Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1082 E. 2026/1083 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1082
Karar No
2026/1083
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/1082 Esas

KARAR NO : 2026/1083 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI : 2026/78 Esas (Derdest Dava Dosyası)

TARİH: 02/04/2026 (Ara Karar Tarihi)

DAVA: Tanıma Ve Tenfiz

KARAR TARİHİ: 21/05/2026

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile ... danışmanlık isimli şirketin o dönemki hissedarları arasında 21 temmuz 2011 de hissedarlar ve hisse alım sözleşmesi imzalandığını, davalının da bu sözleşmenin taraflarından birisi olduğunu, akabinde davacı ile davalı arasında hisse intifa sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme ile davalının şirkette sahibi olduğu o dönemki %27,83 pay ile ileride iktisap edeceği tüm paylar üzerinde TMK 794. Maddesi uyarınca intifa hakkı tanındığını, taraflar arasındaki ihtilafların sonlanmaması üzerine 14 şubat 2023'te tahkim yoluna başvurduklarını, hisse intifa sözleşmesinin 8.1. Maddesi gereği tahkim yolu kararlaştırıldığını, hakem heyetinin 18 temmuz 2024 tarihli kararı ile yargılamayı ikiye ayırdığını, hakem heyetinin 10 kasım 2025 te ilk aşamaya dair kararını verdiğini, buna göre davalının ... DANIŞMANLIK'ta bulunan payların toplam %86,83'ü üzerinde davacı lehine intifa hakkı tanınması gerektiğine hükmettiğini, hakem kararının davalı vekiline 13 kasım 2025 tarihinde tebliğ edildiğini İsviçre MÖHUK m.190 /1 gereği hakem kararının taraflara bildirildiği andan itibaren kesin olduğunu, buna rağmen davalının davacının intifa hakkını kullanmasına mani olduğunu, hakem kararı henüz tanınmamış olsa dahi davacının haklılığını ispatlar mahiyette olduğunu, davalının bu payları 3.cü kişilere devir etmesi veya paylar üzerinde yeni sınırlı ayni haklar tesis etmesi halinde davacının intifa hakkının kullanılabilir olmaktan çıkacağını, telafisi zor zarar doğacağını, ... Danışmanlık ve bağlı şirketi ... şirketinin mal varlığını azaltıcı mahiyetteki işlemlerinin tedbiren yasaklanması gerektiğini, hakem heyetinin ikinci aşamada davacının intifa hakkını uzun yıllar kullanamaması nedeni ile mahrum kaldığı gelirlerin tespiti yönünden tahkikat yapacağını, tahkimin ikinci aşamasında davacının parasal alacağına hükmedileceğinin kesin olduğunu bu nedenle davacının alacaklarının teminat altına alınabilmesi amacı ile davalının sahibi olduğu tüm menkul ve gayrimenkullere tedbir konulmasını talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesi 28/01/2026 (Ara Karar Tarihi) tarih ve 2026/78 Esas (Derdest Dava Dosyası) sayılı kararında; '' 1-Davacının ihtiyati tedbir talebinin takdiren 5.000.000,00 TL teminat mukabilinde KISMEN KABULÜ ile; dava konusu ... ... A.Ş 'deki davalı adına tescilli hisselerin davalı tarafından 3.kişilere devrini, bu paylar üzerinde her türlü sınırlı ayni hak tesis etmesini önler mahiyette İHTİYATİ TEDBİR KONULMASINA, davacının fazlaya dair taleplerinin REDDİNE,

2-İhtiyati Tedbir isteyen davacı tarafın 6100 sayılı HMK'nın 392. maddesi gereğince 5.000.000,00‬ TL nakdi veya Mahkemece kabul edilecek kati süresiz ve muteber banka teminat mektubunu Mahkememiz veznesine depo etmesi halinde, ihtiyati tedbir ara kararının yerine getirilmesi için dosyanın mahkmemiz yazı işleri müdürüne tevdiine, ilgili ticaret sicil müdürlüğüne ve ... ... A.Ş 'ye bu hususta müzekkere yazılmasına,

