Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1225 E. 2026/1759 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1225
Karar No
2026/1759
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/1225 KARAR NO : 2026/1759

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10/03/2026 NUMARASI : 2025/1196 Esas 2026/194 Karar DAVA : İSTİRDAT KARAR TARİHİ : 10/07/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 10/07/2026

İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/1196 Esas 2026/194 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın usulden reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, .... Şti.’nden hukuki ilişki gereği ... Bankası .. Şubesi’nin 3122649 seri numaralı, 30/09/2025 keşide tarihli, 150.000 TL bedelli çeki teslim alındığını, çek müvekkilinin zilyetliğinde iken 22/05/2025–29/05/2025 tarihleri arasında zayi olduğunu, çekin kaybolduğu anlaşılınca 29/05/2025 tarihinde Bayraklı İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne kayıp eşya müracaatı yapıldığını, bu nedenle aynı gün 29/05/2025 tarihinde İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde 2025/518 E. sayılı çek iptal davası açıldığını, öte yandan İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2025 /38415 Sor. Dosyası ile ibraz eden kişi ve çeki kullanan kişiler hakkında şikayette bulunulduğunu, İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/518 esas sayılı dosyası üzerinden çek için tedbir uygulandığını, İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 19/11/2025 tarihli duruşmada: “Çeki ibraz eden kişiye karşı istirdat davası açmak üzere 1 aylık kesin süre verilmesine” karar verildiğini, işbu dava, verilen kesin sürenin ifası amacıyla açıldığını, çekin iptali İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasında yargılama devam ederken, dava konusu müvekkilinin zilyetliğinden rızası dışında çıkan söz konusu çek, davalı .... A.Ş. tarafından devralındığı iddiasıyla İstanbul 25. İcra Dairesi’nin 2025/38371 E. sayılı takibine konu edilmiştir. Müvekkil çekin zayi olması nedeniyle takibe ilişkin hiçbir bilgi sahibi olmadığını, çek müvekkilinin iradesi dışında el değiştirdiğinden müvekkilin bu çekten doğan bir borcu bulunmadığını, Müvekkili iş bu çeki kimseye vermemiş, hiçbir hukuki ilişki yönünde kullanmadığını, ancak çalınan çekin çek sahibi .. .. Şti.’ne ihtiyati haciz yapıldığında çekin haksızca kötüniyetli kişilerce piyasada kullanıldığı en sonunda faktoring firmasında "kırma" işlemi yapıldığının öğrenildiğini, icra dosyasında sunulan çekte bulunan hiçbir ciranta ile ilişkisi bulunmamakta kimseyi tanımadığını, davalı faktoring firması bu çek için tedbir kararının varlığını öğrendiği halde kötüniyetli olarak icraya devam ettiğini, davalı şirketin, çek iptal davası devam ederken ve çekin zayi olduğu açıkça ortadayken icra takibi başlatması kötü niyetli davranış niteliğinde olduğunu, davalının iyi niyetli hamil olmadığını, müvekkili, zayi olan çek nedeniyle hukuken borçlu sayılamayacağını, bu neenlerle 3122649 seri numaralı, 30/09/2025 keşide tarihli 150.000 TL bedelli çekin mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespitine, Söz konusu çekin davalı .... A.Ş.’den istirdadına (iadesine) karar verilmesine, davacıya iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; Öncelikle ve önemle belirtmek isteriz ki, huzurdaki davada dava şartı olan arabuluculuğa başvurulmamış olup arabulculuk dava şartı tamamlanabilir bir dava şartı olmadığından dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazlarının bulunduğunu, davanın öncelikle zamanaşımı yönünden usulden reddini talep ettiklerini, bu nedenlerle hukuki mesnetten yoksun, haksız davanın öncelikle usulden mahkemeniz aksi kanaatte ise esastan reddine, takibe konu çek değerinin %20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının ve yine bu miktar üzerinden %10 oranında para cezasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEMECE: "...1-Dava, zayi nedeniyle kaybolan çekin ibraz edene karşı açılan istirdatı davasıdır. 2-6100 sayılı HMK'nın 115/1. Maddesi uyarınca "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." 3-06/12/2018 tarihli, 7155 sayılı Kanun'un 20. Maddesiyle TTK'ya eklenen 5/A maddesi uyarınca, "(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu' nun 18/A maddesi uyarınca, "(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." TTK'nın 5/A maddesine göre, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Davanın konusu (müddeabih), dava dilekçesindeki talep sonucu, yani neticei talep esas alınarak belirlenir. Neticei talebin bir para alacağının tahsili veya tazminata ilişkin olduğu durumlarda, arabulucuya başvuru yapılmış olması dava şartıdır. 