Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/318 E. 2026/1057 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/318
Karar No
2026/1057
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

16. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

DOSYA NO:2025/318 Esas

KARAR NO:2026/1057

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :İSTANBUL 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ:07/11/2024

NUMARASI:2023/14 Esas, 2024/208 Karar

DAVANIN KONUSU:Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini

KARAR TARİHİ:01/07/2026

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; fonogram yapımcısı olan müvekkilinin, FSEK md.80/b kapsamında dava konusu müzik albümlerinin fonogram yapımcısı haklarına sahip olan bağlantılı hak sahibi olduğunu, 2 numaralı davalının ise yine müvekkili ile aynı şekilde dava konusu eserlerin bağlantılı hak sahibi olup FSEK md.80/a kapsamında icracı sanatçı sıfatını haiz olduğunu, 1 numaralı davalı ... ise Türkiye'de adresi bulunan ve Türk vatandaşları olan ... ve ...'in sahibi olduğu bir paravan şirket olduğunu, "...", "... ", "...(...)", "..." isimli albümlerin Müzik Eseri İşletme Belgeleri ile usule uygun şekilde müvekkiline devredildiğini, anılı albümlere ilişkin icracı sanatçısı olan ...'ten tüm mali hakları yapılan muvakatnameler ile usulune uygun bir şekilde devralındığını, davalı sanatçının, müzik meslek birliği üyesi olup FSEK md.25 kapsamında dijital umuma iletim haklarına ilişkin lisans verme, dijital yayınlara ilişkin izin verme ve dijital ortamda yayınlanan müzik eserlerinin gelirlerini tahsil etme yetkisini münhasıran müzik meslek birliğine devrettiğini, davalı ...'nin dijital müzik dağıtımcılarına dava açarak haksız sonuç elde etmeye çalıştığını, davalı ... şirketi, kötüniyetli olarak diğer davalı da dahil olmak üzere icracı sanatçıları tam aksi şekilde yönlendirdiğini, 2001 öncesindeki albümlerin tek hak sahibi icracı sanatçılarmış ve yapımcıların anılan bu albümler üzerinde hiçbir hakkı yokmuşcasına yanılttığını ileri sürerek, listesi verilen dava konusu müzik eserlerine ilişkin FSEK md. 80/b kapsamında fonogram yapımcısı haklarına müvekkili şirketin sahip olduğunun tespitine, davalıların açık beyan, yazılı işlemleri ve eylemleri neticesinde müvekkilden izin almaksızın dijital ve dijital olmayan tüm mecralarda yapılacak olası yayınlarının engellenmesi suretiyle FSEK md. 69 kapsamında olası tecavüzün önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; bir kısım müzik yapım şirketinin, "Dijital İletim Hakkı"nın münhasıran eser sahibine tanındığı 4630 sayışı yasanın yürürlüğe girdiği 21/02/2001 tarihinden önce üretilmiş eserleri, kanunen hiç bir hükmü olmayan eser işletme belgelerine dayanmak suretiyle, sanatçılara ait dijital haklara tecavüz ederek, bunlardan haksız şekilde gelir elde etmekte ve sebepsiz zenginleşmeye devam ettiğini, bu yapım şirketleri, son çare olarak, yıllardır haksız olarak gelir elde ettiği eserler üzerinden "madem biz gelir elde edemiyoruz, siz hiç edemezsiniz." mantığıyla ve ABD'de aleyhlerine açılan davaları uzatabilmek amacıyla sanatçıların dijital mecrada eserlerini yayınlaması ve bunlardan gelir elde etmelerinin önüne geçmek için tarafımıza seri şekilde davalar açmaya başladıklarını, müvekkili ..., tamamen Türk sermayesi ile ABD'de kurulmuş bir müzik yapım ve dağıtım şirketi olduğunu, davacının dava dilekçesinde yer alan eserlerin FSEK 80/b maddesi uyarınca fonogram yapımcısı haklarına sahip olmak