Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1062 E. 2026/1444 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1062
- Karar No
- 2026/1444
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2026/1062
KARAR NO :2026/1444
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:(KAPATILAN)BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:05/03/2026
NUMARASI :2023/370 Esas - 2026/305 Karar
DAVA TARİHİ:17/04/2023
Birleşen Bakırköy 3. ATM nin 2023/840 Esas 2023/735 Karar Sayılı Dosyası
DAVA:Ticari Şirket (Fesih İstemli)
DAVA TARİHİ:07/09/2023
İSTİNAF KARAR TARİHİ:10/09/2026
Davanın kabulüne ilişkin kararın asıl davada davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA:Davacı vekili; müvekkili ile davalının 31/07/2019 tarihinde tescil edilen limited şirkette yüzde ellişer oranda eşit paylı ortak olduklarını, şirket esas sözleşmesinin yedinci maddesi uyarınca müdürlerin birlikte ve müştereken temsile yetkili bulunduklarını, ortaklar genel kurulunun bugüne kadar hiç toplanmadığını, şirketin mali yapısı ve kayıtlarının müvekkilinin bilgisi dışında tutulduğunu, 2022 yılı kayıtlarında satıcılardan 9.409.740-TL tutarında mal ve hizmet alımı görünmesine karşılık aynı dönemde satış hasılatının 5.696.332,62 TL olarak gerçekleştiğini, bu tablonun şirketin gerçek mali durumunu yansıtmadığını, davalının ilişkili firmalar üzerinden şirketi zarara uğrattığını ve ortaklar arasındaki güvenin yitirildiğini ileri sürerek şirketin feshi ile tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen davada aynı davacı, aynı vakıalara dayanarak ve bu kez şirket tüzel kişiliğini hasım göstererek aynı talebi ileri sürmüş, ayrıca davaların birleştirilmesini istemiştir.
CEVAP:Asıl davada davalı vekili; limited şirketin feshi davasında davalı sıfatının şirket tüzel kişiliğine ait olduğunu, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini belirterek taraf noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddini; esasa ilişkin olarak genel kurulun toplanmamasında müvekkilinin kusuru bulunmadığını, tarafların çift imza ile yetkili olduklarını, davacının 18/10/2022 tarihinde aynı iş kolunda başka bir şirket kurmak suretiyle rekabet yasağını ihlal ettiğini, 01/12/2022 tarihinden bu yana şirkete gelmediğini ve müvekkilince noter aracılığıyla çağrılan genel kurula katılmadığını ileri sürerek davanın esastan reddini; mahkemenin aksi kanaatte olması hâlinde ise payların karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerleri hesaplanarak davacının ortaklıktan çıkarılmasını talep etmiştir. Birleşen davada davalı şirket tüzel kişiliği davaya cevap vermemiştir.Davacı tarafından Bakırköy 3. ATMnin 2023/840 esas sayılı dosyasında şirket tüzel kişiliğine karşı açılan ikinci dava, anılan mahkemenin 08/09/2023 tarihli ve 2023/735 karar sayılı kararıyla, esası kapatılmak ve yargılamanın 2023/370 esas sayılı dosya üzerinden yürütülmesi kaydıyla birleştirilmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece; TTKnın 636. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca haklı sebeplerin varlığında her ortağın şirketin feshini isteyebileceği, haklı sebep kavramının somut olayın özelliğine göre takdir edileceği ve feshin son çare niteliği taşıdığı açıklandıktan sonra, davacı ile davalının müşterek imza ile şirketi temsile yetkili oldukları tespit edilerek davacının dava açma ehliyetinin bulunduğu, şirketin iki ortaklı olması nedeniyle husumetin hem şirkete hem de diğer ortağa yöneltilmesinde usulsüzlük görülmediği belirtilmiş; kök ve ek raporun denetime elverişli ve dosya kapsamına uygun görülerek birlikte hükme esas alındığı, şirketin 1.835.410,04 TL tutarında borca batık olduğu, gerekli önlemlerin alınmadığı, şirketin iyi yönetilemediği ve ortaklar