Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/522 E. 2026/1512 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/522
- Karar No
- 2026/1512
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/522 KARAR NO : 2026/1512
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2024/584 Esas-2024/778 Karar DAVA TARİHİ : 06/01/2020 KARAR TARİHİ : 04/12/2024 DAVANIN KONUSU : Fatura Bedellerinin Tahsili DAİRE KARAR TARİHİ : 13/07/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 16/07/2026
İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/584 Esas 2024/778 Karar sayılı dosyasından verilen 04/12/2024 tarihli kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraf şirketlerin ortakları ... ve ...'in yakın arkadaş olup taraf şirketleri kurduklarını, birlikte ilk işlerinin 30 Aralık 2015 tarihli düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa pa arşılığı inşaat sözleşmesi ile bağıtlanan, İzmir ili, Konak ilçesi,...mevkisinde bulunan.. Ada,.. Parsel sayılı mülkiyeti....'e ait arsa üzerinde davalı şirket tarafından inşaat yapılması ve %50'şer oranında paylaşılması işi olduğunu, bu iş devam ederken ... ve ...'in Seferihisar'da inşaat işleri olan ... Şti.nin inşaat işleri ile ilgili girdikleri ihaleyi kazanıp, bu inşaatlara başladıklarını, ihaleye....Şirketinin katıldığını. bu işten elde edilecek net kazancın, üç (3) hisseye bölüneceği, 1/3 hissenin ....Ltd'nin yetkilisi olan ....'a, 1/3 hissenin davalıya, 1/3 hissenin de davacıya ait olacağının ön görüldüğünü, yine anlaşma gereği ....'in şantiye şefi olacağının ve davacı şirketin, davalı şirket ile birlikte tedarik işlerini yapacağının kararlaştırıldığını, ....'in davalı şirkette sigortalı gösterilmek sureti ile şantiye şefi ve kontrolör mühendis olarak göreve başladığını, davacı şirketinde mal tedarikinde bulunduğunu, ancak ...'in, ... ile özellikle hak edişlerin hem davacı şirketten hem de ...Şirketinden saklanmasını sağlamak için, önce ....'i şantiye şefliğinden uzaklaştırdığını, sonra da tedarikten gelen borçlarını kısmen ödeyerek, kısmen de ödemeyerek, ....'i ve dolayısı ile tedariki yapan davacı şirketi saf dışı bıraktığını, ancak davacı şirketin tedarik ettiği malların faturalarının tamamının ... şirketinin hak edişlerinde kullanıldığını, davaya konu olan ve olmayan faturaların davalı şirketin ve .....Şirketinin muhasebe kayıtlarında da işlenip resmi olarak kullanıldığını, faturaların açık olarak davacı şirket tarafından kesilerek davalı şirkete verildiğini, davalı şirket tarafından da hak edişlerde kullanılıp bedellerinin davalı tarafından ... şirketinden alındığını, fatura asıllarının davalının muhasebe kayıtlarında da davacının maliye kayıtlarında da mevcut olduğunu, faturaların gerçekliğinin ayrıca dosyaya sunulan onaylı fatura dip koçanlarından anlaşılabileceğini, dolayısıyla faturalara dayalı alacak kalemlerinin faturaların kesilmesi tarihi itibarı ile muaccel olduğunu, o tarih itibarı ile bu alacaklara ticari temerrüt faizi işleyeceğini, davacı şirket yetkilisi...'in davalı şirket yetkilisi ile görüşmelerinde bu alacağı talep ettiğini, davalı şirket yetkilisi ...'in hak edişlerin .... Şirketinden alınmasından sonra kar payı ile birlikte hesaplamanın yapılarak ödemeyi yapacağını söylediğini, Eylül ve Ekim ayı içinde yapılan görüşmelerde tarafların bir araya gelerek eskizlerde hesapları yaptıklarını, sürekli oyalama yoluna giden davalı tarafın ödemeden kaçınıp daha sonra da mal kaçırarak ortadan kaybolduğunu, bunun üzerine davacı tarafından hem davaya konu alacaklar hem aynı iş ile ilgili net kar payı alacakları için davalıya 