesince ihtiyati haciz talebinin reddine karar verildiği, verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Bilindiği üzere; ihtiyati haciz, 6100 sayılı HMK'nın 406-(2) maddesinde geçici hukuki koruma olarak kabul edilmiş, ihtiyati haczin şartları ve etkileri ise 2004 sayılı İİK'nın 257. maddesinde: “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadı ile mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa; Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder” şeklinde düzenlenmiştir. Maddenin birinci fıkrasında vadesi gelmiş borçlar için ihtiyati haciz talep etme koşulları; ikinci fıkrada ise vadesi gelmemiş borçlar için ihtiyati haciz istenebilecek haller düzenlenmiştir. Gerek birinci, gerekse ikinci fıkra hükümleri dikkate alındığında, ihtiyati haciz talep edebilmek için, öncelikle ortada bir para borcunun bulunması, bir diğer deyişle ihtiyati haciz talep eden kişinin talep konusu borcun alacaklısı sıfatına sahip olması gerekir. Maddenin birinci fıkrasına göre ihtiyati haciz isteyebilmek için, alacağın kural olarak vadesinin gelmiş olması gerekir. Vadesi gelmiş borçlar için ihtiyati haciz istenebilmesinin diğer bir şartı ise alacak rehin ile temin edilmemiş olmalıdır. Rehin ile temin edilmiş olan bir alacak teminata haiz olduğu için ihtiyati hacze gerek yoktur. Fakat rehinli malın kıymetinin rehinli alacağı karşılamayacağı tahmin ediliyorsa, karşılanamayacağı (açık kalacağı) tahmin edilen bölümü için, ihtiyat haciz istenebilir. Yine alacağın rehin ile temin edilmiş olmasına rağmen, istisna olarak, ilk önce rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapmak zorunluluğu olmayan hallerde, alacaklı (rehinle temin edilmiş olan alacağı için) ihtiyati haciz isteyebilir. Yukarıda belirtilen şartların bulunması halinde, vadesi gelmiş bir borcun alacaklısı başka bir şart aranmaksızın ihtiyati haciz isteme hakkına sahiptir. Vadesi gelmemiş bir borçtan dolayı ihtiyati haciz talep edilebilmesi ise; 2004 sayılı İİK’nın 257. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenmiştir. Söz konusu fıkraya göre, borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa, borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa, bu hallerde ihtiyati haciz talep edilebilecektir. 2004 sayılı İİK'nın 258-(1) maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi yaklaşık ispat yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmaz, alacağın varlığı hakkında yeterli kanaate sahip olunması için mahkemeye bu konuda delillerin sunulması yeterli kabul edilmelidir. Eldeki davada, davacı tarafından, davalı ile aralarındaki genel kredi sözleşmesi kapsamında davalıya kullandırılan kredi nedeniyle ve bu kredinin geri ödemesinin yapılmaması nedeniyle ihtiyati haciz talebinde bulunulduğu anlaşılmaktadır. Dosya kapsamına göre, davacı banka tarafından davalı borçlu aleyhine Gebze İcra Dairesinin 2025/28600 Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığı, itiraz üzerine eldeki itirazın iptali davasının açıldığı, yargılama sırasında 767.484,10 TL yönünden verilen ihtiyati haciz kararının icra dosyasına tatbik edildiği; ancak Gebze 2.İcra Hukuk Mahkemesinin 16/04/2026 tarihli kararıyla bu tutarın teminat olarak kabul edilerek haczin kaldırılmasına karar verildiği, bu defa, davacı vekilince 02/06/2026 tarihinde sunulan dilekçe ile, 01/06/2026 tarihli kapak hesabına göre toplam bakiyenin 1.552.370,27 TL olduğu, teminat olarak kabul edilen 767.484,10 TL mahsup edildiğinde davacı bankanın 784.886,17 TL tutarında teminatsız bakiye alacağının bulunduğu ileri sürülerek bu miktar üzerinden yeniden ihtiyati ihtiyati haciz talep edildiği anlaşılmaktadır. 2004 sayılı İcra İflas Kanunun 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın varlığını ve muaccel olduğunun yaklaşık olarak ispatı yeterli olup alacağın kesin olarak ispatı aranmaz. Somut olayda, davacı banka tarafından başlatılan icra takibinde gösterilen alacak yönünden daha önce ihtiyati haciz kararı verildiği ve bu kararın icra dosyasına uygulandığı görülmüş ise de yargılama sırasında icra takip dosyasındaki kapak hesabının değişmesi ve faiz, harç ve feriler nedeniyle takip borcunun artması, önceki ihtiyati haciz kararının kapsamını kendiliğinden genişletmez. İhtiyati haciz kararının yargılama devam ederken, takip dosyasında ortaya çıkan her yeni kapak hesabı üzerinden artırılarak yeniden uygulanmasının mümkün olduğu kabul edilemez. Davacının, teminat olarak kabul edilen 767.484,10 TL'nin mahsubu sonrasında bakiye kaldığını ileri sürdüğü 784.886,17 TL yönünden yeni bir ihtiyati haciz talebinde bulunması, önceki ihtiyati haciz kararının kapsamının genişletilmesi sonucunu doğuracağından, bu miktar yönünden ihtiyati haciz kararı verilmemesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, bu nedenle ilk derece mahkemesince ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön olmadığı değerlendirilmiştir. Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken harç peşin alındığından, yeniden alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yolu için yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-İstinaf eden tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 8-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.18/09/2026
Başkan ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Katip ... e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*