Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1446 E. 2026/544 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/1446
Karar No
2026/544
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

45. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2025/1446

KARAR NO:2026/544

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:13/08/2025

NUMARASI:2024/385 Esas 2025/760 Karar

DAVANIN KONUSU:Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h))

KARAR TARİHİ:15/04/2026

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi ;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkillerinin ödeme güçlüğüne düştüğünden bahisle, İİK 285 vd. maddeleri gereği müvekkili hakkında alacaklarıyla konkordato akdetmesini sağlamak amacı ile konkordato mühleti verilmesini ve konkordatonun tasdikini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece, "...Davacı borçlu şirketin konkordatoda teklif ettiği tutarın, borçlunun iflası halinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktardan fazla olduğu, teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olduğu, konkordato projesinin İİK'nun 302.maddede öngörülen çoğunlukla kabul edildiği, teminat koşulunun yerine getirildiği, konkordatonun tasdikinin gerektirdiği yargılama giderleri ile konkordatonun tasdiki durumunda alacaklılara ödenmesi kararlaştırılan para üzerinden alınması gereken harcın mahkememiz veznesine depo edildiği ve konkordato tasdik şartlarının oluştuğu" gerekçesiyle açılan davanın kabulü ile borçlu ...Şirketi’nin konkordato projesinin İİK’nun 305 maddesindeki tasdik şartlarının gerçekleştiği anlaşılmakla tasdikine, davacı şirketin konkordatoya tabi borçlarının 30/09/2025 tarihinden başlamak üzere, iki ayda bir 14 eşit taksitte, tenzilatsız ve anapara tutarına 28 aylık süre için toplam % 30 faizi ile ödenmesine, dosyaya sunulan ödeme planının kararın eki olduğunun bildirilmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERZ:Müdahil alacaklı... vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde;Komiser heyetince dosyaya sunulan 11.06.2025 tarihli Çekişmeli Alacaklılar Hakkında Raporda, adi alacaklar yönünden yapılacak toplantıda, müvekkil...’nın, konkordato nisabına dahil edilemeyeceği kanaatine varıldığını ve yerel mahkemece tesis edilen 13.0.6.2025 tarihli "Çekişmeli Alacaklılar Hakkında Ara Karar" ile birlikte müvekkilin konkordato nisabına dahil edilme talebinin reddine karar verildiğini, borçlu'nun iddiaları asılsız olup, müvekkilin çeklerinin aksi yönde bir ispatın ancak ve ancak yazılı somut delil ve senetlerle ispatlanacağı ortada olduğunu, müvekkilin borcunu halihazırda ödememiş bulunan keşidesi borçlu.... Şti. olan ibraz edilen çek suretlerine rağmen borçlarını kötü niyetli şekilde reddetmekte ve alacağımızın kaydına mesnetsiz bir biçimde engel olmaya çalıştığını, borçlu'nun itirazları tamamen alacaklıyı zarara uğratma borçtan kurtulma gayesi taşımakta olup konkordato talebinin kabul edilmesi usul ve yasaya aykırılık taşıdığını, davacı tarafından konkordato talebine ekli olarak sunulan ve geçerlilik şartları İİK 286. maddesinde belirlenen belgeler, kanunun belirlediği şartları taşımadığını, özellikle konkordato ön projesi ve mali tablolar ayrıntılı-açıklayıcı olmaktan uzak ve konkordato talebinin kabulüne elverişli nitelikte olmadığını, bununla birlikte, konkordato, borçlarını vadesinde ödeyemeyen ya da ödeyememe tehlikesiyle karşı karşıya bulunan borçlulara yönelik bir müessese olup, bu kurumun düşük faizli bir finansman aracı olarak değerlendirilmesi, amacına ve ruhuna aykırı olduğunu davacı borçlu tarafından yüksek enflasyon ortamında sabit kalacak borçlarını erteleyerek ödeme yükümlülüklerini öteleme ve bu yolla maliyet avantajı sağlama gayesi ile hareket edildiğinden, aynı zamanda borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemediği veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunduğu somut ve inandırıcı şekilde belgelendirilemediğinden ilk derece mahkemesi tarafından verilen tasdik kararı hatalı olduğunu ileri sürmüştür.Müdahil alacaklı ... Bankası A.