Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/702 E. 2026/1416 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/702
- Karar No
- 2026/1416
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/702 KARAR NO : 2026/1416
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/02/2025 NUMARASI : 2024/128 Esas - 2025/93 Karar
DAVACI : ... (T.C. NO:...) - ... VEKİLİ : Av. ... - ... DAVALI : ... - ... VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVA : Tazminat (Eser sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 05/03/2024 KARAR TARİHİ : 09/07/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 09/07/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacanın davalı kooperatiften sözleşmeye bağlı Küçük Sanayi Sitesi Ticari Bölümü'nden ... Blok ... No'lu ... m2 zemin, 74 m21.kat işyerinin yapımını tamamlayıp 30/01/2017'ye kadar teslim etmesi gerekirken halen teslim edemediğinden gecikme tazminatı olarak 2017 yılında aylık 800,00 TL olan ödemesini 2022 yılında 2.480,00 TL olarak ödemeye devam ettiğini, piyasa şartlarına göre düşük kalan bu tazminatın uyarlanarak aylık 8.000,00 TL olarak belirlenmesini ve her yıl ÜFE oranında arttırılmasını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki sözleşmeyle taşınmazların 30/01/2017 tarihinde tamamlanacağını, geç tamamlanması halinde aylık 800,00 TL tutarında bedel ödeyeceğini kabul etmekle beraber sözleşmede bu bedelin arttırılacağına dair hüküm bulunmaması sebebiyle bedel arttırımının mümkün olmadığını, maktu olarak belirlenen cezanın arttırılmasının mümkün olmadığını, uyarlama koşullarının oluşmadığını, uyarlama davasının alacaklı değil borçlu tarafından açılabileceğini, sadece davacıya farklı cezai şart uygulamanın üyeler arasındaki eşitliğe aykırı olacağını, ödemenin kooperatif genel kurulu ile belirlenebileceğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "... 1-Davanın KABULÜ İLE; A-Davacı ... ile davalı SS Başiskele Küçük Sanayi Sitesi Yapı Kooperatifi arasındaki 18.10.2016 tarihli ticari işyerleri ortaklıkları sözleşmesinden kaynaklanan aylık gecikme tazminatının dava tarihi olan 05.03.2024 tarihinden itibaren A Blok (32. Blok) 10 nolu iş yeri için 12.000,00-TL, B Blok (33.Blok) 5 nolu iş yeri için 12.000,00-TL olmak üzere toplam 24.000,00-TL olarak TESPİTİNE, B-Davacının gecikme tazminatına ilişkin talebinin kabulü ile 22.820,00-TL gecikme tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; öncelikle karşı tarafın dava ikame edilirken eksik harç yatırması nedeniyle davanın usulden reddinin gerektiğini, mahkeme tarafından harç ikmali yaptırılmadan, davanın kabulüne karar verilmesinin usul yasa ve emsal içtihatlara aykırı olduğunu, davacının, sözleşme gereği cezai şart bedeli alacaklısı olduğu beyanı ile, sözleşmenin uyarlanmasını talep ettiğini, oysa ki uyarlama davasının alacaklı değil, borçlu tarafından açılabileceğini, maktu olarak belirlenen gecikme cezasının arttırılmasının, uyarlanmasının hukuken mümkün olmadığını, ayrıca kooperatif ortakları arasında kanunen sıkı sıkıya korunmak zorunda olan eşitlik ilkesine aykırı şekilde ve sadece davacı için farklı bir cezai şart bedeli belirlemenin, diğer ortaklar ile davacı arasında korunması gereken eşitliğin ihlali ve ortadan kalkması anlamına geleceğini, ayrıca somut ve tatmin edici emsallere dayanmayan hesaplamaların da kabulünün mümkün olmadığını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı taraf her ne kadar istinaf dilekçesinde uyarlama sözleşmesinin borçlu tarafından açılacağını iddia etmiş ise de, söz konusu kişisel borç ilişkisine dayanmakta olup taraflardan herhangi birisi sözleşmede üzerine düşen edimleri yerine getirmediği vakitte diğer tarafın sözleşmenin uyarlanmasını isteyebileceğini, kapsam bakımından davalı tarafça bir taahhüdü ihlal gerçekleştirildiği, davacının taraf olarak edimine aykırı davranan davalıya karşı dava hakkının meydana geldiğini belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER:Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 13/02/2025 tarih, 2024/128 Esas - 2025/93 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; davalı kooperatif ile davacı kooperatif üyesi arasında ticari işyerleri ortaklıkları sözleşmesinden kaynaklanan aylık gecikme tazminatından ödenmeyen kısmın tahsili ile aylık gecikme tazminatının dava tarihi itibariyle uyarlanması istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Eldeki davada; davalı kooperatif ile davacı kooperatif üyesi arasındaki 18.10.2016 tarihli "Ticari İşyerleri Ortakları İçin Sözleşmedir" başlıklı sözleşme imzalandığı, sözleşme ile davalı SS Başiskele Küçük Sanayi Sitesi Yapı Kooperatifi tarafından sitenin orta kuzey bölümü 32 Blok (A Blok) 10 nolu işyerinin 225.000,00-TL ve ... Blok (... Blok) ... nolu işyerinin 225.000,00-TL olmak üzere toplam 450.000,00 TL götürü bedelle davacıya teslim edileceğinin kararlaştırıldığı, sözleşmede teslim tarihi 01.05.2018 olarak belirlendiği, iş yerinin belirlenen tarihte teslim edilmemesi halinde davalı kooperatif tarafından her ay için 1.000,00-TL (500,00 TL + 500,00 TL) gecikme tazminatı ödeneceği kararlaştırıldığı, gecikme tazminatının en son 2022 yılında 2.480,00 TL olarak ödendiği, yerinde yapılan incelemede sözleşme konusu bağımsız bölümün yapımına ilişkin inşaat faaliyetinin bulunmadığı ve iş yerinin davacıya teslim edilmediği uyuşmazlık konusu değildir. Mahkemece GDU bilirkişi ile kooperatifler hukukunda uzman bilirkişisinden oluşan bilirkişi kurulunun 04.09.2024 tarihli raporlarında;Davacının, davalı kooperatifin 04 nolu üyesi iken 01/07/2015 tarihli "Ticari İşyeri Ortakları Sözleşmesidir" başlıklı dosyada yer alan 2 sahifelik sözleşme ile mevcut Başiskele Küçük Sanayi Sitesi'nin orta bölümünde yapım kararı alınan ticari işyerlerinden ... Blok ... nolu ... m2 zemin ve 74 m2 1.kattan ibaret işyerini toplam 310.000,00 TL bedel ile ortaklık tesisi ile satın aldığı peşinat ve taksitli ödemelerini tamamladığını, davalı kooperatifin ticari işyerlerinin yapımını fiilen gerçekleştirmediğini, sözleşmenin kooperatifin sorumlulukları başlıklı hükmü gereğince 2017 yılı için aylık 800,00 TL bedel ödemeye başladığını, bu ödemesini 2019 yılında 950,00 TL, 2020 yılında 1.300,00 TL, 2021 yılında 1.600,00 TL ve 2022 yılında 2.480,00 TL olarak yaptığını, bu işyerine benzer konumdaki 1 ayrı ticari işyeri içinde benzer sözleşmeler ile aynı tutarlarda aylık gecikme bedeli ödendiğini, davalı kooperatifin üyelik sözleşmesinde yer alan gecikmeye bağlı aylık bedel ödemesinin 2017 yılı sonrası nasıl uygulanacağına dair sözleşmede hüküm bulunmadığını, yıl bazında yapılan artış oran ve sakamlarının hangi usulde hesaplandığının tespit edilemediğini, Mali Müşavir Bilirkişiliğince 2017 yılında aylık 800,00 TL olan gecikme bedeline TUİK verilerindeki TÜFE + ÜFE oranları ortalamasının uygulanması sonucunda dava tarihi itibariyle ödenmesi gereken aylık gecikme bedelinin 3.259,37 TL olacağını, Gayrimenkul Değerleme Uzmanı bilirkişiliğince yapılan inceleme ve değerlendirmede teslim edilemeyen işyerinin dava tarihi itibariyle emsal kira bedelinin aylık A Blok 10 No'lu dükkan için 15.000,00 TL ve B Blok 5 No'lu Dükkan için 15.000,00 TL olabileceği belirtilmiş, Mahkemece bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının gecikme tazminatı isteyip isteyemeyeceği ve sözleşmede belirtilen gecikme tazminatının uyarlanmasının gerekip gerekmediği noktasındadır. Uyuşmazlığın çözümü için kooperatif ve ilgili kavramlar ile yasal düzenlemeler hakkında bir kısım açıklamalar yapılması gerekmektedir. Yargıtay HGK, 06/03/2024 tarih, 2023/6-71 E., 2024/156 K. Sayılı kararında aynen; "Kooperatif, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 1 inci maddesinde; “Tüzel kişiliği haiz olmak üzere ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ve özellikle meslek veya