için, icracı sanatçıdan mali hakları kullanma yetkisi almadığından eserler üzerlerinde bağlantılı hak sahibi olmadığını, davacının sunmuş olduğu eser işletme belgeleri sadece plak, kaset ve kompakt disk gibi fiziki ses taşıyıcılar ile sınırlı olarak düzenlendiğini, ... tarafından, davacının ilgili eserlerin fonogram yapımcısı olduğunu belirten belgelerin hiç bir geçerliliği bulunmadığını, müvekkili şirketin dava konusu eserlerin eser sahipleriyle FSEK 52.madde kapsamında yazılı olarak tesis etmiş olduğu kanuna uygun dijital hak devir sözleşmeleri mevcut olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, fonogram haklarına sahipliğin tespiti talebi yönünden, davaya konu albümler ve albümlerdeki icralar yönünden Kültür ve Turizm Bakanlığı'na müzekkere yazılarak eser işletme belgelerinin dosya içerisine alındığı, eser işletme belgeleri incelendiğinde davacının davaya konu albüm ve icra tespitlerinin yapımcısı olduğunun, davalı sanatçının ise davaya konu albüm ve icralar yönünden icracı sanatçısı olduğunun belirtildiği, davacı tarafça bu albüm ve icraların tespitine ilişkin olarak davalı sanatçı tarafından verilen muvafakatnamelerin sunulduğu, bu muvafakatnameler yönünden davalı sanatçının herhangi bir itirazının bulunmadığı, muvafakatnameler incelendiğinde davalı sanatçının davaya konu icraların mali haklarını 5840 saylı FSEK'in madde 80/b kapsamında yapımcı olan davacıya süresiz olarak devrettiği, davacı yapımcıya devredilen haklar içerisinde 5840 sayılı FSEK'e 2001 yılında dahil edilen dijital umuma iletim hakkının bulunmadığı, muvafatkanemelerde dijital iletim hakkının devredildiğine ilişkin beyan ve düzenleme bulunsa bile, muvafakatnamelerin ve eser işletme belgelerinin düzenlenme tarihinin değişikliğin yapıldığı 2001 yılından önce olduğu, bu nedenle FSEK’in 51. maddesinin, ileride çıkarılacak mevzuatın eser sahibine tanıması muhtemel mali hakların devrine veya bunların başkaları tarafından kullanılmasına müteallik sözleşmelerin batıl olduğuna ilişkin hükmü kapsamında geçersiz olacağı anlaşılmakla davacının, davalılardan ... tarafından icra edilen eserleri tespit etmekle fonogram yapımcısı sıfatına haiz olduğu, FSEK m. 80/1-b hükmü uyarınca bağlantılı hak sahibi olduğu; dava konusu icraların dijital umuma iletim hakkı dışında mali haklarının davalı sanatçı tarafından muvafakatnameler ile FSEK m. 52’ye uygun şekilde yazılı olarak yapılmakla geçerli bir tasarruf işlemi ile sahibi olduğu da dikkate alındığında dijital umuma iletimi hakkı dışında davacının fonogramlar üzerindeki hak sahipliği noktasında bir tereddüt bulunmadığı; tecavüzlerin önlenmesi talebi yönünden ise, her ne kadar davacı dava konusu icraların dijital umuma iletimi hakkı sahibi değil ise de, davalıların dava konusu tespitleri dijital yolla umuma iletimini önleme imkanı sair münhasır bağlantılı hakları (FSEK m. 80/1/b-3 uyarınca icra tespitlerinin telli veya telsiz araçlarla satışı veya diğer biçimlerde umuma dağıtılmasına veya sunulmasına ve gerçek kişilerin seçtikleri yer ve zamanda tespitlerine ulaşılmasını sağlamak suretiyle umuma iletimine izin vermek veya yasaklamak hakkı) nedeniyle mevcut olduğu, öyle ki dijital yolla umuma iletim, umuma iletim hakkının özel bir görünüm şekli olduğundan; davacı tarafından dava konusu tespitlerin icracı sanatçından izin almadan dijital platformlarda umuma iletilmesi mümkün olmadığı gibi, bu eylemin davacıdan izin alınmadan davalılarca gerçekleştirilmesinin de mevcut yasal düzenlemeler uyarınca mümkün