Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/861 E. 2026/979 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/861
Karar No
2026/979
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/861 - 2026/979 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2025/861 KARAR NO : 2026/979

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20/02/2025 NUMARASI : 2024/321 ESAS - 2025/142 KARAR

DAVACI : VEKİLİ : Av.

DAVALI : VEKİLLERİ : Av. DAVANIN KONUSU : Tazminat

KARAR TARİHİ : 18/06/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/07/2026

Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı...A.Ş. vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde;18/05/2016 tarihinde meydana gelen tek taraflı trafik kazası neticesinde, araçta yolcu olan davacının yaralandığını, aracın kaza tarihini kapsayan ZMM sigorta poliçesinin davalı sigorta şirketi tarafından tanzim edildiğini, davalı şirket tarafından davacıya 01.03.2017 tarihinde 68.000 TL ödeme yapıldığını, ancak söz konusu ödeme yapıldıktan sonra, ilerleyen yıllarda davacının maluliyet oranının arttığını belirterek, şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın (artan maluliyet oranından kaynaklı kalıcı iş göremezlik tazminatının) ihtarnamenin tebliğ tarihinin 8 iş günü sonrası olan 06/09/2022 tarihinden itibaren ticari temerrüt (avans) faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, ıslah dilekçesi ile, faiz başlangıç tarihini 01.03.2017 olarak değiştirmiş, dava değerini 242.000,00 TL olarak artırmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, davanın kabulüne, 242.000,00 TL tutarındaki sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihi olan 01/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, karar davalı...A.Ş. vekili tarafından süresi içinde istinaf edilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davacı tarafından sunulan ıslah dilekçesine ilişkin beyan ve itirazlarını bildirmeleri için tanınan iki haftalık süre beklenmeksizin hüküm kurulması nedeniyle adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini, artan maluliyet iddiasının yerinde olmadığını, davacının tedavileri tamamlanarak hangi tarihte sağlığına kavuşmuş sayılacağı, maluliyeti ile ilgili olarak gelişen bir durum bulunup bulunmadığı, tedavinin ne zaman sona erdiği, vücut çalışma gücü kaybının hangi tarihte kesin olarak belirlenebilir duruma geldiği konularının açıkça ve anlaşılır şekilde ortaya konulması gerektiğini, sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığını, davacının kaza anında sigortalı aracın römorkunda seyahat etmekte olduğunu, bu hususun istiap haddinin aşıldığının göstergesi olduğunu, zararın meydana gelmesinde ve artmasında davacının müterafik kusuru bulunduğunu, hesap raporunu kabul etmediklerini, raporda TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faizin dikkate alınması gerektiğini, zararın hesaplanmasında vergilendirilmiş gelirinin esas alınması, aksi takdirde asgari ücrete göre hesaplama yapılması gerektiğini, davacının araç içerisinde yolcu olması nedeniyle hesaplanan tazminattan hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, davanın açılmasına sebebiyet vermediklerinden davalı şirket yönünden temerrüt tarihinden itibaren avans faiz, yargılama giderleri ve vekalet ücreti taleplerinin de reddi gerektiğini, davalı şirket, başvuruda gereken zorunlu belgelerin de ibrazı ile usulüne uygun bir bildirimle temerrüde düşürülmemiş olduğundan sorumluluğun ancak dava tarihi itibariyle mümkün olabileceğini, kazaya karışan aracın cinsi her ne kadar kamyonet olsa da davacı ile sigortalı arasında ticari bir ilişki bulunmaması ve aracın ticari faaliyet amaçlı kullanılmaması sebebiyle ticari faiz taleplerinin yerinde olmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf talebinde bulunan davalı vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, HMK’nın 