Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1199 E. 2026/1060 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1199
Karar No
2026/1060
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

9.HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

ESAS NO: 2026/1199

KARAR NO: 2026/1060

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

KARAR TARİHİ: 10/07/2025

NUMARASI : 2024/654 Esas - 2025/561 Karar

DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 06/05/2026

Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 01/11/2022 tarihli kazada, ... plakalı aracın trafik ışıklarına geldiğinde yeşil ışık yanıyor olması sebebiyle yolda ilerlemeye devam ettiğini, bu esnada bağlantı yolundan müvekkilinin seyir halinde olduğu ana yola geçmek isteyen ... plakalı kusurlu araç sürücüsü bulunduğu yol için kırmızı ışık yanıyor olmasına rağmen ana yola çıktığını, her ne kadar tarafların tramer kayıtlarında %50 kusurlu oldukları belirlenmiş ise de 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ihlali yapılması sebebi ile tam kusurlu olduğu kanaatine varıldığını bildirdiğinden bahisle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL belirsiz alacağın davalılardan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... Sigorta Şirketi cevap dilekçesinde özetle; davaya konu talepler yönünden kesin hüküm bulunmakta olduğunu, davanın usulden reddinin gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.

Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Kesin hüküm nedeni ile davanın usulden reddine" karar verilmiştir.

Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;somut olayda, sigorta tahkim komisyonu nezdinde yürütülen yargılamada kusur oranına ilişkin herhangi bir itiraz ileri sürülmediğini, bu nedenle de kusur yönünden bir inceleme yapılmadığını, tahkim merciince, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi tarafından belirlenen %50 kusur oranı aynen kabul edilerek, yalnızca bu oran üzerinden sigorta şirketinin sorumluluğu kapsamında tazminat hesaplaması yapıldığını, bu itibarla, tahkim kararında kusurun tespiti ve dağılımına ilişkin yargısal bir değerlendirme ve hüküm bulunmadığını, davada sonradan temin edilen video kaydı gibi yeni ve güçlü deliller ışığında kusur oranına açıkça itiraz edilmekte ve kusurun yeniden değerlendirilmesi talep edildiğini, söz konusu delillerin, karşı tarafın kırmızı ışık ihlali yaptığını ortaya koymakta olup bu durumun kusur dağılımını köklü şekilde değiştirebilecek nitelikte olduğunu, uyuşmazlığın, tahkim yargılamasında değerlendirilen talepten farklı olarak, kusurun tespitine yönelik yeni bir hukuki inceleme gerektirdiğini, kusur oranının değişmesi halinde, sigorta şirketinin sorumluluğunun da yeniden belirlenecek olup, önceki kararda karşılanmayan zarar bakımından sorumluluğunun devam edeceğini, tahkim yargılamasında kusur yönünden bir inceleme yapılmamış olması ve eldeki davada bu hususun yeni delillere dayanılarak ileri sürülmesi karşısında, kesin hüküm şartlarının oluştuğundan söz edilemeyeceğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.

Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.

Dava konusu uyuşmazlığın daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması (derdest olmaması) ve daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması dava şartıdır ( HMK m.114/1-i) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir (6100 sayılı HMK m.115/2). HMK'nın 303/1. maddesine göre, bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir.

Konuya ilişkin Yargıtay HGK'nun 2019/(7)9-759 Esas ve 2021/1663 Karar sayılı kararında " Kesin hüküm, hükmü veren mahkeme de dâhil bütün mahkemeleri bağlar. Daha açık bir şekilde ifade etmek gerekirse mahkemeler aynı konuda, aynı dava sebebine dayanarak, aynı taraflar hakkında verilmiş olan hüküm ile bağlıdırlar; aynı uyuşmazlığı bir daha (yeniden) inceleyemezler; bu hâliyle kesin hüküm bir def’i değil itirazdır. Bu bağlılık kural olarak hüküm fıkrasına münhasırdır ve gerekçeye sirayet etmez. Ancak gerekçe hükme ulaşmak için mahkemece yapılan hukukî ve mantıki tahlil ve istidlallerden (delillerden yargıya varma) ibaret kalmayıp, hüküm fıkrası ile ayrılması imkânsız bir bağlılık içinde bulunuyor ise istisnaen bu kısmın da kesin hükme dâhil olduğunu kabul etmek gerekir. Hangi gerekçenin hüküm fıkrasına sıkı sıkıya bağlı olduğu her olayın özelliğine göre belirlenir (HGK'nın 06.05.2018 tarihli ve 2017/19-1628 E.-2018/1098 K. sayılı kararı).

