Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1062 E. 2026/1243 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1062
- Karar No
- 2026/1243
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1062
KARAR NO: 2026/1243
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 25/03/2025
NUMARASI: 2024/688 Esas - 2025/223 Karar
DAVA: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/06/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı... A.Ş.'nin kuruluşu, yapılanması, faaliyet konuları ve hizmetlerinin yürütülmesine ilişkin usul ve esasların belirlenmesine ve posta sektörünün düzenlenmesine ilişkin 6475 Posta Hizmetleri Kanunu 28655 Sayılı Resmi Gazetede 23.05.2013 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe girdiğini, Kanunun "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde; "ğ) Evrensel posta hizmet sağlayıcısı: Evrensel posta hizmetini yetki belgesi uyarınca yürütmekle yetkili kılınan hizmet sağlayıcısını, h) Evrensel posta hizmet yükümlüsü: Evrensel posta hizmetini görev sözleşmesi uyarınca sağlamakla yükümlü kılınan hizmet sağlayıcısını, ı) Görev sözleşmesi: ...’nin posta hizmetlerini sunmak üzere hak ve yükümlülüklerini belirleyen sözleşmeyi," ifade edeceğinin belirtildiği, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu ile davacı şirket arasında 23.07.2013 tarihinde yukarıda belirtilen; “Posta Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Görev Sözleşmesi” akdedildiğini ve davacı şirketin... Yükümlüsü olarak belirlendiğini, 6475 Sayılı Yasa ile Evrensel Posta Hizmetleri Yükümlüsü olarak belirlenen davacı Kuruluşun görev ve hizmet alanına ilişkin tekel hakkının (posta tekeli) 6475 Sayılı Posta Hizmetleri Kanunu’nun 6’ncı maddesinde düzenlendiğini, buna göre posta tekeli kapsamında bulunan gönderileri davacı şirket yerine başka kurye/kargo firmalarına taşıttıran davalı ....'nun posta tekelini ihlal ettiğini ve Ticaret Kanununun haksız rekabete ilişkin hükümlerini ihlal ettiğini, taşıttırılan gönderilerin miktarının ancak davalı şirketin ticari kayıtlarının dava aşamasında incelenmesi neticesinde tespit edilebileceğini, yargılama esnasında davalının ticari defter ve kayıtlarının incelenmesini ve inceleme neticesinde gönderi adetlerinin tespit edilmesini, tüm bu nedenler ve Mahkemece re’sen belirlenecek hususlara binaen fazlaya ilişkin haklar ve talep arttırım hakları saklı kalmak kaydıyla, davalı .... tarafından 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanunu uyarınca posta tekeline ve TTK m.54/2 ve m.55/1-e maddelerine aykırı faaliyette bulunulması suretiyle dava tarihinden geriye dönük üç yıl olarak hazırlanan, kabul edilen, taşınan, taşıttırılan, dağıtılan vs. gönderilerin/mektupların gerçek adedinin tespitini ve bu ihlal kapsamındaki gönderilerin her biri için davacı şirket nezdinde belirlenen ücret tarifesindeki posta ücretinin on katı tutarında miktarın tahsilini, gerçek gönderi adedinin davacı idarece tespiti objektif olarak mümkün olmadığından davanın belirsiz alacak davası olarak kabulünü, şimdilik 100,00 TL'nin ihlal tarihinden itibaren işletilecek ticari avans faizi ile birlikte tahsilini, muarazanın menini ve haksız rekabetin/müdahalenin önlenmesini, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün olmadığını, tekel hakkının kapsamının davacının dava dilekçesinde bahsettiği şekilde olmadığını, gönderici davalının tekel hakkının ihlali nedeniyle sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, somut durumda tekel hakkının ihlali söz konusu olmamasına rağmen ve kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydıyla, tekel hakkı ihlalinin söz konusu olduğu varsayımda dahi bundan göndericinin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını,
Pasta Hizmetleri Kanunu 6/3 maddesinde, Posta tekelini ihlal edenlerin, bu ihlal kapsamındaki gönderiler için evrensel posta hizmet yükümlüsünce belirlenen posta ücretinin on katı tutarında meblağı evrensel posta hizmet yükümlüsüne tazminat olarak ödemekle yükümlü olduğunun hükme bağlandığın ancak posta tekelini kimlerin ne şekilde ihlal edebilecekleri hususunun Kanunda düzenlenmediğini, göndericinin de sorumlu olacağının belirtilmediğini,