355. maddesi kapsamında, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarara bağlı maddi tazminat istemine ilişkindir. Dosya kapsamının incelenmesinde davacı vekili tarafından sunulan 04.02.2025 tarihli ıslah dilekçesinin davalı vekiline 04.02.2025 tarihinde tebliğ edildiği, bu kapsamda ıslah dilekçesine itiraz edilmesi için yasal olarak tanınan 2 haftalık yasal sürenin 23.02.2025 tarihinde dolduğu, buna karşın mahkemece anılan süre dolmadan 20.02.2025 tarihinde karar verildiği anlaşılmakla, davalı tarafın hukuki dinlenilme hakkını da ihlal edecek şekilde karar verilmiş olması doğru olmamıştır. Kabule göre de; 1-2918 sayılı KTK'nın 111. maddesi uyarınca, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler. Yasa'nın bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi, yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması da yeterlidir. Yasa'da belirtilen 2 yıllık süre, hak düşürücü süre olup re'sen dikkate alınması gerekir. Bazı hallerde, zararın öğrenilmesi, onun kapsamının değil, varlığının öğrenilmesi anlamındadır. Zararın varlığı, niteliği ve esaslı unsurları hakkında bir dava açmaya, o davayı ciddi ve objektif bir şekilde desteklemeye, gerekçelerini göstermeye elverişli, yeterli hal ve şartların öğrenilmesi, zararın öğrenilmiş sayılması için yeterlidir. Buna karşılık ortaya çıkan zarar, kendi özel yapısı içerisinde, sonradan değişme eğilimi gösteriyor, kısaca, zararı doğuran eylem veya işlemin doğurduğu sonuçlarda (zararın nitelik veya kapsamında) bir değişiklik ortaya çıkıyor ise, artık "gelişen durum" ve dolayısıyla, gelişen bu durumun zararın nitelik ve kapsamı üzerinde ortaya çıkardığı değişiklikler söz konusu olacaktır. Böyle hallerde, zararın kapsamını belirleyecek husus, gelişmekte olan bu durumdur ve bu gelişme sona ermedikçe zarar henüz tamamen gerçekleşmiş olmayacaktır (HGK, 15.11.2000 gün ve: 2000/21-1609 K: 2000/1699, 4.HD 13.05.1980 gün ve 1980/3493-6206 sayılı; 26.01.1987 gün, 1986/7532 esas, 1987/485 karar sayılı kararı). Gelişen durumun varlığı halinde, gelişen durumun sona ermesinden itibaren zamanaşımı süresi içinde dava açılması gerekir. Gelişen durum; olay sonucu meydana geldiği halde, başlangıçta bilinen yaralanmalar dışında, sonradan ortaya çıkan veya gelişen, olaya bağlı vücut bütünlüğünü bozan sonuçlar olarak tanımlanabilir. Gelişen durumun olup olmadığı ise her olaya özgü olarak kanıtlara göre değerlendirilir. Davacıdaki yaralanmanın hangi tarihte tedaviyle tamamen sona erdiği, bu yaralanmadan dolayı gelişen bir durum olup olmadığı, varsa hangi tarihte gelişen durumun sona erdiği, diğer bir anlatımla, daimi iş gücü kaybının kesin olarak belirlenebilmesi için tedavilerinin ne zaman sona ereceği ve kesin maluliyet oranının hangi tarihte belirlenebileceğinin tespiti önemlidir. Somut olayda,...Devlet Hastanesi'nce düzenlenen 29/01/2020 tarihli rapor uyarınca, davacının kaza sonucu yaralanmasına bağlı olarak göz hastalıkları: h53.0 - anopsisiz ambliyopi, beyin ve sınr cerrahisi : m51.1 - lumbar ve diğer intervertebral disk bozuklukları radikülopati fiziksel tıp ve rehabilitasyon teşhisi ile % 11 oranında maluliyetinin tespit edildiği, bunun üzerine davalı şirkete yapılan başvuruya istinaden davacıya anılan maluliyet oranı kapsamında, davalı şirketçe 01.03.2017 tarihinde 68.000 TL ödeme yapıldığı, eldeki davanın artan maluliyet iddiasına dayalı olarak açılığı, mahkemece...