İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/704 E. 2026/483 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/704
Karar No
2026/483
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/704 Esas KARAR NO : 2026/483

DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 27/05/2025 KARAR TARİHİ : 10/06/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının servis taşımacılığını yapmak üzere ihalesini aldığı ... Üniversitesi personeline ihale süresi boyunca servis taşımacılığı hizmeti vermek üzere davalı ile anlaştığını ve bu hizmeti sağladığını, davalının ihale süresi boyunca ödemelerini düzenli şekilde yaptığını ancak ihale süresi bitimine yakın müvekkiline ödeme yapmamaya başladığını, müvekkilinin verdiği hizmet karşılığında faturalar tanzim ederek davalıya usulüne uygun olarak tebliğ ettiğini ancak ödeme alamadığını bu nedenle davalı aleyhine ... 29. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından haksız ve kötü niyetli olarak icra takibine itiraz edildiğini, müvekkilinin taşıma faaliyetini gerçekleştirerek sorumluluğunu yerine getirdiğini, faturaların tebliğ edildiği ve davalının herhangi bir itirazının bulunmadığı, davalının kötü niyetli olduğunu ve ödeme yükümlülüklerini yerine getirmemek için alacaklılarını mağdur ettiğini, müvekkilinin takibin başlatıldığı tarih itibariyle davalıdan alacağının 149.160,00 TL olduğunu, davalının borcunu ödememekte ısrar ettiğini belirterek davalının icra takibine yaptığı itirazın iptalini ve takibin devamını, davalının kötü niyetli olması nedeniyle davalının alacağın %20'sinden az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Cevap: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilİ şirketin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, salt faturanın borcun varlığını tek başına ispat edebilecek nitelikte olmadığını, hizmetin verildiğinin ispatı gerektiğini, davacının, servis taşımacılığı hizmetini tam ve eksiksiz olarak ifa ettiğine dair herhangi bir delil sunulmadığını, davacının alacak iddiasının asılsız olduğunu ve reddi gerektiğini belirterek, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklının alacağın %20' sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahküm edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: ... 29. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı takip dosyası, taraflar arasında imzalanan 2024 Yılı Personel Sevis-Taşıma Hizmet Alımı İşi Sözleşmesi, taraflara ait ticari defter ve belgeler, dava konusu faturalar, ihtarname ile tebliğ şerhi celp edilmiş incelenmiştir. SMMM-Bağımsız Denetçi ... 18/03/2026 tarihli raporunda özetle ve sonuç olarak "...Tüm dosya kapsamı ve tarafların sunmuş olduğu sunmuş olduğu yasal ticari defterler, defter kayıtları ve dayanağı belge ve bilgiler üzerinde yapılan incelemede; tarafların incelenen yasal ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal sürede yapıldığı ve delil vasfını haiz olduğu, davacı ...'ın servis taşıma hizmeti sebebiyle 19.02.2025 icra takip tarihi itibariyle davalıdan, 31/10/2024 tarihli 72.600 TL bedelinden kalan ( 65.340 TL kısmi ödeme yapılmış) 7.260 TL, 30/11/2024 tarihli fatura bedelinden kalan 69.300 TL, 01/01/2025 tarihli fatura bedelinden kalan 72.600'TL olmak üzere toplam 149.160 TL alacağının bulunduğu alacak tutarına ilişkin olarak davalı tarafından davacıya kısmen veya tamamen ödeme yapılmadığı kanaatine varılmıştır..." şeklinde tespit edilmiştir. Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacaklarının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki akdi ilişkinin personel servis taşımacılığına ilişkin olduğu, taşıma işlerinin TTK' da düzenlenmesi sebebiyle tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın eldeki davanın mutlak ticari dava olması karşısında (İSTANBUL BAM 13.HD. ...E....K; İSTANBUL BAM 37. HD.... E. ... K) davalının göreve yönelik dava şartı itirazının reddine karar verilmiştir. 6098 s. TBK m.146. uyarınca personel taşıma sözleşmesinden doğan alacaklarının on yıllık genel zaman aşımı süresine tabi olduğu, fatura alacaklarının muaccel olduğu tarih ile dava tarihi arasında on yıllık zaman aşımı süresi dolmadığından davalının zaman aşımı definin reddine karar verilmiştir. ... 29. