Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/359 E. 2026/1092 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/359
- Karar No
- 2026/1092
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/359 - 2026/1092 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/359 KARAR NO : 2026/1092 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 15/10/2024 NUMARASI : 2021/190 E. - 2024/367 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 15/10/2024 tarih ve 2021/190 Esas - 2024/367 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili şirketin "..." ve "..." asıl unsurlu markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "...Anonim Şirketi" ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere diğer davalı Kuruma başvurduğunu, 2020/48605 kod numarasını alan başvuruya müvekkilince yapılan itirazın, davalı Kurum tarafından reddedildiğini, söz konusu kararın yerinde olmadığını, zira taraf markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunduğunu, benzerliğe yol açan tek unsurun "..." ibaresi olmadığını, ayrıca müvekkil markalarında mevcut olan ve İngilizce "..." anlamına gelen "..." ibaresinin davalının tescil başvurusuna konu markasında yer aldığını, "..." ibareli markaların uzun yıllardır denizcilik sektöründe bilindiğini, davalının tanınmışlığı yüksek müvekkili markaları ile iltibasa yol açacak ve davalıya haksız menfaat temin edecek tescil başvurusunun reddi gerektiğini ileri sürerek, YİDK'in 2021-M-2658 sayılı kararının iptaline, davalı markasının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket vekili, davalı tarafın marka başvurusuna itiraz aşamasında dayanak yaptığı markalar dışında yeni markalara dayanamayacağını, müvekkili başvurusu ile davacının itirazına mesnet markalar arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimali olmadığını, taraf markalarında yer alan "..." ibaresinin, "..." kelimesinin İngilizce dilindeki kısaltması olduğunu, deniz ticareti ve taşımacılık işiyle uğraşan müvekkilininin de Akdeniz'de faaliyet gösterdiğini, dolayısıyla müvekkilinin Akdeniz denizinin İngilizce dilindeki karşılığı olan ... kelimesinin kısaltması olan "..." kelimesini kullandığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacı yanın redde gerekçe markaları kapsamında uyuşmazlık konusu 35 ve 39. sınıf hizmetlerin doğrudan yer aldığı, markaları oluşturan işaretlerin bütünsel algıları üzerinden yapılması gereken iltibas değerlendirmesinde, taraf markaları arasındaki farklılıkların işaretlerin iktisadi – idari anlamda ayrıştırılmaları açısından yeterli görülmesi gerektiği, taraf markalarının, markaları oluşturan unsurlarına bölünerek algılanması ve buna bağlı davacı markaları ile ilişkilendirilmesinin mümkün olmadığı, sadece “...” sesinin varlığının, anılan ibarenin gerek uyuşmazlık konusu sektörlerde gerekse de farklı sektörlere yönelik ticaret hayatındaki yaygın kullanımından kaynaklı tek bir kimse tekeline bırakılmasının isabetli bir yaklaşım olmayacağı, dolayısıyla işaretler arasında karıştırılma ihtimaline yol açacak bir benzerlik halinin mevcut olmadığı, davalıya ait markanın tescilinin 6769 s. SMK 6/5 hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, dava konusu başvuru kapsamındaki mal ve hizmetlerin tamamı yönünden markalar arasında aynı ya da aynı tür olarak tanımlanabilecek bir ilişki bulunmasının yanısıra taraf markalarının da benzer olduğunu, davalının tescil isteminde bulunduğu "... " markası ile müvekkilin "..." markası arasında benzerliğe yol açan tek unsurun "..." ibaresi olmadığını, müvekkili markalarında mevcut olan ve ingilizce "..." anlamına gelen "..." ibaresinin, davalının tescil başvurusuna konu markasında da yer aldığını ve bu ibarenin benzerliğe/karıştırılma ihtimaline yol açacağını, müvekkiline ait markaların, isminden denizcilik ile iştigal ettiği açıkca anlaşılan "...Anonim Şirketi" markası ile karıştırılmasının, müşterilerin söz konusu markayı, müvekkilinin grup şirketlerinden birine ait marka sanmasının son derece olağan bulunduğunu, ayrıca müvekkili markalarının tanınmış olduğunu ve bu nedenle de başvurunun reddinin gerektiğini, davalının sonraki tarihli kötü niyetli marka tescilinin müvekkili markasının tanınmışlığına zarar vereceği gibi haksız kazanç teminine de yol açacağını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İşlem dosyasının incelenmesinden; davalı Şirketin 11.05.2020 tarihinde 2020/48605 sayılı "...Anonim Şirketi" ibareli marka başvurusunu yaptığı, başvuru kapsamında 35 ve 39. sınıf hizmetlerin yer aldığı, davacı Şirketin 2003 17230, 2004 32030, 2005 56959, 2005 56960, 2006 11166, 2006 35656, 2006 35658, 2007 60268, 2016 94099, 2017 48703, 2018 100995, 2018 98498 sayili "... sekil", "... ", "... ", "... ...". ', "... ", "... ", "... ", "... ", "...", "... ...", "... ", "... ..." ibareli markalarına dayalı olarak SMK'nın 6/1, 6/3, 6/5 ve 6/9. maddelerine dayanarak başvuruya itiraz ettiği, davacının itirazının Markalar Dairesince reddine karar verildiği, davacı tarafın bu karara karşı itirazının da YİDK'in 17.04.2021 tarih 2021-M-2658 sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararın davacı