Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1076 E. 2026/1417 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1076
Karar No
2026/1417
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/1076 Esas

KARAR NO : 2026/1417 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI : 2021/217 Esas - 2022/579 Karar

TARİHİ: 25/05/2022

DAVA: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 09/07/2026

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinde yapılan inceleme sonucunda Dairemizin 27/02/2025 tarihli, 2022/1639 Esas - 2025/327 Karar sayılı kararı bozulmakla;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili dava dilekçesi ile müvekkili şirketlerin ... ürünleri alanında üretim ve satış yaptığını, satışı yapılan ürünlerin ilgili kurum ve kuruluşlar tarafından test edilen ve onaylanan ürünlerin piyasaya arz edildiğini, davalı tarafın 30.01.2020 tarihinden bu zaman müvekkili şirketleri tüketiciye kötüleyen ticari itibarı sarsan, satışları sekteye uğratacak şekilde paylaşım yaptığını, davanın kabulü ile haksız rekabetinin tespitine ve önlenmesine, davalı tarafın müvekkili şirketler hakkında internet sitelerindeki paylaşımlar ile yaratmış olduğu haksız rekabet durumu dikkate alınarak ihtiyati tedbir kararı verilmesine, internet sitelerinin erişiminin engellenmesine, tedbir kararının hüküm kesinleşinceye kadar devam ettirilmesine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı vekili cevap dilekçesi ile müvekkili tarafından davaya konu ürünü eczanede satılması hakkında yapılan paylaşımda eleştirinin hakkınının kullanıldığını, davacı tarafın ihtiyati tedbir kararının yerinde olmadığını, ihtiyati tedbir talebinin ve davanın reddi ile, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:

İlk Derece Mahkemesi 25/05/2022 Tarih ve 2021/217 Esas - 2022/579 Karar sayılı kararında;

".....Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacıların üretimini ve satışını birlikte gerçekleştirdiği ürünler ile ilgili olarak davalının sosyal medya hesapları üzerinden tüketici nezdinde kötüleyici itibar sarsıcı satışların zarara uğramasına sebebiyet veren ve kişilik haklarını ihlal eden paylaşımlarının olup olmadığı, haksız rekabet şartlarının oluşup oluşmadığı, haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi şartlarının oluşup oluşmadığı noktada olup haksız rekabete konu ürünlerin incelenmesi bakımından alanında uzman bilirkişi heyeti ile inceleme yapılmış olup dosyaya sunulan kök ve ek raporda davacı şirketlerin ticari defter ve kayıtları incelendiğinde davalı taraf ile aralarında herhangi bir ticari ilişkinin olmadığı, “...” isimli sosyal medya hareketinin, eleştiri hakkını aşarak, yapılan tüm paylaşımlar ve yorumlar ile karalamaya vardığı ve kötüleme amacı içererek haksız rekabete neden olduğu tespit edilmiş olup ... Mühendisinin yapmış olduğu tespitler, İstanbul Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlü'ğünün ... sayılı yazı cevabı, ... olarak yazılmış olan işletme kayıt numarası; ürünün davacı adına, Düzce'de faaliyet gösteren ... A.Ş. firması tarafından fason olarak üretildiği, benzer nitelikte Bakırköy 5 ve 6 Asliye Ticaret Mahkemesinde davalar olduğu, bu dosyaların içerikleri de dikkate alındığında davacının davasını ispat ettiği davalının “...” isimli sosyal medya hesabı üzerinden davacı şirket ürünleri ve bu ürünlerin satış kanalları hakkında yapılan paylaşımların (......) TTK Madde 55 uyarınca haksız rekabet teşkil ettiği anlaşılmakla açılan davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir..."gerekçesi ile,

''AÇILAN DAVANIN KABULÜNE,

1-Davalının “...” isimli sosyal medya hesabı üzerinden davacı şirket ürünleri ve bu ürünlerin satış kanalları hakkında yapılan paylaşımların (https://www....) TTK Madde 55 uyarınca HAKSIZ REKABET ETTİĞİNİN TESPİTİ VE MENİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi kararının gerekçesinin bulunmadığını,

Hükme esas alının bilirkişi raporlarının hukuki dayanaktan uzak ve hatalı olduğunu, raporda somut tespite yer vermek yerine "yorum" yapılma yoluna gidilmesinin hatalı olduğunu, ... mühendisinin dosyadaki görevi dahilinde işletme kayıt numarası ile sorgulama yapıp üretici firmayı tespit etmesi gerekirken bu yönde sorgulamaya dahi girişmemiş, üretim ve satışın davacıya ait olduğu gibi mesnetsiz ve yanlış ifadelere yer verdiğini, buna ilişkin itirazlarının değerlendirilmediğini, davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ve kararın kaldırılması gerektiğini,