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Posta Sektöründe İdari Yaptırımlar Yönetmeliği’nin idari para cezalarına ilişkin 5/3 maddesinde yer alan, “Aşağıda belirtilen hallerde ilgili hizmet sağlayıcısına bir önceki takvim yılındaki net satışlarının yüzde birine (%1) kadar idari para cezası uygulanır: a) Hizmet sağlayıcısı tarafından, evrensel posta hizmet yükümlüsüne tahsis edilen posta tekelinin ihlal edildiğinin Kurum tarafından veya mahkeme kararıyla tespit edilmesi. b) Hizmet sağlayıcısının yetki belgesi devri, hisse devri, birleşme, devralma veya tüzel kişilik yapısındaki değişikliğe ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmemesi.” hükmünden de anlaşılacağı üzere idari para cezasının sadece hizmet sağlayıcısı için öngörüldüğünü, hizmetten faydalanan gönderenle ilgili bir yaptırıma ise yer verilmediğini, bu çerçevede gerek Posta Hizmetleri Kanunu’nda düzenleme olmaması ve gerekse yukarıda atıf yapılan Yönetmelik çerçevesinde davalı bankanın sorumluluğunun söz konusu olmadığını, bu nedenle davanın husumet yönünden de reddi gerektiğini, davacının iddia ettiği şekilde haksız rekabetin söz konusu olmadığını ayrıca kabul anlamına gelmemek kaydıyla önemle vurgulamak gerekir ki bir Kanun hükmünün ihlalinin haksız rekabet sayılabilmesi için ihlalin aynı zamanda piyasadaki rekabeti haksız şekilde bozması gerektiğini ancak piyasaya girişi yasaklayan hükümlerin amacının rekabeti korumak olmadığını, bu sebeple bu türden hükümlere aykırılığın haksız rekabet teşkil etmeyeceğini, davacının hangi hakka dayanarak dava tarihinden geriye dönük olarak üç yıllık inceleme ve tazminat talep ettiğinin de anlaşılamadığını, tüm bu nedenlerle; öncelikle davanın usulden ve hukuki dayanaktan yoksun olduğundan esastan reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Haksız rekabetin, rakip işletmeler ve tedarikçiler tarafından gerçekleştirilebilen ancak sonuçları itibarıyla müşterilere ve tüketicilere de zarar verebilen eylemler olduğu, haksız rekabete dayalı davaların, haksız rekabet fiilini gerçekleştiren kişiler aleyhine açılabileceği, davalı taraf olarak haksız rekabet eden mal ve hizmet sağlayıcıları ya da tedarikçilerinin gösterilebileceği, müşteri ya da tüketicilerin davalı olamayacağı, 6475 sayılı Kanun’un “Posta Tekeli” başlıklı 6. maddesi uyarınca, posta tekeli ihlalinden hizmet sağlayıcılarının sorumlu olacağı, posta hizmetinden faydalananların tekel hakkının ihlalinden sorumlu olacağına dair yasal bir düzenleme bulunmadığı; davalı bankanın taşımacılık hizmetinden faydalanıcı konumunda olup kendisine bu davanın yöneltilemeyeceği anlaşılmakla, pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Söz konusu kanun hükmünde yer alan "posta tekelini ihlal edenler" ifadesinde herhangi bir istisnaya yer verilmediğini, her gönderinin bir taşıyan ve taşıtanı olacağından eldeki davada davalının pasif husumet ehliyeti bulunduğu halde haksız rekabetin ancak rakipler arasında vuku bulacağı gerekçesiyle davanın pasif husumet yokluğundan reddinin doğru olmadığını, Posta Tekeli kapsamında bulunan gönderilerin ... dışında gerçek veya tüzel kişiler tarafından kabul, taşıma, sevk ve dağıtımının yapılmasına kanunen imkan olmadığı gibi bu hizmetin yapılmasının suç oluşturduğunu, posta tekeli kapsamında bulunan gönderileri taşıttıran davalı ...nın posta tekelini ihlal ettiği ve Ticaret Kanununun haksız rekabete ilişkin hükümlerini ihlal ettiğini, mevzuat hükümleri ve emsal kararlar uyarınca, davacı idarenin gerek 5584 Sayılı Kanun ve gerekse 6475 Sayılı Kanun kapsamında posta tekel hakkına sahip olduğunu, posta tekeli kapsamında bulunan gönderilerin davalı ...tarafından davacı şirket haricinde dava dışı kurye firmalarına taşıttırıldığını, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE : Dava, 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanunu uyarınca posta tekeline ve TTK nın.54/2 vd maddelerine aykırılılık iddiasıyla açılan tazminat davasıdır.