Ş vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Konkordato komiseri nihai raporunda, bankamızın rehinli alacağı olduğu yönünde kayıt yaptırmasına karşın çekişmeli hale gelen alacağı için süresinde itirazda bulunmadığı yönündeki ifadesi de gerçeği yansıtmadığını, 10.06.2025 tarihli dilekçemiz ile konu hakkındaki beyan ve itirazlarımız UYAP üzerinden sunularak bilirkişi incelemesi yaptırılması da talep edilmiş ise de iş bu talebimiz ve dilekçemizdeki beyan ve itirazlarımız ile ilgili bir karar verilmediğini, işbu nedenle komiser raporundaki itiraz edilmediğine ilişkin ifadeler hatalı olduğunu, bu nedenle müvekkil banka alacağı rehinli alacak olup yerel mahkeme tarafından da bu yönde bir karar verilmemiş olması usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkil banka lehine rehinli bulunan aracın davacı tarafından konkordato projesindeki alacaklar için teminat olarak gösterilmesi yerinde olmadığını, dava dilekçesinde, davacıların konkordato mühleti talebi sebepleri gerçekçi ve somut olmayıp, ciddi bir konkordato ön projesi sunulmadığını ileri sürmüştür.Müdahil alacaklı .... A.Ş. vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; İİK m. 305 uyarınca konkordatonun tasdiki için alacaklıların doğru ve eksiksiz tespiti şart olup müvekkilin alacağı gözardı edildiğini, müvekkil şirket lehine borçlu ... Şti.'den alacaklı olduğumuzun tespit edilerek müvekkil şirketin alacaklılar listesi içerisinde alınması gerekmekteyken, müvekkil şirketin alacaklı olarak gösterilmemiş olması nedeniyle eksik alacaklı listesine dayalı olarak verilen konkordato tasdik kararı usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüştür.Müdahil alacaklı ...'i ... A.Ş. vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; İİK 300. madde kapsamında alacak bildiriminden sonra her ne kadar borçlunun beyanı alınmış olsa da, yerleşik içtihatlar uyarınca işbu beyanın somut ve hukuki gerekçelere dayanması zorunlu olduğunu, borçlunun ileri sürdüğü, “alacak bildiriminde bulunan müvekkile şirkete 30.04.2024 tarihi itibarıyla konkordatoya tabi borcumuz (sıfır) 0,00 TL'dir, alacak kayıt tutarını reddediyoruz” şeklindeki beyanı, soyut, dayanak içermeyen ve genel nitelikte olup, bu haliyle hukuken geçerli ve bağlayıcı bir itiraz niteliği taşımadığını kaldı ki, müvekkil şirketin hak ve alacağı ticari defter ve kayıtlar nezdinde sabit olup, borçlu beyanının gerçeğe aykırı olduğu izahtan vareste olduğunu, davacı borçlu, açıkça alacaklısı olan müvekkil şirketi zarara uğratmak gayesi ile hareket ettiğini, bununla birlikte, konkordato, borçlarını vadesinde ödeyemeyen ya da ödeyememe tehlikesiyle karşı karşıya bulunan borçlulara yönelik bir müessese olup, bu kurumun düşük faizli bir finansman aracı olarak değerlendirilmesi, amacına ve ruhuna aykırı olduğunu davacı borçlu tarafından yüksek enflasyon ortamında sabit kalacak borçlarını erteleyerek ödeme yükümlülüklerini öteleme ve bu yolla maliyet avantajı sağlama gayesi ile hareket edildiğinden, aynı zamanda borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemediği veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunduğu somut ve inandırıcı şekilde belgelendirilemediğinden ilk derece mahkemesi tarafından verilen tasdik kararı hatalı olduğunu ileri sürmüştür.Müdahil alacaklı ... vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde;Konkordato sürecinde yapılan değerlendirme ve verilen kararda kurum alacakları dikkate dikkate alınması gerekirken kurumumuz bakımından hiç bir açıklama yapılmadan konkordato projesinin kabulüne karar verildiğini, kurum alacakları konkordatodan etkilenmediğinden konkordato projesinin onaylanması halinde kurum alacaklarının 6183 sayılı Kanunun 206. Maddesindeki sıra gözetilerek ve tam olarak ödenmesi gerektiğini, konkordato sonuçları açısından imtiyazlı, bazı rehinli ve amme alacakları için konkordato bağlayıcı hüküm arz etmeyeceğini bu nedenle eksik inceleme sonucu verilen mahkeme kararının kaldırılarak davacının konkordato projesinin tasdiki talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE:Dava, İİK.nun 285 ve devamı maddelerince açılan konkordato talebine ilişkin olup uyuşmazlık konkordatonun tasdiki şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği noktasındadır.