İleri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DAİREMİZ KARARI:

Dairemizin 27/02/2025 tarih ve 2022/1639 Esas - 2025/327 Karar sayılı kararı ile;

".....Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde; Davalının 28 Ocak 2021'de @...m.tr adlı instagram hesabından ve 28.01.2021 tarihinde ...'da "@....ve @... hesabından yapılan yukarıdaki paylaşımlarda, davacı tarafa ait olan ürünün sorgulanmadığı ve eleştirilmediği, davacı firmaların isimlerinin zikredilmediği, halk arasında kahvaltılık gevrek olarak bilinen ve marketlerde satılan ürünlerin eczanelerde satışının 6197 Sayılı Eczacılar ve eczaneler hakkında kanun ve Eczacılar ve Eczaneler Hakkındaki yönetmeliğe uygun olup olmadığının (mevzuatın) sorgulandığı ve sadece eczanede özel bir satış politikası izlenerek adeta kampanya oluşturularak yapılan ürün satışına ilişkin eleştirel düşüncesini beyan ettiği, ayrıca davacı tarafça satışa sunulan ürün üzerinde "..." şeklindeki ifadelere yer verildiği gözetildiğinde, mahkemece il tarım müdürlüğüne yazılan müzekkereye verilen cevabi yazıda;''...Tüm bu yönetmelik hükümleri ile değerlendirildiğinde ürün adında "bebek ve küçük çocuk ek gıdası" ifadesinin belirtilmediği bu sebeple ürünün bebek ve çocuk ek gıdası olmadığı açıktır. Ayrıca eğer ürün bebek ve çocuk ek gıdası ise ... ...Tebliğinin ürün ürün kriteleri yönünden de uygun olması gerektiğinin,'' belirtildiği, ilçe tarım müdürlüğünden verilen cevabi yazıda ise;''..." ifadesi ile ürün satışının, tedavi etme ve iyileştirme özelliği olan bir ilaç olduğu algısı yaratacağından uygun görülmediği değerlendirilmektedir. Ürün adında "bebek ve küçük çocuk ek gıdası ifadesinin belirtilmemesine (eğer ürün bebek ve küçük çocuk ek gıdası ise) ilişkin olarak Türk ... Kodeksi Etiketleme ve Tüketicileri Bilgilendirme Yönetmeliği (26.01.2017 tarih ve 29960 sayılı Mükerrer R.G) 20. Maddesine göre ürünün resmi adı olan bebek ve küçük çocuk ek gıdası adı ürün etiketinde belirtilmesinin,'' gerektiği belirtilmiş olup bu cevabi yazı içerikleri de gözetildiğinde ürün adında "bebek ve küçük çocuk ek gıdası" ifadesinin belirtilmediği bu sebeple ürünün bebek ve çocuk ek gıdası olmadığı ,ayrıca ..." ifadesi ile ürün satışının, tüketici nezdinde tedavi etme ve iyileştirme özelliği olan bir ilaç olduğu algısı yaratacağı belirtilmiş olup bu tespitlere göre de davalının yukarıda yazılı beyanlarının ayrıca tüketiciler nezdinde farkındalık oluşturup aldıkları ürünün içeriğini okuyup bilinçlendirme amacı taşıdığı açıktır. Bu nedenle anılan paylaşımların bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacı tarafın faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya kötülemek, amacı taşımadığı, eleştiri hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, eleştirinin sadece olumlu karşılanan veya zararsız veya tarafsız görülen bilgi ve fikirleri değil, demokratik toplumun gereklilikleri olan çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin parçası olan, rencide eden, şoke eden, rahatsız eden bilgi ve fikirleri de koruma altına aldığının AİHM'nin birçok kararında ifade edildiği, bu nedenle davalının sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımların kişisel değer yargısı niteliğindeki ifade ve düşünce özgürlüğü kapsamında eleştiri olarak kabulü gerekmektedir. Davalının sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlar TTK. 54 ve 55 maddelerde düzenlenen haksız rekabet kapsamında kabul edilemez. Mahkemece, yukarıdaki tespitler ışığında davanın reddine karar verilmesi gerektiği halde yerinde olmayan gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş olması, usul ve yasaya uygun görülmediğinden davalı vekilinin istinaf sebebi yerinde görülmüştür.

