Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/171 E. 2026/1090 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/171
- Karar No
- 2026/1090
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/171 - 2026/1090 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/171 KARAR NO : 2026/1090 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 05/07/2022 NUMARASI : 2021/160 E. - 2022/239 K.
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 05/07/2022 tarih ve 2021/160 Esas - 2022/239 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, davalı Şirketin 2019/115155 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, davalı şirketin markasının, müvekkilinin ticaret unvanının ana unsurları olan “...” ibaresinin adeta kısaltması seklinde olduğunu, bir başka ifade ile müvekkiline ait ticaret unvanını aynen içermesi nedeni ile SMK’nın 6. maddesinin 6. fıkrası uyarınca marka başvurusunun reddinin gerektiğini, müvekkili şirketin 20.08.2019 tarihinde kurulduğunu, bu tarihin davalı şirketin marka başvuru tarihi olan 20.11.2019 tarihinden önce olduğunu, ayrıca müvekkili şirketin esas faaliyet konusunun ... sektörüne ilişkin bulunduğunu, ticaret unvanı ile gerçekleştirilecek ticari faaliyetin de özellikle “...” ve “...” ibarelerinin birleşimi ile ifade edilmek istendiğini, davalı şirketin marka başvurusunun tescilinin talep edildiği 04, 09, 40. sınıflar bakımından müvekkili şirketin ticari faaliyetlerinin olduğunu, başvurunun tescilinin talep edildiği tüm marka sınıfları bakımından reddinin gerektiğini, müvekkilinin 2019/119528 numaralı “... ...” ibareli marka başvurusunun 12.12.2019 tarihli marka bülteninde yayımlandığını ve müvekkilinin ticaret unvanı ile uyumlu olduğunu, dolayısı ile müvekkilinin gerçek hak sahibi olduğu marka başvurusu ile benzer olan itiraz konusu markanın SMK 6. maddesinin 1. fıkrası uyarınca tescilinin mümkün bulunmadığını, eskiye dayalı kullanım sebebi ile müvekkilinin marka başvurusu üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu ve bu nedenle davalı şirketin marka başvurusunun reddinin gerektiğini, zira müvekkilinin “...” asıl unsurunu, ... sektöründe itiraz konusu markanın başvuru tarihinden önce maruf hale getirdiğini, davalı şirketin markasının, müvekkili şirketin ticaret unvanının kısaltması olması ve marka sahibi ... ... Tic. Ltd. Sti. firma yetkilisinin, müvekkili şirketin hakim hissedarının eski iş ortağı ve danışmanı bulunması birlikte değerlendirildiğinde kötü niyetli bulunduğunu, mevcut marka başvurusu ile müvekkili şirketin hakim hissedarı Hollanda menşeli ... firmasının uluslararası alanda ... sektöründeki tanınırlığından faydalanmak amacının güdüldüğünü, davalı şirketin, müvekkili şirketin ticaret unvanının ne olduğunu ve eskiye dayalı hak sahibi bulunduğunu bilmesine rağmen bu başvuruyu gerçekleştirdiğini, ticari ilişki içinde olduğu müvekkili şirketin ticaret unvanının çekirdek unsurunun, müvekkili şirketten habersiz bir biçimde tescil edilmesinin söz konusu olduğunu, bu nedenle de kötü niyetli marka başvurusunun reddinin gerektiğini, işbu durumun müvekkili şirket ve davalı şirket arasında devam eden İstanbul 2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nde 2020/370 E. sayılı dosyasından da anlaşıldığını ileri sürerek, YİDK'in 2020-M-11324 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket vekili, müvekkili şirketin marka üzerinde öncelik hakkına sahip olduğunu, davacı şirketin eskiye dayalı kullanıma bağlı olarak müvekkili markası üzerinde herhangi bir hak elde etmediğini, davacı şirketin "...” markası üzerinde hiçbir gerçek hakkının da bulunmadığını, müvekkili şirketin, 16 Nisan 2019 tarihinde kurulduğunu ve ticaret unvanının 22 Nisan 2019 tarihli Türkiye Sicil Gazetesi'nde ilan edilerek tescil edildiğini, davacı şirketin ise müvekkili şirketin tescil ve ilan tarihinden sonra 20 Ağustos 2019 tarihinde kurulduğunu, müvekkili markasının davacı şirketin ticaret unvanını içermediğini, buna ilişkin itirazların da ispatlanamadığını, davacının önceki tarihli marka ya da ticaret markalarının benzer olduğu yönündeki iddiasının tek başına başvurunun kötü niyetle yapıldığını göstermediğini, davacı şirketin, müvekkili başvurusundan daha sonra yaptığı marka başvurusu sebebiyle iddiasının tam aksine kötü niyetle hareket ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacının itirazına mesnet markasının başvuru tarihinin dava konusu markanın başvuru tarihinden daha sonra olduğu, dolaysıyla davacının SMK 6/1 kapsamındaki itirazının yerinde olmadığı, davacının eskiye dayalı kullanım gerekçeli itirazının da yerinde bulunmadığı, davacının SMK'nın 6/6 maddesi kapsamında yaptığı itirazın da yerinde olmadığı, dosyadaki bilgi ve belgelerden kötü niyet iddiasının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, davalı şirket markasının esas unsurunu oluşturan “...” ibaresinin, müvekkil şirketin ticaret unvanının kısaltması olduğu göz önüne alındığında, söz konusu marka başvurusunun SMK'nın 6/6. maddesi uyarınca reddinin gerektiğini, zira “tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait ticari unvanını içermesi” şartının somut olayda bulunduğunu, buna rağmen mahkemece ticaret unvanındaki faaliyetlere ilişkin kullanımın ispatlanamadığı gerekçesiyle SMK'nın 6/6 maddesi kapsamındaki itirazlarının reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin SMK'nın 6/3 maddesi kapsamında da hak sahibi bulunduğunu, aksi yöndeki mahkeme kararının yerinde olmadığını, davalı Şirket ve dava dışı ... tarafından “...” isminin müvekkil şirket tarafından kullanıldığının, müvekkilinin ticari faaliyetlerini “...” ayırt edici marka unsuru altında sürdürdüğünün bilindiğini, davalı şirketin, müvekkilinin hakim hissedarı ... firmasının uluslararası alanda ... sektöründeki tanınırlığından faydalanmak adına haksız rekabet ilkelerine aykırı olarak ve müvekkil şirketi baskı altında tutma amacıyla kötü niyetle marka başvurusu yaptığını, SMK'nın 6/9 maddesi uyarınca başvurunun reddinin gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının itirazına mesnet markanın başvuru tarihinin, dava konusu başvurudan sonraki tarihli olduğu, dolayısıyla SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında değerlendirilmeye esas alınmasının mümkün bulunmadığı, davacının SMK'nın 6/3 maddesi kapsamında kendisine hak bahşedecek nitelikte bir kullanımı ispat edemediği, her ne kadar davacı tarafça ticaret unvanına dayalı olarak SMK'nın 6/6 maddesi kapsamında talepte bulunulmuş ise de davalının ticaret unvanının kullanıldığının, dosya kapsamındaki delillerle kanıtlanamadığı, bu itibarla anılan madde koşullarının oluşmadığı, kötü niyet iddiasının da ispat edilemediği, özellikle davalının davacı Şirketten önce kurulduğu da gözetildiğinde kötü niyet iddiasının ispat edildiğinin söylenemeyeceği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 304,40-TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 21/05/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 21/05/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.