Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/466 E. 2025/466 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/466
Karar No
2025/466
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/466 - 2026/1359 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2025/466 KARAR NO : 2026/1359

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 06.02.2025 NUMARASI : 2020/414 Esas 2025/99 Karar

DAVACI : VEKİLİ : Av.

DAVALILAR : 1- VEKİLİ : Av.

: 2- VEKİLİ : Av.

: 3- VEKİLİ : Av.

DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 10.09.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 22.09.2026

İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 14.07.2016 tarihinde davalı ....Şti'nin maliki olduğu, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plaka sayılı aracın park için durduğunu, araç sürücüsü davalı ...’ın araçtan inmek için kapıyı kontrolsüz açması sonucu yolda bisikleti ile seyir halinde olan davacının aracın kapısına çarparak düştüğünü ve yaralandığını, malul kaldığını, kazaya ilişkin Eskişehir 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2016/820 Esas sayılı dosyada davalı sürücünün mahkumiyetine karar verildiğini belirterek şimdilik sürekli iş göremezlik zararı olarak 100-TL, geçici iş göremezlik zararı olarak 100-TL, geçici bakıcı tazminatı 100-TL, tedavi gideri olarak 100-TL olmak üzere toplam 400-TL maddi tazminatın davalılardan ... AŞ'den poliçe limitleri dahilinde dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte, davalı ....Şti'nden olay tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte, diğer davalı sürücü...'dan ise olay tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, 50.000-TL manevi tazminatın davalılardan ....Şti'nden olay tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile davalı...'dan ise yine olay tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı def'ilerinin bulunduğunu, 14.07.2016 tarihli kazaya karıştığı belirtilen ... plakalı aracın davalı şirkete 30.04.2016-2017 tarihleri arasında geçerli olmak üzere 15182533/0 numaralı zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, poliçede sakatlanma teminat limitinin kişi başı 310.000-TL olduğunu, sigorta şirketinin, üçüncü kişilerin uğramış olduğu bedeni zararlardan, sigorta poliçesinde belirtilen azami limitlerle ve işletenin veya işletenin eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru oranında maddi tazminat ile sorumlu tutulabileceğini, kusur durumunun Adli Tıp Kurumu tarafından tespitinin gerektiğini, davacıya sürekli sakatlık tazminatı ödemesi yapılmış olduğundan bakiye tazminat bedeli kalmadığını, geçici iş göremezlik, tedavi ve bakıcı gideri tazminatının poliçe teminatı kapsamında olmadığını, manevi tazminat taleplerinin poliçe teminatı kapsamında olmadığını, davalı şirketin ödeme yaparak temerrüte düşmediğinden temerrüt faizi talep edilemeyeceğini savunmuştur. Davalı ....Şti vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı def'ilerinin bulunduğunu, kazada tüm kusurun davacıda olduğunu, davalı şirketin bu kazadan dolayı mağdur olduğunu, istenilen maddi ve manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, Adli Tıp Kurumun'dan rapor alınması gerektiğini, haksız davanın tümden reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının meydana gelen trafik kazasında herhangi bir kastı ve kusurunun bulunmadığını, davacıya çarpmadığını, Eskişehir 3. Asliye Ceza Mahkemesinde verilen kararın hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı olduğunu ve bu kararın hukuk mahkemesini bağlayıcı bir karar olmadığını, yeniden kusur incelemesi yapılmasını talep ettiklerini, sigorta şirketi tarafından ödeme yapılmış olduğundan bu tutara faiz işletilerek güncellenmesi ve alacaktan düşülmesi gerektiğini, davacının manevi tazminat istemini kabul etmediklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davacının 14.06.2016 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebinde bulunduğu, davaya ilişkin delillerin toplandığı, 25.11.2024 tarihli ara karar ile davacı vekiline ara kararın tebliğinden itibaren kesin süre içerisinde 1.500-TL eksik bilirkişi ücretinin yatırılmasının istendiği, ara kararın davacı vekiline 01.12.2024 tarihinde tebliğ edildiği ancak bilirkişi ücretinin yatırılmadığı ve 06.02.2025 tarihli duruşmada da davacı vekilince delil avansının yatırılmayacağının bildirildiği, bu konuda Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin 2022/10709 Esas 2023/1649 Karar sayılı örnek ilamında da görüleceği üzere, davacının delil olarak dayanmış olduğu bilirkişi raporu konusunda kesin süre verildiği ve hatta duruşmada da bu ücretin yatırılmayacağının bildirilmesi nedeniyle davacı vekilinin bu delile dayanmış olmaktan vazgeçmiş sayılması gerektiği ve delilin davanın esasına ilişkin olması ve davacının zararlarını bu raporla ispat edebileceği de dikkate alındığında davacının davasını ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddine, karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece alınan kusur raporu ve maluliyet raporları ile davacının zararının ispatlandığını, mahkemenin kesin süreye ilişkin ara kararında "bunlara uyulmaması durumunda mevcut kanıtlara göre karar verilip, gerektiğinde davanın reddedileceğini açıkça bildirmesi" gerekirken, mahkemece sadece "bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağına" şeklinde ihtarat yapıldıktan sonra davanın reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, taraflarınca yatırılması için süre verilen bilirkişi ücretinin niteliği itibariyle gider avansı değil, delil avansı mahiyetinde olduğundan kesin süre içinde bilirkişi ücretini yatırmamanın davanın reddini gerektirmediğini, ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır. Davacı vekili, davalıların işleteni, sürücüsü ve sigortacısı olduğu aracın davacının yaralanmasına ve malul kalmasına neden olduğunu belirterek geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatı, bakıcı gideri ve manevi tazminat talep etmiş, mahkemece, kesin süre içerisinde bilirkişi raporu ücretinin yatırılmadığı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Dosya içeriğinden, trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle geçici iş göremezlik tazminatı, sürekli iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri ve manevi tazminat talepleriyle açılan davada, kusur oranının belirlenmesi yönünden İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden rapor alındığı, raporda, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün tam kusurlu olduğunun belirlendiği, davacının maluliyetinin belirlenmesi yönünden Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulundan alınan raporda davacının kazadan kaynaklanan daimi maluliyetinin %13 oranında olduğunun, tıbbi iyileşme süresinin 18 ay, bakıcı ihtiyacı süresinin 1 ay olduğunun belirlendiği, davacının geçici ve sürekli işgöremezlik zararının ve bakıcı giderinin hesaplanması yönünden aktüer bilirkişiden 16.05.2023 tarihli raporun alındığı, raporda, davacının 2023 yılı verilerine göre yapılan hesaplama uyarınca davacının bakiye geçici işgöremezlik zararının 24.698,85 TL ve sürekli işgöremezlik zararının 314.730,03 TL, bakıcı giderinin 1.647,00 TL olduğunun hesaplandığı, 21.09.2023 tarihli celsede mahkemece asgari ücret değişiklikleri nedeniyle yeniden aktüer bilirkişi raporu alınmasına karar verildiği ve bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 19.02.2024 tarihli rapor ile bu kez davacının zararının 2024 yılı verilerine göre belirlendiği, 31.10.2024 tarihli celsede, tarafların duruşmaya katıldığı, önceki beyanlarını tekrar ettikleri, mahkemece dosyanın incelemeye alınmasına karar verildiği ve yeni duruşma tarihinin 06.02.2025 günü olarak belirlendiği ancak 25.11.2024 tarihli duruşma dışı verilen ara karar ile “Aralık ayında asgari ücretin değişeceği de dikkate alınarak dosyanın aktüer bilirkişiye tevdi ile, davacının sürekli, geçici işgöremezlik, bakıcı ve tedavi gideri (tedavi gideri yönünden SGK ödemeleri dışında olan) zararlarının dosyaya sunulan deliller, sigorta şirketinin ödeme ve ek ödemeleri dikkate alınarak ek rapor hazırlanmasının istenilmesine, bilirkişiye 1.500 TL ek ücret takdirine, davacı tarafça bilirkişi ek ücretinin iki haftalık kesin süre içerisinde yatırılmasına, yatırılmadığı takdirde bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağına” karar verildiği, ara kararın davacı tarafa 01.12.2024 tarihinde tebliğ edildiği, davacı tarafça ek bilirkişi ücretinin yatırılmadığı, 06.02.2025 tarihli celsede ise, davacı vekilinin, ara kararla belirtilen delil avansını yatırmayacaklarını beyan ettiği anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “hukuki dinlenilme hakkı” başlıklı 27. maddesi:"(I) Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. (2) Bu hak; a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, b) Açıklama ve ispat hakkını, c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini, içerir." şeklindedir. Hukuki dinlenilme hakkı çoğunlukla "iddia ve savunma hakkı" olarak bilinmektedir. Ancak bu hak iddia ve savunma hakkı kavramına göre daha geniş ve üst bir kavramdır. Üç temel unsuru bulunmakta olup, bunlar “bilgilenme hakkı”, “açıklama ve ispat hakkı” ve “tarafların iddia ve savunmalarını yargı organlarının tam olarak dikkate alıp değerlendirmesi” olarak sayılabilir. Usul hükümleri çerçevesinde davanın tarafları, müdâhiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini içeren bu hakkın ve yargılamanın aleniliği ilkelerinin gerçekleşmesinin en önemli aracı, duruşma yapılmasıdır. Ayrıca, 6100 sayılı HMK'nın "Delil ikamesi için avans" başlıklı 324. maddesinin birinci fıkrasında; "Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin sürede yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler" hükmü düzenlendikten sonra, ikinci fıkrasında; tarafların bu yükümlülüğü yerine getirmemesinin hukuki sonucu olarak anılan delil ikamesinden vazgeçilmiş sayılacağı belirtilmiştir. 