arasındaki güvenin yitirildiği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulü ile şirketin fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru atanmasına, tasfiye memuru ücreti takdirine, harç, vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:Asıl davada davalı vekili; mahkemenin davacının talep etmediği borca batıklık sebebine dayanarak taleple bağlılık kuralına aykırı hüküm verdiğini, bilirkişi heyetinin görevlendirme sınırları dışına çıktığını,müvekkili lehine olan tespitlerin hiç tartışılmadığını ve raporun seçici biçimde değerlendirildiğini, borca batıklığın tespitinde rayiç değerler üzerinden çift esaslı ara bilanço alınmadığını ve makinelerin değerlemesinin yapılmadığını, 3.189.744,57- TL tutarındaki ortaklara borçlar kaleminin hiç irdelenmediğini, gerekçe ile hüküm arasında çelişki bulunduğunu ve delillerin tartışılmadığını, davacının şirket makinelerinin başka adrese taşındığı ve korsan yazılım kullanıldığı vakıalarını ilk kez 22/12/2025 tarihli beyan dilekçesiyle ileri sürmek suretiyle iddiasını genişlettiğini, asıl ve birleşen dava tek bir uyuşmazlık oluşturduğu hâlde ayrı ayrı vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedildiğini, payın gerçek değeri hesaplanmadan terditli talebin karşılanmadığını ve alternatif çözüm bakımından gerekçe yazılmadığını, haklı sebebin doğmasında kusurlu olan ortağın fesih isteyemeyeceği ilkesinin mahkemece benimsenmesine karşın somut olayda uygulanmadığını, davacının mali bozulmanın yaşandığı dönemde müdürler kurulu başkanı sıfatını taşıdığını, rekabet yasağını ihlal ettiğini ve genel kurula katılmadığını ileri sürerek; kararın kaldırılarak davanın reddine aksi hâlde davacının ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:Dava, limited şirketin haklı sebeple fesih ve tasfiyesi istemine ilişkindir.
TTKnın 636. maddesinin üçüncü fıkrası "Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir." hükmünü taşımaktadır. HMKnın 114. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca tarafların taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları ile kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması dava şartıdır. Aynı Kanunun 52. maddesi uyarınca tüzel kişiler davada yetkili organları tarafından temsil edilir.TMKnın 426. maddesinin ikinci bendi, bir işte yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün veya kısıtlının menfaatinin çatışması; üçüncü bendi ise yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel bulunması hâlinde temsil kayyımı atanacağını düzenlemekte olup, TTKnın 1. maddesindeki "Türk Ticaret Kanunu, 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun ayrılmaz bir parçasıdır." hükmü karşısında bu düzenleme ticaret şirketleri hakkında da kıyasen uygulanır.HMKnın 115. maddesi uyarınca mahkeme dava şartlarının bulunup bulunmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır; noksanlığın giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Aynı Kanunun 355. maddesi uyarınca istinaf incelemesi dilekçede belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmakla birlikte kamu düzenine aykırılık resen gözetilir.Limited şirketin haklı sebeple feshi davasında davalı sıfatı kural olarak şirket tüzel kişiliğine ait olup, feshi istenen şirket açılacak davada kural olarak davalı olarak yer almalıdır. Yargıtay HGKnın 24/03/2022 tarihli, 2019/795 esas ve 2022/374 karar sayılı ilamında bu kural teyit edilmekle birlikte, iki kişiden müteşekkil limited şirketin ortaklarının davacı ve davalı olarak yer aldığı davada usul ekonomisi ilkesi çerçevesinde taraf teşkilinin sağlanmış sayılacağı kabul edilmiştir. Anılan kabul, şirketin taraf olarak gösterilmediği ve aksi hâlde şirkete karşı ayrıca ikinci bir dava açılması sonucunun