06/11/2019 tarihinde ihtarname gönderildiğini, ihtarnamenin içeriğinin davalı vekili tarafından reddedilerek cevap verildiğini, fatura alacakları sebebiyle davalıya çekilen ihtarnamenin de dilekçeye eklendiğini, ihtarnamenin içeriğinde ortaklıklardan doğan bir çok hususun mevcut olduğunu, davalarının sadece faturalı alacaklara ilişkin olduğunu, davacının fatura alacaklarının muaccel olduğunu, davalının faturaları hak edişlerinde kullandığını, KDV'leri ile birlikte tahsil edip tüm faturaları maliyeye bildirdiklerini faturaların maliye kayıtlarında kullanılması ile alacağın muaccel hale geldiğini, alacak ile ilgili davalıya ihtarname çekildiğini, faturalar ve alacak miktarlarının bildirildiğini, davalının mütemmerit olduğunu, tarafların, ...Şirketi için birlikte yaptıkları müteahhitlik ve taşeronluk işinden tahsil edilen 2.585.769,77-TL'lik net gelirin, davacı şirkete ait 1/3 hissesine tekabül eden kar payı olan 861.923,26-TL'lik alacağının bulunduğunu bildirmiş, davacı şirketin, ....Şirketi için yapılan işlere yaptığı tedarik ile ilgili toplam 534.963,14-TL'nin, her bir faturanın kesildiği tarihten itibaren işletilecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı tarafın kötü niyetle ve haksız kazanç elde etme gayesiyle hareket ettiğini, dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaların tamamının gerçeğe aykırı olduğunu, taraflar arasındaki sözleşme edimlerinin yerine getirilmemesi ve taşınmazların 3. kişilere muvazaalı olarak devredilmesi nedeniyle 31/10/2019 tarihinde tedbir kararının alınıp, akabinde, halen derdest olan İzmir 21. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/382 esas sayılı dosyasında dava açtıklarını, bu davadan sonra davacı tarafça müvekkiline 06/11/2019 tarihinde ihtarname gönderilerek yaklaşık bir buçuk milyon alacağın bulunduğunun iddia edildiğini, bu ihtarnameye 07/11/2019 tarihli ihtarname ile cevap verildiğini, davacı tarafın, davalı şirketle adi ortaklık kurduğu ve alacağının bir milyonu aşkın olduğu iddialarını kesinlikle kabul etmediklerini, ihtarnameye uymayan şekilde davanın faturalara dayandığını, açıklamaların soyut olup, davacı taleplerinin anlaşılamadığını, müvekkili şirket ile ne davacı tarafın, ne de davacı şirketin yetkilisinin herhangi bir ortaklığı bulunmadığını, bu konuda davacı tarafça bir sözleşme veya belge sunulamadığını, davanın beş adet faturadan kaynaklı alacak olduğu değerlendirilerek bu faturalar üzerinden taleple bağlılık ilkesi gereği inceleme yapılmasının gerektiğini, davacı tarafın diğer faturaların tamamının ödendiğini dilekçesinde kabul ettiğini, dava dilekçesinin ekinde ‘ödendi’ kaşesi bulunan faturalara dayalı inceleme yapılmaması gerektiğini, ödenmediği iddia olunan faturalara yönelik iddiaları da kabul etmenin mümkün olmadığını, müvekkili şirketin davalıya herhangi bir borcu bulunmadığını, davaya ilişkin faturaların müvekkil şirkete gönderilmediğini, müvekkili şirketin aldığı inşaat işlerinin bir kısmını yapması gereken davacıya, farklı tarihlerde birden çok ödeme yapmasıyla birlikte, davaya konu fatura tanzim tarihlerinden sonra dahi davacı şirket hesabına 08/03/2019 tarihinde 126.754,09-TL,19/03/2019 tarihinde 95.000,00-TL, 22/03/2019 tarihinde 113.450,00-TL olmak üzere toplam 335.204,09-TL ödeme yaptığını, davacı tarafın bu faturaların içeriğinde belirtilen tüm işlemleri hizmetleri tamamlamadığından muaccel hale gelmiş bir borçtan söz etmenin mümkün olmadığını, davacı tarafın müvekkili şirkete inşaat malzemelerini tedarik ettiğini belirtmesine rağmen “muhtelif inşaat işleri” olarak yapmaya başladığı işleri