6100 sayılı HMK'da öngörülen süreler, nitelikleri bakımından, taraflar için ve mahkemeler için konulmuş süreler olmak üzere ikiye, taraflar için konulmuş süreler ise; kanunda belirtilen süreler ve hakim tarafından belirtilen süreler olmak üzere ikiye ayrılır. Kanunda belirtilen süreler; kanun tarafından öngörülmüş cevap süresi, temyiz süresi gibi süreler olup bu süreler kesindir. Bir işlemin kanuni süresi içinde yapılıp yapılmadığı mahkemece re'sen gözetilir. Hâkimin tespit ettiği süreler ise kural olarak kesin değildir. (..., Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, 6100 sayılı HMK'ya göre Yeniden Yazılmış 22. Baskı, Ankara 2011, s.749) Hâkim, kendi tayin etmiş olduğu süreyi, 6100 sayılı Kanunun 90/2’nci maddesine göre iki tarafı dinledikten sonra haklı nedenlere dayanarak, azaltıp çoğaltabilir ve bu sürenin, kesin olduğuna da karar verebilir. (HMK m.94/2). Hâkimin verdiği sürenin kesin olması için ya hakimin kesin olduğunu belirtmeksizin verdiği ilk sürede işlemin yapılmaması nedeniyle ilgili tarafın yeniden süre talep hakkının varlığı karşısında, bu talep üzerine hâkimin verdiği ikinci sürenin kanundan kaynaklanan şekilde kesin olması (HMK 94/2); ya da hâkimin tayin ettiği ilk sürenin kesin olduğuna karar vermiş olması gerekir. Kesin süre verilmesinin temel amacı, tarafların davayı uzatıcı ve hükmü geciktirici tutum ve davranışlarını önlemektir. Hak kaybına yol açmak gibi ağır hukuki sonuçlar doğuran kesin süre kurumunun hakim tarafından dikkatli, duyarlı bir şekilde kullanılması gereklidir. (HGK'nın 28.04.2010 gün, 2010/2-221/241 E.K.) Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davasında, davacı zararını ispatlamakla yükümlü olmakla birlikte, TBK'nın 50/2.maddesinde, "uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hakim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler." denilmektedir. Somut olayda, mahkemece, duruşma yapılıp tarafların beyanları alınmaksızın “hukuki dinlenilme hakkı” ihlal edilerek duruşma günü beklenmeksizin duruşma dışı ara kararla güncel asgari ücrete göre aktüerya hesabı yapılması yönünden dosyanın aktüer bilirkişiye tevdiine karar verilmesi ve ek aktüer bilirkişi raporu için belirlenen bilirkişi ücretinin davacı tarafça iki haftalık kesin sürede yatırılmasına karar verilmesi usul hükümlerine aykırı olduğu gibi yargılama safahatında kazanın oluşumunda tarafların kusur oranının belirlenmesi yönünden rapor alındığı, davacının kazadan kaynaklanan maluliyetinin belirlenmesi yönünden Adli Tıp Kurumundan rapor alındığı, mahkemece maluliyet raporu yeterli görülerek davacının geçici ve sürekli işgöremezlik zararının ve bakıcı giderinin hesaplanması için aktüer bilirkişiden rapor alındığı, sadece yargılamanın sonunda güncel asgari ücrete göre sürekli işgöremezlik zararının yeniden hesaplanması yönünden duruşma dışı ara karar ile aktüer bilirkişiden ek rapor alınmak istendiği ancak davacı tarafın ek bilirkişi raporuna ilişkin bilirkişi ücretini yatırmadığı ve rapor alınması talebinin bulunmadığı gözetildiğinde, dosyada mevcut kusur, maluliyet ve aktüer bilirkişi raporları ve dosya kapsamı dikkate alınarak 6098 sayılı TBK’nın 50. Maddesi uyarınca değerlendirme yapılması gerekirken davanın usulüne uygun olmayan şekilde duruşma dışı ara kararla verilen ve hatalı ihtarat içeren kesin süreye uyulmaması nedeniyle belirtilen delile dayanılmaması sonucunu neden olacakken kesin süreye uyulmaması gerekçesiyle maddi ve manevi tazminatın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu gibi davacının dava konusu yaralanması nedeniyle manevi tazminatın da davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş olup maddi tazminatın yazılı gerekçe ile reddine karar verilmiş ise de TBK'nın 56. Maddesi gereğince miktarı hakim tarafından belirlenecek manevi tazminat davasının da bilirkişi rapor ücretinin yatırılmaması nedeniyle reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, HMK’nın 355. maddesi gereğince, istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar yönünden yapılan inceleme sonunda; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a.6. maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak hüküm kurulması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırılma sebebine göre sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre davacı vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine, 3-İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına, 4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 10.09.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan

Üye

Üye

Katip

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır. n

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/466, K. 2025/466, T. 10.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-466-e-2025-466-k-56efc7799180