Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/125 E. 2026/601 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/125
Karar No
2026/601
Karar Tarihi

T.C.

ERZURUM

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

1. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/125

KARAR NO : 2026/601

KARAR TARİHİ : 02.03.2026

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 23.12.2025

DAVA : Alacak (Taşınmaz Alım-Satımı Kaynaklı) - Merci Tayini

KARAR YAZIM TARİHİ : 03.03.2026

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, davalı kooperatif adına Erzurum ili, ... ilçesi, ...mahallesi, ... ada, ... parsel, ... blok, ... numaralı bağımsız bölümde kayıtlı taşınmazı ihtiyacı için davalıdan 22/04/2005 tarihinde bedelini ödeyerek satın aldığını, bu satışın ekte sunulan karar örneğinden de anlaşılacağı üzere 22/04/2005 tarih ... sıra sayılı kararla kooperatif karar defterine işlendiğini, davacının karkas halindeki konutun iç döşemelerini, mutfak ve banyo dolaplarını yaptırdığını, daire içindeki sair eksiklikleri gidererek konutta oturmaya başladığını, davalı kooperatifin, inşaat nedeniyle belediye, elektrik kurumu, SGK gibi kurumlara olan borçlarını ödemediği için iskan izni alamadığını ve bu satış nedeniyle yüklendiği tapuyu devretme borcunu yerine getirmediğini, Erzurum.... İcra Müdürlüğünün 2012/....Esas sayılı dosyası ile cebri icra yoluyla satıldığını, müvekkilin 22/01/2018 tarihinde konutu tahliye ederek Erzurum .... İcra Müdürlüğüne teslim etmek zorunda kaldığını, davacının Erzurum Ticaret Mahkemesinde bir alacak davası açtığını, alacağını alamayınca icra takibi başlattığını, davacının 2018 yılında elinden çıkan konutun bedeline ancak 02/05/2025 tarihinde kavuştuğunu ancak 02/05/2025 tarihinde tahsil edilen 464.025,09 TL'nin tahsil tarihinde 3+1 vasfındaki bir konutun gerçek rayiç değerinden oldukça düşük olduğunu ve bu belle davacının bir konut edinmesinin mümkün olmadığını, davacının aşkın zarara uğradığını, 22/01/2025-02/05/2025 tarihleri arasında davacının kira tazminatı alacağının doğduğunu, arabuluculuğa başvurulduğunu anlaşmazlık ile sonuçlandığını, davalı kooperatifin inşaatı tamamladığını, elindeki bağımsız bölümleri peyderpey üçüncü kişilere devrettiğini, davalının, adına kayıtlı bağımsız bölümleri elden çıkarmak suretiyle işbu dava sonunda hükmedilebilecek alacakların tahsilini güçleştireceğini, hatta imkansız hale getireceğini beyanla; ihtiyati tedbir taleplerinin kabulü ile davalı kooperatif adına... ilçesinde kayıtlı taşınmazların üçüncü kişilere devir ve temlikini önlemek adına ihtiyati tedbir konulmasına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 75.000,00 TL aşkın zararın dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 22/01/2018-02/05/2025 tarihleri için 75.000,00 TL kira tazminatının işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARLARI;

Erzurum Tüketici Mahkemesince; "Eldeki davada, davacı tarafça 22/04/2005 tarihinde bedeli ödenerek davalı yapı kooperatifinden taşınmaz satın alınmış olup bu satış 22/04/2005 tarih ve....sıra sayılı kararla kooperatif karar defterine işlenmiştir. Kooperatifler Kanunu madde 99 gereğince Kooperatif Kanununda düzenlenen hususlardan doğan hukuk davaları, tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın ticari dava sayıldığından ve bu davalar mutlak ticari dava olduğundan iş bu davaya bakmada ticaret mahkemeleri görevli olup, davanın mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine, davaya bakmada Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli olduğunun tespitine" karar verilmiştir.

Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesince; " tüm dosya kapsamı tetkik edildiğinde davacının davalı kooperatife üye olduğuna dair herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı, davacının davalı kooperatiften üye olmadığı halde tüketici olarak bir taşınmaz satın aldığı ve dava dilekçesindeki iddiaları bağlamında davalı kooperatiften aşkın zararın tazminin talep edildiği, bu haliyle eldeki davanın mutlak ticari dava vasfını haiz olmadığı, diğer grup ticari davalar bakımından ise, eldeki dosyanın nispi ticari dava veya yukarıda belirtilen üçüncü gruptaki ticari davalardan olmadığının açık olduğu, bu nedenlerle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, mahkememizin görevsizliğine, görevli mahkemenin Erzurum Tüketici Mahkemesi olduğuna, " karar verilmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;

Dava, aşkın zarar istemine ilişkindir.

Her iki mahkeme tarafından verilen görevsizlik kararları ile çıkan olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi amacıyla dosya HMK 21. maddesi uyarınca re'sen merci tayini için Dairemize gönderilmiştir.

