Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/386 E. 2025/386 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/386
Karar No
2025/386
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/386 - 2026/1342 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2025/386 KARAR NO : 2026/1342

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24.12.2024 NUMARASI : 2024/497 Esas 2024/1413 Karar

ASIL DAVA DOSYASINDA; DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALILAR : 1 VEKİLİ : Av. : 2 VEKİLİ : Av. : 3- VEKİLİ : Av.

İHBAR OLUNAN : VEKİLİ : Av.

BİRLEŞTİRİLEN ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2020/504 ESAS SAYILI DOSYASINDA;

DAVACI : VEKİLİ : Av.

DAVALI : VEKİLİ : Av.

DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 10.09.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 11.09.2026

İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ile davalılar ... AŞ vekili ve ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 28.03.2018 tarihinde davalıların işleteni sürücüsü ve zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu ... plakalı aracın kavşakta karşıdan karşıya geçmekte olan davacıya çarparak yaralanmasına neden olduğunu, ceza dosyasındaki yargılama sonunda davacı ve davalı sürücünün eşit kusurlu bulunarak davalı sürücünün mahkumiyetine karar verildiğini,... Araştırma Hastanesinin raporu ile davacının % 83 engelli olduğunun tespit edildiğini, davalı sigorta şirketine 09.09.2019 tarihinde başvurmalarına rağmen ödeme yapılmadığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 1.000,00-TL geçici işgörmezlik 1.000,00-TL sürekli işgöremezlik tazminatı 1.000,00-TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 3.000,00-TL maddi tazminat ile 150.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş, 25.06.2020 tarihli dilekçesi, 17.09.2020 tarihli duruşmadaki beyanında dava açıldıktan sonra maddi tazminat konusunda davalı... AŞ ile anlaştıklarını ve ödeme yapıldığını maddi tazminat yönünden davanın konusuz kalması nedeniyle feragat ettiklerini, manevi tazminat yönünden davaya devam ettiklerini beyan etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı süresi içinde açılmadığını, yaya trafiğine kapalı alanda davacının çocukları ile birlikte aniden taşıt yoluna koşarak girmesi sonucu dava konusu kazanın meydana geldiğini, davalının kusuru bulunmadığını istinaf incelemesinde olan ceza dosyasının sonucunun beklenmesini, % 83 maluliyet oranın çok yüksek olduğunu, kusur ve maluliyet yönünden rapor alınmasını tazminatların fahiş olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir. Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin intercity rent-a car uzun süreli araç filo kiralama işi yaptığını, kazaya karışan ... plakalı aracın 07.04.2014 tarihinde uzun süreli kiralama sözleşmesi ile ... AŞ’ne kiralandığını, davalı şirketin işleten sıfatı bulunmadığından davanın husumet yokluğundan reddine, aksi halde kusur ve maluliyet yönünden rapor alınmasını, davalı sürücünün kusursuz olduğunu, davanın kiracı ... AŞ’ne ihbar edilmesi gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesi istemiştir. Davalı... AŞ vekilicevap dilekçesinde özetle; kazaya karışan ... plakalı aracın 24.04.2017-24.04.2018 tarihleri arasında 360.000 TL limitle davalı şirkete zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı olup sorumluluklarının gerçek zarar, sigortalının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğunu aksi halde kusur ve maluliyet yönünden ATK’dan, zarar yönünden aktüer bilirkişiden rapor alınmasını, geçici işgöremezlik ve bakıcı giderinin teminat dışı olduğunu, eksik belge ile başvuru yapıldığından dava tarihinden itibaren yasal faiz istenebileceğini, manevi tazminatın teminat dışı olduğunu belirterek, davanın reddini istemiş; 30.12.2020 tarihli dilekçesi ile davacının talep konusu yaptığı maddi tazminat konusunda davacı ile sulh olduklarını davacının feragat beyanı doğrultusunda maddi tazminat isteminin reddini, feragat nedeniyle davacıdan yargılama gideri ve vekalet ücreti talepleri olmadığını belirtmiştir. Birleşen dosyada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 28.03.2018 tarihinde davalı ... AŞ’nin işleteni olduğu ... plakalı aracın kavşakta karşıdan karşıya geçmekte olan davacı ile oğlu ...