olmadığı, dava konusu icra tespitinin dijital yolla umuma iletilmesi için, ya icracı sanatçının, icrasının daha önceden yapılan bu tespitinin dijital platformlarda yayınlanması için umuma iletim hakkını icrayı tespit eden fonogram yapımcısına devretmesi veya ruhsat (lisans) vermesi, ya da fonogram yapımcısının tespit ettiği bu icra üzerindeki umuma iletim hakkını icracı sanatçıya veya icracının izniyle (ya da ondan umuma iletim hakkını devralan) üçüncü kişiye devretmesi veya ruhsat (lisans) vermesi gerektiği, somut dava dosyasında davacının bu yönde bir devir veya lisans verme hali bulunmadığı, sonuç olarak dava konusu bu icraların davalı icracı sanatçıdan FSEK m. 80/1/a-4’de düzenlenen umuma iletim hakkını devralmadan, davacı tarafından dijital platformlarda umuma iletilmesi mümkün değilse de; davalılardan icracı sanatçının dava konusu bahsi geçen icraları davacı tarafından tespit edilmiş olduğundan, bu tespitler üzerinde fonogram yapımcısı sıfatıyla davacının münhasır hak sahipliği de dikkate alındığında, davacı tarafından yapılan tespitlerin, FSEK m. 80/1/b-3 uyarınca icra tespitlerinin telli veya telsiz araçlarla satışı veya diğer biçimlerde umuma dağıtılmasına veya sunulmasına ve gerçek kişilerin seçtikleri yer ve zamanda tespitlerine ulaşılmasını sağlamak suretiyle umuma iletimine izin vermek veya yasaklamak hakkına davacı sahip olduğundan; davacı tarafından yapılan tespitlerin, davacının izni olmadan gerek davalı şirket gerek diğer üçüncü kişilerce herhangi bir şekilde (digital yolla dahil) umuma iletilmesinin de mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile; davacı şirketin dava konusu "... " isimli albümün, albümdeki ( ..., ..., ..., ...,..., ...,..., ... , ..., ... ) icraların (şarkıların), "... " isimli albümün, albümdeki ( ...,..., ..., ..., ..., ..., .... ... , ... , ...,... , ... ) isimli icraların (şarkıların) , " ... " isimli albümün ( ..., ... ) isimli icraların (şarkıların) , " ... (...) isimli albümün (...( ...), ... (...) , ... ( ...), ... (...) isimli (icraların) şarkıların, "... " isimli albümün ( ..., ... , ..., ..., ..., ..., ... , ..., ... , ... ) isimli icraların (şarkıların); FSEK md. 80/b kapsamında dijital yolla umuma iletim hakkı dışındaki fonogram yapımcısı haklarına sahip olduğunun tespitine, davacının yukarıda tespit edilen hakları yönünden davalıların tecavüz oluşturacak kullanımlarının önlenmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF İSTEMİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde, yargılama sırasındaki beyanlarını tekrar ederek; müvekkili şirketin dava konusu eserler üzerinde dijital umuma iletim hakkı dahil, fonogram yapımcısı sıfatı ile hak sahibi olduğu ve davalılar tarafından müvekkilin hak sahipliğinin kötü niyetli ve gerçeğe aykırı iddialar ile reddedildiği ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Davalılar vekili istinaf dilekçesinde, yargılama sırasındaki beyanlarını tekrar ederek; gerekçeli kararda dosyaya sundukları iddia ve savunmalarını birebir destekleyen kararlara değinilmediğini ve irdelenmediğini, ilk derece mahkemesi kararında, uygulanacak kanun düzenlemesi bakımından dava konusu albümlerin eser işletme belgelerinin tarihlerinin incelenmediğini ve değerlendirmeye alınmadığını, ..., ..., ... ve ... albümleri yönünden; ilk tespiti, fonogram yapımcısına bağlantılı hak tesis edilen 07.06.1995 tarihli 4110 sayılı kanunun ve 21/02/2001 tarihli 4630 sayılı kanunundan önce yapıldığını, bu nedenle, ilgili eserler