Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/714 E. 2026/969 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/714
Karar No
2026/969
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

16. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

DOSYA NO:2025/714 Esas

KARAR NO:2026/969

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ:28/02/2025

NUMARASI:2023/78 ESAS, 2025/68 KARAR

DAVANIN KONUSU:Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ:16/06/2026

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili şirketin Almanya merkezli grup şirketlerden oluşan...'nın ... markalı çanta ve valiz üretimine 2018 yılından itibaren başladığını, davalı ...'nın ise müvekkili şirketten mal alımı yaparak kendi dükkanında müvekkiline ait markalı çanta ve valizleri satışa sunan bayi konumunda çalıştığını, davalı şirketin bayiliğini yaptığı müvekkilinin ... markasını kötü niyetli olarak kendi adına... olarak tescil ettirdiği ve daha sonra da müvekkili şirket yetkilisi ...'a 500.000 TL bedelle bu markayı satmayı teklif ettiğini, müvekkili olan şirketin Avrupa Birliği ülkeleri tescilleri incelendiğinde ... markasını ticari emtialarında marka olarak kullandığının anlaşılacağını, müvekkilinin tüm ticari faaliyetlerinde ve ürünlerinde kullandığı ... markasının Avrupa, Çin ve diğer pazarlarda tanıtarak yüksek bilinirliğe ulaştırması sebebi ile davalının haberdar olduğu markayı kötü niyetli olarak tescil ettirdiği ve müvekkilinin Türkiye'de iş yapmasına engel olmaya çalıştığını, müvekkilinin markasının Avrupa'da birçok ülkede tescilli olup müvekkilinin gerçek hak sahibi olduğunu, davalı ile ispat edilen ticari ilişki de göz önünde bulundurulduğunda, müvekkilinin Türkiye'de markayı tescil ettirmemiş olmasının gerçek hak sahibi olduğu gerçeğini değiştirmeyeceğini, davalının müvekkilinden izin almadan ve gizleyerek bayiliğini yaptığı ... markasını... olarak tescilini sağladığını, müvekkilinin iş yapmak istediği satıcı ve bayi olabilecek 3.kişiler markanın zaten tescilli olmasını sebep göstererek müvekkili ile iş yapmayı reddettiklerini, markalar arasındaki ayniyet derecesinde benzerlik sebebi ile davalının kötü niyetli tescilinin iptalini talep ve beyan etmişlerdir.

CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; ... ... markasının tanınmış marka olmadığını, müvekkilinin yeni bir girişim olarak bu markaya dair tescil başvurusunda bulunmuş olmasıyla, Türkiye'de ve hatta ilgili Avrupa ülkelerinde de ... markasının hiç bir tanınmışlığının ilgisinin bulunmadığını, internette yapılan ... marka aramasında, davacıya ait hiçbir veri bulunamadığını, itiraza konu markanın; ... bülteninde arama yapıldığında, hiçbir logosu bulunmayan, yalnızca; ... ibaresi içeren ... nolu markanın 7,8,11,21 nolu sınıflarda 2013 yılında dava dışı ... adına başvurulduğu ve 02/01/2014 tarihinde tescil edildiğini, ... ... ibaresi içeren ... nolu markanın 1,3,7,8,9,11,16,21,25,30,43 nolu sınıflarda 2017 yılında ... adına başvurulduğu ve 12/01/2018 tarihinde tescil edildiğini, ... ... ibaresi içeren ... nolu markanın 9,11,18,20,21,24 nolu sınıflarda 2019 yılında başvurusunun yapıldığı ve henüz değerlendirme aşamasında olduğunu, ... ... ibaresi içeren ... nolu markanın 9,11,20,21,24 sınıflarda 2019 yılında ... adına başvurusunun yapıldığı, 2 ay önce tescil edildiğini, davacı şirket adına tescil başvurusu yapılmış hiçbir marka bulunmamakla birlikte, dava dışı... firmasına ait olarak da bahse konu valiz ürününü kapsayan sınıfta tescil edilmiş bir markası bulunmadığını, itiraza konu markanın aktif olarak kullanılmadığını, davacı firmanın müvekkiline ... marka ürün satmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.Mahkemenin 24/02/2021 tarih, 2021/237 esas, 2021/27 karar sayılı kararı,Dairemizin 23/03/2023 tarih, 2021/1043 Esas, 2023/525 Karar sayılı ilamıyla kaldırılmasına karar verilmiştir.