İlk derece mahkemesince davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, karar verilmiş olup, karara karşı davacı vekili tarafından yukarıdaki gerekçeler ile istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalıya husumet yöneltilip yöneltilmeyeceği noktasındadır.
6475 sayılı yasanın posta tekel hakkını düzenleyen 6.maddeye göre; "(1) Aşağıdaki hizmetler evrensel posta hizmet yükümlüsünün tekelindedir: a) Temel ücret göz önünde bulundurularak Kurumun önerisi ve Bakanlığın teklifi ile Cumhurbaşkanı tarafından ağırlığı veya ücreti belirlenen yurt içi ve yurt dışı haberleşme gönderilerinin kabulü, toplanması, işlenmesi, sevki, dağıtımı ve teslimi. b) 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı VUK nın elektronik tebliğe ilişkin hükümleri saklı kalmak kaydıyla, 7201 sayılı Kanun ve diğer kanunlar kapsamındaki elektronik ortam dâhil her türlü tebligatın kabulü, toplanması, işlenmesi, sevki, dağıtımı ve teslimi. c) Barışta Türk Silahlı Kuvvetlerinin posta hizmetleri. ç) Postada alınacak ücretleri gösteren posta pulları, kişisel pul, anma pulları, posta kartları ve ilk gün zarflarının bastırılıp satışa çıkarılması. (2) Birinci fıkranın (a) bendine göre belirlenmiş olan ağırlık ve ücret limiti gönderi içerisindeki haberleşme mahiyetindeki maddeye ilişkindir. Reklam, tanıtım, broşür gibi maddelerin ilavesi suretiyle ağırlığın aşılması veya değişik promosyon ve iskonto usulleri uygulanarak ücret limitinin dışına çıkılması posta tekelinin ihlali sayılır. (3) Posta tekelini ihlal edenler, bu ihlal kapsamındaki gönderiler için evrensel posta hizmet yükümlüsünce belirlenen posta ücretinin on katı tutarında meblağı evrensel posta hizmet yükümlüsüne tazminat olarak ödemekle yükümlüdür. Bu tazminat, evrensel posta hizmet yükümlüsüne irat kaydedilir. Bu kapsamda tespit edilen gönderiler, evrensel posta hizmet yükümlüsü tarafından gecikmeksizin alıcısına sevk edilir. Posta tekeli ihlali hakkındaki yaptırımlara ilişkin diğer mevzuat hükümleri saklıdır." hükmünü haizdir.
Davacı, gönderilerini ... ile taşıttırmayan davalının posta tekel hakkını ihlal ettiği, gönderilerini kuryelere taşıttırdığı ileri sürülerek gönderilerin her biri için müvekkili şirket nezdinde belirlenen ücret tarifesindeki posta ücretinin on katı tutarında miktarın tahsilini, gerçek gönderi adedinin müvekkili idarece tespiti objektif olarak mümkün olmadığından davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı, davalının 6475 sayılı kanun gereği posta tekel hakkını, TTK nın haksız rekabet hükümlerini ihlal ettiği ileri sürülerek belirsiz alacak kapsamında 6475 sayılı kanunun 6(3) maddesi uyarınca hesaplanacak tazminat ile haksız rekabet eylemlerinin tespiti ve meni, muarazanın giderilmesi istenilmiştir.
Davalıya yöneltilen davada dayanılan maddi vakıa davalı bankanın gönderilerini tekel hakkına sahip davacı yerine başka kurumlara taşıttırdığıdır. Bu suretle geçmişe yönelik üç yıllık davalı gönderi kayıtları incelenerek posta tekel hakkının ve haksız rekabet hükümlerinin ihlal edildiği ileri sürülmüştür.
Eylem tek olup; tekel hakkının ve haksız rekabet hükümlerine aykırı davranılıp davranılmadığı yapılacak yargılama sonucunda mahkemece belirlenecektir. Ancak 6475 sayılı kanunda "tekel hakkını ihlal edenler" sadece gönderiyi taşıyan ile sınırlı tutulmamış, yerleşik Yargı uygulamasında taşıtan ve taşıyan birlikte sorumlu tutulmuşlardır. Her gönderinin bir taşıyan ve taşıtanı olacağından elde ki davada davalının pasif husumet ehliyeti bulunduğu halde Mahkemece davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi isabetsiz görülmüştür.
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
KARAR :Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,
3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
11/06/2026