Üniversitesi Hastanesi Adli Tıp ABD Başkanlığı’ndan alınan 08.10.2024 tarihli rapor uyarınca ‘... Devlet Hastanesi tarafından kişi hakkında düzenlenmiş 18.05.216 tarihli genel adlı muayene raporu formunun incelenmesine göre: hastanın, başta arka tarafa yakın yaklaşık 5 cmlik sütüre ihtiyacı olan kesi mevcut olduğu, boyunda ense kökünde ağrı ve hassasiyet olduğu, sol kolda genel hassasiyet ve ağrı olduğu, BTM ile giderilemez olduğunun belirtildiği, ...Hastanesi tarafından düzenlenmiş 18.05.2016 tarihli epikriz formunda yapılan muayenesinde serebral ödem olduğu, servikal BT'sinde kontüzyon olduğu, C7 kırığı olduğu, toraks BT'sinde atelektazi olduğu, genel durumu kötü olduğu, bilinç kapalı olduğu, hastanın çekilen servikal BT'sinde servikal aks bozulduğu, C3-4 düzeyinde spinal kordda tanımlanan kontüzyon 1,5cmlik segmentte sebat ettiği, vertebra korpus köşelerinde sivrileşmeler, endplatelerde yağlı dejenerasyon ve daha önce tanımlanan disk patolojileri benzer şekilde sebat ettiği, ayrıca bilateral vertebra korpuslarına uzanan fiksatörlere ait metalik imajlar T1 düzeyine kadar devam etmekte ve bu düzey seviyeler boyunca posterior elamanlarda yaygın postop heterojenite, ödem ve T2 - C7 aralığında koleksiyon alanı izlendiği, hastanın alt batın BT'sinde sağ anafemoral venden iliak vene uzanan kateter izlendiği, hastanın üst batın BT'sinde karaciğer sağ lob longitudinal uzunluğu 185 mm olup, (hepatomegali ) arttığı, sol böbrek komşuluğunda en kalın yerinde 1 cm'yi bulan yoğun içerikli sıvı kolleksiyonu izlendiği, hastanın toraks BT'sinde het iki akciğer alt lob süperiorda, posteriorda, sol akciğer alt lob anteriorda, laterobazelde ve sol akciğer lingulada atelektazik değişiklikler izlendiği, her iki ak ciğerde yer yer mozaik perfüzyon paterni izlendiği, sağ akciğer orta lob medialde, 6,5mm ebatlı fibrotik kökenli olduğu düşünülen subplevral nodül izlendiği, torakal spinal MR'ında T9 vertebra korpusu inferior end platede schmorl nodülü izlendiği, torakal intervertebral disklerde hidrasyon azalması mevcut olduğu, T6-7 intervertebral diskte sol paramedian protrüzyon izlenmekte olup, sol lateral resess hafif daraldığı, T9-10 intervertebral diskte sağ paramedian protrüzyon izlenmekte olup, sağ lateral reses hafif daraldığı, hastanın servikal spinal MR'ında vertebra korpus köşelerinde osteofit formasyonları izlendiği, C3 ve C4 vertebralar düzeyinde spinal kordda kontüzyon ile uyumlu sinyal artışı izlendiği, C7 vertebra posterior spinöz proçesinde kopma fraktürü mevcut olduğu, C7 vertebra düzeyinde grade anterolistezis izlendiği, kesit alanına giren tüm intervertebral disklerde hidrasyon kaybı izlendiği, C3-4 intervertebral diskte posterosantral protrüzyon izlenmekte olup, anterior subaraknoid mesafe silindiği, spinal kord basılanmış ve lateral resassler daraldığı, Câ-5 ve C5-6 intervertebral disklerde diffüz bulging izlenmekte olup, anterior subaraknoid mesafe silindiği, lateral resessler ve nöral foramenler daraldığı, spinal korda temas mevcut olduğu, Cb-7 intervertebral diskte sağ para median protrozyon izlenmekte olup, anterior subaraknoid mesafe silindiği, lateral reşessler ve nöral foramenler daraldığı, spinal korda temas mevcut olduğu, hastanın beyin BT'sinde serebral sulkus — fissürler ile 3. ve lateral ventriküller hafif daralmış görünümde olduğu, ( hafifserebral ödem ?), biparietalde ve sol frontalde cilt altı yumuşak dokuda ödem ve şişlik izlendiği, hastanın servikal kontüzyonu ve atelektaziye bağlı olduğu düşünülen solunum sıkıntısı nedeni ile mekanik ventilatöre bağlandığı, anestezi konsültasyonundan sonra ameliyata alındığı, C3-4-5-6-7 total laminektomi olduğu, C3-4-5-6-7 bilateral lateral mass vida TH1- TH2 bilateral transpediküler vida ITGA altında prone pozisyonda hasta baş ekstansiyonda hasta tespit edildiği, oksiput- THS aracı cilt insizyonu yapıldığı, cilt altı geçildiği, fasya orta hattan koter ile her iki tarafta açıldığı,önce C3-4-5-6-7- TH1-TH2 bilateral vida fiksasyonu yapıldığı, C3-4-5-6-7 total laminektomi yapıldığı, mesafede kanama kontrolü yapıldığı, mesafeye dren konduğu, fasya tek tek sütüre edildiği, cilt altı cilt usulüne uygun olarak kapatıldığı, perop komplikasyon olmadığı, hasta üçüncü basamak yoğun bakıma alındığı, torakal MR'ında sağ 8. 