tamamlamadığını, bu nedenle müvekkil şirketin aldığı iş teslimini zamanında yapamaması nedeniyle büyük maddi kayıba uğradığını, işlerin tamamlandığına ilişkin davacı tarafın dilekçesine ne bir sevk irsaliyesi ne de işleri yaptığını gösterir teslim belgeleri sunduğunu, müvekkili şirketin davacının yapmadığı işler nedeniyle dışarıdan hizmetler almak zorunda kalıp işlerin tamamlanabildiğini, hatta bu nedenle müvekkilinin aldığı ihale gereği davacı şirketin ağır kusuru ve zamanında tamamlamadığı işler nedeniyle cezai şart ödemek zorunda kaldığını, davacı tarafa sadece banka kanalıyla değil elden de ödeme yapıldığını, bu hususta yaptıkları ödemelerin kayıtlarına işlenmediğini, sundukları muavin kayıtları ile görüleceğini, faturalara itiraz edilmediği ileri sürülmüş ise de muhtelif inşaat işleri hizmetinin niteliği göz önüne alındığında, ayıplı hizmetin ortaya çıkması bakımından süreye tabi olmayacağının aşikar olduğunu, davacı tarafın sunulan faturalara ilişkin işlemlerin eksik ve tam yapıldığını ispatlamakla mükellef olduğunu, davacı tarafın tamamlamadığı işler için tek taraflı olarak faturalar tanzim ettiğini, buna rağmen davalının talep edilen fatura tarihlerinden sonra ödeme yapmış olduğundan ve tüm işlerin tamamlandığına dair davacı tarafça dosyaya işin tamamlandığını gösterir yazılı belge veya deliller sunulmadığından davacı tarafça müvekkilden haksız kazanç elde etmeye yönelik olarak açılmış olan işbu davanın açıkça reddinin gerektiğini bildirmiş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince "...tarafların da kabulünde olduğu gibi dava dışı ...Şirketi için Seferihisar İlçesi, ... Mahallesinde yapılan inşaatla ilgili olarak yüklenici davalı şirket ile davacı şirket arasında davacı şirketin, davalı şirkete mal tedarik ettiği, buna karşılık davalı şirketin davacı şirkete ödemeler yaptığı, tarafların kabulünde olduğu gibi bilirkişi raporunda yapılan tespitler ile belirlendiği, bilirkişi raporunda davalı tarafça yapılan imalat bedeli 1.665.866,00-TL olarak belirlenmiş ve imalat bedelinin faturaya konu alacakları da kapsayacak miktarda olduğu belirtilmiş ise de; davacı tarafın yapılan imalatın bütün malzemesinin kendileri tarafından karşılandığı iddiası ile bedelinin tahsili veya taraflar arasında bu konuda oluşan cari hesap bakiyesinin tahsiline ilişkin bir istemde bulunmadığı gibi davalı tarafça faturaya konu malların teslim alınmadığı, davacı tarafın yükümlülüklerini yerine getirmediği, inşaatta kullanılan malzemenin bütünüyle davalı taraftan satın alındığına ilişkin bir ikrarda bulunulmadığı, eksik kalan işlerin başkalarına yaptırıldığının iddia edildiği, dava konusunun yalnız davaya konu edilen beş adet faturadaki malların teslim edilmesine rağmen bedellerinin ödenmediği iddiası ile tahsili ile sınırlı olduğu birlikte değerlendirildiğinde; uyuşmazlığın yalnız davaya konu faturaların davalı tarafça kabul edilip edilmediği, faturaya konu malların davalı tarafa teslim edilip edilmediği, buna karşılık bedellerinin kısmen veya tamamen davalı tarafça ödenip ödenmediğine ilişkin toplanacak delillere göre çözülmesinin gerektiği, bu çerçevede davalı tarafça defter ve kayıtların sunulmamış olması nedeniyle davacı defter ve kayıtları ile dosyada toplanan delillerle uyuşmazlığın çözüldüğü, davacı defter ve kayıtlarında dava konusu edilen faturaların davalı tarafa tebliğ edilip davalı tarafça kabul edildiği ve faturalarda yazılı malların davalı tarafa teslim edildiğine dair sevk irsaliyesi ve benzeri bir belgenin tespit edilemediği gibi davacı tarafça bu konuda bir delil ve belgenin de dosyaya sunulmadığı, davacı