Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1384 E. 2026/1309 K. – Şirket Paylarının
Konu: Şirket Paylarının Davacıya Aidiyetinin Tespiti
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1384
- Karar No
- 2026/1309
- Karar Tarihi
- Konu
- Şirket Paylarının Davacıya Aidiyetinin Tespiti
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2026/1384
KARAR NO:2026/1309
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:Küçükçekmece Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:04/06/2026 tarihli ara karar
NUMARASI:2026/571 Esas
DAVA:Şirket Paylarının İnançlı İşlem Nedeniyle Davacıya Aidiyetinin Tespiti
Taraflar arasındaki şirket paylarının davacıya aidiyetinin tespiti davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında 04.06.2026 tarihli ara kararda yazılı nedenlerle ihtiyati tedbir talebinin kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
İhtiyati tedbir isteyen davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasındaki inanç sözleşmesi uyarınca davalının dava dışı .... Şti.'nin 100 payının 34 adetinin davalı ... ve diğer ortaklar tarafından 18.06.2001 tarihinde müvekkiline devir edildiğini, sermaye artırımı ile müvekkilinin payının 8604 paya karşılık 860.400,00 TL olduğunu, bu davada davalının %32 oranındaki payının dava konusu edildiğini; aynı şekilde .... Şti'nin de bir kısım paylarının inanç sözleşmesi kapsamında müvekkiline ait olduğunu, şirketin davalıya ait %1 oranındaki payının dava konusu edildiğini; ayrıca .... A.Ş'nin de bir kısım paylarının inanç sözleşmesi ile müvekkiline verildiğini ve davalının %21,6 oranındaki payının dava konusu edildiğini, müvekkilinin davalının oğlu olduğunu, davalının talebi ile okulunu terk ederek iş hayatına atıldığını, aile gelenekleri gereği müvekkilinin elde ettiği mal varlığının babası olan davalı adına kayıt edildiğini, bu kapsamda müvekkilinin desteği ile kurulan ...Şirketinin davalı adına tescil edildiğini, işlerin büyümesi üzerine müvekkilinin .... Şti. Şirketini ve .... A.Ş. Şirketini kurduğunu ve paylarının aynı saikle davalı adına tescil edildiğini, müvekkilinin payları babasına duyduğu güven ve iade edileceği inancı ile tescil ettirdiğini, müvekkilinin beş kız kardeşinin bulunması ve onların da mirasta hak sahibi olması nedeniyle 22.03.2008 tarihinde davalı tarafından imzalanan ... isimli belgede dava konusu şirket hisselerinin müvekkiline ait olduğunu kabul ettiğini, bu sözleşme ile davacıya ait olduğu bilinen payların iadesinin istendiğini, bu nedenle 23.09.2025 tarihinde düzenlenen belge ile şirketteki payların davacıya ait olduğunun ve payların emaneten davalıya verildiğinin kabul edildiğini, ancak aradan geçen süreçte devir yapılmadığını, inanç sözleşmesi ile payların devrinin sağlanabileceğini ve sözleşmenin davalının imzaladığı belgelerle sabit olduğunu ileri sürerek, davalı adına kayıtlı hisselerin üçüncü kişilere rızai ve cebri icra yolu ile devirinin tedbiren önlenmesine, davalı adına kayıtlı payların davacıya ait olduğunun tespiti ile tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.İlk derece mahkemesince davanın açıldığı tarihte düzenlenen tensip zaptının 10. maddesi ile davacının, payların devrine ilişkin ihtiyati tedbir talebi dava değerinin %15'i oranındaki 954.255,00 TL teminatla kabul edilmiştir.Davacı vekili 03.06.2026 tarihli talep dilekçesinde özetle; davalı tarafından imzalanan 23.09.2025 tarihli sözleşme ile dava konusu hisselerin 31.12.2025 tarihinde geri verileceğinin taahhüt edilmesine rağmen hisse devirlerini yapmadığını, hisseler nedeniyle dava dışı şirketlerden davalıya kar payı, ortaklık maaşı gibi ödemelerin yapılmaya devam edildiğini, davalının kendisine ait olmayan şirket hisselerini üçüncü kişilere muvazaalı olarak devretmeye çalıştığını, bu sebeplerle dava konusu hisseler kapsamında kar payı, ortaklık maaşı gibi sebeplerle ödeme yapılmasının engellenmesi ve yargılama sürecinde dava konusu şirket hisseleri kapsamında davalı adına doğacak her türlü ödemenin şirketlerin emanet hesabında tutulması hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili, avunmasında özetle; harcın eksik alındığını, şirket paylarının iptali istenmesine rağmen, şirketlerin davaya dahil edilmediğini, davalının, davacının babası olduğunu, davalının 5 kız çocuğu sahibi olduğunu, davacının kız çocuklarına pay vermemek için dava açtığını, dava dilekçesinde dayanılan belgelerin müvekkilince incelenmediğini, belge asıllarının alınarak imza incelemesi yapılması gerektiğini, kaldı ki sözleşmelerde devir borcu da bulunmadığını savunarak davanın ve tedbir talebinin reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında verilen 04.06.2026 tarihli ara kararda; "...Mahkememizce yapılan inceleme ve değerlendirmede; dava dilekçesinin ve talep dilekçesinin içeriği dikkate alındığından davacının hak ve menfaatlerinin bu aşamada korunmasına dair talebin yerinde olduğu değerlendirilmektedir. Bunun yanında, ihtiyati tedbirin geçici hukuki koruma sağlamaya yönelik bir müessese oluşu ve yaklaşık ispat kuralının uygulanması gerektiği hususları da dikkate alındığında, yaklaşık ispat durumunun bu aşamada sağlandığının kabulü gerekmektedir. Bu bakımdan mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebi ile hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağı..." gerekçesiyle, davacının ihtiyati tedbir talebinin takdiren 1.000.000,00 TL teminat karşılığı kabulü ile, dava dışı .... Şti, .... Şti ve .... A.