9. ve 11 kot posterior kesimlerde nondeplase fraktür hatları izlendiği, her iki akciğer alt lob süperiorda, posteriorda, sol akciğer alt lob anteriorda ve laterobazalde buzlum cam alanları ve atelektazik değişikler izlendiği, her iki akciğerde yer yer mozaik perfüzyon paterni izlendiği, sağ akciğer orta lob medialde 6,5 mm ebatlı fibrotik kökenli olduğu düşünülen subplevral nodül izlendiğinin belirtildiği, Bitlis Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından kişi hakkında düzenlenmiş 02.09.2016 tarihli adli raporunun incelenmesinde, hastanın medulla spinalis kontüzyonuna neden olan yaralanmasının BTM ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı, vücuttaki kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisi ağır (4) derecede etkileyecek nitelikte olduğunun belirtildiği,... Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından şahsın 04.10.2024 tarihinde yapılan muayenesinde servikal vertebra fleksiyon 30, ekstansiyon, rotasyon 25/30, lateral fleksiyon 10/10 derece ölçüldü, boyun arkada orta hatta 18x0,5 cmlik sütür izli operasyon skarı izlendiği, C3, 4, 5, 6 ve 7 total laminektomi, C3-T2 posterior segmental fiksasyon belirlendiği ve davacının Özürlülük Ölçütü,Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik kapsamında kalıcı maluliyet oranının %28 olduğu kişinin tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı ihtiyaç süresinin 1 ay olduğu, iyileşme süresinin 6 aya kadar uzayabileceği, bu süre zarfında %100 özürlü sayılması gerektiğinin belirlendiği,mahkemece anılan raporun hükme esas alınmasıyla yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmıştır. Mahkemece hükme esas alınan... Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen raporda davacının artan maluliyet iddası kapsamında davacıdaki yaralanmanın hangi tarihte tedaviyle tamamen sona erdiği, bu yaralanmadan dolayı gelişen bir durum olup olmadığı, varsa hangi tarihte gelişen durumun sona erdiği; diğer bir anlatımla, daimi iş gücü kaybının kesin olarak belirlenebilmesi için tedavilerinin ne zaman sona ereceği ve kesin maluliyet oranının hangi tarihte belirlenebileceğinin netlikle belirlenmediği anlaşılmakla bu kapsamda mahkemece Adli Tıp Kurulu’ndan artan maluliyet iddialarının tespitine yönelik yeniden rapor alınmasıyla oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde görülmemiştir. 2-Davalı sigorta şirketi vekilinin hatır taşıması ve müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğine ilişkin istinaf taleplerine gelince; Yargıtay’ın yerleşik kararlarında, hatır taşımasının söz konusu olduğu durumlarda TBK'nın 52. maddesi uyarınca, tazminattan belli bir ölçüde hakkaniyet indirimi yapılması öngörülmektedir. Hatır taşıması indirimi yapılabilmesi için davalının süresinde hatır taşıması savunmasında bulunmuş olması gereklidir. Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK md. 52 düzenlenmiştir. Buna göre zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödevlisinin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hakim tazminat miktarını hafifletebilir. Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK.nun 52.maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Yargıtay 17. HD'nin uygulamaları ve yerleşik içtihatlar gereğince bir olayda hem müterafik kusur durumu (ehliyetsiz sürücü aracına binmek ve emniyet kemeri takmamak vs. gibi), hem de hatır taşıması bulunması halinde tazminattan müterafik kusur için %20 ve hatır taşıması için ayrıca %20 oranında indirim yapılması gerekmektedir. Somut olayda, davacının davalı tarafından sigortalanan kamyonet tipi araçta kaza sırasında kasa kısmında seyahat etmekte olduğu açıkça anlaşılmakla, davacının zararın meydana gelmesi/artmasında müterafık kusur bulunduğu açıkça anlaşılmakla beraber bu kapsamda mahkemece davalı tarafça sigortalanan araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğu kabulü ile hesaplama yapılarak hesaplanan tazminattan % 20 oranında müterafık kusur indirimi yapılmasıyla oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken mahkemece alınan kusur raporu ile davacının kamyonet kasasında seyahat etmesinden kaynaklanan müterafık kusuru kazanın meydana gelmesine sebep olan kusur kabul edilerek davacıya % 25 kusur izafe edilmesi yerinde görülmemiş ise de istinafa gelen tarafın sıfatına göre bu husus lehine olduğundan karar bu yönüyle eleştirilmekle yetinilmiştir. Bununla birlikte davacının kaza esnasında araçta hatır için taşınmakta olduğu ve kazanın bu sırada meydana geldiği,davacının menfaat karşılığı taşındığının somut olarak ispatlanmadığı,davalı tararfça süresi içinde hatır taşıması itirazında bulunulduğu anlaşılmakla hesaplanan tazminattan %20 oranında hatır taşıması indirimi de yapılarak,sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde bu husus nazara alınmadan karar verilmesi yerinde görülmemiştir. 3-Davacı tarafça davanın açılmasından önce davalı sigorta şirketine yapılan başvurunun eksik evrakla (maluliyet raporu) yapıldığı anlaşılmakla, mahkemece hükmedilen tazminata arabuluculuk başvuru tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, HMK’nın 355. maddesi gereğince, istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar yönünden yapılan inceleme sonunda; davalı...A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a.4. maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, mahkemece öncelikle davalı vekiline ıslah dilekçesine itiraz edilmesi için yasal olarak tanınan 2 haftalık yasal sürenin beklenmesi, akabinde Adli Tıp Kurumu’ndan davacının artan maluliyet iddiası kapsamında davacıdaki yaralanmanın hangi tarihte tedaviyle tamamen sona erdiği, bu yaralanmadan dolayı gelişen bir durum olup olmadığı, varsa hangi tarihte gelişen durumun sona erdiği; diğer bir anlatımla, daimi iş gücü kaybının kesin olarak belirlenebilmesi için tedavilerinin ne zaman sona ereceği ve kesin maluliyet oranının hangi tarihte belirlenebileceğinin tespit edilmesi, akabinde artan maluliyet iddiasının ispatı halinde gerektiğinde aktüer bilirkişiden ek rapor alınması, davacının kaza esnasında araçta hatır için taşınmakta olduğu ve kazanın bu sırada meydana geldiği, davacının menfaat karşılığı taşındığının somut olarak ispatlanmadığı, davalı tarafça süresi içinde hatır taşıması itirazında bulunulduğu anlaşılmakla hesaplanan tazminattan %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılması, davacı tarafça davanın açılmasından önce davalı sigorta şirketine yapılan başvurunun eksik evrakla (maluliyet raporu) yapıldığı anlaşılmakla, mahkemece hükmedilen tazminata arabuluculuk başvuru tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğinin de gözetilmesi ve istinaf eden taraf lehine oluşan usuli müktesep hakların da gözetilmesiyle oluşacak sonuca göre karar verilmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı...A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK.nın 353/1-a.4 maddesi gereğince KABULÜ İLE; Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20/02/2025 tarih, 2024/321 Esas - 2025/142 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 2-İstinaf eden taraça yatırılan peşin karar harcının istek halinde yatırana iadesine, 3-İstinaf eden tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılacak yeniden yargılamada dikkate alınmasına, 4-İİK'nın 36. maddesi gereğince, icranın geri bırakılması kararına istinaden Ankara 4. Genel İcra Dairesi'nin 2025/12802 Esas sayılı dosyasına depo edilen 920.000,00 TL bedelli teminat mektubunun YATIRAN TARAFA İADESİNE, 5-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nın 353/1.a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 18/06/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan

Üye

Üye

Katip

*Bu belge 5070 sayılı Kanun maddeleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/861, K. 2026/979, T. 18.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-861-e-2026-979-k-92ba6e805e50