Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/2092 E. 2026/1472 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/2092
- Karar No
- 2026/1472
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2025/2092
KARAR NO : 2026/1472
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 18/06/2025
NUMARASI : 2024/365 E - 2025/401 K
DAVANIN KONUSU: İstirdat
KARAR TARİHİ: 18/05/2026 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ;davalı elektrik dağıtım şirketi tarafından, 19.05.2022 tarih ve ... seri no’lu kaçak elektrik
tespit tutanağına dayalı olarak düzenlenen 23.05.2022 tarihli 02.06.2022 son ödeme tarihli ... nolu ve 83.345,05-TL bedelli fatura ile davacı adına kaçak elektrik tüketim borcu tahakkuk ettirildiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacının, 83.345,05-TL’lık fatura bedelinin 500,00-TL kısmından borçlu olmadığının tespiti istemiyle davalı aleyhine İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin
2022/370 E. dosyasında kısmi menfi tespit davası açıldığını, kısmi davada hükme esas alınan 24.11.2022 tarihli bilirkişi
raporu doğrultusunda davacının davaya konu fatura bedelinin 35.097,11-TL kısmından sorumlu, 48.247,94-TL kısmından ise sorumlu
olmadığı tespit edilmiş olduğu, taleple bağlılık ilkesi gereğince dava dilekçesinde talep miktarı olan 500,00-TL yönünden borçlu olmadığının tespitine karar verildiğini, kararın istinaf incelemesi sonucunda İstanbul BAM 3. HD 07.03.2024 tarih, 2023/1385 E., 2024/750 K. sayılı ilamı ile verilen karar sonucunda 07.03.2024 tarihi itibariyle kesinleştiğini, ancak müvekkililnin kullandığı elektrik enerjisinin kesilmesi baskısı karşısında davaya konu fatura ile tahakkuk ettirilen kaçak elektrik borcunu işlemiş faizi ve faizin KDV’si ile birlikte toplam 83.712,42-TL olarak 16.06.2022 tarihinde davalı tarafa ödemiş olduğunu, borcun ödenmesinden sonra, menfi tespit değil , ancak ödenen paranın iadesine yönelik dava açılabilecek olup, davacı müvekkilinin kısmen sorumlu olduğu kesinleşmiş hükümle tespit edilen dava konusu fatura bedelini, işlemiş faizi ve faizin KDV’si ile birlikte ödemiş olması karşısında, davacı müvekkilinin fazladan ödediği ve davalı tarafın sebepsiz zenginleşmesine yol açan paranın iadesine yönelik iş bu davanın açıldığını belirterek, müvekkilinin fazla olarak ödediği 48.403,28-TL’nın, ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın davaya konu alacaktan feragat ettiğini, feragat ettiği hakkı başka bir davayla ileri sürmesinin hukuka aykırı olduğunu, kesin hüküm dava şartı sebebiyle davanın usulden reddi gerektiğini, kaçak elektrik kullanım tespiti ve tahakkuku mevzuata uygun olup müvekkili şirket işlemlerinde herhangi bir hata bulunmadığını, davalının iddiasını ve tutanakların aksini kanıtlar nitelikte tesit tutanağı ve sair belgelerle aynı kapsam mahiyette herhangi bir somut delil sunmadığını belirterek, davanın öncelikle usulden, ayrıca esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İstinaf Konusu Mahkeme Kararı ;
Mahkemece yapılan yargılama sonunda ; " İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde dava açıldıktan sonra ödeme yapıldığından, dava kendiliğinden istirdat davasına dönüşmüş ve İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde de ek dava niteliğinde dava açtığını belirterek menfi tespit talep etmiş, sonrasında ise davadan feragat etmiş olup, her ne kadar Mahkememiz dosyasına sunduğu 23/09/2024 tarihli beyan dilekçesinde hukuki yarar yokluğu nedeniyle ve eda davası açmak üzere feragat ettiklerini bildirmişse de İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne sunulan feragat dilekçesinde böyle bir açıklama bulunmadığından, Mahkememiz işbu dosyasına sunduğu beyanı ile İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin dosyasındaki feragat beyanının kapsamı yönünden değerlendirme yapılamayacağı, İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde gerekçe göstermeksizin müvekkilinin talebi ile feragat ettiğini bildirmesi nedeniyle menfi tespit isteminden feragat edildiği, bu durumda borçlu olmadığını belirttiği tutar için feragat edilmesi halinde bu tutar için de istirdat isteminde bulunamayacağı, ayrıca gerek İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde hüküm altına alınan 500,00-TL için gerekse de bakiye tutar için İİK 72. maddesinde ödeme tarihinden itibaren 1 yıl içerisinde dava açılması koşulunun de gerçekleşmediği, ödemenin 16/06/2022 tarihinde yapıldığı, davacı tarafından İİK 72/7. maddesine göre 1 yıl içerisinde talepte bulunmadığından/ dava açmadığından bu tutarı da isteyemeyeceği" gerekçesiyle DAVANIN REDDİNE karar verilmiştir.