‘a çarparak yaralanmasına neden olduğunu, ceza dosyasındaki yargılama sırasında davacı ve sürücünün eşit kusurlu bulunarak sürücünün mahkumiyetine karar verildiğini, ... Araştırma Hastanesinin raporu ile davacının % 83 engelli olduğunun tespit edildiğini, davacı tarafından kazaya neden olan aracın sürücüsü, işleteni ve zorunlu mali mesuliyet sigortacısı aleyhine açılan davanın Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/634 Esas sayılı dosyası üzerinden devam ettiğini, aracın işleteninin davalı ... AŞ olduğunu belirterek, 150.000-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, dosyanın Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/634 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... AŞ savunma yapmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece verilen ilk karara karşı asıl ve birleşen davanın davacısı vekili ile asıl davanın davalısı ..., birleşen davanın davalısı ... AŞ vekili tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi'nin 21.03.2024 tarih ve 2022/411 E. 2024/400 K. sayılı kararı ile birleştirilen dava dosyaları birbirlerinden bağımsız ayrı birer dava olup, birleştirilen her dava hakkında usul hükümlerine göre ayrı ayrı hüküm kurulması, harç, vekalet ücreti ve diğer yargılama giderlerinin ayrı ayrı gösterilmesi gerektiği halde mahkemece asıl ve birleştirilen davalar yönünden HMK’nın 297 ve devamı maddelerinde belirtildiği şekilde ayrı ayrı hüküm kurulmamış olması, mahkemece ceza dosyasında alınan ATK raporu ile eldeki davada alınan kusur raporlarının aynı yönde olduğu davacı ve davalı sürüsünün eşit kusurlu olduğu kabul edilerek karar verilmiş ise de ceza dosyasının kesinleşmediği, kaza tespit tutanağındaki kusur belirlemesi ile dosyada alınan kusur raporu arasındaki kusur belirlemesi arasında çelişki olduğu, davalı sürücü tarafından mahkemece alınan kusur raporuna itiraz edildiği anlaşıldığından mahkemece ceza dosyasının kesinleşmesi beklenerek kesinleşen maddi olgu gereğince, Ankara Batı 4.Asliye Ceza Mahkemesinin 07.05.2019 Tarih 2018/750 Esas 2019/311 Karar sayılı dosyası da istenerek İTÜ veya Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti gibi kurumlardan davacının ve davalı sürücünün kusur oranları konusunda ayrıntılı ve denetime elverişli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi, davacının kaza nedeniyle sürekli iş göremezliğinin bulunup bulunmadığı ve oranının belirlenmesi amacıyla Yargıtay uygulamalarına göre Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre rapor alınması gerekirken Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği ve Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen raporun esas alınmış olması, kabule göre de, esas davada davacının maddi tazminat talebine ilişkin sürekli ve geçici işgöremezlik zararı ile bakıcı giderinin dava açıldıktan sonra davalı sigorta şirketi tarafından ödendiği, davacının ödeme nedeniyle davasından feragat ettiği, feragatin hakkın özünden vazgeçmeye ilişkin olmayıp ödemeye ilişkin olduğu, davacının dava açmakta haklı olduğu anlaşıldığından esas davada maddi tazminat yönünden davalı sürücü ... lehine vekalet ücreti takdir edilmemesi gerektiği belirtilerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararı gereğince yapılan yargılama sonunda, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 28.03.2018 tarihinde davalı ... sevk ve idaresinde bulunan davalı sigorta şirketine sigortalı ... plakalı araç ile seyir halindeyken geldiği olay mahalli ...Kavşağında sol taraftan yola girip karşıya geçmekte olan yaya davacı ...'a çarpması sonucunda davacının yaralandığı, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 08.08.2024 tarihli raporunda davacı ...'