İİK'nun kanun yolları başlıklı 308/a- maddesinde; konkordato hakkında verilen karara karşı borçlu veya konkordato talep eden alacaklı, kararın tebliğinden, itiraz eden diğer alacaklılar ise tasdik kararının ilânından itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurabileceği, konkordatonun tasdiki kararı, kapsamı ve ilânı başlıklı 306/3. maddesinde; tasdik kararı mahkemece, 288 inci madde uyarınca ilân olunacağı ve ilgili yerlere bildirileceği, geçici mühletin sonuçları, ilânı ve bildirimi başlıklı 288/2. maddesinde; mahkemece geçici mühlet kararı, ticaret sicili gazetesinde ve Basın-İlan Kurumunun resmî ilân portalında ilân olunacağı hükmüne yer verilmiştir.Somut olayda; davacı şirket, dava tarihi itibariyle İstanbul Ticaret Sicil Memurluğu'na kayıtlı olduğu, ticari merkezinin Başakşehir/İstanbul adresinde bulunduğu, davanın İİK.nun 285/3 ve 154/1.maddesinde öngörülen yetkili mahkemede açıldığı,davacı vekilinin vekaletnamesinde eldeki davayı açmak üzere özel yetkisine istinaden konkordato geçici mühleti verilmesi talebi üzerine davacı şirket hakkında önce 30/04/2024 tarihinde 3 ay süreyle geçici mühlet kararına müteakiben 17/07/2024 tarihinde 1 yıllık kesin mühlet kararı verilmiş, komiser heyeti tarafından ibraz olunan 01/07/2025 tarihli nihai rapor sonrasında tasdik yargılamasına başlandığı, 13/08/2025 tarihli duruşmada davacı borçlu şirketin konkordato projesinin İİK’nun 305. maddesindeki tasdik şartlarının gerçekleştiğinden tasdikine, davacı şirketin konkordatoya tabi borçlarının 30/09/2025 tarihinden başlamak üzere, iki ayda bir 14 eşit taksitte, tenzilatsız ve anapara tutarına 28 aylık süre için toplam % 30 faizi ile ödenmesine karar verilmiş olup verilen karar 18/08/2025 tarihinde Basın-İlan Kurumunun resmî ilân portalında ve Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan olunmuş, verilen karar müdahil alacaklılar ..., ... Bankası A.Ş., .... A.Ş., ...'i ... A.Ş. ve ... vekilince yasal süresi içinde istinaf edilmiştir.15/03/2018 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan 7101 sayılı İcra ve İflas Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 37 maddesi ile 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'na eklenen "Kanun Yolları" başlıklı 308/a maddesinde "Konkordato hakkında verilen karara karşı borçlu veya konkordato talep eden alacaklı, kararın tebliğinden; itiraz eden diğer alacaklılar ise tasdik kararının ilânından itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi kararına karşı iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir. İstinaf ve temyiz incelemeleri, Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre yapılır." düzenlemesi ile itiraz eden alacaklıların tasdik kararının ilanından itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurabilecekleri düzenlenmiştir. İİK'nın konkordatonun mahkemede incelenmesi başlıklı 304/1. maddesinde "(Değişik: 28/2/2018-7101/32 md.) Komiserin gerekçeli raporunu ve dosyayı tevdi alan mahkeme, konkordato hakkında karar vermek üzere yargılamaya başlar. Mahkeme, komiseri dinledikten sonra kısa bir zamanda ve her hâlde kesin mühlet içinde kararını vermek zorundadır. Karar vermek için tayin olunan duruşma günü, 288 inci madde uyarınca ilân edilir. İtiraz edenlerin, itiraz sebeplerini duruşma gününden en az üç gün önce yazılı olarak bildirmek kaydıyla duruşmada hazır bulunabilecekleri de ilâna yazılır." hükmü yer almaktadır. İİK 304. maddesinin birinci fıkrasında, konkordatoya itiraz eden alacaklılar, itiraz sebeplerini duruşma gününden en az üç gün önce yazılı olarak bildirmeleri koşuluyla duruşmada hazır bulunabilecekleri hükmüne yer verilmiştir. Bu sayede "alacaklılar itirazlarıyla ya konkordatonun tasdikine engel olmayı ya da konkordato şartlarının kendileri açısından düzeltilmesini isteyebileceklerdir. İİK m. 308/a hükmü alacaklıların itirazına önemli bir sonuç bağlamıştır. Madde gereğince konkordato hakkında verilen hükme karşı istinaf ve temyiz yoluna başvurmak isteyen alacaklının daha önce konkordatoya itiraz etmiş olması gerekir." (Selçuk Öztek / Ali Cem Budak, Müjgan Tunç Yücel, Serdar Kale, Bilgehan Yeşilova, Yeni Konkordato Hukuku, 2. Baskı, Ankara 2019 s. 522)Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 22/05/2024 tarihli 2024/6-148 E. 2024/273 K. sayılı kararında; "...İcra ve İflas Kanunu’nun 304 üncü maddesine ilişkin Adalet Komisyonu raporunda, itiraz edenlerin duruşmada hazır bulunabilmeleri için, itiraz sebeplerini mahkemeye duruşma gününden en az üç gün önce ve yazılı olarak bildirmiş olmaları gerektiği, aksi hâlde duruşmada hazır bulunarak itirazlarını dermeyan etmelerinin mümkün olmadığı, böyle bir sınırlama getirilmesinin nedeninin her alacaklının duruşmada hazır bulunarak itirazlarını ileri sürmesinin yargılamayı çok aksatabileceği endişesi olduğu belirtilmiştir. İcra ve İflas Kanunu’nun 304 üncü maddesinin gerekçesi de “Mevcut Kanunun 296 ncı maddesinin ikinci fıkrası hükmü, güncellenerek metne alınmaktadır. Buna göre, mahkemenin komiseri dinledikten sonra kararını her halde kesin mühlet içinde vermesi emredilmektedir. Duruşma günü 288 inci maddesi uyarınca ilan