geçimlerine ait ihtiyaçlarını işgücü ve parasal katkılarıyla karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla gerçek ve tüzel kişiler tarafından kurulan değişir ortaklı ve değişir sermayeli ortaklıklar” şeklinde tanımlanmıştır. Kooperatiflerin esas amacı "sağlamak ve korumak"tır. Bu amaç ortakların belirli ekonomik menfaatlerine yönelik olabileceği gibi "ortakların özellikle meslek veya geçimlerine ait ihtiyaçları"na yönelik de olabilir. Ortakların belirli ekonomik menfaatlerinden anlaşılması gereken kooperatifin amacının net bir şekilde ortaya konulması gerektiğidir. Kooperatifin amacının "kâr elde edip ortaklara dağıtmak" olmadığını belirtmekte fayda vardır. Bu bağlamda "gelir gider farkının ortaklar arasında bölüşülmesi (Kooperatifler Kanunu m. 38/II)" kooperatifin kâr elde ettiği şeklinde yorumlanmamalıdır. Amaç unsurunun kooperatifi diğer ticaret şirketleri ile derneklerden ayırdığını da belirtmek gerekir. Kooperatifin amacı ortaklarının ekonomisini geliştirmek, sağlamak ve korumaktır. Oysa diğer ticaret şirketlerinde amaç kâr elde edip ortaklara dağıtmaktır. Kooperatif amacını ortaklarının iş gücü ve parasal katkıları ile karşılıklı yardım, dayanışma ve kefâlet araçlarını kullanarak gerçekleştirir. Söz konusu katkı yalnızca iş gücü veya yalnızca parasal olabileceği gibi hem iş gücü hem de parasal olabilecektir (Özge Örnek: Yargıtay Kararları Işığında Kooperatif Ortaklarının Hakları, Yükümlülükleri ve Sorumlulukları, Ankara 2020, s. 4 ilâ 6). Türk Hukuk Lûgatında da kooperatifin Kanun’da düzenlenen tanımı aynen muhafaza edilmiş; kooperatiflerin amaçlarına ve ortaklarının niteliklerine göre “tüketim kooperatifi”, “üretim kooperatifi”, “kredi kooperatifi”, “yapı kooperatifi” gibi çeşitli adlarla çalıştıkları belirtilmiştir (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 712). Gerçek ve tüzel kişiler, ekonomik menfaatlerini ve ihtiyaçlarını sağlayıp korumak amacıyla kooperatiflere ortak olurlar. Bu amacın gerçekleştirilmesi doğrultusunda ortaklara katılma hakları, koruyucu haklar, malî haklar ve belli sayıda ortağın kullanabileceği haklar şeklinde birtakım haklar tanınmış, yükümlülük ve sorumluluklar getirilmiştir. Her ortağın sermaye payı taahhüt etme ve ödeme, aidat borçlarını zamanında ve eksiksiz ödeme, kooperatif ana sözleşmesinde hüküm bulunması hâlinde ve bilanço açıklarının kapatılması için ek ödeme yükümlülüğü ve sır saklama yükümlülüğü vardır. Kooperatif ortakları arasında hak ve borçlar bakımından "eşitlik ilkesi" esastır. Söz konusu ilkenin dayanağı Kooperatifler Kanunu’nun 23 üncü maddesi olup, anılan düzenlemeye göre ortakların hak ve vecibelerde eşitliğinin emredici nitelikte olduğunu belirtmek gerekir. Öte yandan ortaklar bakımından geçerli olan ve öğretide "açık kapı ilkesi" olarak kabul edilen ilke uyarınca ortaklık şartlarını taşıyan ve kooperatife ortak olmak isteyen gerçek ve tüzel kişiler kooperatife girmekte serbest olduğu gibi kooperatiften çıkarken de serbesttir. Kooperatiflerde ortaklık sıfatını kazanan herkesin, açık kapı ilkesi gereğince kooperatiften çıkma hakkı olduğu gibi ana sözleşmede açıkça belirtilmiş olan nedenlerle ortağın çıkarılmasına (ihracına) karar verilmesi de mümkündür. Kooperatifler, açık kapı ilkesine göre gerek ortaklığa girerken ve gerekse ortaklıktan çıkarken üyelerine serbestlik tanımakta, "eşitlik ilkesi" uyarınca da tüm ortaklarını hak ve yükümlülüklerde eşit tutmaktadır." şeklindeki ilamı ile kooperatifin türü, türüne göre amacı ve ortakların kooperatifle ilişkileri hakkında açıklamalar yapmıştır. 