Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1179 E. 2026/1643 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1179
- Karar No
- 2026/1643
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1179
KARAR NO : 2026/1643
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 25/06/2025
NUMARASI : 2023/1172 Esas, 2025/611 Karar
DAVANIN KONUSU: Tapu İptali ve Tescil
KARAR TARİHİ: 14/05/2026
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalı adına kayıtlı olan İstanbul ... İlçesi, 15 parsel , ... ada, 2/3 pafta no da bulunan C Blok alt kat... nolu dükkanı müvekkile %18 KDV hariç 77.000 TL ye sattığını, müvekkilinin 06/10/2011 tarihinden 14/09/2014 tarihine kadar olan tüm senetlerinin ödendiğini, sözleşmenin 8. Maddesine göre gayrimenkulün alıcıya en geç 30/06/2012 tarihinde teslim edileceğini, sözleşmenin 8. Maddesine göre gayrimenkulün alıcıya en geç 30/06/2012 tarihinde teslim edileceğini ancak bugüne kadar teslimatın olmadığını açıklayarak İstanbul , ... İlçesi , 15 parsel , ... ada, 2/3 pafta no da bulunan C Blok alt kat... nolu dükkanın üzerine üçüncü şahıslara devrinin önlenmesini, sonradan ihtiyati haciz , haciz vb takyidatların konulmasının önlenmesi zımnında ihtiyati tedbir vaaz edilmesini, tapu iptal ve tescil talebinin yerine terditli talebin kabul edilirse davalıdan alacağının almasının mümkün olmadığından adına kayıtlı olan tüm gayrimenkul ve araç kayıtlarına tedbir konulmasını, davalı tarafından teslimat tarihi olan 30/06/2012 tarihinde teslimat yapılmadığından ve sözleşmenin 9. Maddesinin d bendine göre süresi içerisinde teslimat yapılmazsa sonraki senetlerin teslim edilinceye kadar ödenmeyeceği cezai şart olarak belirlendiğinden dava açıldığı tarihte vadesi gelmeyen tüm senetlerin ödenmesinin durdurulması yönünde tedbir kararı verilmesini, davalı adına kayıtlı olan İstanbul ... İlçesi, 15 parsel , ... ada, 2/3 pafta no da bulunan C Blok alt kat... nolu dükkanın tapusunun iptali ile hacizlerden ari olarak müvekkil davacı adına tescilini, sözleşmenin imza tarihi olan 06/10/2010 tarihinden itibaren dava konusu gayrimenkulün mülkiyetinin müvekkile ait olduğunun tespitine karar verilmesini, sözleşmenin 9. Maddesinin e bendine göre teslimat tarihi olan 30/06/2012 tarihinden itibaren her ay için raiç kira bedelinin en yüksek ticari temerrüt faizi ile davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesini, 10.000 TL lik manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya ödenmesini, yapılacak yargılama neticesinde müvekkilinin haklılığı ortaya çıktığı halde tapu iptal ve tescil talebinin yerine getirilmesinin hukuken ve fiilen mümkün bulunmadığı takdirde teslimat tarihi olan 30/06/2012 den itibaren en yüksek direnim faizi ile birlikte gayrimenkulün gerçek değerinin davalıdan alınarak müvekkile ödenmesi yönünde terditli talebin kabülünü, vadesi gelmeyen senetlerin iptaline karar verilmesi talebiyle İstanbul 8 Tüketici Mahkemesi'ne dava açmıştır.
Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; davanın tarafları arasında imzalanan sözleşme geçersiz olduğundan davacı taleplerinin reddi gerekeceğini, davacı tarafın geçersiz sözleşmeye dayalı olarak tapu iptali ve tescil talebinde bulunamayacağı gibi cezai şart talebinde de bulunamayacağını, müvekkilinin taşınmazın geç teslimine herhangi bir kusuru bulunmamakta olduğunu, ihtiyati tedbir talebinin hukuki dayanağı olmadığını belirtmişler ve de netice talep olarak da açıklanan sebeplerle davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
Bakırköy 6.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/1172 E, 2025/611 K sayılı kararı ile,
"Açılan Davanın KISMEN KABULÜ İLE,
1-Davacının tapu iptal ve tescil talebinin yasal şartları oluşmadığından reddine,
2-Davacının ödediği bedelin güncellenmesi ile birlikte tutarının 60.481,46 TL olduğu, Bakırköy 1. İflas Dairesinin ... iflas sayılı dosyasında kabul edilen tutarın bu tuarın bu tutardan fazla olması sebebiyle (62.571,70 TL) bu talebin konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına,
3-Davacının rayiç kira bedeli talebinin reddine,
4- Davacının manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle, müvekkilinin iflas masasına kaydını yaptırdığını, ancak iflas dairesindeki sıra cetvelinden de görüleceği üzere iflas dairesinin müvekkilin alacak kaydını çıplak olarak yaptığını, bu nedenle de iflas masasına kaydedilen rakamın müvekkilinin davalıya yaptığı ödemelerin günümüz koşullarına uyarlanması sonucunda çıkan rakam olmadığını, müvekkilinin sözleşme gereği yüklendiği edimin nerede ise tamamını yerine getirdiğini, müvekkilinin 06.10.2011 tarihinden 14.12.2014 tarihine kadarki tüm ödemelerini ve sonraki ödemelerini yaptığını, müvekkilinin gayrimenkulün sözleşme değeri nazara alındığında nerede ise gayrimenkulün tamamının bedelini ödediğini, dolayısı ile denkleştirici adalet ilkesi uygulanırken bu hususun nazara alınmamasının adaletli olmayan rakamların ortaya çıkmasına sebep olduğunu, davalı adına kayıtlı olan tapunun iptali ile sözleşme tarihi olan 06.10.2010 tarihi itibari ile mülkiyetinin müvekkiline ait olduğunun tespiti ile hacizlerden ari olarak müvekkili adına tapunun tescilini, bu mümkün olmaz ise bilirkişi raporunda belirtildiği gibi sözleşme ile davalının ödemeyi kabul ettiği kira bedellerinin ve rayiç değerinin teslim edilmesi gereken tarihten itibaren en yüksek ticari temerrüt faizi ile davalıdan alınarak müvekkiline verilmesi gerekirken Mahkeme tarafından davalının kötüniyetli hareket etmesi nazara alınmadan sözleşmenin geçersizliğine ve davacı tarafın iflas masasına kabul edilen alacak kaydının 62.571,70 TL olması sebebiyle davacının para iadesine yönelik terditli talebinin konusuz kaldığına karar verildiğini, önceki bilirkişi raporunda da davacının dava konusu dükkanın tesliminin vaad edildiği 30.06.2012 tarihi itibari ile rayiç bedelinin dükkan toplam bedelinden yaptığı ödeme oranında olan kısmını ve gayrimenkulün teslim edilmeyişi nedeni ile aylık rayiç kira bedellerinin dükkan toplam bedelinden yaptığı ödeme oranında talep etme hakkının olduğunu beyan ettiğini, müvekkilinin dava açmış olmasına ragmen günü gelmeyen senetler yönünden tedbir kararı verilene kadar ödeme yapmaya devam ettiğini, Mahkeme tarafından vadesi gelmeyen senetlerin iptaline karar verilmesi gerekirken eksik hüküm kurulduğunu, manevi tazminat taleplerinin kabulü gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, yüklenicinin temlikine dayalı tapu iptal ve tescil, 06/10/2010 tarihinden itibaren mülkiyetin davacıya ait olduğunun tespitine, geç teslimden kaynaklı tazminat ile manevi tazminatın tahsili, rayiç değerin tahsili ve vadesi gelmeyen senetlerin iptali talebine ilişkindir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 191 inci maddesi gereğince, borçlunun iflas açıldıktan sonra masaya ait mallar üzerinde her türlü tasarrufu alacaklılara karşı hükümsüzdür. Müflisin masa malları üzerindeki tasarruf yetkisi iflâs ile kısıtlandığından, aynı Kanun’un 226 ncı maddesi uyarınca da masanın kanuni mümessilinin iflas idaresi olduğu hükmü kabul edilmiştir. Belirtilen hükümler gereğince; iflasın açılmasıyla taraf sıfatı ve dava takip yetkisi artık müflise değil, iflas idaresine ait olup, adi tasfiyede İİK'nın 226 ve 229 uncu maddeleri gereği iflas masasını temsil yetkisi iflas idare memurlarına, şayet basit tasfiye (İİK'nın m. 218) usulü benimsenmişse, bu temsil yetkisi iflas dairesine aittir.