YENİDEN YAPILAN YARGILAMADA İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

Bakırköy 2. FSHHM 2023;/78 Esas 2025/68 Karar 28.02.2025 Tarihli kararı: "...Davaya konu olayda, yukarıda anılı ve mahkememizce de iştirak edilen görüşler ışığında, davacı firmanın dava dışı firmanın yurt dışı tescillerine sahip olduğu markayı kurulduğu 2018 tarihinden itibaren valiz emtiasında fiili olarak Türkiye'de markasal bir şekilde kullandığı, bu ürünlerin "..." markası altında ticaret ve pazarlamasını gerçekleştirdiği, davalı ile de 2018 tarihinden itibaren ticari ilişkisinin bulunduğu, söz konusu ticari ilişki kapsamında bahis olunan fiili markasal kullanımından bilgi sahibi olan davalının aynı emtia grubunu kapsayacak şekilde ayniyet içeren benzerini tescil ettirmesinin iyi niyetli kabul edilemeyeceği gibi söz konusu tescilden davacının menfaatinin veya hakkının halele uğrayacağı tartışmasızdır. Bu durumda mahkememizin yargılamanın her aşamasında resen gözetmekle yükümlü olduğu hukuki yararın mevcut olduğu, davalının da tescilinde iyi niyetli kabul edilemeyeceği, markanın tescilli olduğu tüm sınıflar yönünden kötü niyetin bölünmezliği ilkesi çerçevesinde hükümsüzlük koşullarının oluştuğu hukuki ve vicdani kanaatiyle davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-Davacının davasının KABULÜ İLE;-Davalıya ait ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğüne, karar kesinleştiğinde sicilden terkinine,..." karar verilmiştir.