ın 28.03.2018 tarihli yaralanması neticesinde, Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliği esas alındığında vücut genel çalışma gücünden % 65 oranında kaybettiği,18 ay süre ile iş göremezlik halinde kaldığı, 3 ay süresince başka birinin yardımına ihtiyacı olduğu, Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğinin 12. Maddesine (03.08.2013-28727 sayılı resmi gazete) göre devamlı surette başka birinin bakımına muhtaç olmadığının tespit edildiği, kusur yönünden çelişkinin giderilmesi bakımından Karayolları Fen Heyetinden seçilen kusur bilirkişisinden alınan 21.10.2024 tarihli heyet raporunda davacı ...'ın ilk geçiş hakkını araçlara vermesi gerekirken, aksine davranışlarla sağından yaklaşmakta olan araçlara rağmen hiçbir tedbir almadan taşıt yoluna girmekle, yakın mesafedeki aracın geçmesini beklememekle dikkatsiz ve tedbirsizce davranışı ile meydana gelen olayda % 75 oranında asli, davalı sürücü ..., yönetimindeki araç ile seyir halinde iken daha dikkatli ve tedbirli davranmamakla, kavşak yaklaşımında sürücülere hitaben anayol taliyol trafik işaretinin bulunmasına rağmen yolun ön ilerisine azami dikkatini vermemekle, aracının hızını; aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamakla, orta refüj üzerinde bulunan ve yola inmiş olan yayaları gördüğü ilk anda ses ve ışık cihazı ile uyarmamakla, fren tedbirinde geç kalmakla % 25 oranında ali kusurlu bulunduğu, davacı taraf ön inceleme duruşmasından önce 25.06.2020 tarihli beyan dilekçesi ile davalı... ile haricen maddi tazminat hususunda anlaşılmış olduğundan maddi tazminat davasından feragat ettiğine yönelik beyanı nazara alınarak davalı... Şirketi aleyhinde davacı tarafından açılan maddi tazminat davasının feragat ettiği, davalı sigorta şirket vekili de yargılama gideri ve vekalet ücreti talepleri olmadığını bildirdiği, davalı ... aleyhine açılan maddi tazminata ilişkin davanın maddi tazminat davalı sigorta şirketi yönünden giderildiğinden ve feragat edildiği hususu nazara alındığında maddi tazminat davası konusuz kaldığı, davalı ... şirketin “...” markası altında uzun süreli araç filo kiralama faaliyeti ile iştigal etmekte olan bir şirket olduğu, kaza tarihi olan 28.03.2018 tarihinde kazaya karışmış ... plaka sayılı aracın 07.04.2014 tarihli uzun süreli oto kiralama sözleşmesi ile birleşen dosya davalısı ... AŞ ile 07.04.2014 tarihinde 48 ay süre ile davalı sigortalı aracın kiralandığı, davalı İşletenin ... olduğu, davalı ... yönünden taraf sıfatı bulunmadığı, davalı ...'nın uzun süreli araç kiralayan olarak işleten olarak sorumlu olduğu davalı araç sürücüsü ile müşterek ve müteselsilen sorumluluğu bulunduğu, davacı lehine manevi tazminat koşullarının oluştuğu belirtilerek, asıl davada ... Şti yönünden pasif husumet yokluğundan reddine, Manevi tazminat talebi yönünden (birleşen dava yönünden tahsilde tekerrür olmamak şartıyla) ...'dan 50.000,00-TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine, davalı... Şirketi aleyhinde davacı tarafından açılan maddi tazminat davasının feragat nedeni ile reddine, davalı ... aleyhine açılan maddi tazminata ilişkin davanın konusu kalmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davada manevi tazminat talebi yönünden (asıl dava yönünden tahsilde tekerrür olmamak