Müflis, iflâsın açılması ile hak ehliyetini ve dava ehliyetini kaybetmemiş ise de; masa malları üzerindeki tasarruf yetkisi kısıtlandığından, masa ile ilgili davalar hakkındaki taraf sıfatı ve dava takip yetkisi artık müflise değil, iflâs idaresine ait olacaktır. İflâs idaresinin bu dava takip yetkisini kullanıp kullanmayacağını tespit edebilmek için, ilk önce iflâs organlarının oluşması ve her dava hakkında esaslı bilgi sahibi olunması gerekir. Bu ise zaman isteyen bir husustur. İşte bu nedenle, İİK'nın 194 üncü maddesi gereğince müflisin davacı ve davalı bulunduğu hukuk davalarının, iflâsın açılması ile belli bir süre için durması öngörülmüştür.
İİK'nın 194 üncü maddesine göre; "Acele haller müstesna olmak üzere iflasın açılması ile kural olarak müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davaları durur ancak alacaklıların ikinci toplantısından on gün sonra devam olunabilir."
İflâsın açılması ile duracak olan davalar, iflâstan önce açılmış olup da hâlen derdest bulunan ve iflâs masasına giren mal, alacak ve haklara ilişkin hukuk davalarıdır. Bunlar, müflisin açmış olduğu davalar ile müflise karşı açılmış olan davalardır. Davaların durduğu bu süre içinde, iflâs idaresi, duran davalar hakkında araştırma yapar ve bu davaların geleceği hakkında karar verir. Burada, müflisin davacı veya davalı olmasına göre usul işlemleri farklılık arz eder.
Müflisin davacı olduğu davalarda; iflâs idaresi bir davanın başarı şansı olduğu kanısına varırsa, masanın bu davayı takip etmesine karar verir; bu karar ikinci alacaklılar toplantısının uygun bulması ile kesinleşir ve ikinci alacaklılar toplantısından sonraki on günlük süre geçince, bundan böyle davaya, davacı olarak iflâs idaresi tarafından devam edilir. İflâs idaresi ve ikinci alacaklılar toplantısı, davanın başarı şansı olmadığı kanısına varırlarsa, masanın davayı takip etmemesine karar verirler. Bu hâlde o davayı takip yetkisi, isteyen alacaklıya devredilir (İİK md. 245). Hiçbir alacaklı davayı takip etmek istemezse o zaman, müflisin dava takip yetkisi yeniden doğar ve müflis iflâsın kapanmasını beklemeden davayı kendi adına devam ettirebilir.
Müflisin davalı olduğu davalarda ise; iflâs idaresi, alacakları tahkik ederken, (İİK md. 230 vd) müflise karşı dava açan alacaklının alacağının mevcut olup olmadığı hakkında bir karar vermez; sadece, bu alacağı davalı çekişmeli alacak olarak sıra cetveline geçirir. Bu alacağın, dolayısıyla davanın kabul edilip edilmeyeceği hakkındaki kararı, ikinci alacaklılar toplantısında karar verilir. İkinci alacaklılar taplantısında davaya devam edilmesine karar verilirse, iflâs idaresi, ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonra davayı takip eder veya tayin edeceği bir avukat vasıtasıyla davayı takip ettirir. Bir hukuk davasının kayıt-kabul davasına dönüşmesi için davalının iflas etmesi, iflas idaresinin de dava konusu alacağı iflas masasına kabul etmemesi gerekir. Davalı tarafı dava sırasında iflas eden aleyhine iflastan önce açılan ve İİK'nın 194 üncü maddesi hükmünde sayılan istisnalardan olmayan bir davaya bakan mahkemenin asıl dava konusu alacağın, ikinci alacaklılar toplantısında, iflas masasına kaydedilip, alacağın masaca kesin olarak kabul edilip edilmediğinin araştırması ve şayet kesin suretle kayıt ve kabul edilmiş ise konusu kalmayan davada hüküm tesisine yer olmadığına karar vermesi; masaya kayıt edilmesi istenip de alacak kısmen veya tamamen reddedilmiş ise ve kayıt-kabul davası ayrıca açılmamışsa, davaya alacağın iflas masasına kayıt ve kabulü davası olarak devam edilerek, varılacak sonuç dairesinde bir karar vermesi gerekir.
