Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1283 E. 2026/1965 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1283
- Karar No
- 2026/1965
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/1283 KARAR NO : 2026/1965
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14.04.2026 Tarihli Ara Karar NUMARASI : 2026/385 Esas DAVANIN KONUSU : Alacak BAM KARAR TARİHİ : 17/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 17/09/2026
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: İhtiyati haciz talep eden davacı vekili dilekçesinde özetle; Müvekkili tarafından ödenmemiş faturaların tahsili amacı ile İzmir 1. İcra Müdürlüğü'nün 2025/660 E. sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalı hakkında, 600.440,73 TL asıl alacak 233.470,96 tl gecikme zammı aylık %4 sözleşmesel olmak üzere toplam 833.911,69-tl alacağın, alacağın tahsili tarihine kadar değişen oranlarda ticari temerrüt faizi %53,25 üzerinden işleyecek faizin icra giderleri ve avukatlık ücreti ile birlikte, yıllık/aylık ve değişen oranlardaki, gecikme zammı ile tahsili talebi ile başlatılan icra takibine, davalının borca itirazı neticesinde takibin durduğunu, davalı ile akdedilen sözleşme gereği davalı tarafa GES hizmeti sağlandığını, hizmet bedeli olarak hukuka uygun şekilde fatura tahakkuk ettirildiğini ve fatura bedelinin davalı tarafça ödenmemiş olması nedeniyle anılan fatura bedelinin takibe konu edildiğini, davalı borçlu tarafından borca itiraz edildiğini, tacirler arasında düzenlenen ve karşı tarafa ulaştırılan faturaya karşı sekiz gün içinde açık ve somut bir itiraz ileri sürülmemesi halinde, faturanın muhtevası kesin karine niteliğinde kabul edileceğini, borçlu tarafın artık faturanın dayanağı olan mal veya hizmetin hiç sunulmadığını ya da bedelin farklı olduğunu ileri süremeyeceğini, kanun koyucunun ticari hayatta güven ve istikrarı sağlamak amacıyla bu süreyi hak düşürücü nitelikte öngördüğünü, davalının tacir sıfatına haiz olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında düzenlenen faturaların kendisine ulaştırıldığını, davalı tarafından sekiz günlük yasal süre içerisinde faturaların içeriğine yönelik herhangi bir yazılı itiraz ileri sürülmediğini, kanun hükmü gereğince davalı faturaların içeriğini kabul etmiş sayıldığını, davalının yargılama aşamasında faturaları inkar etmesi veya bedeline itiraz etmesinin 6102 sayılı Kanun’un 21/2. maddesi karşısında hukuken dinlenebilir olmadığını, dava konusu alacağın GES hizmeti faturalarına ilişkin bir alacak olduğunu, likit (muayyen, belirlenebilir) nitelikte bulunduğundan ve davalının borca itirazı haksız ve kötü niyetli olduğundan İİK'nin 67/2 maddesi uyarınca takip toplamının %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, ihtiyati haciz taleplerinni kabulü ile davalı tarafın 1.145.147,37-TL tutarındaki malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesini, açıkladığı sebeplerle; davanın kabulü ile, İzmir 5. İcra Müdürlüğü 2025/667 E. sayılı dosyaya yapılan itirazın iptali ve takibin devamını, davalının asıl alacağın %20' sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEMECE: "...,İcra ve İflas Kanunu'nun 257/1. maddesinde; "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.", 257/2. maddesinde; "Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2- Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa". düzenlemelerine, aynı kanunun 258/1. maddesinde ise; "...Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur..." düzenlemelerine yer verilmiştir. İİK'nın 258/1. maddesine göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Yani; alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi gerekli değildir. Yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır. Zira; diğer hukuki koruma tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç, davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar vermek ve uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yukarıda yazılı düzenlemelerden yola çıkıldığında; talep eden vekilinin dilekçesinde ve ekinde davaya konu hizmetin verilip verilmediğine dair bir bilgi veya belge bulunmadığı, dilekçesinde belirtilen hususların yargılamayı gerektirdiği, talep edenin alacağın varlığı ve muacceliyeti konusundaki iddiasını yaklaşık ispat kuralı gereği ispatlayamadığından talebin reddine karar vererek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir," gerekçesi ile; "H Ü K Ü M :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere 1-Davacı vekilinin borçlunun üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarına ihtiyati haciz konulmasına ilişkin talebin REDDİNE, "şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme ara kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme tarafından 14.04.2026 tarihli kararında; "Davacı vekilinin borçlunun üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarına ihtiyati haciz konulmasına ilişkin talebin reddine." şeklinde belirtilen husustaki taleplerine yönelik hüküm kurulduğunu, davalı şirket hakkında, 773.748,22 TL asıl alacak (İstenen: Yıllık TTK.1530. Madde Temerrüt Faizi) 371.399,15 TL gecikme zammı aylık %4 sözleşmesel 1.145.147,37 TL alacağın, alacağın tahsili tarihine kadar değişen oranlarda ticari temerrüt faizi %53,25 üzerinden işleyecek faizin icra giderleri ve avukatlık ücreti ile birlikte, yıllık/aylık ve değişen oranlardaki, gecikme zammı ile tahsili talebi ile başlatılan icra takibine davalının borca itirazı neticesinde takibin durduğunu, müvekkili şirket ile .. Şti. (Yüklenici) ve dava dışı .... Şti. (Müşteri) arasında "Çatı Güneş Santrali Projesi Anahtar Teslim Kurulum Sözleşmesi" akdedildiğini, bu sözleşme uyarınca, .... Şti. (Yüklenici), Çatı Güneş Santrali Projesi'nin anahtar teslim usulü ile projelendirilmesi ve kurulum işlemlerinin tamamlanmasını taahhüt ettiğini, müvekkili şirketin .... A.Ş. (Aracı) ise yüklenici ile müşteri arasında ticari ilişkinin kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiğini, müvekkili şirketin Çatı Güneş Santrali Projesi Anahtar Teslim Kurulum Sözleşmesi'nde "Aracı" sıfatıyla yer almasının dayanağı, müvekkili şirket ile....A.Ş. arasında akdedilmiş olan "Çerçeve Aracılık Sözleşmesi" olduğunu, ... A.Ş. tarafından düzenlenen ilgili faturalarda belirtilen tutarın, proje komisyon bedelini ifade ettiğini, Türk Ticaret Kanunu (TTK) madde 21/2'ye göre, bir fatura alan kişinin, faturayı aldığı tarihten itibaren 8 gün içinde faturanın içeriği hakkında itirazda bulunmazsa, bu içeriği kabul etmiş sayılacağını, müvekkili şirketin, yüklenici ile müşteri arasında ticari ilişki kurulmasına ilişkin taahhüdünü yerine getirdiğini, gerçekleştirilen ve tamamlanan çatı GES projeleri kapsamında, ekte sunulan faturanın düzenlendiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Talep, itirazın iptali davası sırasında verilen ihtiyati haciz isteminin reddine yönelik ara karara ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. İhtiyati haciz İİK’nın 257-268. maddelerinde düzenlenmiştir. 2004 sayılı İİK'nın 257/1.maddesinde; "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir" düzenlemesi muaccel bir başka deyişle vadesi gelmiş alacaklar yönünden ihtiyati haciz koşulları düzenlemiş olup, muaccel olmayan/vadesi gelmemiş alacak yönünden ise ihtiyati haciz koşulları aynı yasanın 257/2.maddesinde ise;" Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksatıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa;(1) Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder." şeklinde düzenlemesi bulunmaktadır. İİK'nın 258.maddesinde ise; "İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur. Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir. (Ek fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./60. Md.; Değişik fıkra: 02/03/2005-5311 S.K./16.mad) İhtiyatî haciz talebinin reddi halinde alacaklı istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir." hükümleri mevcuttur. Somut olayda; davacı tarafından davalı şirket hakkında 13/04/2026 tarihli dava dilekçesi ile faturadan kaynaklı icra takibine yapılan itirazın iptali davası açıldığı, mahkemenin 14/04/2024 tarihli ara karar ile ihtiyati haciz isteminin reddine karar verildiği, dava dilekçesinin ekinde "GES hizmet bedeli" açıklamalı e-fatura örneği sunulduğu görülmüştür. Dosyadaki belgelere, ara kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle ihtiyati haciz kararı verilmesi için mutlak ispat şartlarının oluşmasına gerek bulunmayıp, yaklaşık ispat ölçülerinde ispat yeterli olacağından dosya kapsamına göre yaklaşık ispat kuralının somut olay yönünden gerçekleşmemesine, alacağın olup olmadığı ve miktarının yargılamaya muhtaç olmasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu ara kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıda belirtilen şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/385 Esas sayılı dosyasında "Davacı vekilinin borçlunun üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarına ihtiyati haciz konulmasına ilişkin talebin reddine ilişkin olarak verilen 14.04.2026 tarihli ara karar, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 17/09/2026