4-Görülmekte olan davanın talep sonucu davaya konu kaybolan çekin mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespiti ile çekin davalıdan istirdatına ilişkin olup TTK 5/A maddesi ile düzenlenen arabulucuya başvuru şartı kapsamında olduğu anlaşılmaktadır. 5-Dava dosyasının ve Uyap kayıtlarının incelenmesinden davanın 16/12/2025 tarihinde açıldığı, dava dilekçesi ve ekinde anlaşamama yönünde düzenlenmiş bir Arabuluculuk Son Tutanağı yer almadığı, dava dilekçesi içeriğinde de arabuluculuk son tutanağı bulunduğuna dair herhangi bir beyanın yer almadığı görülmüştür 6-Mahkememizin 10/03/2026 tarihli celsesinde davacı vekiline arabuluculuk yoluna başvurulup başvurulmadığı hususu sorulmuş ve istirdatın çekin iadesine ilişkin olması nedeniyle arabuluculuk dava şartı olmadığını düşündüklerini, bu nedenle arabuluculuk yoluna başvurmadıklarını beyan ettiği görülmekle, davadan önce arabuluculuk başvurusunda bulunulmadığından arabuluculuk son tutanağının dosyaya sunulmadığı anlaşılmıştır. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu' nun 18/A maddesi uyarınca, "(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." Her ne kadar davacı vekili tarafından çek istirdatı davası olması nedeniyle arabuluculuk dava şartının gerekmediği ve bu nedenle arabuluculuk yoluna başvurulmadığı belirtilmiş ise de; Konya Bölge Adliye Mahkemesi'nin 2026/74 Esas, 2026/196 Karar sayılı, 10/02/2026 tarihli istinaf kararında açıkça belirtildiği üzere; ''Dava; çek istirdadı istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır. 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesinde '' Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790 ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür.'' hükmü düzenlenmiştir. 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK'na eklenen dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 5/A maddesinde "(1) Bu kanunun 4'üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi getirilmiştir. Ticarî davalarda arabulucuya başvuru zorunluluğu getiren TTK'nın m. 5/A(1) hükmü 28/03/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanun'un 31. maddesiyle bu fıkrada yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” şeklinde değiştirilmiştir. 01/09/2023 tarihinde yürürlüğe giren 7445 sayılı Kanun'un 31. madde hükmü ile değişik 6102 sayılı TTK m. 5/A hükmünün son hâlinin "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." şeklinde olduğu anlaşılmıştır. Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde ise, davanın 6102 sayılı TTK'nın 792 . maddesine dayalı çek istirdadı talebine ilişkin olup, TTK'nın 4/1 (a) maddesi kapsamında mutlak ticarî dava, konusunun da bir miktar para olduğu, kanunda istirdat davalarının dava şartı arabuluculuk kapsamında kabul edildiği, bir miktar paranın tahsilini amaçlayan istirdat davaları gibi, parasal değeri olan bir şeyin aynen iadesi talebini içeren istirdat davalarının da 01/09/2023 tarihinden itibaren zorunlu arabuluculuk kapsamında olduğu, dava konusu çekin de üzerinde yazılı meblağ kadar parasal değer içerdiği ve çek istirdadı davasının aynı zamanda konusunun bir miktar para olduğu kanaatine varılmıştır. Ayrıca, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'a "Dava Şartı Olarak Arabuluculuk" başlığı ile eklenen 18/A maddesinin 2. fıkrasında da "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." düzenlemesi yer almaktadır. Bu yasal düzenleme gereğince konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce uyuşmazlıkla ilgili arabulucuya başvurup anlaşılamaması halinde son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklenmesi zorunludur. Arabulucuya başvurulmadan doğrudan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekmektedir. Somut olayda; davacıların çek istirdatı talebinde bulundukları, ilk derece mahkemesince 04/11/2025 tarihli duruşmada davacılar vekiline arabuluculuk son tutanağını sunmak üzere kesin süre verildiği, davacılar vekilinin arabuluculuk son tutanağını sunmadığı, bu nedenle ilk derece mahkemesince davacıların davasının arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu (Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 29/05/2025 tarih 2024/5728 Esas 2025/3826 Karar sayılı ilamı) anlaşıldığından davacıların istinaf başvuru taleplerinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine'' çek istirdatı davalarında arabuluculuk başvurusunun dava şartı olduğu