Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/957 E. 2025/957 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/957
- Karar No
- 2025/957
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/957 - 2026/1210 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/957 KARAR NO : 2026/1210
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 30/04/2025 NUMARASI : 2016/1134 Esas 2025/365 Karar
DAVACI : VEKİLLERİ : Av. DAVALI : 1 - VEKİLİ : Av. DAVALI : 2 VEKİLLERİ : Av.
İHBAR OLUNAN : VEKİLİ : Av.
DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 15/09/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 21/09/2026
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; 12.08.2016 tarihinde davalılardan ... adına kayıtlı... plakalı araç ile ...market önüne park edip ön kapısını açıp inmek istediği sırada ön sol kapısına ...caddesi istikametinden ... istikametine seyir eden sürücüsü ...'nin idaresindeki elektrikli bisikletteki arkasında yolcu olarak bulunan ...'nin ayağına çarpması sonucu yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, müvekkilinin ağır derecede yaralandığını, davalı ...'in kazada tam kusurlu olduğunu, müvekkilinin sağ bacağında diz kapağı da dahil olmak üzere hasar gördüğünü, bacağında kırıklar ve sabit izler kaldığını, bacağına kalıcı olarak platinler takıldığını, uzun zamandır süren tedavisine rağmen vücudunda oluşan fonksiyon kaybı nedeniyle temel ihtiyaçlarını bile tek başına karşılayamayan müvekkilinin psikolojisinde onarılmaz yaralar oluştuğunu belirterek, ekonomik geleceği sarsılmış ve yapmak istediği meslek gereği maruz kaldığı durum karşısında çalışma gücünün azalmasından da ziyade yitirilmesine neden olduğu için kaybı çok büyük olan müvekkilinin kazanç kaybı ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıpları, gündelik yaşamındaki işleri de daha fazla efor harcayarak yapması ve devamlı da yapacak olması nedeniyle oluşan kaybı, yapılan tedavi giderlerine ilişkin olarak oluşan maddi zararlarına karşılık olmak üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla şimdilik, 1.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 12.08.2016 tarihinden itibaren T.C. Merkez Bankasınca kısa vadeli kredilere uygulanan avans (ticari temerrüt) faizi ile birlikte davalılardan (davalı sigorta şirketinin sorumluluğu yalnızca maddi tazminatlara ilişkin olmak ve poliçe limitleriyle sınırlı olmak kaydıyla ve yine davalı sigorta şirketi yönünden faiz başlangıç tarihinin de dava tarihinden başlatılarak) müştereken ve müteselsilen, müvekkilinin yaralanmasına neden olan davalı sigorta şirketi dışındaki davalıdan müvekkilinin yaşadığı manevi ve psikolojik sıkıntıların bir nebzede olsa düzelmesi için 60.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 12.08.2016 tarihinden itibaren T.C. Merkez Bankasınca kısa vadeli kredilere uygulanan avans (ticari temerrüt) faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davacı vekili 02.08.2024 tarihli ıslah dilekçesiyle; talebini 2.918.126,41 TL bakiye iş göremezlik zararı, 129.630,76 TL emekli ikramiyesi kaybı, 7.735,85 TL tedavi gideri, 9.419,314,00 TL gelir kaybı tazminatı ve mahrum kalınan gelir kaybı olduğunu belirterek, toplam 12.473.807,00 TL'ye çıkararak tahsilini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin kaza tarihinde ... Caddesi üzerinde ... market isimli işyerinin önüne geldiğinde aracını yolun sağına yanaştırdığını ve araç çalışır vaziyette iken dikiz aynasını kontrol ettiğinde sadece... firmasına ait servis aracının gelmekte olduğunu gördüğünü, kontrollü olarak kapıyı açtığı anda... firmasına ait servis aracı ile müvekkiline ait aracın arasından sıyrılıp gelen ve aynı istikamette gitmekte olan sürücüsü ... olan plakasız elektrikli bisiklet ile arkasında taşıdığı davacının ayağına otomobilin kapısının çarpması sonucu yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, davacının bulunduğu elektrikli bisikletin müvekkiline ait araç ile servis aracının arasından aniden çıkmış olması sebebiyle kazanın meydana geldiğini, davacının eşinin kullandığı yolcu taşıma kapasitesi olmayan elektrikli bisiklete kasksız dizliksiz ve tedbirsiz bir şekilde binerek trafiğin yoğun olduğu bir caddede seyahat etmiş olmasından dolayı kusurlu olduğunu, müvekkilinin aracının diğer davalı ... Sigorta A.