Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1039 E. 2026/1113 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1039
- Karar No
- 2026/1113
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2026/1039
KARAR NO:2026/1113
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:06/03/2026 tarihli ara karar.
NUMARASI:2026/230 Esas 2026/450 Karar
DAVANIN KONUSU:Şirket genel kurul kararının iptali
Taraflar arasında görülen genel kurul kararının iptali talepli davada ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında, ara kararda yazılı nedenlerle ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen 06.03.2026 tarihli ara karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle;davacının davalı şirket ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduğunu, şirketin bir aile şirketi olduğunu, hâkim ortak olan babasının akıl zayıflığı yaşadığını, münferit imza yetkilisi müdürlerin bilgi paylaşmadıklarını, babasının mal varlığını da nasıl yönettiklerini bilmediğini, şirket yöneticisi olan annesi ve abisinin yaptıklarından emin olamadığı için babasının kısıtlanması davası açtığını, davalıların şirket genel kurulunu toplamak amacı ile 17 ve 18 numaralı kararları aldıklarını, amacın davacıyı yönetimden uzaklaştırmak ve huzur haklarını sonlandırmak olduğunu, pay devirlerini kolaylaştırıcı ana sözleşme değişikliği yapıldığını, bu kararlar ile şirketin 17.03.2026 tarihinde olağanüstü genel kurul toplantısı yapma kararı alındığını, yapılacak bu toplantı ile babasının paylarının devrini kolaylaştırma gayesi güttüklerini ve davacıyı yönetimden uzaklaştırmanın düşünüldüğünü ileri sürerek,davalı şirketin 18.02.2026 tarihli, 17 ve 18 sayılı yönetim kurulu kararlarının tümünün iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ayrıca dava konusu yönetim kurulu kararlarının dava sonuna kadar uygulanmasının durdurulması ve 17.03.2026 tarihinde saat 15.00'de gerçekleştirilmesi için karar alınan olağanüstü genel kurulun yapılmasının durdurulması yönümde ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARI ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin değerlendirildiği 06.03.2026 tarihli ara kararıyla;"...Bilindiği üzere ihtiyati tedbir kararı verilebilmesinin en önemli şartı bir ihtiyati tedbir sebebinin mevcut olmasıdır. Kanunda bu husus genel olarak düzenlenmiş, hâkime oldukça geniş bir takdir alanı bırakılmıştır. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 389/1. maddesinde "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından" söz etmektedir. Bu hüküm dikkate alındığında, mevcut durumun değişmesi halinde, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması, hakkın elde edilmesinin tamamen imkânsız hale gelmesi, gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi varsa, ihtiyati tedbir sebebi var kabul edilecektir. Hâkim kararında somut sebep gösteremiyor, bunu en azından açıklayacak veya asgari ölçüde ikna edecek delil değerlendirmesi yapamıyor, yaklaşık ispat ölçüsünü yakalayamıyorsa tedbire karar vermemelidir. Ancak bu da hiçbir zaman tam bir ispat seviyesinde ispat şartına dönüşmemelidir.Kural olarak bir davada tarafların ileri sürdüğü iddia ve savunmaların ispatı için tahkikat yapılması ve delillerin toplanması gerekir. Hakim tüm delilleri inceleyip değerlendikten ve tam bir karara ulaştıktan sonra nihai kararını verir. Bu husus asıl davanın kabulü için geçerli olup, bu nedenle tam ispat aranır. İhtiyati tedbirlerde ise tam değil yaklaşık ispat yeterli olacağı 6100 Sayılı HMK'nın 390/3. maddesinde düzenlenmiştir. Salt iddia ile tedbir kararı verilemeyeceği izahtan varestedir. Bilindiği üzere tedbir kararı verilebilmesi için istem sahibinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi gerekmektedir. Davacı yanca aile içi bir kısım sorunlardan kaynaklı olarak davalı şirket yöneticilerinin kasıtlı amaçlarla hareket ettikleri ileri sürülmüş ise de şirket yönetim kurulu kararlarının icrasının geri bırakılmasını gerektirecek somut