edilecektir. Yine mevcut düzenlemeden farklı olarak, itiraz edenlerin duruşmada hazır bulunabilmelerinin şartı, itiraz sebeplerini, mahkemeye, duruşma gününden en az üç gün önce ve yazılı olarak bildirmiş olmalarıdır. Aksi halde duruşmada hazır bulunarak itirazlarını dermeyan etmeleri mümkün olmayacaktır. Böyle bir sınırlama getirilmesinin nedeni, her alacaklının duruşmada hazır bulunarak itirazlarını ileri sürmesinin yargılamayı çok aksatabileceği endişesidir,…” şeklinde olup tüm alacaklıların duruşmada hazır bulunarak itirazları ileri sürmesinin konkordato sürecini aksatabileceği düşüncesiyle duruşmada hazır olabilmek için itirazların tasdik duruşmasından en az üç gün önce yazılı olarak bildirilmesi gerektiği belirtilmiştir.Bununla birlikte konkordatonun yapısı tamamen şeklî olduğundan tasdik işlemlerinin bir an önce tamamlanması gerekmekte olup, konkordatoya ilişkin kanunda yer alan düzenlemelere bakıldığında borçlu lehine verilen birçok kararda kanun yolunun tamamen kapatıldığı ve sürecin bir an evvel sonuçlandırılmasının istendiği anlaşılmaktadır. Örneğin İlk Derece Mahkemesince verilecek geçici mühlet talebinin kabulü, geçici komiser görevlendirilmesi, geçici mühletin uzatılması ve tedbirlere ilişkin kararlara karşı kanun yoluna başvurulamayacağı (2004 sayılı Kanun md. 287/son), kesin mühlet talebinin kabulü ile mühletin kaldırılması talebinin reddine ilişkin kararlara karşı kanun yolunun kapalı olduğu (2004 sayılı Kanun md. 293/1) görülmektedir.Komiserlerin tasdik talebine ilişkin nihai raporu ve dosyayı mahkemeye sunmasına kadar geçen süreçte alacaklının öncesinde, teklif edilen konkordato projesine ret oyu kullanması, herhangi bir hususta komisere ya da doğrudan mahkemeye dilekçe vermesi, tasdik talebini inceleyen mahkeme bakımından hiçbir anlam ifade etmemektedir. Alacaklının, ancak tasdik talebine ilişkin nihai raporun ve dosyanın mahkemeye sunulmasından sonra tasdik raporuna karşı duruşma gününden üç gün öncesine kadar itirazlarını bildirmesi hâlinde mahkemece dikkate alınacaktır. Henüz tasdik talebine ilişkin komiser raporunun sunulmadığı aşamada verilen dilekçeler, mahkemece verilecek tasdik kararına karşı yasa yollarına başvuru imkânı tanımayacaktır.Bu yasal düzenlemelerden hareketle, 2004 sayılı Kanun'un 308/a maddesinde kanun yoluna başvuru hakkı tanınan “itiraz eden alacaklı” deyiminden, “tasdik duruşmasından önce itirazlarını bildiren alacaklı” olduğunun kabul edilmesi gerekmektedir...., ..., ... ve...’nın İcra ve İflas Kanunu ve İlgili Mevzuat (8.b., Ankara 2022, md. 308/a, s. 291) adlı eserinde, kanun yollarına ilişkin 308/a maddesinde itiraz eden ibaresinin yanına 304/1 inci maddesine atıf yapıldığını gösterecek şekilde bu maddenin numarası yazılarak 2004 sayılı Kanun'un 308/a maddesindeki itirazın, 2004 sayılı Kanun'un 304/1 inci maddesinde düzenlenen itiraz olduğu belirtilmiştir.İcra İflas Kanunu’nun 304 üncü maddesinin gerekçesine bakıldığında, duruşmaya gelecek olanları “yargılamanın uzayacağı” endişesi ile sınırlayan yasa koyucunun aynı yasanın 308 inci maddesinde temyiz yoluna gelecek olanları sınırlamadığını kabul etmek konkordatonun sistemine de aykırıdır. Kanun'un öngörmediği bir yasa yolu ve yasa yoluna başvuru hakkı yorum yoluyla da olsa kabul edilemez. 2004 sayılı Kanun'un 308/a maddesindeki düzenleme de 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının (Anayasa) kabul ettiği anlamda temel hak niteliğindeki hak arama özgürlüğünü kullanmayı "itiraz" şartına bağlamış olup bu durum da Anayasa’ya uygun bir sınırlama yöntemi olmakla, “itiraz eden alacaklı” deyiminden 2004 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesinde belirtilen alacaklıları kabul etmek, hak arama özgürlüğünün ihlâli olarak değerlendirilemeyecektir.Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 10.03.2022 tarihli ve 2021/(15)6-966 Esas, 2022/283 Karar; 10.03.2022 tarihli ve 2022/(15)6-71 Esas, 2022/284 Karar; 19.10.2022 tarihli ve 2022/6-628 Esas, 2022/1339 Karar; 19.10.2022 tarihli ve 2022/6-661 Esas, 2022/1319 Karar; 09.11.2022 tarihli ve 2022/6-855 Esas, 2022/1471 Karar; 08.12.2022 tarihli ve 2022/6-1089 Esas, 2022/1707 Karar; 08.03.2023 tarihli ve 2023/6-149 Esas, 2023/170 Karar; 22.03.2023 tarihli ve 2023/6-177 Esas, 2023/250 Karar ile 24.01.2024 tarihli ve 2023/6-1161 Esas, 2024/5 Karar sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir."Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 30/05/2024 tarih 2024/1497 E. 2024/1871 K. sayılı kararında; "İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 11.05.2023 tarihli ve 2023/817 E:, 2023/936 K. sayılı kararıyla alacaklının istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmiştir.Dairemizin 19.10.2023 tarihli ve 2023/2952 E., 2023/3400 K. sayılı kararıyla; alacaklı ... Bankası A.Ş.’nin toplantıya katıldığı ve red oyu kullandığı, 21.01.2022 ve 18.11.2022 tarihli dilekçelerinde konkordatonun reddini talep ettiği ve duruşmada konkordatonun reddi yönünden beyanda bulunduğu, bu durumda istinaf hakkının bulunduğu gerekçesiyle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece tasdik yargılamasına ilişkin duruşma gününün Ticaret Sicil Gazetesi'nde 15/02/2023 tarihinde ve Basın İlan Kurumu'nda 17/02/2023 tarihinde ilan edilmesine ve ilana itiraz edenlerin itiraz sebeplerini duruşma gününden en az 3 gün önce yazılı olarak mahkemeye bildirmek kaydı ile duruşmada hazır bulunabileceklerinin şerh düşülmesine rağmen alacaklı vekili tarafından herhangi bir itiraz dilekçesi verilmeden duruşma günü olan 03/03/2023 tarihinde duruşmaya katılarak sözlü beyanda bulunulduğu, bu sebeple tasdik kararını istinaf hakkı bulunmadığından bahisle direnme kararı verilmiştir.İcra ve İflas Kanunu'nun 304. maddesinde, komiserin gerekçeli raporunu ve dosyayı tevdi alan mahkemenin tasdik yargılamasına başlayacağı, karar vermek için tayin olunan duruşma gününün, Kanunun 288 inci maddesi uyarınca ilân edileceği ve itiraz edenlerin, itiraz sebeplerini duruşma gününden en az üç gün önce yazılı olarak bildirmek kaydıyla duruşmada hazır bulunabilecekleri hususunun ilânda bulunması gerektiği düzenlenmiştir. Bu usule uygun olarak itirazlarını bildiren alacaklılar tasdik kararının ilânından itibaren on gün içinde istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi kararına karşı on gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir. Kanun yolunun düzenlendiği bu hükme göre itiraz eden alacaklılar istinaf yoluna başvurabilecek bunun karşı anlamıyla itirazlarını bildirmeyen alacaklılar istinaf yoluna başvuramayacaktır. Bu husus Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.11.2022 tarih 2022/6-1040 Esas, 2022/1578 Karar sayılı kararı, 10.03.2022 tarihli ve 2021/(15)6-966 Esas, 2022/283 Karar sayılı kararı; 10.03.2022 tarihli ve 2022/(15)6-71 Esas, 2022/284 Karar sayılı kararlarında da benimsenmiştir.Temyizen incelenen direnme kararı tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup alacaklı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir..." Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 04/06/2024 tarih 2024/1309 E. 2024/1961 K. sayılı kararında; "...İlk Derece Mahkemesi kararına karşı bir kısım müdahil alacaklılar vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi tarafından projenin örtülü tenzilat ve vade konkordatosu içerdiği, davacının borca batık olmadığı bu nedenle borçlunun kaynakları ile teklifin uyumlu olmadığı gerekçesi ile kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.İstinaf Mahkemesinin verdiği karara karşı davacılar vekili ve müdahil ... Bankası A.Ş. vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:Dava konusu somut olayda mahkemece tasdik yargılama duruşma gününün İİK'nın 304/1. maddesine uygun olarak İİK'nun 288. maddesi uyarınca Ticaret Sicil Gazetesin'de ve Basın İlan Kurumu Portalında gerekli ilanların yapıldığı, ilana itiraz edenlerin itiraz sebeplerini duruşma gününden en az üç gün önce yazılı olarak mahkemeye bildirmek kaydı ile duruşmada hazır bulunabileceklerinin şerh düşülmesine rağmen, temyiz yoluna başvuran ... Bankası A.Ş. vekili tarafından Yasa'nın (İİK m.304/I) ifade ettiği biçimde "itiraz" edilmediğinden, İcra ve İflas Kanunu'nun 308/a maddesi uyarınca müdahil ... Bankası A.Ş. vekilinin temyiz hakkı bulunmadığından ... Bankası A.Ş. vekilinin temyiz istemlerinin reddi gerekmiştir..."Yargıtay Hukuk Genel Kurulunda kabul edilen görüş; alacaklıların İİK'nın 304.maddesi uyarınca yapılacak ilan uyarınca duruşmadan 3 gün önce yazılı olarak itirazlarını bildirmek koşuluyla tasdik kararına karşı kanun yoluna başvuru hakları olduğu yönündedir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi de yukarıda yer verilen kararları ile önceki uygulamasından dönerek, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunda kabul edilen görüşü benimsemiş, yani alacaklılar toplantısında red oyu kullansa dahi İİK'nın 304.maddesi uyarınca yapılacak ilan uyarınca duruşmadan 3 gün önce yazılı olarak itirazlarını