3-6100 sayılı HMK'nın 393. Maddesi uyarınca iş bu kararın tebliğinden itibaren 1 haftalık süre içinde teminatın yatırılmaması ve kararın uygulanmasının talep edilmemesi durumunda verilen tedbir kararının kendiliğinden kalkacağının ihtarına,( İhtarın iş bu ara karar tebliği ile yapılmasına) '' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından itiraz kanun yoluna başvurulmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:

İlk Derece Mahkemesi 02/04/2026 (Ara Karar Tarihi) tarih ve 2026/78 Esas (Derdest Dava Dosyası) sayılı kararında;" Davalı itiraz dilekçesinde özetle hakem heyeti kararının bir tespit kararı olduğunu ve tanınmasına karar verilemeyeceğini, icrai kararın ikinci aşamaya bırakıldığını, kesinleşmemiş ve icrai bir karar niteliği olmayan karara dayalı olarak tedbir kararı verilemeyeceğini, davacının asıl talebinin kamu düzenine aykırı olduğunu tüm bu nedenlerle tedbirin kaldırılmasını, mahkeme aksi kanaatte ise teminatın arttırılmasını talep etmiştir.

Mahkememiz tedbir kararında kabul edilen kısıma dair zaten gerekçeli olarak talep kabul edilmiştir. Orada da belirtildiği üzere hisse intifa sözleşmesinin 8.1. Maddesinde bulunan tahkim şartı nedeni ile davacının davalıya karşı tahkim yoluna müracaat ettiği, hakem heyetinin yargılamayı ikiye bölerek birinci kısımla ilgili kararını verdiği, davacının intifa hakkı bulunduğunun hükme bağlandığı, dava dışı şirkette bulunan davalıya ait hisselerin yargılama sırasında 3. Kişilere devir edilmesi veya bu paylar üzerinde başkaca sınırlı ayni haklar tesis edilmesi halinde davacının telafisi imkansız zarara uğrama ihtimali bulunduğu, eda hükmü içermeyen yabancı mahkeme ve hakem heyeti kararlarının da tanınabileceği, davalının bu yöndeki itirazlarının yerinde olmadığı nitekim davacı yanca dava dilekçesi 23. Sayfasında doktrinden alıntılar yapıldığı, gereksiz yer tutmaması açısından tekrar alıntılanmayacağı, sair itirazların da yerinde olmadığı, teminatın dava sırasında gerek görülürse her zaman arttırılıp azaltılabileceği, bu aşamada takdir edilen teminatın da hak arama özgürlüğü ilkesi nazara alındığında makul olduğu sonucuna varılmış itirazın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. "gerekçesi ile,

