Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1692 E. 2026/1408 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1692
Karar No
2026/1408
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/1692 Esas

KARAR NO : 2026/1408 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI : 2022/135 Esas - 2023/471 Karar

TARİH: 30/05/2023

DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

BİRLEŞEN DOSYA

DAVA: Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 09/07/2026

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:

Asıl davada davacı ... Şirketinin dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında ticari mal alım-satımından doğan ticari ilişki bulunduğunu, davalının ticari ilişki kapsamında aldığı mala ilişkin borcu olan 36.615,70-TL'yi icra takibi ve dava tarihine kadar ödemediğini, müvekkili şirketin davalı şirketten olan 36.615,70-TL alacağını defalarca talep etmesine rağmen davalının ödemediğini, davalı aleyhine Büyükçekmece 3. icra Müd.’nün ... E.sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine de itiraz edildiğini belirtilerek, itirazın iptaline ve müvekkili lehine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Birleşen davada davacı ... Şirketinin dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin kişisel bakım, ev temizliği ve endüstriyel kullanım için ıslak mendil üretip bunun ihracını yaptığını, bu faaliyeti kapsamında kullanmak üzere davalıdan satın almış oldukları kimyasal mallarda %50 oranında ... isimli zehirli madde tespit ettiklerini ve bundan dolayı maddi ve manevi zarara uğradıklarını belirterek, şimdilik 22.444,63 EURO ile 19.412,27 TL toplam maddi zararın kimyasal maddenin satış tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tahsiline ve müvekkilinin itibar kaybı nedeniyle 100.000,00 TL manevi tazminatın kimyasal maddenin satış tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Asıl davada davalı ... Şirketinin cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ıslak yer temizleme bezi ürettiğini, üretimlerinde insan sağlığına uygun olan ... isimli kimyasal madde kullanımına özen gösterdiğini, dünya çapında güvenilir olan ... ... isimli firmanın ürettiği ve %99.9 saf isopropanoldan oluştuğuna dair analiz sertifikası ile satışa sunulan kimyasalın kullanıldığını, söz konusu kimyasalın Türkiye'deki satışının davacı ... ....Ltd.Şti. tarafından yapıldığını, bu sertifika ile denilerek alınan bu kimyasalın ıslak yer temizleme bezi üretiminde kullanıldığını, üretilen ıslak yer temizleme bezinin Almanya’da müşterisi olan... isimli firmaya gönderildiğini, bu firmanın ıslak yer temizleme bezlerine yaptırdığı güvenlik testi sonucunda, içerisinde zehirli bir toksit kimyasal madde olan ve hiçbir şekilde sonulunum yolu ile dahi insan ile temas etmemesi gereken ... isimli kimyasal tespit edildiğini, bu test sonuçlarının müvekkili şirkete iletildiğini ve uyarıldığını, müvekkili şirketin Alman şirketinden tekrar test yapmasını talep emesi üzerine tekrar yapılan test sonucunda avnı sonuca ulaşıldığını ve ürünlerin Alman firma tarafından Almanya’da imha edildiğini, müvekkili şirketin her iki test sonucunda "..." tespit edilmesi üzerine davacı ... .Ltd.Şti.'den satın alınan ve hiç açılmamış ve kullanılmamış ... kimyasal maddesi içerisinde ... bulunup bulunmadığının tespiti için Yunanistan’da bulunan ...Ltd. Sirket laboratuvarına teste gönderildiğini test sonucunda %50 ... %50 ... tespit edildiğini, müvekkili şirketin bu sebeple büyük oranda maddi ve manevi zarara uğradığını, akabinde müvekkili şirketin karşılaştığı bu haksız durum nedeniyle davalı firma hakkında zehirli madde katma suçundan Silivri Cumhuriyet Savcılığı'nın 2013/7484 soruşturma no'lu dosyası ile suç duyurusunda bulunulduğunu, ayrıca müvekkili şirkete Silivri Sulh Hukuk Mahkmesi’nin 2013/71 d.iş sayılı dosyasında delil tespiti talepli ikame edilen dosyada bilirkişi incelemesinde "alınan örneklerdeki izopropanol alkolün istenilen saflıkta olmadığı, sağlık için çok tehlikeli olan ... isimli kimyasalı içerdiği ve tespit konusu içinde insan sağlına zararlı methanolun bulunduğu ... alkolün ... .Ltd.Şti.’nden satın alındığının...” tespit edildiğini, akabinde Bakırköy 10. Asliye Tic.mah.’nin 2014/6 E.sayılı dosyas ile maddi ve manevi tazminat talepli dava ikame edildiğini, davacının icra takibine konu ederek müvekkili şirketten talep etmiş olduğu fatura bedeline ilişkin ürünler ayıplı olduğundan müvekkili şirketin fatura bedeline ilişkin ödeme yükümlülüğü bulunmadığını, davacının müvekkili şirket hakkındaki kötü niyet iddiasının yersiz olup, esasen kötü niyetli davranarak müvekkili şirketi zarara uğratanın davacı olduğunu, bu nedenle davacının icra inkar tazminatı talebinin reddi gerektiğini belirterek, davanın reddine ve müvekkili lehine kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:

İlk Derece Mahkemesi 30/05/2023 tarih ve 2022/135 Esas - 2023/471 Karar sayılı kararında; Kaldırma kararı çerçevesinde yapılan yargılama neticesinde; istinaf mahkemesinin gerekli gördüğü hususların tespit edilmesini sağlamak üzere alınan bilirkişi raporu ile; satın alınan ürün miktarının tespiti, satın alınan ürünler için yapılan ödeme miktarının tespiti, kullanılmayan ürünün tespiti, kullanılan hammaddeler ile üretilen bez miktarının tespiti, üretilen bezlerin, kullanılan hammadde ile üretilip üretilmediğinin tespitinin mümkün olup olmadığı, bezlerin test sonuçları ile hammaddelerin test sonuçlarının paralel olup olmadığı, üretilen bezlerde dava konusu hammaddeler dışında başka hammaddelerin kullanılmasının ya da kullanılmış olmasının mümkün olup olmadığı, Alman firmasına gönderilen ürünlerin miktar ve bedeli ile mal imha bedeli, navlun bedeli ve Alman firması tarafından, faturaya dayalı ürünler nedeniyle davalıya fatura edilen faturaların, faturaların neye ilişkin olduğu, , yapılan analiz testlerinin bedellerinin tespiti, kullanılmayan ürün bedelinin tespiti, kullanılan ürün miktarı ile üretilen ıslak bez miktarının uyumlu olup olmadığı hususları tespit edilmiştir.

Somut uyuşmazlıkta; Esas dosya davacısı-birleşen dosya davalısı ... şirketi, davalıya sattığı ürünlerin bedelinin ödenmemesi sebebiyle icra takibi başlattığını, davalının haksız şekilde takibe itiraz ettiğini iddia etmiştir.

Birleşen dosya davacısı-esas dosya davalısı ... Şirketi ise, davalıdan saf "..." isimli kimyasalı satın aldığını, satın alınan kimyasalın içeriğinde zehirli ... kimyasalının tespit edildiği, malların ayıplı olduğu ve bu sebeple zarara uğradığını iddia ederek, zararının tazminini talep etmiştir.

Davacı-Davalı, davalının malları test etmeksizin teslim aldığını, ayıp iddiasında bulunamayacağını, ayrıca süresinde bir ayıp ihbarı yapılmadığını iddia etmiştir. Taraflar arasında bir mal alım-satım ilişkisi olmakla, bu satımlarda alıcı varsa açık ayıbı 2, gizli ayıbı ise 8 günlük süre içerisinde bildirmekle yükümlüdür. Olayda, davacının ürünü ... isimi ... firmasının analiz sonuçları ile birlikte davalıya teslim ettiği dikkate alınarak, davacının ayrıca kimyasallar üzerine test yapmasının beklenmeyeceği, salt denetimin yapılmadığı iddiası ile ayıplı malların kabul edildiği yönündeki savunmanın yerinde olmadığı değerlendirilmiştir. Davalı, malların ayıplı olduğunu, Almanya'daki müşterisinin kimyasallarla ürettiği malları kabul etmemesi analizlerde zehirli kimyasal bulunduğunu e-posta ile bildirdiği 04.10.2013 tarihinde bildirdiği, davalının aynı tarihte bu hususu davacıya bildirdiği, şekil şartına bağlı olmayan ihbarın süresinde olduğu, her halükarda, davalıya %99,9 oranında ... olarak satılan ürünlerin %50'sinin zehirli ... kimyasalı olduğunun ortaya çıkması nedeniyle davacının TBK. 225 uyarınca ağır kusurlu olması nedeniyle ihbarın yapılmadığından bahisle sorumluluktan kurtulamayacağı değerlendirilmiştir.

Davacı, kimyasalların içeriği yönünde taahhütlerinin bulunmadığını, anlaşmaya aykırı teslimin olmadığını, ayrıca bilirkişi raporu ile söz konusu ayıbın kendi kimyasal ürününden kaynaklandığının açıkça ispat edilmesinin mümkün olmadığını, kimyasal maddenin kullanımı sırasında başka kimyasalların etkisi ile zehirli hale gelebileceğini iddia etmişse de; faturalardan, davacının davalıya ... isimli ve %99,9 saflıkta malı satmayı taahhüt ettiği, malın temizlik bezlerinde kullanılmadan önce yapılan testlerinde %50 oranda ... isimli zehirli kimyasaldan oluştuğu, ... kimyasalının başka kimyasallar ile isopropanolun karıştırılması sonucunda meydana gelmediği tespit edildiğinden, ayrıca soruşturma dosyasında alınan örneklerde açıkça ... tespit edilmesi, davalı ürünlerinin nerede kullanıldığının stok hareketlerinden anlaşılması, satılan temizlik bezlerinde de ... kimyasalının bulunması çerçevesinde bu savunmalarına itibar edilmemiştir.