şartıyla) ...'dan 50.000,00-TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine, karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ile davalılar ... AŞ ve ... vekili tarafından tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece, manevi tazminat talebinin kısmen kabul kısmen reddi ile 50.000,00-TL'nin davalı ... ve birleşen dosya davalısı ... AŞ'den kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsili ile davacı müvekkile verilmesine karar verildiğini, manevi tazminat yönünden hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri gözönünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiğini, olay tarihi, tarafların kusur durumları gibi hususlar da dikkate alındığında, davacı için takdir edilen manevi tazminatın çok az olduğunu, davacının yaşanan trafik kazası sonucunda mahkeme dosyasındaki ATK raporuyla da sabit olduğu üzere maluliyet oranı % 65 olduğunu, somut olayda da aracın ticari araç olması sebebiyle temerrüt faizi olarak ticari faize hükmedilmesi gerektiğini, davalılar için manevi tazminatın reddedilen kısmı yönünden ayrı ayrı 30.000,00-TL vekalet ücreti hükmedilmesi, usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ... AŞ vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kaldırma kararı uyarınca ilk derece mahkemesince, kusur ve maluliyet raporlarının yeniden alınığını, maluliyet oranı % 65 olarak yeniden belirlendiğini, bu maluliyet oranında fahiş olduğunu, davacı ve ailesi tarafından müşteki... hastanede yattığı ve tedavi gördüğü esnada defalarca ziyaret edildiğini, yapılan ziyaretlerde ise davacının doktorlar tarafından kendisine söylenen tedavi yöntemlerine riayet etmediği, davacının iyileşmesi için gerekli önlemleri almadığı bu nedenle iyileşme sürecinin sancılı ve uzun geçtiği bizzat görüldüğünü, davacının tedavi sürecindeki davranışları nedeniyle iyileşme oranın azalabileceği ve iyileşme sürecinin de uzayabileceğini, davacının maluliyet oranın yeniden değerlendirildiği bir ATK raporu alınmasını talep edilmiş olmasına rağmen itirazların mahkemece dikkate alınmadığını, kaldırılan kararda kusur yönünden tarafların eşdeğer kusura sahip oldukları belirtilmiş olmasına rağmen kaldırma sorası alınana raporda davalı sürücü ...’ın, meydana gelen olayda % 25 oranında kusurlu olduğunun belirtildiğini, kusur oranı azalmış olsa da yapılan bu değerlendirmeyi de kabul etmediklerini, kazanın davacı tarafın tam ve asli kusurlu davranışları nedeniyle meydana geldiğini, davalının davacı ve çocuklarının yola atladığını görerek fren yaptığını ve direksiyonu geldiği yönün aksine kırarak mağdurdan kaçmaya çalıştığını, ancak davacı tarafından aracın üstüne koşmaya devam edilmesi nedeniyle söz konusu kaza meydana geldiğini, dolayısıyla davalının almış olduğu tüm tedbir ve önlemlere karşı kazanın oluşumuna engel olamadığını, davalıya herhangi bir kusur izafe edilemeyeceğini, kabul anlamına gelmemekle beraber davalının kusur oranının yarı yarıya azalması ve davacının maluliyet oranının eksilmesine rağmen ilk kararda hüküm altına alınan tutarla aynı tutarda manevi tazminata hükmedilmesi ilk kararla çelişki oluşturduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde; k maluliyet oranında fahiş olduğunu, davacı ve ailesi tarafından müşteki... hastanede yattığı ve tedavi gördüğü esnada defalarca ziyaret edildiğini, yapılan ziyaretlerde ise davacının doktorlar tarafından kendisine söylenen tedavi yöntemlerine riayet etmediği, davacının iyileşmesi için gerekli önlemleri almadığı bu nedenle iyileşme sürecinin sancılı ve uzun geçtiği bizzat görüldüğünü, davacının tedavi sürecindeki davranışları nedeniyle iyileşme oranın azalabileceği ve iyileşme sürecinin de uzayabileceğini, davacının maluliyet oranın yeniden değerlendirildiği bir ATK raporu alınmasını talep edilmiş olmasına rağmen itirazların mahkemece dikkate alınmadığını, kaldırılan kararda kusur yönünden tarafların eşdeğer kusura sahip oldukları belirtilmiş olmasına rağmen kaldırma sorası alınana raporda davalı sürücü ...’