'' 1-Mahkememiz kararına vaki itirazın REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tanınması talep edilen kısmi karar, nihai ve icra edilebilir bir karar olmadığından ihtiyati tedbire esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, henüz verilmemiş bir hakem kararının sadece bir bölümünü içeren ve tam olmayan nitelikteki kararın, bu tanıma davasına konu tahkim yargılamasının yalnızca birinci aşamasına ilişkin tespitler içerdiğini, Hakem Heyeti'nin, kısmi kararda tespitini yaptığı intifa hakkının tesis edilmesi için yapılması gereken işlemleri, geçmiş dönem temettü alacaklarını ve davalının sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ihlal edip etmediğini henüz karara bağlamamış olup bu konuların ikinci aşamaya bırakıldığını, davacının bizzat dava dilekçesinde, "Hakem Heyeti henüz yargılamanın ikinci safhasına ilişkin bir karar vermediğinden verilen hüküm bir eda hükmü değil; tespit hükmü niteliğindedir" demek suretiyle kısmi kararın icra edilebilir bir nitelik taşımadığını kabul ettiğini, kararın intifa hakkının nasıl tesis edileceği, parasal taleplerin miktarı ve tahsil yöntemlerinin belirlenmesi gibi esaslı konularda herhangi bir hüküm içermediğini, bu kapsamda, yalnızca "kesinleşmiş ve icra kabiliyeti kazanmış veya taraflar için bağlayıcı olan" yabancı hakem kararlarının tanınmasına karar verilebileceğini düzenleyen MÖHUK'un 63 ve 60/1 maddeleri uyarınca kısmi nitelikteki ve tahkikatın devamına yönelik tespitler içeren kısmi Kararın tanımaya konu yapılamayacağını( Yargıtay Kararı - 11. HD., E. 2022/5986 K. 2024/2257 T. 20.3.2024; Yargıtay Kararı - 11. HD., E. 2024/809 K. 2024/8873 T. 10.12.2024; Yargıtay Kararı - 19. HD., E. 2015/14682 K. 2016/10981 T. 20.6.2016; Dr. ..., Kurumsal Tahkim ve Hakem Kararlarının Tanınması ve Tenfizi, Ankara 2005), ... Tahkim Kuralları'nın m. 2(v) hükmü, "hakem kararı" teriminin kısmi kararları, ara kararları ve nihai kararları kapsadığını belirttiğini, ancak bu hüküm, yalnızca ... Kuralları'nın kendi iç terminolojisini tanımlamakta olup ulusal Türk mahkemelerinin tanıma ve tenfiz koşullarını belirleyen bir norm niteliği taşımadığını, davacı vekilinin ... Kuralları'ndaki terminolojik tanımı, MÖHUK'un 60/1 maddesindeki "kesinleşmiş ve icra kabiliyeti kazanmış veya taraflar için bağlayıcı olan" koşulunun yerine ikame etmeye çalışmasının, daireyi yanıltmaya yönelik bir girişim olduğunu, tanınması dahi mümkün olmayan bir karara dayanılarak ihtiyati tedbir kararı verilmesinin hukuken mümkün olmadığını,

Kısmi Karar'ın tanınmasının Türk kamu düzenine açıkça aykırı olduğunu, davacının iddia ettiği intifa hakkının Türk hukukuna uygun şekilde tesis edilmediğini, ayni hak niteliği kazanmadığını, hakem kararının kamu düzenine aykırı olup olmadığının tanıma mahkemesi tarafından resen değerlendirilmesi gerektiğini, kısmi kararın ... Danışmanlık paylarının %86,83'üne tekabül eden 742.514 adet pay üzerinde davacı lehine intifa hakkının tespitine ilişkin olduğunu, Türk Sivil Havacılık mevzuatının emredici bir hükmü olan Ticari Hava Taşıma İşletmeleri Yönetmeliği'nin (SHY-6A) 9. Maddesinin 1. Fıkrasının b ve ç bendinin, “(1) Ticari hava taşıma işletmeciliği yapacak şirketlerin;(…) b) Çoğunluk paylarının ve yönetim kurulu üyeleri ile oy hakkı çoğunluğunun ve kontrolünün Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan paydaşlarda bulunması, (…) ç) (Ek:RG-...) Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan paydaşların payları üzerinde, işletmenin oy hakkı çoğunluğunu ve kontrolünü ihlal edebilecek nitelikte bir intifa hakkı kurulmamış olması,” düzenlemesini içerdiğini, Türk hava yolu işletmelerinin hisselerinin çoğunluğunun Türk vatandaşlarına ait olması ve yönetim kontrolünün Türk vatandaşlarında bulunması gerektiğini, ... Danışmanlık'ın hakim hissedarı olduğu ... bir Türk hava yolu şirketi olup, kısmi kararın tanınması halinde davacının ... Danışmanlık paylarının %86,83'ü üzerindeki intifa hakkı aracılığıyla ...'nın fiili kontrolünü elde edeceğini, bu doğrultuda davacının 27/03/2026 tarihli beyan dilekçesinde dava konusunu ... Danışmanlık paylarının yalnızca %27,83'üne ilişkin olarak dava taleplerini daraltma girişiminde bulunduğunu, dairemizi yanıltma amaçlı olduğunu, davacının dava konusunu seçici olarak daraltmasının ve kısmi Kararın yalnızca bir kısmının tanınmasını talep etmesinin kararın bütünlüğü ile bağdaşmadığını, üstelik, Yönetmeliğin anılan hükmüne aykırılığın tespiti halinde yine Yönetmeliğin 47 maddesi hükmü uyarınca ...'nın uçuş faaliyetlerinin durdurulmasının, işletme ruhsatının askıya alınmasının veya iptalinin gündeme geleceğini, aynı zamanda ...'nın faaliyetlerinin durdurulmasına ve yüzlerce çalışanın işsiz kalmasına yol açabilecek ağır sonuçlar doğuracağını,