İSTİNAF İSTEMİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, müvekkil tarafından 2019 yılında marka tescil başvurusunda bulunulan ve tescil edilen ... nolu “...” markasına benzer olduğu iddia edilen marka “...” markasıdır. ve, işin ilginç yanı bu marka ile ilgili olarak davacı şirketin hiçbir mülkiyet hakkı bulunmamaktadır. benzer olduğu iddia edilen marka ile ilgili olarak dava dosyasına sunulan Avrupa Birliği tasarım tescil belgesinden ilgili markanın haksahibinin davacı firma değil, dava dışı ... unvanlı bambaşka bir firma olduğu anlaşıldığını, huzurdaki davanın davacısı .... Şti tarafından dava konusu edilen ve müvekkil tarafından 2019 yılında marka tescil başvurusunda bulunularak tescil edilen ... nolu“...” markasına benzer olabilecek tek bir marka başvurusu dahi bulunmadığını, her ne kadar dava dilekçesinde, davacı .... Şti.’nin; “...” markasının hak sahibi olan Almanya merkezli ... Tarafından satın alındığı bildirilmiş ise de bu iki firma arasında birleşme ya da devralma vs gibi hukuken geçerli bir bağlantıdan eser bulunmadığını, müvekkilimin tescilli markasına benzer olduğu iddia edilen “...” markasının hak sahibi huzurdaki davayı açan .... Şti. değil ; Almanya merkezli ... unvanlı bir firması olduğunu, davacı tarafça huzurdaki davaya konu edilen “...” markasının Avrupa Birliği nezdinde hak sahibi olan ... unvanlı firmanın şirket yetkilisi ... isimli bir şahıs iken ; huzurdaki davanın davacısı .... Şti. unvanlı firmanın şirket yetkilisi ise ... isimli bir şahıs olduğunu, dava dosyasına celp edilen Gebze Ticaret Odası kayıtları da bu hususu doğruladığını, bu iki şirketin yetkilileri aynı kişiler olmadığı gibi, davacı tarafça “satın alındığı-grup şirkete dahil edildiği” şeklindeki bilgilerin de gerçeklikle hiçbir ilgisinin bulunmadığını, davacı her ne kadar dava dilekçesinde, davacı .... Şti.' nin dava dışı ... unvanlı firma tarafından satın alındığını ve grup şirketlere dahil olduğunu iddia etmiş ise de bu iki firma arasındaki hukuki bağlantıyı resmi tek bir belge/kayıt ile ispat edememiştir. “...” markasının Avrupa Birliği nezdinde hak sahibi olan ... unvanlı firma ile huzurdaki davayı açan .... Şti. arasında bir birleşme ya da devralma olduysa buna ilişkin ticaret sicil belgesinin ibraz edilmesi gerekli olduğunu, ancak davacı tarafça bu mahiyette tek bir resmi kayıt bile dava dosyasına sunulmadığını, davacı firmayı dava dışı... firmasını temsile yetkili hale getiren TTK anlamında bir birleşme-devir işlemi bulunmadığı gibi, davacı firma TTK anlamında acente vasfına da sahip olmadığını, ne TTK anlamında ne de fsek anlamında herhangi bir geçerliliği ya da bağlayıcılığı bulunmayan bu yazıya yerel mahkemece 2 kez itibar edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkili tarafından 2019 yılında marka tescil başvurusunda bulunulan ve tescil edilen ... nolu “...” markasına benzer olduğu iddia edilen marka davacı firma adına tescilli bir marka olmadığını, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, ilk istinaf incelemesinde verilen kararda yapılması gereken araştırmalar yerel mahkemece yine yapılmamış ve dosyadaki tüm kayıtlara rağmen sadece vicdani kanaat kullanarak hukuka aykırı şekilde davanın kabulüne karar verildiğini, davaya konu edilen marka ile ilgili olarak davacı tarafça YİDK kararının iptali talebi ile açılan Ankara 2 FSHHM 2021/71 E. sy dava dosyasında “….taraf markalarını oluşturan işaretlerin esas unsurlarının birebir aynı ( ... ) olduğu , bu haliyle işaretler arasında güçlü bir görsel , işitsel ve hatta kavramsal köken benzerliğinin mevcut olduğu , bu durumun işaretlerin ilgili tüketiciler nezdinde karıştırılmaları sonucunu doğurabileceği…” gerekçesi ile davanın reddine karar verildiğini, davanın reddine ilişkin karar davacı tarafça istinaf edildiğini beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE:Dava, Marka hükümsüzlük istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı, davalı vekili yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davaya konu...sayılı "...+şekil" ibareli marka başvurusunun 14.06.2019 tarihinde yapıldığı, 29.11.2019 tarihinde 18. Sınıf emtialarda tescil edildiği, Tescil kapsamındaki emtiaların; "İşlenmiş veya işlenmemiş deriler ve postlar, yapay deriler, köseleler, astarlık deriler. Derilerden, deri taklitlerinden veya diğer malzemelerden mamul taşıma amaçlı başka sınıflarda yer almayan eşyalar: çantalar, cüzdanlar, deri veya kösele kutular ve sandıklar, anahtar muhafazaları, bavullar, valizler. Şemsiyeler, güneş şemsiyeleri, güneşlikler, bastonlar. Kırbaçlar, koşum takımları, eyerler, üzengi ve eyer kayışları" olduğu anlaşılmıştır.Yargıtay 11 HD 2008/5539 Esas 2008/6682 Karar 21.05.2008 Tarihli kararında; "...hükümsüzlük davası açabilecek kişiler düzenlenmiş olup, maddede yer alan zarar gören kavramının geniş yorumlanmak suretiyle bu kavram içerisine sadece hükümsüzlüğü gereken bir markanın kullanımı dolayısıyla malvarlığında bir azalma meydana gelmiş kişiler değil, bir menfaati veya hakkı halele uğramış tüm kişiler dahil edilmelidir. Bir başka deyişle zarar gören kişinin, mutlaka tecilli marka sahibi olması gerekmemektedir...." şeklinde belirtilmiştir.SMK madde 25/(2); " Menfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden isteyebilir." şeklinde düzenlenmiş olup, davacının markanın hükümsüzlüğünü istemekte menfaati olup olmadığının, ileri sürülen hükümsüzlük sebebine göre değerlendirilmesi gerekir. Alıntı yapılan Yargıtay 11. HD kararında da belirtildiği ve yerleşik uygulama haline geldiği üzere, düzenlemede yer alan "menfaati bulunanlar" kavramı geniş yorumlanmakta olup, davanın yalnızca tescilli marka sahibi tarafından açılması gerekmez. Bu kapsamda, davacı vekilinin 20.10.2023 tarihli dilekçesi ekinde sunulu bila tarihli muvaffakat beyanı ve yapılan bilirkişi incelemesiyle davacı şirketinin "..." mark 03.01.2018 kuruluş tarihinden itibaren valiz emtialarında markasal olarak kullandığının tespit edilmesi karşısında, ileri sürülen hükümsüzlük sebebine göre davacının aktif dava ehliyeti bulunduğundan, bu hususta ileri sürülen istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davaya konu ... sayı ile tescilli "...+şekil" ibareli 14.06.2019 başvuru ve 29.11.2019 tescil tarihli markanın 18. Sınıfta yer alan emtialar için TPMK nezdinde davalı adına tescilli olduğu, davacı firmanın 03.01.2018 kuruluş tarihinden itibaren valiz emtiasında fiili olarak Türkiye'de "..." markası altında ürünlerin ticaret ve pazarlamasını gerçekleştirdiği, davalı ile de 2018 tarihinden itibaren ticari ilişkisinin bulunduğu, ticari ilişki kapsamında fiili markasal kullanımından bilgi sahibi olan davalının aynı emtia grubunu kapsayacak şekilde ve ayniyet derecede benzer markayı tescil ettirmesinin iyi niyetli kabul edilemeyeceği anlaşılmakla SMK 6/9. Maddesi uyarınca markanın tescilli olduğu tüm sınıflar yönünden hükümsüzlük koşullarının oluştuğuna ilişkin ilk derece mahkeme karar gerekçesinin yerinde olduğu, Ankara Bam 20 HD 2022/1553 Esas sayılı dosyasına konu yargılamanın YİDK iptali talebine ve bu kapsamda yapılan incelemeye dayalı olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf talebinin reddi gerekmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davalı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Alınması gereken 732,00 TL harçtan, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,

3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

5- Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince ilgili tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.16/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/714, K. 2026/969, T. 16.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-714-e-2026-969-k-85d297a0f6d0