ın, meydana gelen olayda % 25 oranında kusurlu olduğunun belirtildiğini, kusur oranı azalmış olsa da yapılan bu değerlendirmeyi de kabul etmediklerini, kazanın davacı tarafın tam ve asli kusurlu davranışları nedeniyle meydana geldiğini, davalının davacı ve çocuklarının yola atladığını görerek fren yaptığını ve direksiyonu geldiği yönün aksine kırarak mağdurdan kaçmaya çalıştığını, ancak davacı tarafından aracın üstüne koşmaya devam edilmesi nedeniyle söz konusu kaza meydana geldiğini, dolayısıyla davalının almış olduğu tüm tedbir ve önlemlere karşı kazanın oluşumuna engel olamadığını, davalıya herhangi bir kusur izafe edilemeyeceğini, kabul anlamına gelmemekle beraber davalının kusur oranının yarı yarıya azalması ve davacının maluliyet oranının eksilmesine rağmen ilk kararda hüküm altına alınan tutarla aynı tutarda manevi tazminata hükmedilmesi ilk kararla çelişki oluşturduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve istinaf edenlerin sıfatına göre dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Asıl ve Birleşen dava trafik kazası nedeniyle yaralanarak cismani zarara uğradığını ileri süren davacının sürücü ve işletenin hukuki sorumluluğu ile zorunlu mali mesuliyet sigorta (ZMMS) poliçesi kapsamında sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı ve manevi istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davacının asıl davasının davalı ... Tic. San. Şti yönünden pasif husumet yokluğundan reddine, davalı... AŞ yönünden feragat nedeni ile reddine, davalı ... yönünden maddi tazminat istemi bakımından davanın konusu kalmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, manevi tazminat talebi bakımından ise birleşen dava yönünden tahsilde tekerrür olmamak şartıyla kısmen kabulüne fazlaya dair istemin reddine, birleşen davanın da kısmen kabulüne fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49/1. maddesine göre ise kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Trafik kazalarında irdelenmesi gereken husus ise trafik kazasının meydana gelmesinde tarafların olaya etkileri ve dolayısıyla sürüş kusurlarıdır. Trafik kazası nedeni ile uğranılan bedensel zarara dayalı manevi tazminat istemleri yönünden 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 ve 90. maddeleri ve 6098 sayılı TBK'nın 49. ve 56. maddesi kapsamında işleten sıfatına haiz araç maliki ile araç sürücüsünün, sürücünün kusuru oranında sorumlu olduğu amirdir. Bu nedenle, davalıların sorumluluğunun belirlenebilmesi için olayın oluşumunda tarafların mevcut kusur durumun tespiti önem arz eder. Bu kapsamda, Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararı sonrası dosyaya kazandırılan ve hükme esas alınan Karayolları Fen Heyetinden seçilen kusur bilirkişilerince düzenlenen 21.10.2024 kusur raporu ile olayın oluş şekline uygun düşecek şekilde belirlenen davalının % 25 oranında tali kusurlu eylemiyle meydana gelen trafik kazası neticesinde Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp ABD'nin kurul raporunda belirtildiği üzere davacının 16.09.2017 tarihli yaralanması neticesinde olay tarihi itibariyle uygulanması gereken Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre kişinin % 65 oranında sürekli, 18 ay süre ile geçici iş göremezlik halinde kalacak ve 3 ay süresince başka birinin yardımına ihtiyacı olacak şekilde yaralandığı sabit olup, davacının mevcut bu yaralanmasına karşılık gelecek uygun bir manevi tazminat takdir edilmesi gerekir. 