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 23. maddesi hükmü uyarınca, ortaklar hak ve yükümlülüklerde eşit konumda olup yönetim kurulu bu ilkenin dışına çıkmak istediği takdirde, bu hususu genel kurul gündemine alarak, genel kurulun tartışmasına açıkça sunması gerekmekte veya genel kurulun yapılan uygulamayı açıkça ya da zımnen benimsemesi icap etmektedir. Genel kurulca açık yetki verilmedikçe ya da benimsemedikçe 1163 sayılı Yasa'nın 23. maddesine aykırı şekilde yönetim kurulunun diğer ortaklardan farklı statüde ortaklığa kabul kararı vermesine veya akçalı konularda bir ortağı farklı statüde konumlandırmasına geçerli hukuki sonuç bağlanamaz. (Yargıtay 6. HD'nin 2025/3399 Esas ve 2025/4458 Karar sayılı ilamı) Eldeki uyuşmazlıkta, davalı kooperatifin yapı kooperatifi olduğu ve ana sözleşmenin 6. maddesinde kooperatifin amaç ve faaliyetleri düzenlenmiştir. Yine ana sözleşmenin 7, 8 ve 9. maddesinde kooperatif sermayesi, 59-65. maddelerinde arsa ve işyerlerinin alımı, inşası ve üyelere teslimi, ana sözleşmenin 67 vd. maddelerinde de hesap dönemi ve bilançoya ilişkin hükümler düzenlenmiştir. Bu belirlemelerden sonra eldeki uyuşmazlık incelendiğinde; öncelikle kooperatifin amacı ile ana sözleşme gereğimce amacın gerçekleştirilmesi için kooperatif gelirlerinin neler olduğunun belirlenmesi, bu anlamda üyelerin aidat ödemeleri ile yan yükümlülükler dışında bir geliri olup olmadığı (ticari faaliyet geliri, kira geliri vs.), kooperatifin kaç üyesi olduğu, üyelerin sermaye koyma borçları ile aidat borçlarını ödeyip ödemediğinin belirlenmesi gerekir. Diğer yandan, eldeki davanın davacısı ile Dairemize istinaf incelemesi için gelen diğer davalardaki davacılar dışında kaç üyenin bulunduğu, her bir üyenin kooperatif üyelik sözleşmelerinin nitelikleri, sermaye ve aidat ödeme borçlarının bulunup bulunmadığı ve kaç üyenin daha gecikme tazminatı aldığı veya bu yönde dava açtığının da belirlenmesi gerekir. Kooperatifin üyelerin sermaye koyma ve aidat ödeme borçları dışında bir geliri olmadığı ve bilançoya göre maddi duran varlığı bulunmadığı taktirde üyelerin kooperatifin borçlarından da sermaye payı ve aidat miktarı kadar sorumlu olmaları nedeni ile her bir üyenin kooperatifin hem borçlusu hem de alacaklısı duruma gelmesi olasılığı bulunmakta olduğu gibi, bir kısım üyelerin, gecikme tazminatı alan üyeleri finanse etmesi gibi bir durum da ortaya çıkabilecektir. Bu durum ise yukarıda açıklandığı üzere 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 23. maddesinde karşılığını bulan ortakların eşitlik ilkesinin ihlaline neden olacaktır. Bu açıklamalardan sonra eldeki dava incelendiğinde, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda ve mahkeme gerekçesinde açıklanan ilkeler kapsamında bir araştırma ve değerlendirme olmadığı görülmekle davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile kararın kaldırılması gerekmiştir. Bu durumda ilk derece mahkemece yapılması gereken iş; kooperatif üye sayısının üye kayıt defterine göre belirlenmesi, gecikme tazminatı alan ve almayan üyelerin sayısı ile banka ve kooperatif kayıtlarına göre bugüne kadar ödenen gecikme tazminatı miktarının belirlenmesi, kooperatif gelirlerinin nelerden ibaret olduğunun belirlenmesi, bu aşamadan sonra kooperatifler konusunda uzman bir bilirkişisinin de katılımı ile önceki heyetten, kaldırma kararında belirtilen hususlar ile özellikle 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 23. maddesinde karşılığını bulan ortakların eşitlik ilkesi gözetilerek taraf ve mahkeme denetimine uygun ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre bir karar vermek olmalıdır. Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kabulüne, kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; yukarıda açılanan hususlara ilişkin olmak üzere ESASTAN KABULÜNE, 2-Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 13/02/2025 tarih, 2024/128 Esas - 2025/93 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edenlere iadesine, 5-İstinaf edenler tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine, 7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.09/07/2026
... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... *Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*