Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1239 E. 2026/1221 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1239
- Karar No
- 2026/1221
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2026/1239
KARAR NO:2026/1221
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:10.03.2026 tarihli ara karar.
NUMARASI:2026/216 E.
DAVANIN KONUSU:Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı)
Taraflar arasında görülen tespit ve şirket ortaklık payı alacağının tahsili talepli davada ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ara kararda yazılı nedenlerle ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen 10.03.2026 tarihli ara karara karşı, davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; davacıların davalı şirketin dış dünyaya yansımayan ancak taraflar arasındaki iç ilişkide mevcut bulunan gizli ortakları olduğunu, davalı şirkette resmi kayıtları göre ortaklık yapısının %25 ..., %5 ... ve %70 ... şeklinde olduğunu, davalı ...'ın resmiyette uhdesinde görünen payların %46'lık kısmını müvekkilleri adına ve emanetçi sıfatıyla elinde bulundurduğunu, davacıların her birinin fiilen %23 oranında gizli ortak olduğunu, bu ilişkinin bir sermaye şirketine ortaklık olmayıp şirket faaliyetleri üzerinden kurulan, dışa karşı tek kişinin göründüğü, tamamen iç ilişki mahiyetinde bir gizli ortaklık olduğunu, davacı ...'in çok eski yıllardan beri profesyonel anlamda reklamcılık yaptığını, öncelikle dava dışı .... Şti isimli firmayı kurduğunu, resmiyette ... adına kayıtlı olan firma ile ... ... AŞ ile sözleşme imzaladığını, daha sonra bu firmadan sözleşmeyi devralıp davalı şirkete devretmeye karar verdiğini, bunun unun üzerine davalı firmanın kurulduğunu, davacıların işlerinin yoğunluğu ve riskleri nedeniyle paylarını davalı kuzenleri olan ...'a emanet olarak bıraktıklarını, yazılı bir protokol yapmadıklarını, davalı şirket ile dava dışı... AŞ arasındaki sözleşmeye ilişkin davada alınan bilirkişi raporları sonrası şirket lehine yüklü bir tazminat ödenebileceği yönünde ihtimaller doğduğunu, bunu gören davalı ...'ın davacıların gizli ortaklıklarını dikkate almayacaklarını, tahsil edilen tüm parayı kendilerinin alacağı olduğunu belirterek davacıları ortaklığın dışına ittiğini, şirketin tüm vergilerinin, defter tastik ücretleri gibi muhasebe ödemleri ve bilirkişi harç vs mahkeme ve yasal ödemeleri müvekkillerinin de diğer ortaklarla birlikte ödediğini, dekont ve mail ile yazışmaların bulunduğunu, ayrıca tanıklarının bulunduğunu, ortak olmayan birinin bu ödemelere katılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalı şirketin kar elde etme ihtimali olmadığını, davalı şirket ile ... arasında derdest bulunan davanın, müvekkillerinin gizli ortaklıktan kaynaklanan alacaklarının fiili ve tek kaynağını oluşturduğunu, bu sebeple bu davadan tahsil edilecek bedelin tamamı üzerine, davalıların münferit tasarruflarını önleyecek şekilde ihtiyati tedbir konulmasının zorunlu olduğunu ileri sürerek, davacılar ile davalı şahıs arasında, davalı şirket faaliyetleri kapsamında gizli ortaklık bulunduğunun tespitine, taraflar arasında hesap görülmesi yapılarak, müvekkillerinin gizli ortaklık paylarına düşen alacak miktarının bilirkişi marifetiyle belirlenmesine, belirlenecek alacağın doğduğu tarihten itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalılardan tahsiline, dava dışı ... AŞ ile davalı şirket arasında görülmekte olan davadan doğacak alacaklar üzerine, davalıların münferit tasarruflarını önleyecek şekilde veya mahkemenin belirleyeceği şekilde ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARI ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince 10.03.2026 tarihli ara kararda özetle; "...Talep ihtiyati tedbire ilişkindir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 389 ve devamı maddelerinde ihtiyati tedbir geçici hukuki koruma yolu olarak düzenlenmiştir. Buna göre;mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.Aynı yasanın 390/3 maddesi,'' Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir. Davacılar mahkememizde açtıkları davada davalı şirketin gizli ortağı olduklarının tespiti ve bunun yanı sıra ortaklık pay bedellerinin belirlenerek davalılardan tahsilini talep etmişlerdir. Dosyada henüz dilekçeler aşaması tamamlanmamış olup olup sunulan deliller itibariyle davacıların