İstinaf Başvurusu ;
Mahkemece verilen kararı,davacı vekili istinaf etmiştir.
Davacı vekilince verilen istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/236 E. sayılı menfi tespit davasının ,müvekkili şirket tarafından dava konusu fatura bedelinin tamamının davalıya ödenmesinden sonra ikame edilmiş olup, bu durumda davalı şirkete karşı eda davası ikame edilebilecek iken tespit isteminde bulunmakta “hukuki yarar” bulunmadığından, mezkür davada dava şartlarının bulunmadığı gözetilerek, yapılan fazla ödemenin iadesi amacıyla eda davası açmak üzere, henüz dilekçeler teatisi aşaması tamamlanmadan, İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/236 E. sayılı menfi tespit davasından feragat edildiği ,akabinde ise müvekkili şirket tarafından elektrik enerjisinin kesilmesi baskısı altında, davalı şirkete kaçak elektrik tüketim bedeli olarak fazladan ödenen bedelin iadesi amacıyla huzurdaki davanın açıldığını, bu davaya konu fatura bedeli, kesinleşen bir icra takibi sonucunda ödenmediği gibi ödemenin, feragat edilen İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/236 E. sayılı menfi tespit davasının görülmesi sırasında değil, aksine menfi tespit davasının öncesinde yapılmış olduğu, davalı şirkete İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/236 E. sayılı menfi tespit davasının yargılaması devam ederken yapılmış bir ödeme olmadığından, feragat edilen bu davanın kendiliğinden istirdat davasına dönüşen bir dava niteliğinde olmadığı, bu durumda, feragat edilen İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/236 E. sayılı menfi tespit davası, istirdat istemine dönüşen bir dava niteliğinde olmadığından, mezkür davada davalı şirkete yapılan ödemelerin iadesi de dava konusu edilmediğine göre Huzurdaki dava (istirdat) ile, ilk derece mahkemesinin kesin hüküm olarak kabul ettiği İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/236 E. sayılı davasının (menfi tespit) konularının birbirinden farklı olduğu, diğer taraftan, istikrarlı Yargıtay içtihatlarında benimsendiği üzere, borcun ödenmesi üzerine menfi tespit davasının kendiliğinden (kanundan ötürü) istirdat davasına dönüştüğü halde, tarafların bildirmemesi ve/veya mahkemece belirtilen yasa kuralı gözetilmeden menfi tespite karar verilip istirdat yönünde bir hüküm kurulmaması ve menfi tespit davasının da davacı lehine sonuçlanıp, kesinleşmesi halinde ayrı bir istirdat davası açılması mümkün olup, daha önce verilip kesinleşen Menfi tespit ilamının , istirdat davasında kesin delil teşkil edeceği, üstelik bu durumda istirdat davası, borcun da tamamen ödenmesinden itibaren bir yıldan fazla bir zaman geçtikten sonra açılmış olsa bile (İİK.md.72/7'ye göre) süre aşımından dolayı reddedilmyeceği, çünkü, bu istirdat davası ayrı görümlüş olsa bile daha önce sonuçlanmış olan ve İİK.nun 72/6. maddesine göre kendiliğinden (kanundan ötürü) istirdat davasına dönüşmüş bulunan menfi tespit (daha doğrusu istirdat) davasının devamı niteliğinde olduğu, bu sebeple 1 yıl içerisinde talepte bulunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olmasının da usul ve yasaya aykırı olduğu, maldı ki davacı müvekkilinin , herhangi bir icra takibi bulunmadan davalı tarafa ödeme yapmış olmakla, huzurdaki davanın ikamesinin İİK.nun 72. madde hükmü kapsamında 1 yıllık hak düşürücü süreye tabi olmadığı davanın tarafları arasındaki ilişki kaçak elektrik kullanımından kaynaklanmakta olup konu hakkındaki yerleşik hale gelmiş Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay içtihatlarına" göre kaçak elektrik kullanımından dolayı tutanak tutulduğunda taraflar arasında “sözleşme benzeri” bir borç ilişkisi kurulduğu ve TBK'nın 146.maddesinde sözleşmeye dayanan alacakların, başka türlü hüküm mevcut olmadığı takdirde 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu hükme bağlandığı, alacağın zamanaşımına uğramadığı da açık olup ilk derece Mahkemesinin, aksi yöndeki ret gerekçelerinin de usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülerek, kararın kaldırılması istenmiştir.
HMK.nun 355. maddesi uyarınca, kamu düzeni yönünden ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda;
Dava , alacak talebine ilişkindir.
Uyuşmazlığın çözümü için,davacının talebinin İİK 72. maddesinde düzenlenmiş olan "istirdat" talebi mi ,yoksa TBK 77. vd. maddelerde düzenlenmiş olan sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak talebi olup olmadığının açıklığa kavuşturulması gereklidir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun "Menfi Tespit ve İstirdat Davaları" başlıklı m.72 hükmünde ,"Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını isteyebilir. "şeklinde düzenleme içermektedir.
