Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/373 E. 2026/1094 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/373
Karar No
2026/1094
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

16. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

DOSYA NO:2025/373 Esas

KARAR NO:2026/1094

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :İSTANBUL ANADOLU 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ:10/12/2024

NUMARASI:2023/234 Esas, 2024/208 Karar

DAVANIN KONUSU:Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan

KARAR TARİHİ:02/07/2026

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Türkiye nin en büüyk markalarından biri konumuna geldiğini, ... markasının yaratıcısı ve gerçek sahibi olduğunu, ..., ... numaralı markaların TPMK nezdinde tescilli olduğunu, 08/09/2002 tarihinde Avrupa Birliği Topluluk markası olarak da tescil edildiğini, WIPO ve EUIPO nezinde pek çok tescili olduğunu, Türkiye'de 158 mağazada ... ürünlerinin satılmakta olduğunu, bu kullanımların dava konusu marka başvuru tarihinden çok öncesine dayandığını, marke emtia sınıflarının 35.sınıfla doğrudan bağlantılı olduğunu, davalının tescilde kötüniyetli olduğunu, müvekkilinin ... numaralı başvurusunun davalı markası nedeni ile reddedildiğini, davalı tarafla telefonda görüşüldüğünü, davalı vekili olduğunu beyan eden kişi tarafından gönderilen e-mail ile markanın muvafakati olmadan kullanıldığının iddia edilerek muvafakat yerine müvekkiline devrinin talep edildiğini, devir ve varsa imalatların imhası için 150.000Euro talep edildiğini, markanın gerçekte kullanılmayıp yedekleme ve marka ticareti yapmak ya da şantaja yönelik başvuruda bulunmak ve tescil ettirmek halinin YHGK 2008/501, 2008/507 K sayılı ilamı gereğince kötüniyet örneği olarak açıklandığını belirterek davalı ... adına ... tescil numaralı ve ... ibareli markanın tüm mal ve hizmet sınıfları bakımından hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP:Davalı vekili dilekçesinde; Davalının kötü niyetli hareket ettiğinden bahsettiğini, kötü niyeti ortaya koyan hiç bir somut delil dosyaya sunmadığını, davacı dava konusu markayı yıllarca kullandığını iddia ettiği halde 35 kodlu alanı neden tescil ettirmediği hususunda beyanda bulunmayarak davalının kötü niyetli hareket ettiğini beyanla tüm sorumluluğu davalı üzerine attığını, Davacı taraf basiretli tacir gibi davranıp yıllardır kullanmakta olduğu markanın 35 nice kodlu internet satış hakkını almayarak üzerine düşen edimini yerine getirmediğini, davalının perakende sektöründe faaliyet gösterdiğinden dolayı 35 nice kodlu alanı üzerine tescil ettirip ticari faaliyetine devam ettiğini, 35 nice kodlu ürünü satmak için ürünün üreticisi olma zarureti ve zorunluluğu da bulunmadığını, davalının dava konusu markanın 35 nice başvurusu 27.09.2021 de yapmış olup marka 27.09.2021 tarihinde ilan edilmiş ve o tarihten itibaren davalı tarafından kullanılmakta olduğu Davacı tarafın logoları ile müvekkilin kullanmış olduğu amblem logo ve şekiller arasında gözle görülür şekilde ayrılıklar bulunduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinde iddia ettiği gibi herhangi bir taklit edilme durumu mevcut olmadığını, davacı tarafın ünvanı ile marka arasındaki ilişki davalı tarafından bilinmediğini, dava konusu markanın Türkiye'de tanınmış bir marka olmayıp davalı tarafından markanın davacıya ait olduğunun bilinmesi iddiası hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, tanınmış olmayan bir markanın bilinmesi davalı tarafından mümkün görülmediğini, davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:" dava davalı adına tescilli ... numaralı ... markasının hükümsüzlüğüne ilişkin olup davalı tarafından davanın reddinin talep edildiği, davacı şirketin yurt dışında ve Türkiye'de ... ibareli çok sayıda markanın tescilli sahibi olduğunu iddia ettiği, TPMK nezdinde ... ve ...numaralı markaların tescilli sahibi olduğunu, markanın gerçek sahibinin davacı şirket olduğunu, davalı tescilinin kötüniyetli olduğunu belirterek markanın hükümsüzlüğünü talep ettiği, aldırılan 11/10/2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda davalı markasının 35. Sınıfta yer alan " reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyon hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri, alıcı ve satıcılar için online pazaryeri sağlama hizmetleri " dışında kalan hizmetler bakımından iltibas nedeniyle hükümsüzlük koşullarının oluştuğu yönünde görüş bildirildiği buna göre tüm dosya kapsamı birarada değerlendirildiğinde, davacı şirketin ... numaralı ... şekil + ... ibareli markanın 01,02,03,04,05,06,07,08,09,10,11, 14,16,17,18,20, 21,22,24,25,26,28,29,30,31,32,33,34. Sınıflarda ve ...numaralı markanın 02,03,04,05,06,07,08,09,10,11,12,13,14,15,16,17,18,19,20,21,22,23,24,25,26,27,28,34 sınıfta tescilli sahibi olduğu, davalının ise davaya konu ... numaralı markanın 35. Sınıfta tescilli sahibi olduğu, davacı marka kullanımları bilişim raporuyla tespit edildiğinde davacı şirketin bu marka ile e ticaret sitelerinde internet ve sosyal medya hesaplarında satışlarının bulunduğu, tescilli olmasa dahi 35. Sınıfta kullanımlarının mevcut olduğu, çok uzun yıllardır 2005 yılından başlamak üzere markanın tescilli sahibi olduğu, markanın dünyanın birçok yerinde kullanıldığı, davalı markası ile karşılaştırıldığında markaların ayniyet derecesinde benzer olduğu, sınıfsal olarak farklılık var ise de davacı markalarının 35. Sınıftaki kullanımları da dikkate alındığında davalı markasının 35. Sınıfta yer alan " reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyon hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri, alıcı ve satıcılar için online pazaryeri sağlama hizmetleri " dışında kalan hizmetler bakımından SMK 6/1 ve 6/3. Maddeleri uyarınca kısmen hükümsüzlük koşullarının oluştuğu kötüniyetli tescil iddiası yönünden ise davacı markasının 2005 yılından beri kullanılıyor olması, yabancı dilde olup özgün iki ayrı kelimeden oluşması, bu markanın davalı tarafından tesadüfen bulunup seçilen markalardan olamayacağı, ayrıca markanın davacının tanınmış dava dışı ... markasının yer aldığı internet sitelerinde bu marka ile birlikte yer aldığı düşünüldüğünde davalının bu markadan haberdar olduğu, yine araştırılan tespitlerde, davalının tescil tarihinden itibaren veya öncesi tescilli markası ile ilgili herhangi bir kullanımının da tespit edilemediği, bu yönüyle bakıldığında davalının tescil amacının markanın yedeklenmesi ve bu şekilde kötüniyetli olarak tescil edildiği kanaatine ulaşıldığından SMK 6/9 maddesi gereğince kötüniyetli tescil halinde markanın tescilli olduğu tüm sınıflar bakımından hükümsüzlüğüne karar verileceğinden markanın tescilli olduğu tüm sınıf emtia ve hizmetler bakımlarından hükümsüzlük talebinin kabulü ile;