Ş.'den doğacak olan kar payı ve ortaklık maaşı gibi ödemelerin davalıya ödenmemesi, davalı adına doğacak her türlü ödemenin şirketlerin emanet hesabında tutulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, karar verilmiştir.Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Davacının dava dosyasına 04.06.2026 tarihinde sunduğu dilekçe ile ihtiyati tedbir istediğini ve mahkemenin aynı tarihli ara kararı ile ihtiyati tedbir talebini kabul ettiğini,ancak kararın ölçülülük ilkesi ve hakkaniyete aykırı olduğunu, taraflar dinlenmeksizin sadece davacı iddialarıyla harç ikmal edilmeksizin acele bir tavırla dosya üzerinden karar verilmek suretiyle, müvekkilin kuruluşlarından itibaren nizasız, fasılasız ve pay sahibi sıfatıyla maliki bulunduğu şirket payları ile ilgili tüm haklarına blokaj konulması,dava dışı şirketlerden doğacak kâr payı, ortaklık maaşı ve sair ödemelerin müvekkile yapılmaması ve emanet hesapta tutulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesinin haksız olduğunu,HMK'nın 389 ve 390.maddesindeki tedbir koşullarının oluşmadığını, dayanılan sözleşmelerde inanç sözleşmelerindeki hiç bir unsurun bulunmadığını, soyut ve belirsiz ibareler kullanıldığını, devir işlemini gerektirir bir neden bulunmadığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, 04.06.2026 ara kararın kaldırılmasına ve ihtiyati tedbire itirazın kabulü ile tedbirin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, dava dışı şirketlerdeki payların inanç sözleşmesi kapsamında davacıya aidiyetinin tespiti ve tescili istemine ilişkindir. İstinaf ise derdest dava içerisinde 03.06.2026 tarihli dilekçede talep edilen dava konusu şirketlerin davalı payına isabet eden kâr payı, ortaklık maaşı, ortaklığa bağlı ödemelerin davalıya yapılmasını tedbiren önlenmesine ilişkin 04.06.2026 tarihli ara karara ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ihtiyati tedbir talebinin kabulüne, karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Yasanın istisnai olarak kanun yolunu açtığı ara kararları dışındaki ilk derece mahkemesi ara kararlarına karşı kanun yoluna başvurulamaz. HMK'nın 341/1. a-b maddesinde istinafa tabi kararlar açıkça sayılmıştır. Nihai kararlar ile ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararları, karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları, karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine verilen kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir.Yine, İİK'nın 258/son maddesi uyarınca ihtiyati haciz talebinin reddi kararlarına; 265/son maddesi uyarınca ihtiyati hacze itiraz üzerine verilen kararlara karşı istinaf kanun yolu açılmıştır. Bu durumda, tarafların yokluğunda verilen ihtiyati tedbir kararına karşı istinaf yoluna başvurulamayacağı ve bu kararlara karşı itiraz yoluna başvurulabileceği yasada düzenlenmiştir. İtiraz üzerine verilen karara karşı ise HMK'nın 341.maddesi gereğince taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulabilir. Mahkemenin kanun yolunu yanlış göstererek itiraza tabi bir karara karşı, istinaf kanun yoluna başvurulabileceğini belirtmesi, kararı istinafı kabil bir karar haline getirmez. Mahkemenin tensip zaptıyla verdiği pay devrinin önlenmesine yönelik bir istinaf bulunmamaktadır. İstinaf açıkça 03.06.2026 tarihli dilekçe ile talep edilen ve mahkemece 04.06.2026 tarihli ara kararla tarafların yokluğunda kabul edilen şirketteki paya bağlı kâr payı ve maaş ödemesi gibi ödemelere ilişkin ihtiyati tedbir ara karara yöneliktir. Bu nedenle davalının vermiş olduğu istinaf dilekçesi başlıklı 19.06.2026 tarihinde UYAP üzerinden verilen dilekçenin itiraz dilekçesi olarak kabul edilip işlem yapılması, yapılacak itiraz değerlendirmesi sonucu mahkemenin vereceği kararın taraflara tebliği ve bu karara karşı istinaf yoluna başvurulabileceği taraflara hatırlatılması gerekmektedir.Açıklanan sebeplerle, istinaf konusu ara kararına karşı istinaf kanun yolu caiz olmadığından, istinaf başvurusunun usulden reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR;Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-Davalı vekilinin caiz olmayan istinaf başvurusunun reddine,
2-İstinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde davalıya iadesine,
3-İstinaf başvurusuna ilişkin sarf edilen giderlerin başvuran taraf üzerinde bırakılmasına,
4- Kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine dair;Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 08.07.2026
KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca karar kesindir.