bildirmeyen alacaklıların, karara karşı kanun yoluna başvuru haklarının olmadığını kabul etmiştir. Benzer olaylara aynı hukuki sonuçlar bağlanması anlamına gelen yargısal kararlardaki istikrar, adil yargılanma hakkının, hakkaniyete uygun yargılama ilkesinin gereğidir. İstikrarlı karar verme, hukuki belirliliği ve öngörülebilirliği sağladığı gibi, kişilerin yargı sistemine ve mahkeme kararlarına güvenini de tesis eder. Bu nedenle Dairemizce, İİK'nın 304.maddesi uyarınca yapılacak ilan uyarınca duruşmadan 3 gün önce yazılı olarak itirazlarını bildirmeyen ancak alacaklılar toplantısında red oyu kullanan alacaklıların istinaf yoluna başvurabileceği yönündeki önceki uygulamasından dönülmüş, gerek Yargıtay Hukuk Genel Kurulunda, gerekse konkordato konusunda görevli Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nde kabul gören görüş nazara alınarak, alacaklıların İİK'nın 304.maddesi uyarınca yapılacak ilan uyarınca duruşmadan 3 gün önce yazılı olarak itirazlarını bildirmek koşuluyla tasdik kararına istinaf yoluna başvurabileceği kabul edilmiştir.Dosya kapsamına göre; mahkemece İİK'nın 304. maddesi uyarınca "itiraz edenlerin itiraz sebeplerini duruşma gününden en az üç gün önce yazılı olarak mahkemeye bildirmek kaydı ile duruşmada hazır bulunabilecekleri" ihtarını içerir şekilde tasdik yargılamasına ilişkin ilanın, 09/07/2025 tarihinde Basın İlan Kurumu İlan Portalında ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yapıldığı tespit edilmiştir. Tasdik duruşması 13/08/2025 tarihinde yapılmış ancak dosya kapsamında ve UYAP sisteminde, süresi içerisinde istinaf yoluna başvuran müdahil alacaklılardan sadece... vekilinin itiraz sebeplerinin tasdik duruşmasından en az üç gün önce ve yazılı olarak bildirdiği, diğer süresinde istinaf eden alacaklılar ... Bankası A.Ş., .... A.Ş., ...'i ... A.Ş. ve ... vekillerinin itirazlarının bulunmadığı tespit edilmiştir.Bu durumda müdahil alacaklılar ... Bankası A.Ş., .... A.Ş., ...'i ... A.Ş. ve ...'nın istinaf başvurusunun, İİK'nın 304.maddesi uyarınca usulüne uygun olarak itiraz edilmediğinden, tasdik kararına karşı istinaf hakkı bulunmadığı anlaşılmakla HMK 352/1.ç "başvuru şartlarının yerine getirilmemesi" maddesi uyarınca istinaf isteminin usulden reddine karar verilmiştir.Konkordato Komiser Heyetinin 01/07/2025 tarihli nihai raporunda ; "Borçlu şirket 17.06.2025 tarihli nihai konkordato revize projesininde;konkordatoya tabi borçlarını ilk taksit Eylül 2025 sonunda başlamak üzere, 2 ayda bir eşit ödemek suretiyle 14 taksit olmak üzere ve toplam 28 ayda, ana para + %30 fazlasıyla ödemeyi teklif ettiği,Konkordato kaynakları ise ; Faaliyetin Devamı İle Öngörülen Kar : 17.804.538,23 TL, Dönem Başı Nakit : 1.069.368,75 TL, Kısa Vadeli Alacak Tahsili (101 Alınan Çekler - Hesap) : 19.814.700,00 TL, Kısa Vadeli Alacak Tahsili (120- Alıcılar Hesap) : 75.552.310,84 TL, Verilen Sipariş Avansları Azaltımı (%40 Oranında) : 27.944.545,41 TL, Sermaye Artışı : 35.000.000,00 TL olup Toplam Kaynak : 177.165.463,23 TL, Adi Borçlar Toplamı : 78.346.490,26 TL, İmtiyazlı Borçlar : 16.628.817,78 TL, Mühlet İçi Adi Borçlar : 56.633.222,01 TL, Toplam Borç Tutarı : 151.608.530,05 TL, %30 Ek Vade Farkı Ödemesi (Adi Borçlar) : 23.503.947,08 TL olmak üzere Toplam Borç : 175.112.477,13 TL olduğu,Ticari Faaliyetlerden Beklenen Kar: Şirket'in yukarıdaki bölümlerde belirtildiği üzere son 2 yıllık periyotta raporladığı dönem karlılıkları dikkate alındığında, Şirket'in nihai projesinde yer verdiği şekilde finansman giderlerinin düşmesi, üretim ve satış hacminin artmasıyla hedeflenen 17.804.538,23 TL'lik karlılığa ulaşabileceği değerlendirildiği,Kasa ve Bankalar: Şirket'in 30.04.2025 tarihli kaydi değer bilançosunda kasa bakiyesinin 9.111,56 TL ve banka bakiyesinin 1.060.257,19 TL olduğu görüldüğü, Buna göre toplam 1.069.368,75 TL'lik varlığın kaynak olarak kullanılabileceği değerlendirildiği, Müşteri Çekleri (Alınan Çekler): Şirket'in 30.04.2025 tarihli kaydi değer bilançosunda alınan çeklerin 19.814.700,00 TL olduğu görüldüğü, bu varlığın kaynak olarak kullanılabileceği değerlendirildiği, Ticari Alacaklar: Şirket'in 30.04.2025 tarihli kaydi değer bilançosunda ticari alacakların 78.315.357,51 TL olduğu görülmüştür. Şirket'in ihtiyatlılık gereği bu tutarın 75.552.310,84 TL'lik kısmı kaynak olarak gösterildiği, buna göre bu varlığın kaynak olarak kullanılabileceği değerlendirildiği,Verilen Sipariş Avansları Azaltımı: Şirket bu kalemde 27.944.545,41 TL konkordato kaynağı öngördüğü, şirketin 30.04.2025 tarihli kaydi değer bilançosunda bu hesabın bakiyesinin 68.598.344,04 TL olduğu görüldüğü, mühlet öncesi verilen avansların bir kısmının, mühlet öncesi borçlardan mahsup edildiği yukarıdaki bölümlerde izah edildiği, dolayısıyla nispeten düşük tutarlı bir kaynak açığı çıksa bile, bu açığın tolere edilebileceği, neticeten bu varlık kaleminin kaynak olarak kullanılabileceği değerlendirildiği,Nakit Sermaye Artışı: Şirket bu kalemde 35.000.000.