Bilindiği üzere yargı yeri belirlenmesine ilişkin hükümler 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 21 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.

HMK'nın "Yargı yeri belirlenmesini gerektiren haller" başlıklı 21/1-c bendi uyarınca "Kesin yetki hallerinde her iki mahkeme de görevsizlik kararı verir ve bu kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşirse" yargı yeri belirlenmesi yoluna başvurulması gerekmekte olup, aynı Kanunun "İnceleme yeri" başlıklı 22/2. maddesine göre "İki mahkemenin aynı dava hakkında göreve veya yetkiye ilişkin olarak verdikleri kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği takdirde, görevli veya yetkili mahkeme, ilgisine göre bölge adliye mahkemesince veya Yargıtayca belirlenir."

6102 sayılı TTK'nın 16/1. maddesinde bütün ticari şirketler tacir olarak sayılmış, 124/1. maddesinde de 136. maddesi hükmü aynen tekrar edilerek ticari şirketlerin kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibaret olduğu belirtilmiştir. Görüleceği üzere, Kooperatifler Kanunu yürürlükte olmasına karşın yeni Türk Ticaret Kanunu'nda kooperatiflerin ticaret şirketi olduğu açık bir biçimde hüküm altına alınmıştır.

Türk Ticaret Kanunu bakımından ticaret şirketleri arasında sayılan kooperatiflerle ilgili ana düzenleme şüphesiz ki 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’dur. Bu Kanun'un 3. maddesinde kooperatif ve şubelerinin ticaret siciline tescil olunacağı, 7. maddesinde kooperatifin ticaret siciline tescil ile tüzel kişilik kazanacağı, 98. maddesinde de bu Kanun'da aksine açıklama olmayan hususlarda TTK’daki anonim şirketlere ait hükümlerin uygulanacağı düzenlenmiştir. Bu düzenleme nedeniyle TTK'nın özellikle anonim şirketlere ilişkin hükümleri ile 1163 sayılı Kanun'a aykırı olmayan birleşme, bölünme ve tür değiştirmeye ilişkin hükümlerinin kooperatiflere uygulanacağı ve kooperatiflerin de defter tutmak zorunda olduğu açıktır. Ayrıca 99. maddesinde tarafı olduğu hukuk davalarının ticari dava sayılacağı düzenlendiği gibi 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 179. maddesindeki düzenleme uyarınca kooperatiflerin iflasa tabi oldukları da gözden kaçırılmamalıdır. Yasal düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde kooperatiflerin ticaret şirketi ve tacir olduğu açıkça görülmektedir. Bu açık kanun hükümleri karşısında ticaret siciline tescili zorunlu olan, ancak bu şekilde tüzel kişilik kazanabilen, ticari defterler tutan, ortaklarının sermaye koyma borcu bulunan, şirketler ile birlikte düzenleme yapılıp birleşme, bölünme ve tür değiştirme şartları düzenlenen ve iflasa tabi olan kooperatifin ticaret şirketi ve tacir sayılmaması mümkün değildir. Ayrıca belirtmek gerekir ki, kooperatifler tek amacı kâr elde etmek olmamakla birlikte, ortaklarının ekonomik menfaatlerini geliştirmeyi amaçlayan ticari birer ortaklıktır. Kooperatiflerin kârlılık ilkesini büsbütün bir kenara bıraktıkları da söylenemez, aksi takdirde varlıklarını sürdürmeleri beklenemez. Kâr elde edilip bunun ortakları arasında paylaşılıp paylaşılmadığı, diğer bir deyişle ne şekilde tasarruf edildiği kooperatifin amacının ekonomik olduğu gerçeğini değiştirmemektedir. Kooperatif şirketinin TTK'nın 124. maddesinde şahıs ve sermaye şirketleri arasında gösterilmemiş olması da kanunun açık lafzı karşısında kooperatifin ticaret şirketinin sayılmasına engel değildir.

Somut olay incelendiğinde; davacı, kooperatiften satın aldığı taşınmazın mülkiyetini alamaması ve kooperatifçe mahkeme kararı ile iadesine karar verilen bedelin geç ödenmesi nedeniyle munzam zarar ve kira kaybını talep etmiş, ihtilafın özünün kooperatif hukukundan kaynaklandığı anlaşılmış, hâl böyle olunca, eldeki davaya bakma görevinin 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesi uyarınca ticaret mahkemesine ait olduğu, davanın Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülüp sonuçlandırılması gerektiği anlaşılmıştır.

Bu nedenle, eldeki dosyaya bakma görevinin Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi'ne ait olduğu anlaşılmaktadır.

KARAR: gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-6100 sayılı HMK'nın 21 ve 22. maddeleri gereğince Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi'nin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE,

2-Dosyanın merci tayini isteminde bulunan mahkemeye gönderilmesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-c maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 02.03.2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/125, K. 2026/601, T. 02.03.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-125-e-2026-601-k-aa4ccb51edf1