üzerinde fonogram yapımcılığından kaynaklanan bağlantılı hak mevcut olmadığını, dava konusu albüm bakımından yürürlükteki mevzuat kapsamında bağlantılı haklara sahip olmadığını, 1995 ve 2001 öncesi üretilen eserlerde fonogram yapımcısının bağlantılı hakkından bahsedilebilmesinin mümkün olmadığı gibi, dönemin kanununa göre işleme eser niteliğindeki müzik eserinin tek sahibi olan icracı sanatçının, eser üzerindeki mülkiyet niteliğindeki haklarının, yeni çıkan kanunun geçmişe yürütülmesi yoluyla sınırlandırılabilmesinin mümkün olmadığını, aksine cevaz vermenin hukuki güvenlik ilkesine ve Anayasa Mahkemesinin 2010/73 E. 2011/176 K. sayılı kararı doğrultusunda Anayasaya aykırı olduğunu, tüm albümler yönünden; kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için mevcut uyuşmazlığa 2001 yılı sonrasında kanun kapsamına giren, günümüzdeki FSEK 80.maddesinin uygulanacağı düşünülecek olsa dahi, bu madde kapsamında da davacının fonogram yapımcısı bağlantılı hakkına sahip olmasının ve icracı sanatçıya tanınan dijital iletim hakkına engel olması mümkün olmadığını, davacının FSEK m. 80 kapsamında da fonogram yapımcısı haklarına sahip olmadığını, zira davacı ile davalı sanatçı arasında FSEK m. 52'ye uygun olarak yapılmış mali hakların devrine yönelik bir sözleşme ya da tasarruf bulunmadığını, tecavüzün önlenmesi kararı bakımından; kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için davacının fonogram yapımcısı hakkına sahip olduğu ve icracı sanatçıya tanınan dijital iletim hakkının kullanımına ve devrine engel olabileceği düşünülecek olsa dahi, müvekkillerin henüz böyle bir eyleminin olmadığını, dava konusu eserler üzerindeki dijital iletim hakkı müvekkili sanatçıya ait olduğundan ve bu hak da müvekkil şirkete devredildiğinden, müvekkillerin davacının eserleri izinsiz dijital mecralarda kullanımına engel olma hakkı olduğunu ve bu hakkın kullanımının davacının haklarına tecavüz teşkil etmeyeceğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Fer'i müdahil vekili istinaf dilekçesinde; fer'i müdahil olarak kararı istinaf etmekte hukuki yararlarının bulunduğunu, yerel mahkemenin kararının gerekçesindeki tespit ve değerlendirme ile hüküm kısmının 1 numaralı paragrafındaki hüküm arasında çelişki bulunduğunu, fonogram yapımcılarının 21/02/2001 tarihinde 4630 sayılı kanunla FSEK'in ek madde 2'de yapılan değişiklik neticesinde, bu değişikliğin yürürlüğe girdiği sırada türkiye'de mevcut bütün fonogramlar üzerinde, fonogramların gerçek kişilerin istedikleri yer ve zamanda erişimine sunulması da dahil, dijital mecralarda umuma iletim hakkına sahip olduklarını, bu sebeple fonogram yapımcılarının, fonogramları üzerinde dijital mecralarda umuma iletim hakkına sahip olmak için eser sahibi veya icracı sanatçıdan yazılı izin almasına gerek bulunmadığını, FSEK'in 80-1'inci madde hükmünün, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası antlaşma hükümleri ve türk hukuk öğretisindeki bilimsel görüşler ile sabit olduğu üzere, fonogram yapımcıları eser sahibinden eserinin çoğaltılması ve icracıdan icrasının tespiti için yazılı izin alarak ilk ses tespitini gerçekleştirdikleri fonogramlar üzerinde kanunla tanınan münhasır fonogram yapımcılığı haklarına kendiliğinden sahip olduklarını, fonogram yapımcılarının, fonogramları üzerinde fonogram yapımcılığından doğan mali haklarını bir diğer fonogram yapımcısına devretmek için FSEK'in 48. maddesi uyarınca eser sahibi ve icracıdan yazılı izin almak zorunda olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE:Dava, davacının dava konusu müzik eserlerinin fonogram yapımcısı olduğunun tespiti, mutemel tecavüzlerin önlenmesi talebine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar davacı vekili, davalılar vekili ve fer'i müdahil vekili tarafından istinaf edilmiştir.