Sonuç olarak; davacının asıl davada alacağına konu ettiği ... kimyasalının satımına ilişkin davalıdaki sözleşmeye aykırı harekete ederek, ... isimli zehirli kimyasalı içerir şekilde mal teslim ettiği anlaşılmıştır. Bu halde, davacının ayıplı malları dolayısıyla davalıdan fatura bedelini tahsil etmesi mümkün olmamakla, asıl davanın reddine karar verilmiştir. Birleşen davada ise, davalının kimyasalları kullandığı temizlik bezlerini yurt dışı müşterisine sevki, müşterinin malları teslim almaması, davalının mallar üzerinde test yaptırması çerçevesinde ayıptan doğan zararlarının bilirkişice yapılan hesaplama çerçevesinde tahsiline karar verilmesi gerekmiştir. Birleşen dosya davacısı ayrıca manevi tazminat talep etmiş olmakla, tüzel kişinin itibarının zedelendiğine ilişkin ispata yarar bir delil dosyada mevcut olmadığından manevi zarar yönündeki talebinin ise reddine karar verilmiştir. "gerekçesi ile,

'' 1-Asıl davanın REDDİNE,

Şartları oluşmadığından davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,

2-Birleşen davanın maddi tazminat yönünden KABULÜ ile,

22.444,63 Euro’nun dava tarihi itibariyle dava tarihi itibari ile Euro cinsinden mevduata merkez bankasının uyguladığı en yüksek mevduat faizi işletilmek suretiyle davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,

19.412,27-TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine,

Manevi tazminat talebinin şartları oluşmadığından reddine, '' karar verilmiş ve karara karşı Davacı/birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Asıl davada davacı birleşen davada davalı vekili asıl ve birleşen davaya yönelik istinaf dilekçesinde özetle; birleşen davada; müvekkili tarafından karşı tarafa teslim edilen ürünler ile karşı tarafın bilirkişi incelemesine tabi tutulduğunu ve zararlı madde içerdiğinin tespit edildiğini iddia ettiği ürünler arasında illiyet bağı bulunmadığını, Almanya ve Yunanistan menşeli incelemeler ile bu dava kapsamında alınan bilirkişi raporlarında ayıplı olduğu ve zararlı madde içerdiği ifade edilen ürünlerin müvekkili tarafından karşı tarafa teslim edilen ürünler olup olmadığı hususunun karşı tarafça ispat edilemediğini, 23.08.2022 tarihli bilirkişi raporunda ürünün ayıplı olduğuna ilişkin bilirkişi ve uzman raporlarının bulunduğunun; fakat ayıplı malın, müvekkili tarafından birleşen dosya davacısına 20.02.2013 tarihinden başlayarak 02.10.2013 tarihine kadar 10 ayrı irsaliye ve faturayla sattığı toplam 23.100 kg ürünün içerisinde yer alan hangi mala ait olduğu yönünde somut bir delil bulunmadığının belirtildiğini, ayıplı malın müvekkil şirketçe satıldığına ilişkin somut bir delil de bulunmadığını, 01.07.2014 tarihli celsede birleşen dosya davacısının aynı zamanda iş yerinde tam zamanlı çalışanları olan tanıkları ..., ..., ...'ün ... markasının ürünü olan izopropili, müvekkili şirketin yanı sıra Işık ... isimli bir şirketten satın aldığını açıkça belirttiklerini, dosya kapsamındaki belgeler üzerinden yapılan değerlendirmelerde bu hususa hiç dikkat çekilmediğini hakkaniyete aykırı olarak ayıplı ürünün müvekkili şirketten alındığının kabul edildiğini,

Birleşen davada davacı şirket, birden fazla şirketin dahil olduğu bir şirketler topluluğu bünyesinde olup davacı tarafın ve davacı şirket ile aynı şirketler topluluğunda bulunan şirketlerin müvekkili tarafından teslim edilen ürünlerle aynı nitelikte ürün satın alması ve bu ürünlerin şirketler grubu bünyesinde bulunan diğer şirketlerce kullanılmasının mümkün olduğunu, bu hususa ilişkin olarak sunulan beyanların ilk derece mahkemesi tarafından dikkate alınmadığını, davacı ile aynı şirketle topluluğunda bulunan diğer şirketlerin aynı nitelikte ürün satın alıp almadığı hususunun araştırılmadığını, dava dışı ... A.Ş. bünyesinde ".... A.Ş.", ".... A.Ş." ve "...A.Ş." ile grup şirketleri olduğunu, bu şirketlerin adreslerinin aynı olduğunu, benzer sektörlerde faaliyet gösteren bu şirketlerin de hammadde olarak izopropil alkol temin etmesinin mümkün olduğunu,