Davacının iddia ettiği intifa hakkının Türk hukukunda geçerli bir ayni hak olarak tesis edilmemiş olduğunu, Türk hukukunda anonim şirket payları üzerinde intifa hakkının tesisinin, TMK 795/1 maddesinin "İntifa hakkı, taşınırlarda zilyetliğin devri, alacaklarda alacağın devri, taşınmazlarda tapu kütüğüne tescil ile kurulur." uyarınca zilyetliğin devri şekil şartına tabi olduğunu, nama yazılı pay senetleri üzerinde intifa hakkının kurulması, senedin teslimi ve pay defterine kayıt ile mümkün olup bu işlemlerin Türk hukukunun emredici kuralları çerçevesinde gerçekleştirilmek zorunda olduğunu, ayrıca TTK m. 499 uyarınca intifa hakkı sahibi olarak kabul edilebilmek için pay defterine kaydın zorunlu olduğunu, ancak ... Danışmanlık'ın pay defterinde davacı lehine herhangi bir intifa hakkı kaydı bulunmadığı gibi davacının intifa hakkının kurulmasına yönelik herhangi bir zilyetliğin devrinin de söz konusu olmadığını, hakem heyetinin bu emredici şekil şartlarını bilerek, doğrudan bir eda hükmü kurmak yerine yalnızca bir tespit hükmü verdiğini, çünkü intifa hakkının fiilen kurulmasını emreden bir kararın, Türk hukukunun emredici normlarıyla doğrudan çatışacağını, tahkim yeri İsviçre/Cenevre olan ve İsviçre hukukunu esas alan Hakem Heyetinin, Türk hukukunun emredici kurallarını; özellikle TTK'nın pay defterine kayıt zorunluluğunu, SHY-6A'nın yabancı sermaye sınırlamalarını ve TMK'nın intifa hakkı kuruluş şartlarını; dikkate almaksızın karar verdiğini, TTK'nın 600. maddesinde yer alan "Bir esas sermaye payı üzerinde intifa hakkı kurulmasına, esas sermaye payının geçişine ilişkin hükümler uygulanır." hükmü uyarınca esas sermaye payı üzerinde intifa hakkı kurulmasına pay devrinin tabi olduğu kuralların uygulanacağını, kısmi kararda tespit edilen intifa hakkının Türk hukukunda geçerli bir ayni hak olarak tescil edilebilmesi için, TTK ve TMK'nın emredici hükümlerine uygun prosedürlerin tamamlanması gerektiğini, Türk yasal mevzuatının emredici hükümlerini ihlal eden kısmi kararın TBK m.27 hükmü kapsamında kamu düzenine aykırı olduğunu ve tanınma talebinin reddi gerektiğini,

Bir Türk şirketi olan ... Danışmanlık şirketinin pay sahipliği yapısına ilişkin takdir yetkisinin münhasıran Türk mahkemelerine ait olduğunu, münhasıran Türk mahkemelerinin yetkisinde olan bir konuda hüküm kuran kısmi kararın Türk kamu düzenine açıkça aykırı olduğunu,