doğacağı hâllere ilişkin olup, o dosyada şirket dava dışıdır. Dairemizin 24/02/2022 tarihli, 2022/245 esas ve 2022/284 karar sayılı kararında da aynı sınır çizilerek, anılan içtihatların şirketin taraf gösterilmediği durumlara ilişkin bulunduğu ve bu noktada içtihat farklılığı olmadığı belirtilmiştir. Dairemizin 14/05/2020 tarihli, 2018/1435 esas ve 2020/494 karar sayılı kararında diğer ortağın gösterilmesinin şirketi temsilen sayılacağı kabul edilirken, o dosyada tarafların şirketi temsil ve ilzama münferiden yetkili oldukları tespit edilmiştir. Buna karşılık şirketi müşterek imza ile temsile yetkili müdürlerden birinin davacı safında yer alması hâlinde şirket ile davacı arasında menfaat çatışması doğar; kalan müdür de şirketi tek başına temsil ve ilzam edemeyeceğinden şirketin davada temsili hukuken mümkün olmaz. Bu halde;şirkete temsil kayyımı atanmaksızın taraf teşkili sağlanmış olmaz. Dairemizin 31/12/2025 tarihli, 2021/575 esas ve 2025/2206 karar sayılı kararında bu hâlde kayyım atanması gerektiği, aksi takdirde taraf teşkili sağlanmadan hüküm verilmiş olacağı kabul edilmiş; Dairemizin 03/10/2022 tarihli, 2022/1767 esas ve 2022/1350 karar sayılı kararında ise organları tamam olan şirkete kayyım atanamayacağı belirtilirken, şirketi temsile yetkili müdürün bizzat şirkete karşı açtığı bir dava söz konusu olsaydı çıkar çatışmasından söz edilebileceği açıkça kaydedilmiştir.Somut olayda; davalı şirketin iki ortaklı olduğu ve şirket yetkililerinin müştereken temsile yetkili oldukları belirlenmiş; dosyadaki imza sirkülerinde de temsil şeklinin, aksi karar alınıncaya kadar müştereken olduğu kayıtlıdır. Nitekim ilk derece mahkemesi de gerekçesinde davacı ile davalının müşterek imza ile şirketi temsile yetkili olduklarını tespit etmiş; ancak bu tespitten yalnızca davacının dava açma ehliyeti bakımından sonuç çıkarmış, davalı şirketin davada nasıl temsil edileceğini değerlendirmemiştir. Feshine karar verilen şirket, birleşen dava yoluyla davalı sıfatını kazanmış olmasına rağmen yargılamanın hiçbir aşamasında temsil edilmemiştir; şirketi temsile yetkili iki müdürden biri davacı sıfatıyla karşı tarafta yer almakta, diğeri ise müşterek yetki sebebiyle şirketi tek başına temsil edememektedir. Böylece şirket, tüzel kişiliğini sona erdiren fesih hükmü bakımından savunma hakkını ve hukuki dinlenilme hakkını hiç kullanamamıştır. Şirketin bu davadaki menfaati yalnız ortaklarının menfaatinden ibaret olmayıp üçüncü şahısların menfaatinin de sözkonusu olduğu dikkate alınmalıdır.Açıklanan nedenlerle, taraf teşkili mahkemece resen gözetilmesi gereken ve kamu düzenine ilişkin bir husustur; davalı şirket yönünden taraf teşkili sağlanmadan hüküm verilmiş olması nedeniyle asıl davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne;asıl ve birleşen davada verilen kararın kaldırılarak, davalı şirketin temsili için temsil kayyımı atanmak suretiyle davalı şirket bakımından taraf teşkili sağlanmak; haklı fesih davasında taraf gösterilen şirket ortağına husumet düşmeyeceği gözetilerek sonucuna göre karar verilmek üzere dava dosyasının kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM.Yukarıda açıklanan nedenlerle:Asıl davada davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne ile, Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 05/03/2026 tarihli, 2023/370 Esas ve 2026/305 Karar sayılı kararının asıl ve birleşen dava yönünden Hukuk Muhakemeleri Kanununun353(1)a-4 uyarınca KALDIRILMASINA;"Dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine"Yatırılan 732-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde asıl davada davalıya iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-g maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.10/09/2026