bir delil sunulmamıştır. TTK'nın 391. Maddesi uyarıca kararın batıl sayılmasını gerektirecek ağır bir hukuk ihlali bulunduğuna dair davacı yanca yaklaşık ispatı sağlar delil ibraz edilmediğinden talep red edilmiştir. " gerekçesiyle, davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.Bu ara karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava açılırken, davacının ikame ettiği vesayet davasına dair delilleri, şirkete çekilen ihtarnameleri ve şirketin ihtarnamelerini sunduklarını, yönetim kurulunun kararında, yönetim kurulu üyelerinin görev değişikliğinin yapılacağı ve yönetim kurulu üyelerinin görevlerine son verileceğine dair karar alındığını,bu toplantıda sunulan karar metinlerinde bu hususların açıkça yazılı olduğunu, yaklaşık ispatın sağlandığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, davalı şirket yönetim kurulunun 18.02.2026 tarihli,17 ve 18 numaralı kararlarının iptali istemine; istinaf, yönetim kurulu kararlarının uygulanmasının durdurulması ve 17.03.2026 tarihinde yapılacak olağanüstü genel kurul toplantısının durdurulması konusunda ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebinin reddi ara kararına ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ihtiyati tedbir talebinin reddine dair 06.03.2026 tarihli ara karar verilmiş; bu ara karara davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili;davacının davalı şirket ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduğunu, şirketin bir aile şirketi olduğunu, davalı şirketin 18.02.2026 tarihli, 17 ve 18 numaralı yönetim kurulu kararları ile davacının yönetimden uzaklaştırmanın amaçlandığını,ayrıca davacının babasının paylarının devrini kolaylaştırılmasının amaçlandığını ileri sürerek, 17 ve 18 numaralı yönetim kurulu kararlarının iptalini istemiş ayrıca, dava konusu yönetim kurulu kararlarının dava sonuna kadar uygulanmasının durdurulması ve 17.03.2026 tarihinde saat 15.00'de gerçekleştirilmesi için karar alınan olağanüstü genel kurulun yapılmasının durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiştir.Mahkemece,tedbir isteminin reddine karar verilmiştir. TTK'nın 391.maddesinde yönetim kurulu kararlarının butlanı düzenlenmiş, iptali husus ayrıca düzenlenmediği gibi geçici hukuki koruma konusunda da özel bir hükme yer verilmemiştir. Bu durumda davacının ihtiyati tedbir ve yürürlüğün durdurulması talebinin, genel hüküm olan HMK'nın 389 vd. maddelerine göre değerlendirilmesi gerekir. HMK'nın 389/1. maddesine göre; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Yine aynı Kanun'un 390/3 maddesine göre; tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.Yukarıda açıklanan yasal düzenleme uyarınca, ihtiyati tedbir kararı verilmesinin ilk koşulu, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden endişe duyulmasıdır. Somut olayda, ihtiyati tedbir talebine konu yönetim kurulu kararlarının incelenmesinde: 18.02.2026 tarihli ve 18 sayılı yönetim kurulu kararının, olağanüstü genel kurul çağrısına ilişkin olduğu, 18.02.2026 tarihli ve 17 sayılı yönetim kurulu kararının ise esas sözleşmenin sermaye ile ilgili 6.maddesinin tadil edilmesi,esas sözleşmeye payların devri ile ilgili 16.maddenin eklenmesine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Ara kara tarihi itibariyle yaklaşık ispatın doya kapsamı itibariyle sağlanamadığı, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğine dair yaklaşık ispatın sağlanamadığı anlaşıldığından, mahkemece tedbir isteminin reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmuştur. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 391/3 ve 353/1.b.1. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin verilen ara karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3 maddeleri uyarınca, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye irat kaydına,
3-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.11.06.2026
KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.f ve 391/3 maddeleri uyarınca karar kesindir.