İİK’nun 72. maddesinde öngörülen istirdat davasının açılabilmesinin ilk şartı; geri verilmesi istenilen paranın, icra takibi sırasında icra dairesine ödenmiş olmasıdır. Somut olayda , davanın istirdat davası olarak kabulü mümkün değildir.
İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/370 esas sayılı dosyasında alınan raporda davacının, faturanın 35.097,11-TL tutarından sorumlu olduğu ve bakiye 48.247,94-TL tutardan sorumlu olmadığı belirlenmiş,İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/370 esas sayılı dosyasının gerekçeli kararında rapordaki bu tutarları belirterek 500,00-TL tutar için kısmi dava açılması nedeniyle 500,00-TL üzerinden borçlu olmadığına dair menfi tespit hükmü kurulmuş ve istinaf yolu açık olarak karar verilmiş ve anılan kararın istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 07/03/2024 tarih 2023/1385 esas 2024/750 karar sayılı ilamı ile raporun ve Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle başvurunun reddine kesin olarak karar verilmiştir.
Davacı vekilince , davalıya 16/06/2022 tarihinde ödeme yapıldığı beyan edilerek , İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin dosyasındaki raporu gerekçe göstererek borçlu olduğu 35.097,11-TL düşüldükten sonra fazla ödediği 48.403,28-TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davacı tarafça ,yapılan ödemeye ilişkin olarak fatura,makbuz gibi bir belge ibraz edilmemiş,bu yönden dava dilekçesinde "Ancak davacı müvekkil, kullandığı elektrik enerjisinin kesilmesi baskısı karşısında davaya konu fatura ile tahakkuk ettirilen kaçak elektrik borcunu işlemiş faizi ve faizin KDV'si ile birlikte toplam 83.712,42-TL olarak 16.06.2022 tarihinde davalı tarafa ödemiş olup keyfiyet, davalı tarafın 09.05.2024 tarihli “YTS Fatura Detayları” başlıklı belgesinden (ek-7) anlaşılmakla birlikte, inkârı ile ihtilaf hâlinde, davalı tarafın ticari defter ve kayıtları üzerinde yaptırılacak bilirkişi incelemesi ve gerekirse yemin delili ile sübuta erecektir."şeklinde açıklamada bulunmuş ve ekinde “YTS Fatura Detayları” başlıklı belge ibraz edilmiştir.Sözkonusu belgenin bir kısım ödeme kalemlerini içerdiği, ancak ödemenin ne şekilde yapıldığı ve tarihi yönünden açıklama içermediği, cevap dilekçesinde de davalı vekilince bu hususta herhangi bir beyanda bulunulmadığı anlaşılmıştır.
Davacı tarafın belirttiği tarihte (16/06/2022 tarihinde) ,belirttiği miktarda ( işlemiş faizi ve faizin KDV’si ile birlikte toplam
83.712,42-TL olarak) ödeme yaptığının kabulü halinde ;
Sözkonusu ödemenin herhangi bir icra takibi mevcut olmadan ve haricen yapılmış olduğu kabul edilecektir. Bu durumda, açılan davanın İİK’nın 72. maddesinde ifadesini bulan istirdat davası olarak nitelendirilmesi sözkonusu olmayacağından ödemelerin ise sebepsiz zenginleşmeye dayalı olduğunun kabulü gerekmektedir.Dolayısı ile istirdat davasına özgü 1 yıllık hak düşürücü sürenin olayda uygulanması sözkonusu olmayacaktır.
Diğer yandan ;ödeme yapmış olan davacının , fazla ödediğini iddia ettiği alacağını eda davası ile istemesi mümkün iken ,açtığı menfi tesbit davasından feragat edilmesi, davalının borçlu bulunduğunu kabul ettiği anlamına gelmeyeceği gibi, bir haktan feragat edilmesi sonucunu da doğurmayacaktır.Bu sebeple, mahkemenin bu yönlere ilişkin gerekçelerinin hukuki dayanağı bulunmamaktadır.
Bu durumda ,öncelikli olarak davacının ödediğini beyan ettiği miktarın ve tarihinin davalı taraftan sorulup tesbiti ve buna dair belgelerin celbi ile ,kesinleşen mahkeme ilamı ile tesbit edilen davacının borçlu olmadığı miktar ,yapılan ödeme miktarı ve tarihine göre ,varsa fasla ödenen miktarın bilirkişi vasıtası ile tesbiti gereklidir.
Tesbit edilen bu hususlar yeniden yargılama gerektirdiğinden, açıklanan nedenlerle; davacının istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, yukarıda açıklanan şekilde yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, kararın, HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasıyla, yeniden yargılama yapılıp bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Peşin alınan istinaf karar harcının istinaf edene isteği halinde iadesine,
İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,
Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.18/05/2026