tarafın davaya konu alacağın ödenmediğine ilişkin iddiası çerçevesinde öncelikle davaya konu faturaların davalı tarafça kabul edilip malların teslim edildiğine ilişkin iddiaların kanıtlanmasının davacı tarafın yükümlülüğünde olduğu, davacı tarafın bu konudaki iddiasını kanıtlayamadığı dikkate alınarak..." ifadelerini içeren gerekçelerle davanın reddine karar vermiştir. İZMİR BAM 11. HUKUK DAİRESİ'NİN 2021/2079 ESAS 2024/1337 KARAR SAYILI 05/07/2024 TARİHLİ KALDIRMA KARARI ÖZETİ: Davacı vekili tarafından istinaf talebinde bulunulması üzerine İzmir BAM 11. Hukuk Dairesi'nce "Bilindiği üzere fatura akdin kurulumuna değil, ifa aşamasına ilişkin bir belge olup, faturaya dayalı olarak alacak talebinde bulunmak için öncelikle sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanması gerekmektedir. Fatura konusu malın borçluya teslim edildiği hususundaki ispat yükü davacı alacaklı üzerindedir. Mahkemece taraflara ticari defter ve kayıtlarını sunmak üzere süre verilmesine karşın, davalı tarafça ticari defter ve kayıtların sunulmadığı, faturalara konu malın teslimi olgusunun ispatı açısından sevk irsaliyesi veya teslim fişi gibi belgelerin dosyaya sunulmadığı, davacı ticari defter ve kayıtlarının alacağın varlığını ispata tek başına yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. Diğer taraftan davacı tarafından söz konusu faturaların davalı tarafça Vergi Dairesine sunulduğunun iddia edildiği, bu durumda mahkemece söz konusu faturaların davalının bağlı bulunduğu Vergi Dairesine BA ve BS formlarıyla beyan edilip edilmediği araştırılarak, bilirkişi raporunda fatura konusu malların imalatla uyumlu olduğu yönündeki tespitleri de dikkate alınarak, gerektiğinde bilirkişiden ek rapor alınmak suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bunun yapılmadığı, bu şekilde ilk derece mahkemesince eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulduğu kanaatine varılarak" gerekçeleriyle ilk derece mahkemesinin kararının HMK 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmiştir. İZMİR BAM 11. HUKUK DAİRESİ'NİN 2021/2079 ESAS 2024/1337 KARAR SAYILI 05/07/2024 TARİHLİ KALDIRMA KARARI SONRASI İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince "... dava dışı ....Şirketi için Seferihisar İlçesi,... Mahallesinde yapılan inşaatla ilgili olarak yüklenici davalı şirket ile davacı şirket arasında davacı şirketin, davalı şirkete mal tedarik ettiğinin, buna karşılık davalı şirketin davacı şirkete ödemeler yaptığının, tarafların kabulünde olduğu gibi bilirkişi raporunda yapılan tespitler ile belirlendiği, bilirkişi raporunda davalı tarafça yapılan imalat bedeli 1.665.866,00-TL olarak belirlenmiş ve imalat bedelinin faturaya konu alacakları da kapsayacak miktarda olduğu belirtilmiş ise de; davacı tarafın yapılan imalatın bütün malzemesinin kendileri tarafından karşılandığı iddiası ile bedelinin tahsili veya taraflar arasında bu konuda oluşan cari hesap bakiyesinin tahsiline ilişkin bir istemde bulunmadığı gibi davalı tarafça faturaya konu malların teslim alınmadığı, davacı tarafın yükümlülüklerini yerine getirmediği, inşaatta kullanılan malzemenin bütünüyle davalı taraftan satın alındığına ilişkin bir ikrarda bulunulmadığı, eksik kalan işlerin başkalarına yaptırıldığının iddia edildiği, dava konusunun yalnız davaya konu edilen beş adet faturadaki malların teslim edilmesine rağmen bedellerinin ödenmediği iddia edilerek faturaların tahsili ile sınırlı olduğu, davalı tarafça vergi dairesine sunulan BA formlarında bilirkişi ek raporunda tespit edildiği üzere davaya konu 5 adet faturanın itiraz edilmeksizin