Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1388 E. 2026/1754 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1388
Karar No
2026/1754
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BAM 13. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2026/1388 KARAR NO:2026/1754

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/1388 KARAR NO : 2026/1754

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 30/04/2026 NUMARASI : 2025/393 Esas 2026/367 Karar

TALEP : Yargı Yerinin Belirlenmesi KARAR TARİHİ : 17/09/2026

Taraflar arasındaki davada ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya incelendi: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir. Eskişehir Tüketici Mahkemesince; taraflar arasında tüketici işlemi bulunmadığı gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi ise; taraflar arasında tüketici işlemi bulunduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiştir. TTK'nın 1472. maddesinde düzenlenen halefiyet, yasal, sınırlı ve cüz’î halefiyet niteliğindedir. Bu maddeden doğan halefiyet hakkına istinaden açılan veya açılacak olan dava, esas itibariyle sigortalının, kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücû davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsî ve rücûu ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz'î haleftir. Sigortacının, sigortalıya ödediği tazminat oranında sigortalının yerine geçeceği ve onun kanunî halefi olacağı, ilke olarak 31.03.1954 gün ve 1953/18 E. - 1954/11 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtilmiştir. 17.01.1972 tarihli ve 1970/2 E. - 1972/1 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da sigortacının, zarara sebebiyet veren aleyhinde açtığı rücû davasının, kanundan doğan halefiyete dayandığı ve halef olanın, halefiyet yolu ile nasıl bir hak iktisap etmiş ise o hakka sahip olacağı vurgulanmış; velhasıl sigorta ettirenin ne hakkı varsa bunların, şartları gerçekleşince sigortacıya geçeceği; sigortacının, sigorta ettirenin bütün def’ilerini üçüncü şahsa karşı ileri sürebileceği ve Borçlar Kanunu'nun 44. maddesine (TBK m. 52) de dayanabileceği; tabiatıyla sigorta ettirenin olayda dava hakkı yoksa, sigortacıya da bu yönde bir hakkın intikal etmeyeceği açıklanmıştır. Diğer taraftan, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 22.03.1944 tarihli ve 37 E.- 9 K. Kararına göre de "Sigortacının sigorta poliçesinden münbais olmayıp kanundan aldığı bir salâhiyete istinaden ve haksız fiil sebebiyle alacaklı yerine kaim olarak hareket ettiği dâvada hukuk mahkemesine başvurması gerekir." Somut olayda; davacı vekili, davacı şirkete ... poliçe numaralı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Poliçesi ile sigortalı, davalı ...'in işleteni(maliki), dava dışı ...'ın sürücüsü olduğu ... plakalı aracın 13/05/2017 tarihinde Bilecik istikametinden Sakarya istikametine doğru seyir halindeyken kırmızı ışıkta bekleme yapmakta olan ...'un sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobile çarpması suretiyle çift taraflı ölümlü, yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, ... plakalı araçta yolcu olarak bulunan ...'un kaza nedeniyle yaralandığını ve sürekli malul duruma düştüğünü, maluliyete ilişkin hasar tazminatı zarar gören vekili taraftan sigorta şirketinden talep edildiğini, bunun üzerine 21/08/2017 tarihinde sigortalıya 18.000,00 TL hasar tazminatı ödendiğini ileri sürerek davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Dosya kapsamından, taraflar arasında sözleşme ilişkisinin bulunduğu, davalının meslek ve kazanç kapsamında hareket etmesi nedeniyle tüketici sıfatını taşımadığı, uyuşmazlığın sigorta hukukundan kaynaklanması nedeniyle mutlak ticari dava olduğu anlaşılmaktadır. Bu haliyle uyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemesinde çözüme kavuşması gerekmektedir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-6100 sayılı HMK'nın 21. ve 22.maddeleri gereğince Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, 2-Dosyanın merci tayini talebinde bulunan Mahkemesine iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362/1-c maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile 17/09/2026 tarihinde karar verildi. Gerekçeli Kararın Yazıldığı Tarihi : 08/10/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu döküman 5070 Sayılı Yasa Hükümleri gereğince elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1388, K. 2026/1754, T. 17.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1388-e-2026-1754-k-9d83ae728384