-Davanın KABULÜ ile, davalı adına tescilli ... numaralı markanın tüm sınıflar bakımından HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, " şeklinde karar vermiştir.

İSTİNAF İSTEMİ:Davalı vekili istinaf isteminde özetle;Davacı tarafca marka ile ilgili iptal istemiyle dava ikame edildiğinden TPMK'nın da taraf gösterilmesi gerektiğini, markanın TPMK tarafından tescillendiğini,Bilirkişi raporunun çelişkili olup hükme esas alınamayacağını, Rapor incelendiğinde "Davalının sonraki tarihli ... no ile tescilli markasının 35. Sınıfta yer alan Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri.” hizmetleri dışında kalan hizmetler açısından SMK 6/3 ve 25/1 maddeleri açısından kısmen hükümsüzlük koşullarının mevcut olduğu," kanaatine varıldığını, Davacı taraf ile Müvekkilinin kullanmış olduğu logolarda farklar olduğunu, Sadece yazı unsuruna göre iltibasın varlığı kanaati hakkaniyetli olmadığını, rapora itirazın dikkate alınmadığını, Bilirkişi raporunda Davacı Yana Ait Markanın İlk Ve Tek Gerçek Hak Sahibi Olduğu Kanaati bildirilmişse de kabul etmediklerini, kullanımların sadece yurt içinde yapılan kullanımlar olarak dikkate alınması gerektiğini, Davacı Yana Ait Marka Tescilinin Kötü Niyetle Yapıldığı Kanaatini kabul etmediklerini, kural olarak asıl olanın “iyi niyet” olduğu; kötü niyetin ise iddia eden tarafından ispatlanması gerektiğini, davacı vekili kötü niyet ile ilgili iddialarını müvekkiline ait markanın tanınmış marka olduğuna dayandırdığını, ancak söz konusu iddianın objektiflikten uzak bu iddiaya ilişkin dosyada bir veri yer almadığını, kötüniyetten bahsedilemeyeceğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, markanın SMK 6/1, 6/3 ve 6/9 maddeleri gereğince hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davalı vekili istinafında davanın TPMK'ya da yöneltilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de; dava, markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup sadece marka sahibine karşı yöneltilmesinde usule aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin bu yöndeki itirazının reddi gerekmiştir.Somut uyuşmazlıkta; davacının "... şekil" ibareli markaları ile davalının "..." markasının benzer olduğu, markaların tescil sınıflarının da kısmen benzer olduğu, ... ibaresi yönünden davacının önceye dayalı gerçek hak sahibi olduğu, davalının marka tescilinde kötüniyetli olduğu bilirkişi raporu ile yerinde olarak tespit edilmiştir.Bu durumda mahkemece; davacının markalarının esas unsurunun davalı markasında aynen kullanılması, davacı markasının internet sitesinde 2012'den beri kullanılıyor olması, markanın yabancı dilde olup özgün iki ayrı kelimeden oluştuğu, bu markanın davalı tarafından tesadüfen bulunup seçilen markalardan olamayacağı, ayrıca markanın davacının tanınmış dava dışı ... markasının yer aldığı internet sitelerinde bu marka ile birlikte yer aldığı, davalının bu markadan haberdar olduğu, davalının tescil tarihinden itibaren herhangi bir kullanımının da tespit edilemediği gerekçesi ile tescilde kötüniyet de kabul edilerek yeterli nitelikteki bilirkişi raporuna göre markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi yerinde görülmüş, davalı vekilinin istinaf isteminin reddi gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin istinaf isteminin HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM:Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere;

1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,

2-Alınması gereken 732,00TL harçtan, peşin alınan 615,40TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,

3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

-Davacının gider avansından kullanıldığı anlaşılan 40TL istinaf masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.02/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/373, K. 2026/1094, T. 02.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-373-e-2026-1094-k-d41ecb44ffb1