Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/8 E. 2026/8 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/8
Karar No
2026/8
Karar Tarihi

T.C. SAKARYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/8 - 2026/1634 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/8 KARAR NO : 2026/1634

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : ...(...) ÜYE : ...(...) ÜYE : ...(...) KATİP : ...(...)

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 03.10.2025 NUMARASI : 2023/290 Esas - 2025/610 Karar

İSTİNAF YOLUNA BAŞVURAN DAVACI : ... ÜRETİM SANAYİ VE DIŞ TİCARET ANONİM ŞİRKETİ VEKİLİ : Av. ... - ...

DAVALI : ... GIDA İHTİSAS ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ VEKİLİ : Av. ... - ...

DAVANIN KONUSU : OSB Müteşebbis Heyeti Kararının İptali

BAŞVURU TARİHİ : 12.11.2025 İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ: 05.01.2026 KARAR TARİHİ : 09.09.2026 İLAM YAZIM TARİHİ : 11.09.2026

İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve Dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın Dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı OSB'nin Müteşebbis Heyetince alınan 14.05.2015 tarih ve 2015/1 sayılı kararı ile katılımcılara tahsisi yapılan taşınmazlar için, yönetim kurulu tarafından belirlenen kriterler çerçevesinde şerefiye farkı alınmasına karar verildiğini, ancak davalı tarafın tabi olduğu 4562 sayılı OSB Kanununun ilgili maddesi ulan 12. Ve 16.maddeleri de dahil olmak üzere hiçbir maddesinde OSB'lerin şerefiye bedeli talep edebileceğine dair bir hüküm bulunmadığını, daha sonra yine davalı OSB tarafından ikinci bir karara kadar katılımcılardan aidat toplanmayacağı ve davacıya 118.707 TL'nin iade edileceğinin bildirildiğini, bu faizsiz ve gerekçesiz iadeden sonra, yasada yazılı olmayan oranlarda bir faizle ve yine yasada yazılı olmayan bedellerin, davacıdan talep ve tahsil edildiğini, davalı tarafın yasal açıdan davacı ile yapması gereken tahsis-satış sözleşmesini yapmadığını, aralarında bir satış-tahsis sözleşmesi olmadığı içinde, yasada sürekli yazılı olmayan keyfi talep ve tahsilatlar yaptığını, en sonunda da bu keyfi talepler karşılanmadığı iddiası ile tahsisi iptal ettiğini beyan ederek davalı OSB Müteşebbis heyeti tarafından alınan 14.01.2022 tarih ve 35/1 sayılı tahsisin iptaline ilişkin kararın hükümsüzlüğünün tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; öncelikle görev itirazlarının bulunduğunu, Organize Sanayi Bölgeleri Uygulama Yönetmeliğinin "Ödemelerin zamanında yapılmaması" başlıklı 59. Maddesinin "Ödemelerin zamanında yapılmaması, MADDE 59 –(1) (Değişik:RG-6/8/2019-30854) Arsa tahsis ve satış bedeli, katılımcı veya kiracılardan tahsil edilecek alt yapı katılım payları, elektrik, su, atıksu, doğalgaz ve benzeri satış ve hizmet bedeli ödemelerinin vadesinde yapılmadığı takdirde, gecikme süresi için ödenmeyen tutara; 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesinde belirtilen oranda gün esasına dayalı olarak gecikme zammı uygulanır.(2) OSB, katılımcının vade tarihinden itibaren 2 ay içinde yazılı başvurusu halinde, taksit ödeme süresini, gecikme faizi uygulamak şartıyla en fazla 6 aya kadar uzatabilir. Yazılı başvuruda bulunmayan veya talebi kabul edilmeyen katılımcının taksit ödeme gecikme süresinin 3 ayı aşması halinde, mücbir sebep halleri hariç olmak üzere, katılımcıya tahsis edilen arsa geri alınır. (3) Katılımcı, arsanın geri alınması nedeniyle hiçbir faiz ve tazminat talep edemez.(4) Katılımcıdan parselin geri alınması halinde, katılımcının o ana kadar yaptığı arsa tahsis bedeli, 62 nci maddede belirlenen şekilde hesaplanır ve en geç bir yıl içinde OSB tarafından katılımcıya ödenir." dendiğini, davacı firmaya yapılan tahsis işleminden sonra ödenmesi gereken yönetim aidatı ve altyapı katılım payı ödemelerinin 2017-2019 yılları arasında oldukça eksik ve düzensiz yapıldığını, 31.12.2019 tarihinden bugüne kadar ise hiç bir ödeme yapılmadığını, davacı firma tarafından davalı bölgeye yapılmayan ödemeler ile ilgili herhangi bir mücbir sebep bildirimi olmadığını, ödeme süresinin mevzuatta öngörülen şekilde yapılandırılması veya uzatılmasının da talep edilmediğini, yapılan ödeme taleplerine cevap verilmediğini, davacının arsa ön tahsisinin iptal edildiği tarih itibariyle tahakkuk etmiş olan, 740.000,00 TL ana para ve 328.283,09 TL gecikme zammı olmak üzere toplam 1.068.283,09 TL borcu bulunduğunu, davacının OSB'nin katılımcıları arasında en düşük borç tahsilat oranına sahip olan firma olduğunu, tüm bunlara rağmen davacının yatırım yapacağını ileri sürerek bölgece alınan tahsis iptali kararının iptalini talep etmesinin