Maddi anlamda kesin hükmün amacı da bu hâli ile mahkeme kararlarına güvenilmesini ve uyulmasını sağlamak, taraflar arasındaki uyuşmazlığı kararın maddi anlamda kesinleştiği andan itibaren geleceğe yönelik olarak sona erdirmek ve nihayet çelişkili kararlar verilmesini önleyerek toplum hayatında hukukî istikrar ve güvenliği tesis etmektir." açıklamasına yer verilmiştir.

Uyuşmazlık Hakem Heyetinin 10/05/2023 açılış tarih, 2023.E.186389, 11/12/2023 karar tarih, ... sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı vekili tarafından komisyona iletilen dilekçesinde özetle; başvuru sahibine ait ... plakalı aracın, 01/11/2022 tarihinde,... plakalı araç ile karışmış olduğu kaza sonucunda hasarlandığını, değer kaybı bedelinin temerrüt tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Tahkim kararının gerekçesinde "... uyuşmazlığın özü esas itibariyle “değer kaybına” ilişkin olduğundan ve bu hususun tespiti uzmanlık gerektirdiğinden, Hakem Ara Kararı oluşturulmuş, sistem tarafından ... bilirkişi listesinde yer alan ... bilirkişi olarak atanmıştır. Bilirkişi 26.11.2023 tarihli raporunu dosyaya sunmuş, raporda; “Davalı sigorta kuruluşu tarafından davacı tarafa başvuru yapılmadan önce değer kaybına ilişkin 18.739,43 TL ödenmiş olduğu görülmüş olup, tespitim doğrultusunda % 50 kusur oranına göre kalan alacak bakiye 30.000,00 – 18.739,43 = 11.260,57 TL olarak tespit edilmiştir.”

denilmiştir. Rapor taraflara tebliğ edilmiş, sigorta kuruluşu vekili rapora itiraz etmemiştir. Başvuru sahibi vekili 28.11.2023 tarihli dilekçesi ile bidayette 10,00.-TL olan değer kaybı talebini ıslah ile 11.260,57.-TL’na iblağ etmiştir. Sigorta kuruluşu vekili; 07.02.2023 tarihli E-postasıyla “bilirkişi tarafından belirlenen 11.260,57.-TL’nın tüm ferileriyle birlikte ödendiğini bildirmiş, ödeme dekontunu ibraz etmiştir.

Aynı E-posta başvuru sahibi vekiline de gönderilmiş itiraz edilmemiştir. Bu hale göre başvuru, sigorta kuruluşu tarafından yapılan ödeme ile konusuz kaldığından değer kaybı tazminatı yönünden hüküm kurmaya yer olmadığına karar vermek gerekmiştir." karar verilmiştir.

Eldeki davada dava dilekçesinde, söz konusu kaza nedeniyle davalının kusur oranının %50 olmadığını, %100 kusurlu olduğunu meydana gelen değer kaybı bedelinin tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir.Somut uyuşmazlıkta, Uyuşmazlık Hakem Heyetinin 10/05/2023 açılış tarih, 2023.E.186389, 11/12/2023 karar tarih, ... sayılı dosyası ile eldeki davada da aynı kaza aynı vakıalara dayanıldığı, taraflarının ve konusunun aynı olduğu, davacının Uyuşmazlık Hakem Heyetinin kararına karşı itiraz yoluna başvurmadığından kararın kusur oranı ve hesaplama yöntemi yönünden kesinleştiği, bu durumda uyuşmazlığın taraflarının ve konusunun aynı olmasına ve şekli anlamda kesinleşen hükmün HMK'nın 303/1. maddesi gereğince de maddi anlamda kesin hüküm oluşturduğunun anlaşılmasına göre İlk Derece Mahkemesince davanın kesin hüküm nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.

Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:

1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Peşin alınan harç yeterli olduğundan başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,

4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,

5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.06/05/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1199, K. 2026/1060, T. 10.07.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1199-e-2026-1060-k-a5a1da64fc4f