Bilirkişiler tarafından yerinde inceleme yapılmamış olup davalının dava konusu ettiği malların müvekkili tarafından teslim edilen kimyasal madde olup olmadığının, maddenin uygun koşullarda saklanıp saklanmadığının tespit edilmediğini, davacı tarafından başkaca kimyevi ürün satan şirketlerden ürün temini yapılmakta olup, dosya kapsamında analizi yapılan tüm ürünlerin davacının iş yerinden temin edildiğini, raporda da yer aldığı üzere tamamından örnek alınmadığını, rastgele seçilen üç üründen örnek alındığını, Işık ... ile benzeri kimyevi maddeler satan şirketler ile birleşen dosya davacısı ve grup şirketleri arasında bulunan tüm ticari alım-satımı gösterir belgelerin incelenmesi gerektiğini, aynı adreste yer alan ve ortak depo kullanan grup şirketlerin izopropil alkol maddesini başka bir satıcıdan temin ettiğini, davacının ayıplı ürünün müvekkili şirket tarafından satıldığını ispatlamak zorunda olduğunu, ilk derece mahkemesince müvekkili aleyhine ön kabul ile incelenen ürünlerin müvekkili tarafından teslim edilen ürünler olduğu ifade edilerek müvekkili aleyhine karar tesis edildiğini, ilk derece mahkemesinin Anayasa m. 9 kapsamında düzenlenen bağımsız ve tarafsız olma yükümlülüğüne aykırı tutum sergilediğini

Müvekkili tarafından karşı tarafa teslim edilen ürünlerin ayıplı olması varsayımında dahi karşı tarafın TTK'nun 23/1-c maddesi uyarınca açık ayıpları iki gün, gizli ayıpları ise sekiz gün içerisinde incelemek ve müvekkile ihbar etmekle yükümlü olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere, karşı tarafın sunduğu delillere dayalı olarak malın ayıplı olduğunun karşı tarafça 20.09.2013 tarihinde öğrenildiğini; ayıp ihbarının 04.10.2013 tarihinde yapıldığını, böylece ihbar sürelerine riayet edilmediğini, yine birleşen davacının müvekkilinden satın aldığı ürünleri teslim aldıktan sonra muayene külfetini yerine getirmediğini, ürünleri muayene edip teste tabi tutmadan Almanya menşeli şirkete gönderdiğini iddia ettiğini, karşı taraf ile Almanya menşeli firma arasındaki ticari ilişki sırasında gerçekleştiği iddia edilen maddi zarara katlanma yükümlülüğünün karşı taraf üzerinde olduğunu, müvekkili talep edilen ürünleri karşı tarafa teslim etmiş olup bu ürünlerin Almanya menşeli firmanın talep ettiği standartlara uygun olup olmadığını denetlemekle yükümlü olmadığını, tanıklar ... ve ...'ın beyanlarından da muayene külfetinin yerine getirilmediğinin anlaşıldığını,

Müvekkilinin birleşen davacıya %100 saf isopropanolden oluşan ürün satacağı konusunda hiçbir vaadi, taahhüdü, sertifikası bulunmadığını, müvekkili tarafından satılan ürünün karşı tarafça nerede ve ne şekilde kullanılacağının müvekkilinin bilgisi dahilinde olmadığını, olmasının de gerekmediğini, müvekkilinin davaıcnın iddia ettiği standartta ürün vereceğine dair bir anlaşması yahut taahhüdü bulunmadığını, karşı tarafın Almanya menşeli firmaya gönderdiği ürünlerin müvekkili tarafından verilen ürünler olup olmadığı hususunun karşı tarafça ispatlanamadığını,