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı icra dosyası celp edilip incelendiğinde, takip alacaklısının davacı takip borçlusunun davalı olduğu, davacının toplam 149.160,00 TL için davalı hakkında ilamsız icra takibinde bulunduğu, davalının borca itirazı üzerine icra takibinin durdurulduğu, duran takibe devam edilmesi amacıyla 2004 s. İİK m.67/1 uyarınca bir yıllık hak düşürücü süre içinde işbu itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmış, davanın esasının incelenmesine geçilmiştir. Taraflar arasında akdi ilişkinin varlığı noktasında çekişme bulunmamaktadır. Davacı, personel taşıma hizmetine karşılık tanzim edilen takibe dayanak üç adet fatura sebebiyle davalıdan alacaklı olduğunu ileri sürmektedir. Davalı, faturalara konu taşıma hizmetinin verilmediğini, hizmetin verildiğine ilişkin ispat külfetini davacı tarafta olduğunu belirterek takibe konu faturalar sebebiyle borcunun bulunmadığını savunmuştur. Davacının personel taşıma hizmetine yönelik üç adet fatura düzenlendiği, dava dilekçesi ekinde ibraz edilen faturalar incelendiğinde faturaların "e-fatura" şeklinde tanzim edildiği, dolayısıyla davalıya tebliğ edildiği hususunda duraksama bulunmadığı, davalının faturaları tebliğ almasına rağmen yasal süresi içinde herhangi bir itirazda bulunmadığı ve faturaları davacı tarafa iade etmediği çekişmesiz olup, davacının personel taşıma hizmetine yönelik edimini yerine getirdiği kabul edilmiştir. Diğer taraftan, davalı, faturalara konu taşıma hizmetin verilmediğini savunmakla birlikte cevap dilekçesinin devamında verilen taşıma hizmeti sebebiyle tanzim edilen fatura bedellerinin fahiş olduğunu ifade etmiştir. İleri sürülen bu vakıaların, kendi içerisinde ve birbiriyle çelişkili olduğu izahtan varestedir. Bu nedenle, çelişkili savunmaya TMK m.2.uyarınca itibar edilmemiştir. Taraflar arasındaki yazışmalar ve kısmi ödemelere ilişkin dekontlar uyarınca taşıma hizmetinin verildiği, davacı tarafça fatura tanzim edilmeden önce ilgili aya ait taşıma hizmetinin - çeteresinin davalı tarafça davacıya iletilmesi akabinde faturaların tanzim edildiği, bu suretle taşıma sözleşmesindeki birim fiyatlar üzerinden ve davalı tarafça bildirilen çetere uyarınca tanzim edilen taşıma hizmeti faturalarının fahiş olduğundan bahsedilemez. Kaldı ki, sözleşmeye aykırı olarak fazladan tahakkuk ettirilen bir tutar bulunmamaktadır. Ayrıca, faturaların fahiş olduğu noktasında, davalı dava öncesinde ve icra dosyasında borca itiraz dilekçesinde herhangi bir itiraz - savunma ileri sürmemiştir. Önemle belirtmek gerekir ki, personel taşıma hizmetine karşılık tanzim edilen takibe dayanak üç adet fatura hem davacının hem de davalının ticari defterlerinde kayıtlıdır. Davalının herhangi bir itiraz ileri sürmediği ya da iade etmediği, aksine kabul edip ticari defterine kaydettiği faturalar bakımından hizmetin verildiğinin kabulü zorunludur. Diğer taraftan, faturaların davalı tacir tarafından kendi ticari defterlere aynen kaydedilmesi karşısında, fatura tutarlarının fahiş olduğu iddiasının TTK m.18. uyarınca basiretli tacir ilkesine dahi aykırılık teşkil etmektedir. Uyuşmazlık, taşıma hizmetine karşılık tanzim edilen takibe dayanak faturalar uyarınca davacının alacaklı olup olmadığı ve varsa alacağının miktarı noktasında toplanmaktadır. Her iki taraf delil olarak, ticari defter ve belgelere dayanmıştır. Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK 222.maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK m.222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK m.222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir (HMK m.222/3) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (HMK m.222/4). Mahkememizce, tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Mali bilirkişi tarafından sunulan 18/03/2026 tarihli raporda belirtildiği üzere, hem davacının hem de davalının ticari defter ve belgelerinin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulduğu, açılış ve kapanış onaylarının yaptırıldığı, davacı ve davalı lehine delil olma vasfını taşıdığı, davacının kendi defter kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davalıdan takibe konu üç adet fatura sebebiyle toplam 149.160 TL alacaklı olduğu, davalının kendi ticari defter kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davacıya 