tarafa 19.04.2021 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır. İşbu dava, 2 aylık hak düşürücü süre içerisinde 17.06.2021 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince, taraf markaları arasında karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının da oluşmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olup davacının istinaf itirazları gözetildiğinde taraflar arasındaki uyuşmazlık, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, aynı Kanun'un 6/5. maddesi kapsamında tescili engeli olup olmadığı noktasındadır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408-409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya bakıldığında, dava konusu başvuru kapsamındaki 35 ve 39. sınıftaki hizmetlerin, davacının itirazına mesnet markalarının kapsamlarında aynen yer aldığı, bu itibarla emtia benzerliği şartının gerçekleştiği anlaşılmıştır. Tarafların marka işaretlerinin karşılaştırılmasına gelince; dava konusu başvuru standart karakterlerle yazılmış "...Anonim Şirketi" ibaresinden oluşmaktadır. Başvuruda yer alan "... Anonim Şirketi" ibareleri, davalı Şirketin ticaret unvanında yer alan ibareler olup ticaret hayatında herkesin kullanımına açık söz konusu ibarelerin ayırt ediciliği bulunmadığından, başvurunun asli unsuru "..." ibaresidir. Davacının itirazına mesnet markaları ise "..." ibaresini içermektedir. Bunun dışında davacı markalarında yer alan ", ..., , " gibi bir kısmı ayırt edici olmayan bir kısmı ise jenerik nitelikte bulunan ek sözcükler, ayırt ediciliğe sahip olmayıp bu hali ile davacı markalarının asli unsurlarını, "..." ibaresi oluşturmaktadır. Buna göre "..." ibareli başvuru ile "..." asıl unsurlu davacı markaları arasında karıştırılma ihtimali olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Davacı markalarının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin, dava konusu başvurunun ilk hecesinde aynen kullanılması, tüketiciler tarafından daha çok markaların başlangıç kısmına dikkat edilmesi, başvuruda farklı olarak kullanılan ve Türkçe'de gemi anlamına gelen "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olması, başvurunun "..." ve "..." olarak ayrı telaffuz edileceği gibi tüketicilerce de bu şekilde ayrı iki ibare olarak algılanması ihtimali, öte yandan "..." ibaresinin, başvuru kapsamında yer alan hizmetler yönünden tanımlayıcı da olmaması, bir an için ayırt ediciliğinin düşük olduğu kabul edilse dahi başvuruda da aynı ibarenin asli unsur olarak kullanılması ve başvuruda yer verilen "..." ibaresinin ayırt ediciliğe sınırlı katkısı gözetildiğinde, dava konusu başvuru ile davacı markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, bu hali ile dava konusu başvurunun davacı markalarının yeni bir versiyonu ya da davacı markalarının serisi olarak algılanabileceği kanaatine varılmış, aksi yöndeki ilk derece mahkemesi kararı yerinde görülmemiştir. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 01.12.2025 tarih ve 2025/2408-7151 E.K. sayılı ilamında da "... Limited Şirketi" ibareli markanın, davacının itirazına mesnet markalarıyla karıştırılma ihtimaline yol açacağı kabul edilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir. Davacı taraf, tanınmışlık vakıasına da dayanmış ise de işlem ve dava dosyasındaki delillerle davacı markalarının tanınmışlığı ve SMK'nın 6/5. maddesinde öngörülen hallerin ortaya çıkacağı ispat edilemediği gibi esasen başvuru kapsamındaki tüm hizmetler bakımından karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kabul edildiğinden, Dairemizce bu durum sonuca etkili bulunmamıştır. Yapılan açıklamalar çerçevesinde ilk derece mahkemesince, taraf markaları arasında başvuru kapsamında yer alan hizmetlerin tamamı bakımından SMK'nın 6/1. maddesi kapsamında karıştırılma tehlikesi bulunduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 15/10/2024 gün ve 2021/190 Esas - 2024/367 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA, 2-Davanın KABULÜ ile YİDK'in 17.04.2021 tarih, 2021-M-2658 sayılı kararının İPTALİNE, 3-Davalı Şirket adına tescilli 2020/48605 sayılı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜ ile sicilden TERKİNİNE, 4-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 672,70-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 6-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre belirlenen 55.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 7.500,00-TL bilirkişi ücreti, 279,48-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 366,50-TL tebligat ve posta masrafı, 1.683,10-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 9.829,08-TL yargılama giderine, 59,30-TL başvurma harcı, 59,30-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 9.947,68-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalılar tarafından herhangi bir gider yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), 10-Davacıdan peşin olarak alınan 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 11-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 21/05/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 21/05/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.