Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1113 E. 2026/1305 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1113
- Karar No
- 2026/1305
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2026/1113
KARAR NO:2026/1305
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:KÜÇÜKÇEKMECE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:03/03/2026
NUMARASI:2025/471 Esas - 2026/112 Karar
DAVANIN KONUSU:Zayi belgesi verilmesi (HASIMSIZ)
Zayi belgesi verilmesi talebinin ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın, ...'nin yetkilisi olduğunu, müvekkilinin temsilcisi olduğu ...'nin karar defteri ve pay defterini muhafaza altına almak ve saklamak kaydı ile ikamet adresinde bulunmakta iken 03/12/2025 tarihinde ikamet ettiği konteynerin yerinden kaldırılarak başka yere taşındığını gördüğünü, taşınılan yere gittiğinde konteyneri bulduğunu ancak konteynerin içinde maddi değeri yüksek olan eşyaların ve şirkete ait karar defteri ve pay defterinin olmadığını gördüğünü, eşyalarının çalındığını, konuyla ilgili olarak 03/12/2025 tarihinde İslahiye Polis Merkezi Amirliğine giderek şikayette bulunduğunu, şirkete ait karar defteri ve pay defterinin zayi olduğunu iddia ederek, müvekkili şirkete ait karar defterinin ve pay defterinin zayi olduğuna dair belgenin verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Somut olayda davacının, şirket merkezinin Avcılar/İstanbul'da bulunmasına rağmen zayi olduğunu ileri sürdüğü defterlerin ... adresinde bulunan Hatay Bulvarı üzerindeki ... numaralı konteynerde muhafaza edildiği, şirket yetkilisi ...'ın yaklaşık 1 ay süre ile Gaziantep il merkezinde bulunduğu, adrese geldiğinde konteynerin yerinde olmadığının görüldüğü, zayii belgesi istemine konu defterlerin de bu şekilde kaybolduğu anlaşılmaktadır. Yukarıda izah edilen yasal düzenlemeler ve 6102 sayılı TTK 82/7. maddesine göre, zayi iddiasının samimi ve inandırıcı olması, hayatın mutad cereyanına açıkça aykırı düşmemesi, mücbir bir sebebin olması, davacının basiretli bir tacir gibi dikkat ve özeni göstermesi gerektiği; ne var ki zayi belgesi verilmesi talebine konu defterlerin şirket merkezinde, muhasebecide veya uygun bir yerde bulunması gerekirken, dava dilekçesinden ve tahkikat evrakından da anlaşıldığı üzere içinde davacı şirket yetkilisinin yahut bir başka kimsenin bulunmadığı bir konteynerde muhafaza edildiği, söz konusu defterlerin şirket merkezinin dışında ve her türlü riske açık şekilde geçici bir yapı içerisinde muhafaza edilmiş olması karşısında, defterlerin muhafazasında gerekli dikkat ve özenin gösterildiğinden söz edilemeyeceği, bahsedildiği şekilde defterlerin içerisinde bulunduğu konteynerin bulunduğu yerden kaldırılarak taşınmış olması nedeniyle defterlerin kaybolması ve akıbetinin bilinmemesinin mücbir sebep kapsamında da değerlendirilemeyeceği, davacının, dava konusu defterlerin korunması noktasında gerekli dikkat ve özeni göstermediği ve yeterli muhafaza tedbirlerini almayarak kusurlu davrandığı, açıklanan nedenlerle TTK'nın 82/7. maddesi uyarınca zayi belgesi verilmesi için gerekli koşulların oluşmadığı anlaşılmakla ..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Zayi olayının davacının iradesi dışında meydana geldiğini, defterlerin konteynerde muhafaza edilmesinin kusur olarak değerlendirilemeyeceğini, mahkemenin defterlerin konteyner içerisinde muhafaza edilmesinin basiretli tacir özeniyle bağdaşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin hukuken yerinde olmadığını, hayatın olağan akışı içerisinde ticari defterlerin, depo, şantiye, konteyner ve geçici iş yeri gibi alanlarda muhafaza edilmesinin olağan ve sık rastlanan bir durum olduğunu, konteyner içerisinde muhafaza edilmesinin tek başına tacirin kusurlu olduğu anlamına gelmeyeceğini, zayi belgesi talebinde kesin ispat aranmayacağını, resmî polis başvurusunun yapıldığını, soruşturma başlatıldığını, defterlerin bulunduğu konteynerin ortadan kaldırıldığını, kararın kanuna ve hakkaniyeti aykırı olduğunu iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve talebin kabulü ile şirkete ait karar