açıktır. Dosya kapsamına göre dava öncesi arabulucuya başvurulduğuna dair bir kayıt bulunmadığı dikkate alınarak 6325 sayılı kanunun 18/A-2. Maddesi uyarınca davanın usulden reddine karar verilmiştir. '' gerekçesi ile; " 1-Davanın ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuk kapsamında olduğu ve arabulucuya başvurulmaksızın açıldığı anlaşıldığından 6100 sayılı HMK'nın 115/2. maddesi hükmü uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE," şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davanın konusu, para alacağı olmadığını, zayi olmuş 3122649 seri numaralı çekin aynen iadesi olduğunu, bu nedenle TTK m. 5/A kapsamında zorunlu arabuluculuk şartı bulunmadığını, Mahkeme, davanın niteliğini yanlış değerlendirerek, çekin fiziken geri alınmasına ilişkin ayni/fiilî nitelikteki talebi para davası gibi kabul ettiğini, bu suretle hukuki nitelendirmede yanıldığını, TTK m. 792’ye dayalı iade isteminde davalının kötü niyetli veya ağır kusurlu iktisabı, arabuluculukla değil tahkikatla belirlenebilecek esasa ilişkin bir vakıa olduğunu, dava şartı incelemesiyle sonuca gidilemeyeceğini, İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2025/518 Esas sayılı çek iptali dosyası, verilen tedbir kararı, savcılık şikâyeti ve İstanbul 25. İcra Dairesi’nin 2025/38371 Esas sayılı takibi birlikte değerlendirildiğinde, çekin zayi olduğu ve ihtilafın esası yönünden ciddi tartışma bulunduğunu, HUAK m. 18/A’nın uygulanabilmesi için öncelikle uyuşmazlığın zorunlu arabuluculuk kapsamına girdiğinin açık olması gerektiğini, somut olayda bu açıklık bulunmadığından, usulden ret kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, İlk derece mahkemesinin dava şartı eksikliğinin giderilebilir olup olmadığını ve talebin gerçek niteliğini tartışmaksızın doğrudan ret kararı verdiğini, HMK m. 115’in ruhuna uygun davranmadığından mahkemece verilen kararın kaldırılmasına, davanın istirdat davası olması nedeni ile zorunlu arabulucuk dava şartına tabi olmadığının tespitine, dosyanın gereği için mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; TTK nın 792. maddesi uyarınca açılmış çek istirdadı davasıdır. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; Dosya kapsamına göre dava öncesi arabulucuya başvurulduğuna dair bir kayıt bulunmadığı dikkate alınarak 6325 sayılı kanunun 18/A-2. Maddesi uyarınca davanın ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuk kapsamında olduğu ve arabulucuya başvurulmaksızın açıldığı anlaşıldığından 6100 sayılı HMK'nın 115/2. maddesi hükmü uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE," karar verilmiştir. İş bu karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. 28/03/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanun'un 31. maddesiyle değişik 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5.A /1 maddesinde "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." denilmiştir. Söz konusu kanun hükmü 01.09.2023 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, iş bu dava 09/12/2024 tarihinde açılmıştır. 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 'Dava Şartı Olarak Arabuluculuk' başlıklı 18/A maddesinde ise; "(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması, dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. (2) Davacı arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya son tutanağın 1 haftalık kesin süre içerisinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." şeklindeki yasal düzenlemeye yer verilmiştir. 28/03/2023 Tarih ve 7445 Sayılı Kanun'un 31. maddesiyle değişik 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu md.5.A /1 uyarınca iş bu çek istirdadı davası, zorunlu arabuluculuğa tabidir ve bu husus dava şartıdır. Somut olayda davacılar arabulucuğa başvurmadan davayı açmıştır. Yukarıda anlatılan nedenlerle; 6102 Sayılı TTK nın 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması 01 Eylül 2023 tarihinden itibaren dava şartı niteliğinde olduğundan ve elde ki dava da niteliği itibariyle bu kapsama girdiğinden davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına göre davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/03/2026 tarih ve 2025/1196 Esas 2026/194 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 732,00.TL maktu harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 3-İstinaf başvurusu sırasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 10/07/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1225, K. 2026/1759, T. 10.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1225-e-2026-1759-k-07c5bed90555