Davacının hem tahkim yargılamasında hem de işbu tanıma davasında ... Danışmanlık'a husumet yöneltmemiş olmasının da kamu düzenine aykırılık teşkil ettiğini, Türk hukukunda pay sahipliği yapısının belirlendiği davalarda, hem husumet güdülen pay sahiplerine hem de payların bağlı olduğu şirkete karşı birlikte dava açılmasının zorunlu olduğunu, bunun, zorunlu dava arkadaşlığını gerektiren bir usul kuralı olduğunu, ... Danışmanlık'a husumet yöneltilmediğinden kısmi kararın savunma hakkını ihlal ettiğini ve kamu düzenine aykırı olduğunu,

Davacı ihtiyati tedbir için aranan yaklaşık ispat koşulunu sağlayamamış olup tanıma davasının sınırlı inceleme yetkisini aşan ihtiyati tedbir kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, kamu düzenine aykırılık ve intifa hakkının Türk hukukuna uygun şekilde tesis edilmemiş olmasının, davanın esası yönünden davacının haklılığını yaklaşık olarak dahi ispat edemediğini ortaya koyduğunu, tanınması kamu düzenine aykırı olan bir karara dayanarak HMK'nun 390 maddesinde yaklaşık ispat yükümlülüğünün yerine getirildiğinin kabul edilemeyeceğini,

Davacı tarafından davalının malvarlığını azaltıcı işlemler gerçekleştirdiği yönünde ileri sürülen iddiaların da soyut ve mesnetsiz olduğunu, dava dilekçesinde ve istinaf dilekçesinde bu iddialara ilişkin hiçbir somut delil sunulamadığını, davacının, istinaf dilekçesinde davalının "karşılıksız tasarruflarını yurtdışı bağlantılı olarak gerçekleştirdiğini" iddia ettiğini, ancak bu iddianın hangi tasarrufları kapsadığını, hangi tarihlerde gerçekleştirildiğini ve hangi delillere dayandığını ortaya koymadığını, bu denli muğlak ve soyut iddialarla davalının ... Danışmanlık hisseleri üzerinde tasarruf yasağı talep edilemeyeceğini,

Tanıma davası, yabancı hakem kararının Türk hukuk düzeninde tanınıp tanınamayacağının tespitinden ibaret olup tanıma davasında esasa ilişkin yargılama yapılamayacağını, bu doğrultuda, İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen ihtiyati tedbir kararı, tanıma davasının niteliği ve kapsamı ile bağdaşmadığını, tanıma davasının konusuyla bağdaşmayacak ölçüde hukuki olguların tartışılmaya çalışılması ve bu tartışmalar üzerinden geniş ve hatta aşırıya kaçan ihtiyati tedbir kararları talep edilmesinin kanuna aykırı olduğunu, tanıma ve tenfize bakan mahkemenin yetkisinin, hakem kararının MÖHUK ve New York Konvansiyonu'nda sınırlı olarak düzenlenen koşulları haiz olup olmadığını değerlendirmek olduğunu,

Davalının mülkiyet hakkının henüz tanınmamış bir kısmi hakem kararına dayanılarak sınırlandırılmasının ölçülülük ilkesine aykırı olduğunu, davalının Anayasal ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan temel haklarını ihlal ettiğini, ihtiyati tedbir kararları, geçici nitelikteki koruma tedbirleri olup asıl davadaki haklılığın kesin olarak tespit edilmesinden önce verildiğini, bu nedenle ihtiyati tedbir kararlarının ölçülü olması ve hakkın korunması ile mülkiyet hakkına müdahale arasında makul bir denge kurulması gerektiğini, somut olayda, kısmi karar henüz tanınmamış olup tanınabilirliğinin dahi tartışmalı olduğunu, buna rağmen davalının ... Danışmanlık'taki hisseleri üzerinde tasarruf yasağı konulmasının, henüz kesinleşmemiş bir hukuki duruma dayanılarak mülkiyet hakkına ağır bir müdahale oluşturduğunu, ihtiyati tedbir kararının, davalının T.C. Anayasası 48. maddesi ile güvence altına alınan çalışma ve sözleşme hürriyetini de ihlal ettiğini, davalının ... Danışmanlık'taki payları üzerinde tasarruf yasağı konulmasının, pay sahibi olarak şirketin yönetiminde meşru haklarını kullanmasını da engelleyici nitelik taşıdığını,