-TL kaynak öngördüğü, şirketin 6.000.000,00 TL olan sermayesi, 14.133.638 TL tutarındaki diğer sermaye yedekleri hesabından, kalan kısım olan 866.362,00 TL'nin 853.080,00 TL'si Ortak ... tarafından, 13.282,00 TL'si ise ortak ... tarafından nakdi olarak artırılmasıyla 21.000.000.-TL'ye artırıldığı, mevcut durumda bu kaynak kaleminin 15.000.000,00 TL'ye yakın bir tutarı şirkete aktarıldığı, yaklaşık bir yıllık sürede heyetimizce yapılan gözlemlerde hissedarlar tarafından şirkete nakit aktarımının yapıldığı görüldüğünden, bu kaynak kaleminin sağlanabileceği değerlendirildiği,Konkordatonun Tasdiki Koşulları Yönünden Değerlendirmede:Konkordato nisabına esas 87 alacaklıdan ve 78.346.490,26 alacak tutarından, 63.367.078,85 TL (% 80,88) alacak tutarına tekabül eden 39 alacaklının ( %44,82) konkordatonun tasdikini kabul ettiği, borçlu Şirket'in Kanunda öngörülen alacaklıların dörtte biri ve alacakların üçte ikisini aşan çoğunluğu sağladığı,Teklif Edilen Tutarın, Borçlunun İflası Halinde Alacaklıların Elde Edeceği Tutardan Fazla Olup Olmadığı Yönünden Değerlendirmede : Yukarıda hesaplandığı üzere borçlu Şirket'in iflası halinde, iflas masasına intikal edecek muhtemel tutar 121.293.609,09 TL, iflas halinde imtiyazlı ve rehinli alacaklılar alacaklarını önce alacak olup bu alacakların ödenmesinden sonra adi alacaklılara intikal edecek tutar 48.036.569,30 TL olacağı, konkordatoya tabi borç toplamı 78.346.490,26 TL olup iflas tasfiyesi neticesinde adi alacaklıların alacaklarına muhtemel kavuşma oranı %61,31 olarak hesaplandığı, nihai konkordato projesinde borcun tamamının %30 fazlasıyla ödenmesi teklif edildiği, o halde, somut olayda konkordatonun iflasa nazaran alacaklıların lehine olduğu açık olduğu, Teklifin Borçlunun Kaynakları ile Orantılı Olup Olmadığı Yönünden Değerlendirmede;Borçlu Şirket'in nihai projesinde yer alan konkordato kaynakları ve borç ödeme tablosuna göre Şirket'in kaynak fazlası 2.077.986,10 TL olup kaynak fazlası olası sapmaları karşılayacak nitelikte olduğu, mevcut kaynaklar değerlendirildiğinde, teklifin kaynaklarla orantılı düşünüldüğü, tasdik sonrası ilk ödemenin Eylül 2025 sonunda başlamasının makul olduğu, Teminat Gösterilmesi Gereken Borçların Tespiti ile Gerekli Harcın Hesaplanması Yönünden Değerlendirmede: Şirket'in ticari defterlerinde, 206. maddenin birinci sırası kapsamında imtiyazlı alacaklıları bulunduğu ticari defter kayıtlarına göre 55 işçi için toplamda 3.075.006,97 TL tutarında teminat gösterilmesi gerektiği ,Komiser Heyetimizce, işbu raporda incelemeye konu edilen 30.04.2024 tarihli mali verilerden hareketle,Komiser Heyetimizin açık veya örtülü izniyle doğan borçların listesi hazırlandığı, konkordato talep eden Şirket'in, mühlet içerisinde Komiser Heyetimizin açık veya örtülü onayıyla doğmuş olup da teminata bağlaması gereken 56.628.221,98 TL tutarında borcu bulunduğu, konkordatonun tasdikine karar verilebilmesi için 231.200,49 TL tutarında harç yatırılması gerektiği,Konkordato tasdik harcının yatırılması ve teminat şartının sağlanması halinde, konkordatonun tasdikine karar verilebilmesi için tüm şartların gerçekleşmiş olacağı, İİK m.308/h uyarınca rehinli alacaklı olup olmadığı, varsa da herhangi bir anlaşma sağlanamadığından yatırılması gereken bir harç olmadığı,Şirket'in 30.04.2025 tarihi itibariyle rayiç değerler üzerinden özkaynaklarının (+) 137.532.398,26 TL olarak hesaplandığı, diğer bir anlatımla Şirket'in rayiç değerlere göre borca batık durumda olmadığı" yönünde tespit ve değerlendirmede bulunmuşlardır.Müdahil alacaklının, alacağın eksik kabul edildiği yönündeki itirazı yönünden; Borçlu hakkında kesin mühlet verilmesinden sonra komiser tarafından İİK'nın 288. maddesinde; yapılacak ilanla alacaklılar alacaklarını bildirmeye davet olunacağı (İİK.m.289), İİK'nın 300. maddesinde; komiser, iddia olunan alacaklar hakkında borçluyu açıklamada bulunmaya davet edeceği, İİK'nın 302/6. maddesinde; çekişmeli alacakların hesaba katılıp katılmamasına ve ne oranda katılacağına mahkemenin