dürüstlük kuralına açıkça aykırı olduğunu beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi tarafından reddine karar verilmiş, mahkemenin bu kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; 14.03.2022 tarihli tensip zaptı ile birlikte, Mahkemece; "yargılamanın basit yargılama usulüne tabi olduğu ve davalı tarafın cevap dilekçesi ile birlikte tüm delillerini sunması, aksi taktirde bunlara dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağına" karar verildiğini, davalının 20.05.2022 tarihinde cevap dilekçesi verildiğini, mahkemece ön inceleme tutanağı ile görevsizlik kararı verildiğini, görevli mahkemede alınan bilirkişi raporunun hükme yeterli olmadığının belirtildiğini, yeniden alınan bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, mahkemenin davanın esası hakkında verdiği raporu esas alıp, gerçek manada bir gerekçeye de dayanmadan hukuka aykırı bir şekilde hüküm kurulduğunu, davalının iddia ettiği alacağının türü ve miktarını usulüne uygun alınmış kararlar ve tüm defter ve kayıtları ile ispat edemediğini, hatta aksine davacı firma kayıtları üzerinde yapılan ilk bilirkişi incelemesi ile verilen 05.11.2024 tarihli ilk raporda, tüm defter ve kayıtların usulüne uygun tutulduğu birbirini teyit ettiğinin ve davalıya herhangi bir borcun varlığına dair bir kayda da yer verilmediğinin açıkça belirtildiğini, mahkemenin birbiriyle çelişen iki bilirkişi raporunda taraf defterleri üzerinde irdelemeler içeren ilk raporu esas alması gerektiğini, raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmediğini beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Dava, Organize Sanayi Bölgesi Müteşebbis Heyeti kararının iptali istemine ilişkindir. Arsa tahsisinin iptali tarihinde yürürlükte olan 02.02.2019 tarihli OSB Uygulama Yönetmeliği'nin "Ödemelerin zamanında yapılmaması" başlıklı 59. Maddesine göre " Arsa tahsis ve satış bedeli, katılımcı veya kiracılardan tahsil edilecek alt yapı katılım payları, elektrik, su, atıksu, doğalgaz ve benzeri satış ve hizmet bedeli ödemelerinin vadesinde yapılmadığı takdirde, gecikme süresi için ödenmeyen tutara; 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesinde belirtilen oranda gün esasına dayalı olarak gecikme zammı uygulanır.(2) OSB, katılımcının vade tarihinden itibaren 2 ay içinde yazılı başvurusu halinde, taksit ödeme süresini, gecikme faizi uygulamak şartıyla en fazla 6 aya kadar uzatabilir. Yazılı başvuruda bulunmayan veya talebi kabul edilmeyen katılımcının taksit ödeme gecikme süresinin 3 ayı aşması halinde, mücbir sebep halleri hariç olmak üzere, katılımcıya tahsis edilen arsa geri alınır. (3) Katılımcı, arsanın geri alınması nedeniyle hiçbir faiz ve tazminat talep edemez.(4) Katılımcıdan parselin geri alınması halinde, katılımcının o ana kadar yaptığı arsa tahsis bedeli, 62 nci maddede belirlenen şekilde hesaplanır ve en geç bir yıl içinde OSB tarafından katılımcıya ödenir." şeklindedir. İncelenen dosyada, hükme esas alınan 20.05.2025 tarihli bilirkişi raporunda davacı firmanın 2019,2020 ve 2021 yıllarına ait aidat ve şerefiye bedelini ödemediğinin tespit edilmesine göre mahkemece davanın reddine karar verilmesi yerinde bulunmuştur. Dairemizce ilk derece mahkemesinin kararı hem maddi olay, hem de hukuka uygunluk yönünden incelenmiş olup, kararda esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde de usule aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, H.M.K'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.

H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 03.10.2025 tarih 2023/290 esas, 2025/610 karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2-Yürürlükte bulunan Yargı Harçları Tarifesi uyarınca davacıdan alınması gereken 732,00 TL maktu ilam harcından peşin alınan 615,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacının istinaf başvurusu için yapmış olduğu giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, harcanmayan istinaf gider avansının iadesine, 4-Kararın HMK'nun 359/4 maddesi uyarınca resen taraflara tebliğine, 5-Harç takibi ve avans iade işlemlerinin karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361/1 maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içinde Dairemize dilekçe vermek suretiyle Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 11.09.2026

Başkan ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Katip ... e-imzalıdır

*İşbu evrak 5070 sayılı Kanunun 5. maddesi gereğince Güvenli Elektronik İmza ile imzalanmıştır*

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/8, K. 2026/8, T. 09.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-8-e-2026-8-k-18bc9b62d0f6