Müvekkili ile birleşen davacı arasındaki ticari ilişkiye dayalı olarak müvekkil tarafından teslim edilen ürünlerin içerisinde zararlı madde bulunduğu iddiasıyla müvekkil aleyhine başlatılan Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2013/7484 sayılı soruşturması kapsamında, teslim edilen ürün içerisinde zararlı madde bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar tesis edildiğini, bu karara yapılan itirazın 11/04/2014 tarihinde reddedildiğini ve kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesinleştiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/4-1008 esas, 2014/490 karar sayılı 09/04/2014 tarihli ilamında da belirtildiği üzere; maddi olgunun tespitine dair ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlayacağından, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar kapsamında yer verilen tespit ve değerlendirmelerin müvekkili lehine kesin delil teşkil ettiğini, Cumhuriyet Başsavcılığı'nca görevlendirilen bilirkişi tarafından bizzat müvekkili şirketten analiz yapılmak üzere usulüne uygun olarak ürün alındığını, müvekkilinin bu ürünün imalatçısı değil tedarikçisi olduğunu, inceleme yapılan ürün ile davacı şirkete satımı yapılan ürünün aynı olduğunu, Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Dairesi Kurulu tarafından emanetteki kimyasalların analizi yapılarak ürün içerisinde insan sağlığına zararlı madde bulunmadığının tespit edildiğini, müvekkili nezdinde bulunan kimyasal üründe sağlığa zararlı maddeye rastlanmaz iken davacı şirkete teslim edilen ürünlerde bulunmasının çelişki doğurduğunu, saklama koşullarının yanlış olması, ürünlerin başka bir tedarikçiden alınmış olması gibi ihtimalleri akla getirdiğini, bu talepleri karşılayacak raporlar bulunmadığını,

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin 2019/2634 E. 2022/70 K. sayılı kararı ile mahkemece alınan bilirkişi raporlarının çelişkili olduğu, bu çelişki giderilmeden karar verilmesinin doğru görülmediği, karşı tarafın müvekkilden satın aldığı ürün miktarının net olarak tespit edilmesi gerektiği, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için gerekirse ek rapor alınması gerektiği ifade edilerek istinaf başvurularının kabul edildiğini, davada, istinaf kararında vurgulanan hususlara değinilmediğini, ilk derece mahkemesinin, karşı tarafça Alman firmasına gönderilen ürün miktarını, kimin ürünleri olduğunu tespit etmediğini, bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin detaylı araştırma yapılmak suretiyle giderilmediğini, karşı tarafın Alman firmasına gönderdiği ürünler ile müvekkili tarafından karşı tarafa verilen ürünler arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığı araştırılmadığını, karşı tarafın müvekkili tarafından verilen ürünler dışında benzer türde ürünleri başka firmalardan alıp almadığı hususunun irdelenmediğini,

Asıl davada; davalının icra takibi kapsamındaki yetki itirazının yerinde olmadığını, fatura alacağı bakımından müvekkilinin yerleşim yeri itibariyle Büyükçekmece İcra Müdürlüklerinin yetkili olduğunu,

Taraf ticari defterlerindeki kayıtlara ile davalının müvekkiline 36.615,70-TL bakiye açık hesap borcu bulunduğunun sabit olduğunu, dosya kapsamında hiçbir surette yer almadığı üzere asıl dava davalısı tarafından ayıplı olduğu iddia edilen malların müvekkiline iade edilmediğini, 22.02.2023 tarihli bilirkişi raporunda 23.100 kg ürünün 25.09.2013 tarihli 3.300 kg kısmının bloke edildiğinin, kullanılan hammaddeler ile üretilen bez miktarının ise 4.011,34 kg olduğunun tespit edildiğini, iş yerinde blokeli olduğu iddia edilen mal 3.300 kg ise 19.800 kg ürünün kullanıldığını, bir kısmının analiz için kullanıldığı varsayılsa dahi bu miktarda ürün ile yaklaşık 12.000 koli ıslak mendil üretimi yapılabileceğini, müvekkili şirketin satımını yaptığı ürünler ayıplı olmasına rağmen asıl dosya davalısının ısrarla iadeden kaçınmasının hayatın olağan akışına aykırı olacağını, hem malların müvekkiline iade edilmemesinin hem de fatura bedellerinin ödenmemesinin müvekkilini mağdur ettiğini,

İleri sürerek; izah edilen ve re'sen nazara alınacak sebeplerle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.

Asıl dava, taraflar arasındaki ticari satış ilişkisi kapsamında tanzim edilen faturalardan doğan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptaline; birleşen dava, birleşen davacı tarafından birleşen davalıdan satın alınan ürünlerin ayıplı olması nedeniyle uğranıldığı iddia olunan maddi ve manevi zararın tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesinin 2013/524 esas 2019/562 karar sayılı ilamı ile asıl davanın reddine, birleşen davanın maddi tazminat talebi yönünden kabulüne, manevi tazminat talebi yönünden reddine karar verilmiş, karara karşı asıl davada davacı birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Dairemizin 2019/2634 esas 2022/70 karar sayılı ilamı ile istinaf başvurusu kabul edilerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkemece kaldırma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonucunda asıl davanın reddine, birleşen davada maddi tazminat talebinin kabulüne, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş ve karara karşı asıl davada davacı birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

Mahkemece kaldırma ilamı sonrasında dosya bir mali müşavir, bir hukukçu ve bir sektör uzmanından oluşan heyete tevdii edilerek rapor aldırılmış, alınan raporun kaldırma ilamında ve mahkeme ara kararında tespiti istenen hususları karşılamaması ve birleşen davada davacı vekilinin itirazları üzerine bu kez bir ... mühendisi, bir mali müşavir ve bir hukukçu bilirkişiden oluşan heyetten yeni bir rapor alınarak, tahkikat bitirilmiş ve istinafa konu karar verilmiştir.

Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunda; taraf defterlerindeki kayıtların birbiri ile uyumlu olduğu ve asıl davaya konu takip tarihi itibariyle; asıl davada davacı birleşen davada davalının asıl dava davacısına 36.615,70-TL bakiye açık hesap borcunun bulunduğu tespit edilmiştir. Birleşen dava bakımından yapılan teknik inceleme neticesinde , birleşen davada davacının stoktan reddedilen ürünlere ilişkin stok rakamının 778 koli, bedelinin de 5.254 Euro olduğu, birleşen davada davacının karşı taraftan 2013 yılında satın aldığı toplam 23.100 kg ürün bulunduğu, bu ürünlerin 25/09/2013 tarihli 13.817,02-TL bedelli faturaya konu 3.300 kg’lık kısmını bloke

ettiği ve bu ürünleri imha ettiğini iddia ettiği, ancak imha belgelerinin dosyada yer almadığı, bu bedelin de birleşen davacı zararı olduğu, ayrıca birleşen davada davacının karşı taraftan satın aldığı 02/10/2013 tarihli 13.920,96-TL bedelli faturaya konu ürünlerin karşı tarafa iade edilip edildiklerine veya imha edildiklerine dair dosyada delil bulunmadığı, birleşen davada davacı tarafından Almanya'ya ihraç edilen ıslak mendillerin dava konusu hammadde ile kullanıldığının ve üretildiğinin ürün reçetesinden ve ürün stok hareketlerinden anlaşıldığı, birleşen davada davacının karşı taraftan satın aldığı ve Almanya'ya ihraç ettiği ıslak mendil üretiminde kullanılan hammadde miktarının 353,664 kg olduğu, bezlerin test sonuçları ile hammaddelerin test sonuçlarının paralel olduğu, üretilen bezlerin dava konusu hammadde dışında başka hammadde ve ürünlerde kullanımının mümkün olduğu, dava dışı Almanya'da mukim şirket tarafından birleşen davada davcıya kesilen yansıtma faturasında yer alan imha olunan ürün bedeli 11.329,00-Euro, ürünlerin imha bedeli 1.570,00-Euro ve navlun bedeli 1,630,63-Euro'nun kadri maruf olduğu, Alman şirketinin yapmış olduğu ve birleşen davada davacıya yansıtılan analiz giderlerin faturalarında yer alan topam 2.511,00-Euro bedelin kadri maruf olduğu, Birleşen davada davacının dava konusu ürünler için dava dışı .... Şirketine yaptırdığı analiz giderlerine ilişkin toplam 5.925,25-TL tutarlı fatura bedellerinin kadri maruf olduğu, birleşen davada davacı tarafından dava konusu ürünler için Yunanistan'da ... Ltd. Laboratuarına yaptırılan analizlere ilişkin 150,00-Euro bedelli analiz faturası bedelinin kadri maruf olduğu, dava konusu ürünlerin nakliyesine ilişkin birleşen davada davacının yaptığı nakliye 300,00-TL nakliye giderinin de davacı zararı olduğu, buna göre birleşen davada davacının karşı taraftan toplam 22.444,63 Euro ve 19.412,27-TL müspet zararının tazminini talep edebileceği kanaatinin bildirildiği anlaşılmıştır.

Dosya içeriği belgelere göre; kaldırma ilamı öncesinde delil tespiti aşamasında numunelerin birleşen davada davacı firmadan, savcılık soruşturması dosyasında alınan numunelerin ise asıl davada davacı firmadan alındıkları, her iki raporda da numunelerde yaklaşık yüze elli oranında ... tespit edildiği, gerek kaldırma öncesi bilirkişi raporlarında, gerekse kaldırma sonrası hükme esas alınan son bilirkişi heyet raporundaki tespitler karşısında asıl davada davacı birleşen davada davalının, Almanya'ya ihraç edilen mendillerde kullanılan ürünün kendisinden satın alındığının ispat olunamadığına, üzerinde inceleme yapılan numunelerin kendisi tarafından satılan ürünlerden alınmadığına yönelik istinaf sebebinin yerinde olmadığı, asıl davada davacı birleşen davada davalının dava konusu ... ... isimli firmadan tedarik ettiği ürünleri, %99.9 saf isopropanoldan oluştuğuna dair analiz sertifikası ile satışa sunmuş olması karşısında, ürünün saflık oranın alıcıya taahhüt edildiğinin kabulü gerektiği, sertifikaya güvenilerek alınmış üründe ortaya çıkan saflık oranına ilişkin ayıbın basit bir muayene ile ortaya çıkabilecek türden değil, detaylı laboratuar analizleri gerektiren türden bir ayıp olduğu ve gizli ayıp niteliğinde bulunduğu, birleşen davada davacının 29/09/2013 tarihinde öğrendiği gizli ayıbı 04/10/2013 tarihinde ve TYK'nun 23/1-c bendi atfı ile TBK'nun 223/2 fıkrasına uygun şekilde ihbar etmiş bulunduğu, asıl davada davacı birleşen davada davalının muayene ve ihbar külfetlerinin yerine getirilmediğine dair istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.