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı nezdindeki eser işletme belgelerine göre, davacının davaya konu albüm ve icra tespitlerinin yapımcısı olduğu, davalı sanatçının ise davaya konu albüm ve icralar yönünden icracı sanatçısı olduğu, davalı sanatçı tarafından davacıya verilen muvafakatnamelere, davalı sanatçının herhangi bir itirazının bulunmadığı, muvafakatnameler incelendiğinde davalı sanatçının davaya konu icraların mali haklarını 5840 saylı FSEK'in madde 80/b kapsamında yapımcı olan davacıya süresiz olarak devrettiği, davacı yapımcıya devredilen haklar içerisinde 5840 sayılı FSEK'e 2001 yılında dahil edilen dijital umuma iletim hakkının bulunmadığı, bulunsa bile, muvafakatnamelerin ve eser işletme belgelerinin düzenlenme tarihinin değişikliğin yapıldığı 2001 yılından önce olması nedenle FSEK’in 51. maddesi uyarınca geçersiz olacağı, davacının fonogram yapımcısı ve bağlantılı hak sahibi olduğu, dava konusu icraların dijital umuma iletim hakkı dışında mali haklarının davalı sanatçı tarafından muvafakatnameler ile FSEK m. 52’ye uygun şekilde yazılı olarak yapılmakla geçerli bir tasarruf işlemi ile sahibi olduğu, dava konusu bu icraların davalı icracı sanatçıdan FSEK m. 80/1/a-4’de düzenlenen umuma iletim hakkını devralmadan, davacı tarafından dijital platformlarda umuma iletilmesi mümkün değilse de, davalılardan icracı sanatçının dava konusu bahsi geçen icraları davacı tarafından tespit edilmiş olduğundan, bu tespitler üzerinde fonogram yapımcısı sıfatıyla davacının münhasır hak sahipliği de dikkate alındığında, davacı tarafından yapılan tespitlerin, FSEK m. 80/1/b-3 uyarınca icra tespitlerinin telli veya telsiz araçlarla satışı veya diğer biçimlerde umuma dağıtılmasına veya sunulmasına ve gerçek kişilerin seçtikleri yer ve zamanda tespitlerine ulaşılmasını sağlamak suretiyle umuma iletimine izin vermek veya yasaklamak hakkına davacının sahip olduğu, bu nedenle davacı tarafından yapılan tespitlerin, davacının izni olmadan gerek davalı şirket gerek diğer üçüncü kişilerce herhangi bir şekilde (digital yolla dahil) umuma iletilmesinin de mümkün olmadığı bu nedenlerle ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin yerinde olduğu anlaşılmakla, davacı vekili, davalılar vekili ve fer'i müdahil vekilinin yerinde görülmeyen istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Davalılar vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

3-Fer'i müdahil vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

4-Davacıdan alınması gereken 732,00 TL harçtan, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,

5-Davalılardan alınması gereken 732,00 TL harçtan, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davalılardan alınarak hazineye irat kaydına,

6-Feri Müdahilden alınması gereken 732,00 TL harçtan, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın feri Müdahilden alınarak hazineye irat kaydına,

7-İstinaf yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına,

8-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.01/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/318, K. 2026/1057, T. 01.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-318-e-2026-1057-k-0c462b42af60