02.04.2026 tarihli ara kararın gerekçesi yetersiz olup İlk Derece Mahkemesinin itirazlarını yeterince değerlendirmediğini, itiraz dilekçesinde detaylı olarak izah ettikleri; kısmi karar'ın nihai ve icra edilebilir bir karar olmadığı, kısmi nitelikte olduğu, tahkim yargılamasının henüz tamamlanmamış bulunduğu, davacının malvarlığını azaltıcı işlem iddialarının soyut olup yaklaşık ispat koşulunun dahi sağlanamadığı, ölçülülük ilkesine aykırılık bulunduğu, mülkiyet hakkının orantısız biçimde sınırlandırıldığı ve MÖHUK'un 60/1 maddesi uyarınca kesinleşme ve bağlayıcılık koşulunun sağlanmadığı yönündeki argümanlarını yeterince değerlendirmediğini, genel bir ifade ile eda hükmü içermeyen kararların da tanınabileceğini belirtmekle yetinip, somut olayda kısmi kararın neden tanınabilir nitelikte olduğuna dair ayrıntılı bir değerlendirme yapmadığını,

Kabul anlamına gelmemekle birlikte, teminat miktarı açıkça yetersiz olup artırılması gerektiğini, mahkemenin teminat konusundaki itirazı "teminatın dava sırasında gerek görülürse her zaman artırılıp azaltılabileceği, bu aşamada takdir edilen teminatın hak arama özgürlüğü ilkesi nazara alındığında makul olduğu" şeklinde genel bir ifade ile karşıladığını, bu gerekçenin, itiraz dilekçesinde detaylı olarak ortaya koydukları teminatın yetersizliğine ilişkin argümanları karşılamadığını, 5.000.000,00 TL teminat miktarının, ihtiyati tedbirin davalı nezdinde doğurabileceği zararları karşılamaktan uzak olduğunu, ... Danışmanlık'ın faaliyet hacmi, aktif büyüklüğü ve söz konusu hisselerin ekonomik değeri göz önüne alındığında, takdir edilen teminat miktarının son derece düşük kaldığını, ... Danışmanlık paylarının toplam %86,83'ü üzerinde tasarruf yasağı konulması, davalının bu paylara ilişkin her türlü tasarruf hakkını ortadan kaldırmakta olup olası zararların 5.000.000,00 TL ile karşılanmasının mümkün olmadığını, teminat miktarının, tedbirin kapsamı ve ... Danışmanlık'taki hisselerin ekonomik değeri dikkate alınarak artırılması gerektiğini,

İleri sürerek; izah edilen ve resen gözetilecek nedenlerle, ilk derece mahkemesinin itirazın reddine ilişkin 02/04/2026 tarihli ara kararının ve 28/01/2026 tarihli ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.