Birleşen dava TBK'nun 227/1 kapsamında ayıptan doğan seçimlik hakların kullanılmasına yönelik bir dava olmayıp, TBK'nun 227/2 fıkrası kapsamında ayıp nedeniyle uğranılan zararların genel hükümlere göre tazmini istemine ilişkindir. Bu durumda ayıptan doğan seçimlik haklarından sözleşmeden dönme ve bedel iadesine ilişkin hakkını kullanmayan ve genel hükümlere göre tazminat talep eden birleşen dava davacısının, asıl dava davacısından satın ve teslim aldığı sabit olan, kullandığı ve halen uhdesinde bulunan ürün bedellerini ödemekten imtina etmesi mümkün değildir. Ayıptan doğan zarar asıl davada mahsup itirazı olarak ileri sürülmemiş, bağımsız bir davaya konu edilmiş ve bu bağımsız dava asıl dava ile birleştirilmiştir. Bu durumda mahkemece asıl davada alacağın varlığı ve miktarı hususunda ayrı, birleşen davada tazminat alacağının varlığı ve miktarı hususunda ayrı ayrı hüküm tesis edilmesi zorunludur.

Asıl dava; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında tanzim edilen 13/06/2013 tarihli 7.817,96-TL bedelli, 18/09/2013 tarihli 8.329,93-TL bedelli, 25/09/2013 tarihli 13.817,02-TL bedelli ve 02/10/2013 tarihli 13.920,96 TL bedelli faturalardan bakiye toplam 36.615,70-TL asıl alacak ile 710,19-TL işlemiş faiz toplamı 37.325,89-TL alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe davalı tarafından yapılan itirazın 36.615,70-TL asıl alacak yönünden iptali istemine ilişkin olup, anılan faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, tarafların ticari defter ve kayıtlarına göre asıl davada davacının takip tarihi itibariyle davalıdan anılan faturalardan bakiye 36.615,70-TL alacaklı bulunduğu, taraf defterlerinin alacak-borç tutarı bakımından uyumlu olduğu, buna göre fatura konusu ürünlerin davalıya teslim edildiği, ancak ödeme olgusunun ispat olunamadığı sabit olduğundan mahkemece asıl davanın kabulüne, asıl davada alacak likit nitelikte ve davalı itirazında haksız bulunduğundan davalının hüküm altına alınan alacağın %20'si oranında inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddedilmesi yerinde olmamış, asıl dava davacısının asıl davaya yönelik istinaf başvurusu yerinde bulunmuştur.

Birleşen davada ise; birleşen davacının davalıdan satın aldığı ve Almanya'da mukim müşterisine ihraç ettiği ıslak mendillerin üretiminde kullandığı mendillerin ayıplı olması nedeniyle, ayıplı ifa aynı zamanda borca aykırılık teşkil ettiğinden TBK'nun 227/2 fıkrası uyarınca müspet zararının tazminini talep edebileceği, bilirkişi heyetinde gerekçesi açıklanmak suretiyle hesaplanan ve ayıp nedeniyle uğradığı ispatlanan 22.444,63 Euro maddi tazminatı birleşen dava davalısından talep edebileceği, TL cinsi maddi zarar bakımından ise davacının 23/09/2013 tarihli 13.817,02-TL tutarlı faturaya konu 3.300-kg ve ayıplı olduğu belirtilen ürünü imha ettiğine dair herhangi bir delil sunmadığı, bu durumda halen uhdesinde bulunan bu ürün tutarının maddi zarar olarak davalıdan talep edilemeyeceği, davacının kendi yaptırdığı analiz ve nakliye giderleri yönünden ispatladığı TL cinsinden zararın 5.595,25-TL olduğu, mahkemece bu husus gözetilerek birleşen davadaki maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken tamamen kabul edilmesinin yerinde olmadığı, asıl davada davacı birleşen davada davalının birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun bu yönden yerinde olduğu anlaşılmıştır.