kendi defter ve kayıtlarına kaydedildikten sonra vergi dairesine bildirimde bulunulduğu, her ne kadar davaya konu faturalarda yazılı malların teslim edildiğine ilişkin kanıtlama yükümlülüğü davacı tarafa ait olsa da bu durumda taraflar arasındaki ticari ilişkinin taraflarca varlığı konusunda davalı tarafın bir inkarının bulunmaması yanında, davaya konu 5 adet faturanın BA formlarında bildirilmesi için öncelikle itiraz edilmeksizin kabul edilerek davalı defter ve kayıtlarının işlenmesinin gerektiğine ilişkin yasal düzenlemeler ve somut olaya ilişkin gerçekleşen fiili durum gözönünde tutulduğunda, ispat yükünün yer değiştirmesi nedeniyle davalı tarafın davaya konu faturalarda yazılı malların teslim edilmediğinin usulüne uygun delillerle kanıtlanmasının gerekmesine rağmen davalı tarafın bu yönde hiçbir delil ve belge sunmadığı, ek raporda da belirlendiği üzere buna göre davacı tarafın davaya konu fatura bedelleri toplamı kadar davalıdan alacaklı olduğu, davacı tarafça davaya konu alacağın ödenmesi ihtarını içerir 06.11.2019 tarihli ihtarnamenin davalı tarafa ... Tarihinde tebliğ edildiği, ihtarnamede 7 gün içinde alacağın ödenmesinin talep edilmesi nedeniyle davalı tarafın 14.11.2019 tarihinde temerrüte düştüğü, tarafların tacir olması nedeniyle davacı tarafın ticari temerrüt faizine ilişkin isteminin usul, yasa ve dosya kapsamına uygun bulunduğu dikkate alınarak..." ifadelerini içeren gerekçelerle davanın kabulü ile 534.963,14 TL'nin 14/11/2019 tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı tarafın kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar vermiştir. İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN: Davalı vekili istinaf talebinde bulunmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece daha önce davanın tamamen reddine karar verildiğini, istinaf mahkemesinin eksik inceleme nedeniyle kararı kaldırdığını, ancak bozma sonrası yalnızca vergi dairesi kayıtları esas alınarak ve istinaf ilamının gerekleri tam olarak yerine getirilmeksizin davanın kabulüne karar verildiğini, bilirkişi kök raporu ile ek rapor arasında açık çelişki bulunduğunu, itirazlarının değerlendirilmediğini, davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulmadığını, kapanış tasdiklerinin süresinde yaptırılmadığının bilirkişi raporuyla tespit edildiğini, bu nedenle ticari defterlerin davacı lehine delil niteliği taşımadığını, buna rağmen yalnızca vergi dairesi kayıtlarına dayanılarak hüküm kurulduğunu, bilirkişi raporlarında davaya konu faturaların teslim edildiğini gösteren sevk irsaliyesi, teslim fişi veya benzeri herhangi bir belgenin bulunmadığının tespit edildiğini, davacı ticari defterlerinde “ödendi” ibaresi bulunan birçok faturanın ödenmemiş gibi kayıt altına alındığının belirlendiğini, bu durumun ticari kayıtların güvenilirliğini ortadan kaldırdığını, faturaların ve tahsilatların muhasebe kayıtlarına gerçeğe aykırı şekilde işlendiğinin ortaya çıktığını, davacının sözleşmesel ilişkiyi, mal teslimini ve alacağını ispatlayamadığını, ispat yükünün davacı üzerinde bulunduğunu, vergi dairesine bildirim yapılmasının tek başına alacağın varlığını kanıtlamayacağını, müvekkil şirket tarafından yapılan EFT ödemelerinin ve dosyaya sunulan dekontların dikkate alınmadığını, bilirkişi kök raporunda bu ödemelerin mahsup edilmesi halinde borç miktarının önemli ölçüde azalacağının belirtildiğini, buna rağmen mahkemenin yapılan ödemeler hakkında herhangi bir değerlendirme yapmadığını, davacı tarafın kötü niyetli olduğunu, müvekkil şirket tarafından davacı şirket yetkilisi aleyhine açılan tapu iptali