Eldeki davada, taraflar arasındaki 06/10/2011 tarihli sözleşme ile dava konusu İstanbul İli, ... İlçesi, ... Köyü, ... ada 15 parsel, C Blok, 2.bodrum, 34 nolu bağımsız bölüm sayılı taşınmazın KDV hariç 77.000 TL bedel mukabilinde satışının kararlaştırıldığı, dosya kapsamındaki bilirkişi raporuna göre dava tarihine kadar yapılan ödemeler toplamının 50.190,00 TL, dava tarihinden sonra yapılan ödemeler toplamının ise 4.140,00 TL olmak üzere satış bedeline mahsuben toplam 54.330,00 TL ödeme yapıldığı, bağımsız bölümün davalı şirket adına kayıtlı olduğu, Bakırköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/852 E, 2021/317 K sayılı ilamı ile davalı ....Ltd.Şti’nin 24/03/2021 tarih, saat 10:14 itibari ile iflasına karar verildiği, kararın 29/12/2022 tarihinde kesinleştiği, Bakırköy 1.İcra Dairesi’nin ... İflas sayılı dosya kapsamında tasfiye işlemlerine başlandığı, iflas idaresinin 21/02/2024 tarih, 2024/06 nolu kararı ile dava konusu taşınmazlarla ilgili aynen ifa taleplerinin kabul edilmediği, davacı alacağının iflas masasınca kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.
Somut uyuşmazlıkta, konut satım sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptal ve tescil isteme hakkı şahsi hak bahşettiğinden ayni hak sahibi üçüncü kişilerce ileri sürülebilecek masadan çıkarma istemini düzenleyen İİK'nın 228. maddesinin somut olayda uygulanma yeri bulunmadığı gibi davaya dayanak adi yazılı temlik sözleşmesi tapu siciline şerh verilmediğinden, davacının mülkiyet aktarımı isteminin kabulüne olanak yoktur. Davalı şirketin iflasıyla, davalı iflas idaresince taahhüdün aynen ifası yoluna gidilmediğinden artık tapu iptali ve tescil istemi İİK'nın 198. maddesi uyarınca para alacağına dönüşmüştür. İİK'nın 198. maddesi uyarınca davacının mevzuu para olmayan alacağı ona muadil bir kıymette para alacağına çevrileceğinden ve bu kıymetin taşınmazın iflas tarihi itibariyle belirlenecek kıymeti olacağı da sabittir. Bu kapsamda ilk derece mahkemesince sözleşmedeki satış bedeli (77.000 TL) ile davacının ödemiş olduğu bedel (54.330 TL) oranlanarak, bu oranın dava konusu bağımsız bölümün iflas tarihindeki (24/03/2021 tarihindeki) rayiç bedeline yansıtılmak suretiyle belirlenecek bedelden iflas masasınca kabul edilen tutar gözetilerek bakiye kısmın kayıt kabulüne karar verilmesi gerekmektedir.
Ayrıca kayıt kabul davalarında gerek asıl alacak gerekse hükmün diğer ferileri olan yargılama masrafları-vekalet ücreti ve harç yönünden tahsile değil, iflas masasına kaydına karar verilmekle yetinilir. Alacağın ödenmesi ancak tasfiye sonunda masa mevcudunun sıra cetveline uygun biçimde dağıtımı aşamasında gerçekleşir ve alacakların tam olarak ödenip ödenmeyeceği ancak bu aşamada anlaşılabilir. Bu sebeple kayıt kabul davalarında maktu karar ve ilam harcı alınması, maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmektedir.
Öte yandan İlk derece mahkemesince dava dilekçesindeki taleplerin her biri hakkında irdeleme yapılıp her bir talebi karşılayacak şekilde hüküm kurulması gerekirken, HMK’nun 297/1 maddesine aykırı olacak şekilde senetlerin iptali talebi yönünden hüküm kurulmamsı talepleri tek tek karşılama ilkesine aykırıdır.
Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile HMK'nun 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerektiği kanaatine varılmış olup açıklanan nedenlerle aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a/6. maddesi gereğince KISMEN KABULÜNE,
2-Bakırköy 6.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/06/2025 tarih, 2023/1172 Esas, 2025/611 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın dairemiz kararına uygun şekilde işlem yapılmak ve yeniden karar verilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istem halinde davacıya iadesine,
5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından verilecek kararda değerlendirilmesine ve hükme bağlanmasına,
6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1 bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 14/05/2026