Sonuç itibariyle; asıl davada davacı birleşen davada davalı vekilinin asıl davada yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, yapılacak başkaca tahkikat işlemi bulunmadığından, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizce yeniden hüküm kurularak asıl davanın kabulüne, asıl davada davalının inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına, kötü niyet tazminatı isteminin reddine; birleşen davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Asıl davada davacı birleşen davada davalı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun KABULÜ İLE,

2-Asıl davada davacı birleşen davada davalı vekilinin birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ İLE,

Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/05/2023 tarih ve 2022/135 Esas 2023/471 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,

Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle,

3-Asıl davada;

A) Davanın kabulü ile davalının Büyükçekmece 3 İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takibine vaki itirazının 36.615,70-TL asıl alacak yönünden iptali, ile takibin asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmek suretiyle devamına,

B) İİK'nun 67 maddesi uyarınca hüküm altına alınan alacağın %20'si oranında 7.323,42-TL inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

4-Birleşen davada;

A)Davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; 22.444,63 Euro'nun dava tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının Euro cinsinden bir yıllık mevduata uyguladıkları en yüksek mevduat faizi oranı üzerinden işletilecek faizi ile birlikte; 5.595,25-TL'nin dava tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

B)Davacının manevi tazminat talebinin reddine,

İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:

Asıl dava yönünden:

5-Dairemiz karar tarihi itibariyle kabul edilen miktar üzerinden davalıdan alınması gereken 2.501,22-TL karar harcından, asıl davada davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 438,75-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.062,47-TL harcın asıl davada davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

6-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 438,75-TL peşin harç, 24,30-TL başvurma harcı olmak üzere; toplam 463,05-TL harcın asıl davada davalıdan alınarak asıl davada davacıya verilmesine,

7-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında asıl davada davacı tarafından sarf edildiği anlaşılan 7.224,00-TL yargılama giderinin asıl davada davalıdan alınarak asıl davada davacıya verilmesine,

8-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında asıl davada davalı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

9-Asıl davada davacı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir edilen 36.615,70-TL vekalet ücretinin asıl davada davalıdan tahsili ile asıl davada davacıya verilmesine,

10-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,

Birleşen dava yönünden:

11-Dairemiz karar tarihi itibariyle kabul edilen miktar üzerinden davalıdan alınması gereken 4.931,65-TL karar harcından, birleşen davada davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 3.179,20-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.752,45-TL harcın birleşen davada davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

12-Birleşen davada davacı tarafından dava açılırken yatırılan 3.179,20-TL peşin harç, 25,20-TL başvurma harcı olmak üzere; toplam 3.204,40-TL harcın birleşen davada davalıdan alınarak birleşen davada davacıya verilmesine,

13-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında birleşen davada davacı tarafından sarf edildiği anlaşılan 6.797,55‬-TL yargılama giderinden kabul red oranına göre hesap edilen 5.709,94-TL'nin birleşen davada davalıdan alınarak birleşen davada davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin birleşen davada davacı üzerinde bırakılmasına,

14-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında birleşen davada davalı tarafından sarf edildiği anlaşılan 6.778,50-TL yargılama giderinin kabul red oranına göre hesap edilen1.084,56-TL'nin birleşen davada davacıdan alınarak birleşen davada davalıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin birleşen davada davalı üzerinde bırakılmasına,

15- Birleşen davada davacı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, kabul edilen maddi tazminat tutarı üzerinden dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir edilen 45.000,00-TL vekalet ücretinin birleşen davada davalıdan tahsili ile birleşen davada davacıya verilmesine,

16-Birleşen davada davacı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, reddedilen maddi tazminat tutarı yönünden dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir edilen 13.817,02-TL vekalet ücretinin birleşen davada davacıdan tahsili ile birleşen davada davalıya verilmesine,

17- Birleşen davada davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen manevi tazminat tutarı yönünden ve manevi tazminat talebinin reddi karraına yönelik istinaf başvurusu bulunmadığından, ilk derece mahkemesince AAÜT uyarınca hesap edilen 13.786,01-TL vekalet ücretinin birleşen davada davacıdan tahsili ile birleşen davada davalıya verilmesine,

18-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,

İSTİNAF YÖNÜNDEN:

19-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden asıl davada davacı birleşen davada davalı tarfaından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,

20-Asıl davada davacı birleşen davada davalının asıl davaya ve birleşen davaya yönelik yatırılan istinaf karar haraçlarının talep halinde yatıran tarafa iadesine,

21-Asıl davada davacı birleşen davada davalının asıl davaya yönelik istinaf aşamasında sarf edilen 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının asıl davada davalı birleşen davada davacıdan tahsili ile asıl davada davacı birleşen davada davalıya verilmesine,

22-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 09/07/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1692, K. 2026/1408, T. 09.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1692-e-2026-1408-k-8faacb85c4ae