Ş.'ye motorlu taşıtlar zorunlu mali sorumluluk poliçesi ile sigortalı olup, sakatlık halinde 290.000 TL'lik teminat limitinin bulunduğunu bildirerek davanın reddini, müvekkilinin aracının kasko sigorta poliçesi ile 3.kişilere yönelik maddi-manevi sigorta teminatlarını karşıladığını, davanın müvekkilinin ileride herhangi bir maddi-manevi tazminat ödemesi ile karşılaşması halinde sigorta şirketine rücu edebilmesi için davanın ... Sigorta'ya ihbar edilmesini istemiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın müvekkili sigorta şirketine başvuruda bulunduğunu, müvekkili şirket tarafından 15 gün içinde dosyanın sonuçlanması için gerekli eksik belgeler talep edildiğini, ancak bu belgeler kendilerine gönderilmediği için hasar dosyasının neticelendirilmediğini, bu sebeple davanın usulden reddi gerektiğini, kazaya karıştığı... plakalı aracın trafik sigorta poliçesi ile maluliyet halinde kaza tarihi itibarıyla şahıs başına azamı 310.000 TL poliçe limiti ile davalı ... adına müvekkili sigorta şirketine sigortalı olduğunu davacının geçici iş göremezlik tazminatını talep ettiğini, davacının bu talebinin trafik sigortası genel şartları gereği teminat dışı olduğunu, müvekkili şirketin tedavi giderleri nedeniyle herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece yapılan yargılama sonunda; 12/08/2016 tarihinde elektrikli bisiklet arkasında yolcu olan davacının davalı ...'in kullanmış olduğu aracı sağa çekip kapıyı açtığında kapının davacıya çarpması sonucu davacının düştüğü ve dizinden yaralandığı, bu nedenle davacı vekilinin davacının maruz kaldığı yaralanmadan kaynaklı olarak çalışma gücünün azalmasından daha çok kaybedildiği ileri sürülerek davacının kazanç kaybı ve ekonomik geleceğinin sarsılmasından doğan kayıplarının ve efor kaybının tazmini ile yapılan tedavi giderlerinin karşılanmasını ayrıca manevi tazminata karar verilmesini talep ettiği, davaya konu kazaya ilişkin olarak Eskişehir 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2016/800 Esas sayılı dosyasında 07/12/2017 tarihinde alınan ATK İstanbul Trafik İhtisas Dairesi'nin raporunda meydana gelen kazada davalı sürücü ...'in asli kusurlu olduğu, elektrikli bisiklet sürücüsü ...'nin kusursuz olduğu, davacı yolcu ...'nin kusursuz olduğunun bildirildiği, 12/08/2016 tarihli trafik kazası tespit tutanağı ile uyumlu olan çelişkili bulunmayan ATK kusur raporunun hükme esas alınması gerektiği, Eskişehir 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2016/800 Esas- 2019/1244 Karar sayılı ilamı ile davalı sürücü ... hakkında taksirle yaralamaya neden olma suçundan adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın kesinleştiği, davacının %16 malul kaldığının anlaşıldığı, davacı vekilinin 21.10.2024 tarihli dilekçesi ile, davalı sigorta şirketi tarafından müvekkiline 310.000,00 TL anapara (poliçe limitinin tamamı), 140.000,00 TL yasal faiz ödemesi ve 1.400,00 TL yargılama gideri ödemesi ile vekalet ücretinin ödendiğini, davalı sigorta şirketinin poliçe kapsamında sorumluluğu kalmadığından davaya davalı sigorta şirketi yönünden devam etmediklerini bildirdiği, bu nedenle davalı sigorta yönünden sulh nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi gerektiği, Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü'nün Eskişehir Şehir Hastanesi Başhekimliği'ne yazdığı 31/01/2020 tarihli yazısında davacının hemşire olarak çalışmakta iken 12/08/2016 - 17/12/2019 tarihleri arasında 3 yıl süreli rapor kullandığından bakanlık makamının 31/01/2020 tarih ve 4298 sayılı onayı ile 5434 s. Kanun'un 44. maddesine göre malulen emekliye sevk edildiğinin anlaşıldığı, davacının emekliye sevk edilmesinin nedeni davacıda oluşan maluliyet oranına bağlı değil davacının 3 yıl süreli rapor kullanması olduğunun anlaşıldığı, kaldı ki, davalının maluliyet oranının %16 olduğu, davacı vekili müvekkilinin erken emekli olmasına bağlı olarak ekonomik geleceğinin sarsılması ve eksik alınan emekli ikramiyeleri yönünden de tazminata karar verilmesini talep etmiş ise de alınan ATK 2. İhtisas Dairesi'nin raporlarında davacının iyileşme sürecinin 18 aya kadar uzayabileceğinin belirtildiği bu durumda davacının erken emekliye ayrılmak zorunda kalma nedeniyle uğradığını iddia ettiği kazanç kaybı, davacının kalıcı iş göremezlik tazminatını istemeye yönelik olduğu, davacının talebinin geçici ve kalıcı iş göremezlik tazminatına ilişkin olduğunun kabulü gerektiği (Yargıtay 17. HD'nin 13/03/2017 tarih ve 2014/20040 Esas - 2017/2620 Karar sayılı ilamı), zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde müterafık kusur indirimi yapılması gerekir ise de somut olayda her ne kadar diz bölgesinden yaralanan davacının, kaza sırasında koruyucu ekipman olarak dizlik kullanmadığı için müterafik kusur indirimi yapılmasına gerek görülmediği (Yargıtay 4. HD'nin 06/11/2024 tarih ve 2022/10813 Esas - 2024/10557 Karar sayılı ilamı), aktüer bilirkişiden alınan 18/03/2025 tarihli raporda davacının bakiye iş göremezlik zararının 3.041.500,27 TL olduğu hesaplanmış ise de davacı vekilinin 02/08/2024 tarihli ıslah dilekçesinde talep ettiği bakiye iş göremezlik zararına ilişkin talebi 2.918.126,41 TL olduğundan taleple bağlı kalınarak 2.918.126,41 TL iş göremezlik tazminatı ve 7.735,85 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 2.925.862,26 TLüzerinden