6098 TBK'nın 56. maddesinde “Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” hükmüne, aynı Kanun'un 51.maddesinde “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 tarihli ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminatın miktarı bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmamalıdır. Manevi tazminatın miktarının belirlemesinde her olaya göre değişen özel hal ve şartlar gözetilmelidir. Hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır. Somut olay, yukarıda açıklanan Kanun hükümleri ve ilkeler doğrultusunda değerlendirildiğinde, davacının maruz kaldığı bu acı ve elem ile yaşadığı sıkıntılar nedeniyle oluşan manevi zararlarına karşılık bir huzur duygusunun oluşabilmesi için kazanın meydana geliş şekli, tespit edilen kusur durumu, olayın meydana geliş şeklinin davacı üzerinde etkisi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kaza tarihindeki (2018) paranın alım gücü yukarıda açıklanan ilkeler birlikte değerlendirildiğinde ilk derece mahkemesince davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının hak ve nesafet kurallarına ve manevi tazminatın amacına uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Açıklanan bu hukuki ve maddi vakıalar ile toplanan tüm deliller karşısında; hükme esas alınan bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun, hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, aşağıda belirtilen hususlar dışındaki sair istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 323/1-ğ. maddesi gereğince vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekalet ücretinin yargılama giderleri kapsamında kaldığı aynı kanunun 326. maddesi gereğince de yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına, davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırılmasına karar verileceği düzenlenmiştir. Ancak, asıl davada davalı ... AŞ trafik tescil kaydına göre kaza tarihi itibariyle kazaya neden olan karşı araç maliki olup davacının araç maliki davalıya araç tescil kaydına göre dava açmasında herhangi bir kusuru olmadığı anlaşılması karşısında; davanın açılmasına davacının sebebiyet vermediği gözetilerek, bu davalı ... AŞ yararına asıl davada vekalet ücreti takdir edilmemesi gerekirken, aksi şekilde verilen kararda hukuki isabet bulunmamaktadır. (Yargıtay 4. HD'nin 11.05.2023 tarih ve 2021/25195 E. - 2023/6379 K. ) Yine, 14.03.2025 tarihli 32841 Sayılı RG'de yayınlanan Anayasa Mahkemesi Başkanlığı'nın 2024/29 E - 2024/226 K sayılı 25.12.2024 tarihli kararı ile manevi tazminat davalı yönünden 6100 Sayılı HMK'nın 326/2.maddesinin Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline, kararın RG'de yayınlanmasından başlayarak 9 ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildiği, eldeki dosyanın incelenme tarihi itibariyle iptal kararının yürürlüğe girdiği, iptal kararı doğrultusunda 08.01.2026 tarihli RG'de yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde yapılan değişiklik ile 10/2. Maddenin yürürlükten kaldırıldığı da gözetilerek manevi tazminatın reddedilen miktarı yönünden asıl ve birleşen davada davalılar lehine vekalet ücreti takdir edilmemesi gerektiğinden aksi şekilde verilen kararda hukuki isabet bulunmamaktadır. Bu durumda, asıl davanın davalısı ..., birleşen davanın davalısı ... AŞ vekilinin istinafı yönünden kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun ise HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kabulü ile yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından ilk derece mahkemesi kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle, I-Asıl davanın davalısı ..., birleşen davanın davalısı ... AŞ vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, II-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca esas hakkında YENİDEN KARAR VERİLMESİNE, Buna göre;