Sonuç itibariyle, yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkeme kararının HMK 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılarak dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle; davanın reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile,

"A-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile,

Bakırköy 3. Asliye Tİcaret Mahkemesi'nin 25/05/2022 tarih ve 2021/217 Esas-2022/579 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,

Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle,

1-Davanın REDDİNE," karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur.

YARGITAY BOZMA İLAMI:

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 04/02/2026 tarih ve 2025/3149 Esas - 2026/723 Karar sayılı ilamında;

"İlk Derece Mahkemesince davalının, “...” isimli sosyal medya hesabı üzerinden davacı şirket ürünleri ve bu ürünlerin satış kanalları hakkında yapılan paylaşımlarının, sadece etiket bilgisi üzerinden yapılan yorum ve açıklamalar olduğu tespit edilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 54. maddesinde belirtildiği üzere, haksız rekabete ilişkin hükümlerin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır. Kanunun “dürüstük kuralına aykırı davranışlar ve ticari uygulamalar” başlığı altında haksız rekabet halleri örnek mahiyetinde sayılmış ve TTK'nın 55/1-a.1 hükmünde “başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek”, haksız rekabet teşkil eden eylem olarak düzenlenmiştir. Buna göre “...” isimli sosyal medya hareketinin, sadece etiket bilgisi üzerinden yaptığı yorum ve açıklamaların eleştiri hakkını aştığı, yapılan tüm paylaşımlar ve yorumların karalamaya vardığı ve kötüleme amacı içererek haksız rekabete neden olduğu anlaşıldığından kararın bozulması gerekmiştir." gerekçesi ile, dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Dairemizce duruşma yapılarak, usul ve yasaya uygun görülen bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava, haksız rekabetin tespiti ve men'i istemine ilişkindir.

Dairemizce uyma kararı verilen Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 04/02/2026 tarih ve 2025/3149 Esas - 2026/723 Karar sayılı bozma ilamında da belirtildiği üzere, davalının, “...” isimli sosyal medya hesabı üzerinden davacı şirket ürünleri ve bu ürünlerin satış kanalları hakkında yapılan paylaşımlarının, sadece etiket bilgisi üzerinden yapılan yorum ve açıklamalar olduğu tespit edilmiş, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun “dürüstük kuralına aykırı davranışlar ve ticari uygulamalar” başlığı altında haksız rekabet halleri örnek mahiyetinde sayılmış ve TTK'nın 55/1-a.1madde hükmünde “başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek”, haksız rekabet teşkil eden eylem olarak düzenlenmiştir.

Toplanan deliller ve tüm dosya içeriğine göre; davalının “...” isimli sosyal medya hesabı üzerinden davacı şirket ürünleri ve bu ürünlerin satış kanalları hakkında yapılan paylaşımların sadece etiket bilgisi üzerinden yaptığı yorum ve açıklamaların eleştiri hakkını aştığı, yapılan tüm paylaşımlar ve yorumların karalamaya vardığı ve kötüleme amacı içererek TTK Madde 55 uyarınca haksız rekabet teşkil ettiği, uyma kararı verilen Yargıtay bozma ilamı uyarınca davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle; davanın kabulüne yönelik karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-AÇILAN DAVANIN KABULÜNE,

-Davalının “...” isimli sosyal medya hesabı üzerinden davacı şirket ürünleri ve bu ürünlerin satış kanalları hakkında yapılan paylaşımların (https:...) TTK madde 55 uyarınca HAKSIZ REKABET TEŞKİL ETTİĞİNİN TESPİTİ VE MENİNE,

İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:

2-Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL. harçtan davacı taraftan peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 672,70 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

3-Davacılar tarafından yatırılan 59,30 TL başvuru harcı, 59,30 TL peşin nispi harç olmak üzere toplam 118,60- TL harcın davalıdan tahsil edilerek davacılara ödenmesine,

4-Davacılar tarafından yapılan 281,40 TL tebligat müzekkere gideri, 3.900 TL Bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 4.181,40 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine,

5-Davacılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesap ve taktir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine,

6-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,

İSTİNAF YÖNÜNDEN:

7-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,

8-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından, istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

9-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen harç ve yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,

10-Davacılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 2. kısım 2. bölüm 18/b maddesine göre davacılar lehine takdir olunan 22.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,

11-Bakiye gider avansı varsa talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,

Dair davalı vekillinin yüzüne karşı, davacı vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliği ile 09/07/2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1076, K. 2026/1417, T. 25.05.2022, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1076-e-2026-1417-k-c313c1b3b348