maddi tazminat isteminin kabulüne karar verilmesi gerektiği, Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesi hükmüne göre, olay tarihi, olayın gelişim şekli, davalı sürücü ...'in kazada asli ve tek kusurlu olması, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, davacının yaralanmasının ve iyileşme sürecinin durumu ve yukarıdaki ilkeler ile paranın alım gücü gözetildiğinde 60.000,00 TL manevi tazminatın hakkaniyete uygun bulunduğu gerekçesiyle, “1-Davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden sulh nedeniyle KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-Davalı ... yönünden davanın KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İLE, 2.918.126,41 TL iş göremezlik tazminatı (taleple bağlı kalınarak) ve 7.735,85 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 2.925.862,26 TL maddi tazminatın 12/08/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, fazlaya yönelik istemin reddine, 3-60.000,00 TL manevi tazminatın 12/08/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine,” karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; hükme esas alınan maluliyet raporunun hatalı olduğunu, hatalı rapor esas alınarak kazanç kaybına ilişkin tazminat talebinin reddinin doğru olmadığını, davacının hâlâ iyileşemediğini ileri sürerek, istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; kusur durumunun hatalı tespit edildiğini, davacı tarafın park eden araca bu kadar yakın geçmesinin kazanın meydana gelmesinde etken olduğunu, maluliyet oranı ve maluliyet raporunun da hatalı olduğunu yine davacı tarafın erken emeklilik nedeniyle ikramiye farkına karar verilmesinin doğru olmadığını, hükme esas alınan aktüer raporunun eksik incelemeyle düzenlendiğini, yargılama sırasında sigorta tarafından yapılan ödemenin ödeme tarihindeki tutar kadar mahsubunun hatalı olduğunu, ayrıca sigorta şirketinin ödediği miktar içerisinde işlemiş faiz vekalet ücreti ve yargılama gideri bulunduğunu bu tutarların da uyarlama yapılarak mahsuba gerektiğini, davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin eksik olduğunu zira davacının toplamda talebini 12.473.807,00 TL'ye çıkardığını reddedilen miktara göre vekalet ücretinin 682.918,89 TL olduğunu bu miktara göre vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, hükmedilen manevi tazminat miktarının da fahiş olduğunu ileri sürerek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE İstinaf talebinde bulunan davacı vekili ve davalı ... vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, kamu düzenine aykırılıklar resen gözetilerek, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Yerel Mahkeme tarafından davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmiştir. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden; mahkemece hükme esas alınan kusur durumunun ceza dosyası ve dosyamız kapsamına uygun olduğu, kazada davalı tarafın tam kusurlu olduğu, hükme esas alanına ATK 2.Üst kurulu maluliyet raporunun karar vermeye elverişli olduğu, hükme esas alınan aktüer raporun usulüne uygun olup, yargılama sırasındaki sigorta ödemesinin güncellenmeden mahsubunun da doğru olduğu, gerçek zarar ilkesine uygun olarak davacının sürekli işgöremezlik ve SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri zararının belirlendiği ve bu kapsamda karar verildiği, davacının gelir kaybı ve emekli ikramiye farkı zararı ile kaza arasında illiyet bağının ispatlanmadığı, hükmedilen manevi tazminat miktarının da hakkaniyete uygun olduğu, mahkemece hükmedilen yargılama gideri ve vekalet ücretlerinin de HMK ve karar tarihindeki AAÜT hükümlerine uygun olarak reddedilen miktara göre ancak davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinden de fazla olmamak üzere belirlendiği anlaşıldığından davacı ve davalı ...’in istinaflarına itibar edilmemiştir. Açıklanan nedenlerle, usul ve yasaya uygun olarak verilen ilk derece mahkemesi kararına davacı ile davalı ... vekilleinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1- Davacı vekili ile davalı ... vekilinin yerel mahkeme kararına yönelik istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, İstinaf eden davalı ...'den alınması gereken 203.964,25 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 51.250,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 152.714,25 TL harcın bu davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf edenler tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gider avansından artan kısım varsa karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-Kararın HMK'nın 359/4. maddesi gereğince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK’nın 361/1 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 HAFTA İÇERİSİNDE TEMYİZ YOLU AÇIK OLMAK ÜZERE 15/09/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.