72.600 TL borçlu olduğu, takibe konu üç adet faturanın her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, defterler arasındaki farklılığın davalı defterlerinde yer alan ödemenin neden olduğu, farklılığa ilişkin bu ödeme kaydı incelendiğinde davalının muhasebe kayıtlarına işlediği tutarda ödeme yapmamasına rağmen fazladan ödeme yapılmış gibi kayıt oluşturduğu, davalı tarafça muhasebe kayıtlarında yapılan dayanaksız fazladan ödeme kayıt işleminin borcu azaltmaya yönelik fiktif bir işlem olduğu, davalının kendi ticari defterlerinde ve tek taraflı olarak aslı bulunmayan ödeme kayıtları ile borcun sona erdirmesinin veya cari hesabı azaltılmasının- kapatılmasının mümkün olmadığı, nitekim fazla ödeme kaydının dayanağının da (dekont, makbuz, ödeme belgesinin vs..) bulunmadığı, mali bilirkişi tarafından tespit edildiği üzere takibe konu fatura bedellerinin ödenmediği, bu çerçevede tarafların ticari defter ve belgeleri uyarınca davacının icra takip tarihi itibariyle davalıdan takibe konu üç adet fatura sebebiyle toplam 149.160 TL alacağının bulunduğu sübuta ermiş / ispatlanmıştır. Mali bilirkişinin 18/03/2026tarihli raporunun gerekçeli ve denetime elverişli olduğu, muhasebesel yönden bilimsel mütalaanın isabetli sonuçlar içerdiği ve dosya kapsamındaki belge ve delillerle uyumlu olduğu tespit edilmiş, mahkememizce raporların içeriği denetlenerek hükme esas alınmıştır. Esasen, bilirkişi raporlarındaki bilimsel mütalaaya ve hesaplamalara karşı taraflarca herhangi bir itirazda bulunulmamıştır. Takibe konu faturaların tamamının, davalının ticari defterlerinde kayıtlı olması karşısında, davacı tarafça faturalara konu hizmetlerin verildiğinin kabulü zorunludur. Zira, basiretli hiçbir tacir almadığı bir hizmetin bedelini - karşı tarafın faturasını, kendi ticari defterine borç olarak kaydetmez. Kaldı ki, usulüne uygun tutulsun ya da tutulmasın ticari defterler sahipleri aleyhine kesin delil teşkil eder (HMK m.222/4). Yapılan açıklamalar karşısında, mahkememizce hükme esas alınan 18/03/2026 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne, davalının ... 29.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yönelik yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden aynı koşullar altında ve aynen devamına, ayrıca alacağın faturalara ve cari hesaba dayanması, likit bir alacak olması ve 2004 s. İİK 67/2. maddesi uyarınca yasal koşulları oluştuğundan davacı lehine icra inkar tazminatına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: (Ayrıntısı ve Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere); Davanın KABULÜ ile, 1-Davalının ... 29.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yönelik yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİ ile, takibin kaldığı yerden aynı koşullar altında ve aynen DEVAMINA, 2-Alacağın likit ve muayyen olduğu anlaşılmakla, hükmedilen asıl alacağın ( 149.160,00 TL ) %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 3-Kabul edilen dava değeri üzerinden alınması gereken 10.189,11 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 1.801,48 TL harcın mahsubu ile eksik kalan bakiye 8.387,63 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 4-Davacı tarafından yargılama nedeniyle yapılan 1.801,48 TL peşin harç, 1.145,00 TL posta ve tebligat masrafı ve 8.000 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 10.946,48 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Davacı yargılama sırasında kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen dava değeri üzerinden hesaplanan ve karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1. maddesi uyarınca belirlenen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk sarf ücretinin davalıdan tahsil edilerek HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 7-HMK' nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan anacak kullanılmayarak artan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgili tarafa veya vekiline İADESİNE, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki (2) haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 10/06/2026

Katip

Hakim

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/704, K. 2026/483, T. 10.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-704-e-2026-483-k-969d49ee0c4e