ve tescil davasından sonra işbu davanın açıldığını, davanın amacının müvekkil şirketin ticari itibarını zedelemek ve alacağını tahsil etmesini engellemek olduğunu, davacı tarafın kendi ticari defter ve kayıtlarının dahi iddialarını doğrulamadığını, bu nedenle davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin yasaya, usule ve hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına ve davanın reddine dair karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, fatura bedellerinden kaynaklanan alacak davasıdır. Davacı vekili yukarıda belirtilen gerekçelerle toplam 534.963,14 TL'nin her bir faturanın kesildiği tarihten itibaren işletilecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine dair talepte bulunmuştur. Davalı vekili cevap dilekçesindeki hususları iddia ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi kaldırma kararı öncesinde vermiş olduğu 29/09/2021 tarihli kararında davanın reddine dair karar vermiştir. Bu kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine İzmir BAM 11. Hukuk Dairesi'nin 2021/2079 E. 2024/1337 K. Sayılı 05/07/2024 tarihli kararı ile faturanın akdin kurulumuna değil ifa aşamasında ilişkin bir belge olduğu, öncelikle sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanması gerektiği, fatura konusu malın borçluya teslim edildiği hususundaki ispat yükünün davacı alacaklı üzerinde olduğu, mahkemece taraflara ticari defter ve kayıtları sunmak üzere süre verilmesine karşın davalı tarafça ticari defter ve kayıtların sunulmadığı, faturalara konu malın teslim olgusunun ispatı açısından sevk irsaliyesi veya teslim fişi gibi belgelerin dosyaya sunulmadığı, davacı ticari defter ve kayıtlarının alacağın varlığını ispata tek başına yeterli olmadığı, diğer taraftan davacı tarafından söz konusu faturalın davalı tarafça söz konusu vergi dairesine sunulduğunun iddia edildiği, bu durumda mahkemece söz konusu faturaların davalının bağlı olduğu vergi dairesine B.A ve B.S formlarıyla beyan edilip edilmediği araştırılarak bilirkişi raporunda fatura konusu malların imalatla uyumlu olduğu tespitlerin de dikkate alınarak gerektiğinde bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile ilk derece mahkemesinin kararı kaldırılmıştır. Kararın kaldırılması akabinde İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından Şirinyer Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne gerekli müzekkereler yazılarak vergi kayıtları ile ilgili belgeler getirtilmiştir. Akabinde bilirkişi heyetinden 17/10/2024 tarihli rapor alınmıştır. Bu raporda davalı tarafından muntazaman beyan edilen dava konusu faturalar yönünden davalı tarafından süresi içinde davacı yana yapılmış her hangi bir yazılı itirazın bulunmadığı, faturaların davalıya tebliği yönünden herhangi bir ihtilafın bulunmadığı, ayrıca dosya kapsamında yer alan belgeler dışında alacağa konu edilen 5 fatura bedelinden mahsup edilebilecek farklı bir ödeme belgesinin de olmadığı dikkate alındığında davacının davalıdan dava tarihi itibariyle 5 adet fatura toplamı olan 534.963,14 TL tutarında alacaklı olduğu beyan edilmiştir. Mahkeme tarafından istinafa konu edilen 04/12/2024 tarihli kararı ile davanın kabulüne dair karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Dosya kapsamındaki deliller ve bilirkişi raporu ve Vergi Dairesi cevapları dikkate alınarak, dava dışı ...