A-ASIL DAVANIN KISMEN KABUL, KISMEN REDDİNE, 1-Davanın ... Şti yönünden pasif husumet yokluğundan reddine, 2-Manevi tazminat talebi yönünden (birleşen dava yönünden tahsilde tekerrür olmamak şartıyla) ...'dan 50.000,00-TL nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine, Fazlaya dair istemin reddine, 3-Davalı... Şirketi aleyhinde davacı tarafından açılan maddi tazminat davasının feragat nedeni ile reddine, 4-Davalı ... aleyhine açılan maddi tazminata ilişkin davanın konusu kalmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, B-BİRLEŞEN DAVA 1-Manevi tazminat talebi yönünden (asıl dava yönünden tahsilde tekerrür olmamak şartıyla) ...'dan 50.000,00-TL nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine, Fazlaya dair istemin reddine, ASIL DAVA BAKIMINDAN; C-Maddi tazminat davası yönünden; a-Alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 10,25 TL'nin ve kaldırma kararı öncesinde yazılan harç tahsil müzekkeresi ile tahsil edildiği anlaşılan 49,05 TL'nin mahsubu mahsubu ile bakiye 368,30 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, b-Davacı vekili ile davalı sigorta şirketi vekilinin karşılıklı olarak birbirlerinden yargılama gideri ve vekalet ücreti talepleri olmadığı anlaşılmakla davacı vekili yönünden maddi tazminata ilişkin yargılama giderleri ile maddi tazminata ilişkin vekalet ücreti konusunda ayrıca karar verilmesine yer olmadığına, tarafların yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına c-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirmiş ise de davacının dava açmakta haklı olduğu anlaşıldığından bu davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, d-Davacı vekili ile davalı sigorta şirketi vekilinin karşılıklı olarak birbirlerinden yargılama gideri ve vekalet ücreti talepleri olmadığı anlaşılmakla arabuluculuk ücretinin de yargılama giderlerinden sayıldığı hususu nazara alınarak Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ve dava öncesi ödenen 1.096,27 TL arabuluculuk ücretinin de HMK 312/1.1.cümle gereği davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, bu hususta mahkememizce kaldırma kararı öncesinde yazılan Harç Tahsil Müzekkeresinin tahsil edildiği anlaşıldığından yeniden işlem yapılmasına yer olmadığına, D-Manevi tazminat davası yönünden; a-Alınması gereken 3.415,50 TL karar ve ilam harcından, asıl davada peşin alınan 512,33 TL ile birleşen davada alınan 512,33 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.390,84 TL karar ve ilam harcının, davalı ...'dan alınarak hazineye gelir kaydına, bu hususta mahkememizce kaldırma kararı öncesinde yazılan Harç Tahsil Müzekkeresinin tahsil edildiği anlaşıldığından yeniden işlem yapılmasına yer olmadığına, b-Davacı tarafından yatırılan 44,40 TL başvuru harcı, 512,33 TL peşin harç, 6,40 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 563,13 TL harcın davalı ...'dan tahsili ile davacıya ödenmesine, c-Davacının kendisini vekil ile temsil ettirdiği görülmekle, kabul edilen manevi tazminat talebi yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 10. maddesi gereğince kabul oranına göre takdir ve hesap edilen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalı ...'dan tahsili ile davacıya ödenmesine, E-BİRLEŞEN DAVA BAKIMINDAN; 1-Alınması gereken 3.415,50-TL karar ve ilam harcından 512,33-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.903,17 TL karar ve ilam harcının, davalı ... AŞ'den alınarak hazineye gelir kaydına, 2-Davacı tarafından yatırılan 54,40 TL başvuru harcı, 512,33 TL peşin harç, 7,80 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 574,53 TL harcın davalı ... AŞ'den tahsili ile davacıya ödenmesine, 3-Davacının kendisini vekil ile temsil ettirdiği görülmekle, kabul edilen manevi tazminat talebi yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 10. maddesi gereğince kabul oranına göre takdir ve hesap edilen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalı ... AŞ'den tahsili ile davacıya ödenmesine, F-Davacılar tarafından sarf edilen 778,60 TL tebligat ve posta gideri ile 9.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 10.278,60 TL yargılama giderinden davanın kabul ve ret oranına göre hesap edilen 3.392,28 TL'nin davalı ... ve birleşen dosya davalısı ... Aş'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, artan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, G-Davalı ... tarafından yapılan 114,65 TL yargılama giderinin davanın kabul-red oranına göre hesaplanıp belirlenen 37,47 TL'nin davacıdan tahsili ile bu davalıya verilmesine, H-Davalı ... Tic. San. AŞ tarafından yapılan 20,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile bu davalıya verilmesine, I-Kararın talep halinde taraflara tebliğine, III - İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN: 1-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde iadesine, 2-Harçlar kanunu gereğince asıl davada davalı ...'dan alınması gereken 3.415,50 TL istinaf harcından peşin alınan 860,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.555,50 TL harcın adı geçen davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, -Harçlar kanunu gereğince birleştirilen davada davalı ... AŞ'den alınması gereken 3.415,50 TL istinaf harcından peşin alınan 860,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.555,50TL harcın adı geçen davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan 1.683,10 TL istinaf başvuru harcının davalılar ... AŞ ve ...'dan tahsil edilerek davacıya verilmesine, 4-Başvuran taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-Kararın usulüne uygun olarak taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 361.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 10.09.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan

Üye

Üye

Katip

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/386, K. 2025/386, T. 10.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-386-e-2025-386-k-95f6a3f1ce32