Talep; yabancı hakem kararının tanınması istemine ilişkin derdest davada; hakem kararı ile davacının üzerinde intifa hakkı bulunduğuna hükmedilen, davalının dava dışı ... ... A.Ş 'deki hisselerinin, üçüncü kişilere devrinin ve hisseler üzerinde ayni hak tesis edilmesinin tedbiren önlenmesine, ... ... Anonim Şirketi ile bağlı şirketi ... Anonim Şirketi’nin günlük işleyişi için gerekli olan işlemler dışındaki işlemleri gerçekleştirmesinin tedbiren önlenmesine, davalının tüm taşınır taşınmaz malvarlıkları üzerine üçüncü kişilere devir ve temliki önleyici mahiyette tedbir konulmasına karar verilmesi istemlerine ilişkin olup, mahkemece; davalının dava dışı ... ... A.Ş 'deki hisselerinin üçüncü kişilere devrinin ve hisseler üzerinde ayni hak tesis edilmesinin, teminat mukabilinde, tedbiren önlenmesine karar verilmiş, diğer tedbir istemleri reddedilmiş, davalı vekili tarafından kabul edilen tedbir istemi yönünden itiraz kanun yoluna başvurulmuş, mahkemece 02/04/2026 tarihli ara karar ile itirazın reddine karar verilmiş olup, davalı vekilince itirazın reddine yönelik ara karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.

HMK'nun 389/1 fıkrası uyarınca; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK'nun 390/3 maddesine göre, tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Buradaki ispatın ölçüsü, “yaklaşık ispat” kuralına göre belirlenir.

Eldeki dava Milletlerarası Ticaret Odası (International ...) nezdinde... sayılı dosyada verilen 10 Kasım 2025 tarihli kısmi hakem heyeti kararının tanınması istemine ilişkin olup, anılan hakem yargılamasının davacı ile davalı arasındaki hisse intifa sözleşmesinde yer alan tahkim şartına dayalı yürütüldüğü, tahkim yargılamasının taraflarının davacı ve davalı olduğu, yargılamanın iki kısma ayrıldığı ve hakem heyetinin 10 Kasım 2025 tarihli kararı ile "Hakem Heyeti, ...'nin, Türk Medeni Kanunu'nun 794. maddesi ve devamı hükümleri ile Hisse İntifa Hakkı Sözleşmesi 2011'in şartlarına göre, (i) Hisse Alım ve Hissedarlık Sözleşmesi 2011 uyarınca Davalıya tahsis edilen "%27,83, (ii) 2013 yılında Davalıya tahsis edilen yaklaşık %l0; ve (iii) Hisse Satın Alma Sözleşmesi 2017'nin konusu olan %49 olmak üzere ... ... A.Ş. (“...”) hisselerinin toplam %86,83'ü üzerinde ...'a intifa hakkı vermesi gerektiğini beyan eder. ...'ın ... hisselerinin toplam %86,83'ünden fazlası üzerindeki intifa haklarına ilişkin talepleri reddedilmiştir. Diğer tüm talepler ve istekler, tahkimin sonraki aşamalarında karara bağlanacaktır." hükmünün verildiği anlaşılmıştır.

Davacının, tanınması istenen kısmi tahkim kararı ile davalının ... A.Ş.'deki hisseleri üzerinde davacıya intifa hakkı tanınması gerektiğine yönelik iddiasının esası bakımından, yine yapılacak yargılama sonucunda kararın tanınması halinde, davalı payları üzerine tedbir konulmaması durumunda hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği hususlarında da yaklaşık düzeyde ispat koşulunu sağlandığı, mahkeme gerekçesinde de belirtildiği üzere henüz tanınmamış veya tenfiz edilmemiş yabancı mahkeme veya hakem kararlarına dayalı olarak teminat mukabilinde geçici hukuki koruma kararları verilebileceği, tedbirin teminat mukabilinde verildiği, teminatın tutarına yönelik mahkeme takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, değişen delil durumuna göre tedbirin veya teminat tutarının yeniden değerlendirilmesinin mahkemeden her zaman talep edilebileceği de gözetildiğinde, mahkemece tedbire yönelik itirazın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmış, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,

3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına,

4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,

5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,

6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 21/05/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1082, K. 2026/1083, T. 21.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1082-e-2026-1083-k-6cc67d5de4b1