Şirketi için Seferihisar İlçesi,.... Mahallesinde yapılan inşaatla ilgili olarak yüklenici davalı şirket ile davacı şirket arasında davacı şirketin, davalı şirkete mal tedarik ettiğinin, buna karşılık davalı şirketin davacı şirkete ödemeler yaptığının, tarafların kabulünde olduğu gibi bilirkişi raporunda yapılan tespitler ile belirlendiği, bilirkişi raporunda davalı tarafça yapılan imalat bedeli 1.665.866,00-TL olarak belirlenmiş ve imalat bedelinin faturaya konu alacakları da kapsayacak miktarda olduğu belirtilmiş ise de; davacı tarafın yapılan imalatın bütün malzemesinin kendileri tarafından karşılandığı iddiası ile bedelinin tahsili veya taraflar arasında bu konuda oluşan cari hesap bakiyesinin tahsiline ilişkin bir istemde bulunmadığı gibi davalı tarafça faturaya konu malların teslim alınmadığı, davacı tarafın yükümlülüklerini yerine getirmediği, inşaatta kullanılan malzemenin bütünüyle davalı taraftan satın alındığına ilişkin bir ikrarda bulunulmadığı, eksik kalan işlerin başkalarına yaptırıldığının iddia edildiği, dava konusunun yalnız davaya konu edilen beş adet faturadaki malların teslim edilmesine rağmen bedellerinin ödenmediği iddia edilerek faturaların tahsili ile sınırlı olduğu, davalı tarafça vergi dairesine sunulan BA formlarında bilirkişi ek raporunda tespit edildiği üzere davaya konu 5 adet faturanın itiraz edilmeksizin kendi defter ve kayıtlarına kaydedildikten sonra vergi dairesine bildirimde bulunulduğu, her ne kadar davaya konu faturalarda yazılı malların teslim edildiğine ilişkin kanıtlama yükümlülüğü davacı tarafa ait olsa da bu durumda taraflar arasındaki ticari ilişkinin taraflarca varlığı konusunda davalı tarafın bir inkarının bulunmaması yanında, davaya konu 5 adet faturanın BA formlarında bildirilmesi için öncelikle itiraz edilmeksizin kabul edilerek davalı defter ve kayıtlarının işlenmesinin gerektiğine ilişkin yasal düzenlemeler ve somut olaya ilişkin gerçekleşen fiili durum gözönünde tutulduğunda, ispat yükünün yer değiştirmesi nedeniyle davalı tarafın davaya konu faturalarda yazılı malların teslim edilmediğinin usulüne uygun delillerle kanıtlanmasının gerekmesine rağmen davalı tarafın bu yönde hiçbir delil ve belge sunmadığı, ek raporda da belirlendiği üzere buna göre davacı tarafın davaya konu fatura bedelleri toplamı kadar davalıdan alacaklı olduğu, davacı tarafça davaya konu alacağın ödenmesi ihtarını içerir 06.11.2019 tarihli ihtarnamenin davalı tarafa tebliğ edildiği, ihtarnamede 7 gün içinde alacağın ödenmesinin talep edilmesi nedeniyle davalı tarafın 14.11.2019 tarihinde temerrüte düştüğü, tarafların tacir olması nedeniyle davacı tarafın ticari temerrüt faizine ilişkin isteminin usul, yasa ve dosya kapsamına uygun bulunduğu dikkate alınarak davanın ilk derece mahkemesinin verdiği davanın kabulüne ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanaatına ulaşılmıştır Yukarıda açıklanan nedenlerle, dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerinde takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, kararın usul ve yasaya uygun olduğu, davalı vekilinin istinaf başvuru nedenlerinin yerinde olmadığı, kararda kamu düzenine aykırı bir yön de bulunmadığı anlaşılmakla, HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/584 Esas 2024/778 Karar sayılı dosyasında verilen 04/12/2024 tarihli kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf talebinde bulunan davalı taraftan alınması gereken 36.543,33 TL istinaf nispi karar harcından, davalı tarafından yatırılan 9.150,00 TL istinaf karar harcının mahsubu ile kalan bakiye 27.393,33 TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, İlişkin, dosya üzerinde yapılan inceleme ve müzakere sonucunda, HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde temyiz yolu açık olmak üzere 13/07/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.