defteri ve pay defterinin zayi olduğuna dair zayi belgesi verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Talep, TTK'nın 82/7.maddesi uyarınca zayi belgesi verilmesi istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.TTK'nın 82/1. maddesi gereğince, tacir, ticari defterlerini, envanterleri, finansal tablo, bilanço ve faaliyet raporlarını, aldığı mektupları (bir ticari işe ait yazışmaları), gönderdiği mektup suretlerini, kayıtlara esas olan belgeleri, sınıflandırılmış şekilde saklamakla yükümlüdür.Saklama süresi on yıl olup sürenin başlangıcı da kanunda belirtilmiştir (TTK m.82/5-6). Defter ve belgelerin saklanması yükümü, gerçek kişi tacirlerde ticaretin terk edilmesinden sonra sürdüğü gibi, tacirin ölümü halinde mirasçılar bakımından da devam eder. Mirasın resmi tasfiyesi veya tüzel kişiliğin sona ermesi durumlarında, defter ve belgeler Sulh Hukuk Mahkemesince saklanır (TTK m.82/8). Saklanması gereken defter ve belgeler, saklama süresi içinde, yangın, deprem, su baskını gibi bir afet veya hırsızlıktan dolayı zayi olursa, tacirin (ölmüşse mirasçılarının), durumu öğrendikten itibaren 30 dün içerisinde işletmenin olduğu yerdeki mahkemeye başvurarak zayi belgesi alması gerekir. Kanun’da “isteyebilirler” denmiş ise de bu bir zorunluluk niteliğindedir. Zayi belgesi için açılan dava, çekişmesiz yargı işidir (TTK m.82/7). TTK'nın 82/7.maddesinde, zayi belgesi verilmesini gerektirecek zayi olma durumları sınırlı olarak sayılmamış ise de tacirin zayi belgesi isteyebilmesi için, defterlerin zayi olmasında kusur ve sorumluluğunun bulunmaması, tedbirli bir tacir gibi davranmasına rağmen zayi olayına engel olamamış durumda olması gerekir. Madde metninde yangın, su baskını veya yer sarsıntısı ibarelerinden sonra yer alan "gibi" sözcüğüyle, benzer olaylar kastedilmiştir.Yukarıda belirtildiği gibi, ticari defterlerin zayi olma şekli yasada tahdidi olarak da sayılmamıştır. Zayi belgesi verilmesi için ticari defter veya belgenin yasada sayılan hal veya buna eşdeğer bir halde zayi olması gerekmektedir. Somut olayda, davacı şirketin ticari merkezi İTO kayıtlarına ve aksi iddia edilmediğine göre, İstanbul Avcılar'dadır. Şirket yetkilisi ... 13.12.2025 tarihinde Islahiye Polis Merkezi Amirliğine yapmış olduğu şikayetinde; depremden sonra Hatay Bulvarı üzerinde bulunan konteynerlerde ikamet etmeye başladığını, annesinin hasta olmasından dolayı Gaziantep ili merkezine tedaviye götürdüğünü, yaklaşık bir ay Gaziantep'te bulunduğunu, konteynerin yaklaşık olarak bir ay önce kapısını kilitlediğini, saat 09:00 sıralarında konteynerin yerinde olmadığının söylendiğini, yaşam alanı sorumlusu olan şahsın konteynerin yerinden kaldırılarak başka bir yere konulduğunu söylediğini, koydukları yere gittiğinde pencere camının kırık ve açık olduğunu gördüğünü, herhangi bir zorlamanın olmadığını, konteyner içerisindeki bir kısım eşyaların ve ayrıca şirkete ait karar ve pay defterinin yerinde olmadığını gördüğünü beyan etmiştir. Şikâyeti sonucunda 18.12.2025 tarihli fezleke ile faili meçhul olarak evrakın Islahiye Cumhuriyet Başsavcılığına sevk edildiği, 2026/246 hazırlık numarasına kayıt edildiği anlaşılmaktadır. Avcılar Vergi Dairesi Müdürlüğünün 24.12.2025 tarihli cevabı yazısında şirketin vadesi gelmiş vergi borcunun olduğu belirtilmiştir. Talep eden şirket yetkilisinin şirkete ait söz konusu defterleri konteynerde bulundurmasından ziyade, söz konusu konteynerin bulunduğu yerin şirketin ticaret merkezinin bulunduğu il dışında, şirketle ilgisi olmayan bir yerde ve korunaksız bulundurmasıdır. Şirket yetkilisinin ticari defterlerin muhafazası için yeterli özeni göstermediği, gerekli önlemleri almadığı anlaşılmaktadır. Yetkilinin gerekli tedbirleri aldığı ve kusur ve/veya sorumluluğunun olmadığı kabul edilemeyeceğinden ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde usule ve yasaya aykırılık görülmemiş, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usule ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.08.07.2026
KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.ç maddesi uyarınca karar kesindir.