davalı şirketin gizli ortağı olduğu iddiası dahil olmak üzere tüm talepleri yönünden haklılığının yaklaşık olarak ispata yeterli delil sunulmadığı anlaşıldığından koşulları oluşmayan ihtiyati tedbir talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. "gerekçesiyle, davacılar vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.Bu ara karara karşı, davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yaklaşık ispatın sağlandığını, davacıların, davalı şirketin tüm vergilerini, defter tasdik ücretlerini ve dava harçlarını ortaklık payları oranında sistematik bir şekilde ödediğinin açıkça görüldüğünü, şirket ortağı olmayan, dışarıdan bir üçüncü kişinin bir sermaye şirketinin vergi yapılandırma borçlarını aylarca düzenli olarak ödemesinin hayatın olağan akışına, mantık ve ticaret kurallarına tamamen aykırı olduğunu, davalı şirketin, dava dışı ... AŞ ile olan derdest davasından beklentisi dışında hiçbir ticari amacı, faaliyeti veya malvarlığı kalmadığını, bu dava sonucunda davalı şirkete ödenecek olası meblağın müvekkillerinin gizli ortaklıktan kaynaklanan alacaklarının fiili ve tek kaynağı olduğunu, tedbir uygulanmaması halinde, mahkemenin davanın sonunda vereceği kararın infaz kabiliyeti olmayan bir kağıt parçasına dönüşeceğini, mahkemenin tedbirin türü konusundaki geniş takdir yetkisini göz ardı ettiğini, "uygun tedbire karar verme" görevini ihmal ettiğini, dava dışı ... AŞ'den tahsil edilecek muhtemel alacağın, müvekkillerinin payına düşen %46'lık kısmının davalılara ödenmeyerek mahkeme veznesine depo edilmesini talep ettiklerini, bu talebin davanın esasını çözmeyip yalnızca hakkın güvence altına alınmasını sağladığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, davacıların davalı şirketin gizi ortağı olduklarının tespiti ile gizli ortaklık paylarına düşen meblağın faizi ile davalılardan tahsili istemine; istinaf, ihtiyati tedbir isteminin reddine dair verilen ara karara ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ihtiyati tedbir talebinin reddine dair 10.03.2026 tarihli ara karar verilmiş; bu ara karara davacılar vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacılar vekili; davacıların davalı şirketin gizli ortakları olduğunu, davalı şirkette resmi olarak %70 pay sahibi olan davalı ...'ın emanetçi olduğunu, e aralarındaki anlaşmaya göre davacıların %46 oranında pay sahibi olduğunu ileri sürerek, davacıların davalı şirkette gizli ortak olduğunun tespitine ve hisselerine düşen meblağın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ayrıca, davalı şirketin ... ... AŞ ile arasındaki sözleşmeden doğan ve yargılaması devam eden dava bulunduğunu, bu davada davalı şirkete yüklü miktarda tazminat ödemesi yapılacağını, şirketin tek gelirinin bu tazminat miktarı olduğunu belirterek, bu sebeple dava dışı ... AŞ'den tahsil edilecek muhtemel alacağın, müvekkillerinin payına düşen %46'lık kısmının davalılara ödenmeyerek mahkeme veznesine depo edilmesini yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiştir. Mahkemece, yaklaşık ispatın sağlanamadığından talebin reddine karar verilmiştir. HMK'nın 389/1.maddesi ''Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. '' hükmünü, 390/3.maddesi "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' hükmünü, 391/1.maddesi ise ''Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir" hükmünü içermektedir. Somut olayda, mahkemece ihtiyati tedbir talebinin değerlendirdiği aşamada henüz cevap dilekçesi sunulmamış ve deliller toplanmamıştır. Mahkemece tedbir talebinin değerlendirildiği aşamada, ihtiyati tedbir kararı için yaklaşık ispatın sağlanamadığına ilişkin gerekçesi usul ve yasaya uygundur. Delillerin toplanmasından sonra talep hâlinde ihtiyati tedbir talebinin yeniden her zaman mahkemece değerlendirilebileceği anlaşılmakla, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, ihtiyati tedbir isteyen vekilinin 10.03.2026 tarihli ara karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3 maddeleri uyarınca, ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekili tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye irat kaydına,
3-İhtiyati tedbir talep eden davacılar tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.25.06.2026
KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.f ve 391/3 maddeleri uyarınca karar kesindir.