karar vereceği düzenlenmiştir. Burada konkordatoyu inceleyecek olan mahkemenin bu talep üzerine vereceği karar, sadece konkordatonun nisabına dahil olmak bakımından bir sonuç doğuracaktır. Mahkemenin çekişmeli alacağın konkordatoya dahil olmasına ilişkin kararı maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmeyecektir. Nitekim İİK 302/6 maddesinde çekişmeli alacaklılar bakımından ileride mahkemenin vereceği hükümlerin saklı olduğu ifade edilmiş olup bu bağlamda İİK 308/b bendinde alacakları itiraza uğramış olan alacaklıların, tasdik kararının ilan tarihinden itibaren bir ay içinde dava açabileceği hüküm altına alınmıştır. Mahkemenin, itiraza uğrayan alacakların nisaba hangi oranla dahil edilecekleri yönündeki kararı maddi hukuk anlamında kesin hüküm teşkil eden bir karar olmadığı gözetilerek alacağı itiraza uğrayan ve çekişmeli hale gelen tüm alacaklılar yönünden mahkemece komiser heyeti raporu doğrultusunda çekişmeli alacakların tespiti ile alacaklılar toplantısında bu nisap gücüne göre oy kullanmalarına karar verildiğinden alacaklının bu yöndeki istinaf talebi yerinde değildir.Tasdik kararı sonrası 07/10/2025 tarihli kayyum raporunda; "Davacı şirketin faaliyetine devam ettiği, hâlihazırda 30 personel çalıştırdığı, KDV, Stopaj ve ... prim ödemelerinin yapılmakta olduğu, tasdik edilen konkordato projesi ve sayın mahkeme tarafından verilen kararda yer alan ödeme planına göre 30/09/2025 tarihinde kayıtlı alacaklılara toplam 7.275.031,24 TL ödenmesi gerektiği, borçlu tarafından sunulan belgelere göre 2.407.498,91 TL'lik alacağın .... Şti.'ye devredildiği ve bu alacakların söz konusu şirkete ödenmesi gerektiği, borçlu tarafından sunulan belgelere göre 25 alacaklının alacaklarından kısmen veya tamamen feragat ettiği, borçlunun borç ve alacak ilişkisi kapsamında aralarında daha önceden alacağından kısmen feragat eden 4 (dört) alacaklı da dahil olmak üzere toplam 36 alacaklı için mahsup işlemi yaptığı, feragat beyanları ile mahsup işlemleri dikkate alındığında toplam 57 adet alacaklının alacağının sona erdiği ve bu alacaklıların proje kapsamında tahsil edecek alacakları kalmadığı,Borçlunun bazı alacaklıları ile üçüncü kişilerin borçlunun borcunu ödemek hususunda anlaştıkları ve ... Bankası A.Ş., ... A.Ş., ... Bankası A.Ş.'ye üçüncü kişiler tarafından ödeme yapıldığı,Borçlunun bazı alacaklılara ulaşamadığı ve bu sebeple .... Şti, ..., .... A.Ş. ile ...'e ödeme yapılamadığını beyan ettiği, tüm bu alacaklar dışında 9 alacaklıya kısmen veya hiç ödeme yapılmadığı sonucuna varıldığı...10/12/2025 tarihli kayyum raporunda; " Borçlu tarafından sunulan belgelere göre ilk rapor tarihinden sonra 1 alacaklının alacağından tamamen feragat ettiği, borçlunun borç ve alacak ilişkisi kapsamında İlk rapor tarihinden sonra toplam 3 alacaklı için mahsup işlemi yaptığı, feragat beyanları ile mahsup işlemleri dikkate alındığında 07/10/2025 tarihli bir önceki raporda alacağı sona eren 57 adet alacaklı dışında bu rapor kapsamında da 4 alacaklı olmak üzere mevcut durumda 61 alacaklının alacağının sona erdiği ve bu alacaklıların proje kapsamında tahsil edecek alacakları kalmadığı,Borçlunun bazı alacaklıları ile üçüncü kişilerin borçlunun borcunu ödemek hususunda daha önce anlaştıkları ve ... Bankası A.Ş., ... A.Ş., ... Bankası A.Ş.'ye üçüncü kişiler tarafından ödeme yapıldığı, ... Bankası A.Ş. ile akdedilen protokol kapsamında borçlu ibra edildiğinden... Bankası A.Ş'nin de proje kapsamında ödeme yapılacak bir alacak kalmadığının görüldüğü, Borçlunun bazı alacaklılara ulaşamadığı ve bu sebeple .... Şti, ..., .... A.Ş. ile ...'e ödeme yapılamadığını beyan ettiği, 07/10/2025 tarihli raporda yer verilen bu tespitin bu hususta yeni bir bilgi ve belge sunulmadığından aynen bu raporda da tekrar edildiği, tüm bu alacaklar dışında 9 alacaklıya kısmen veya hiç ödeme yapılmadığı sonucuna varıldığı "02/02/2026 tarihli kayyum raporunda; "Tasdik edilen konkordato projesi ve sayın Mahkeme tarafından verilen kararda yer alan ödeme planına göre 30/01/2026 tarihinde kayıtlı alacaklılara toplam 7.275.031,24 TL ödenmesi gerektiği, önceki raporlarda yer verilen feragat beyanları ile mahsup işlemleri dikkate alındığında 61 alacaklının alacağının sona erdiği ve bu alacaklıların proje kapsamında tahsil edecek alacakları kalmadığı,Borçlunun bazı alacaklıları ile üçüncü kişilerin borçlunun borcunu ödemek hususunda daha önce anlaştıkları ve .. Bankası A.Ş., ... A.Ş.,... Bankası A.Ş.'ye üçüncü kişiler tarafından ödeme yapıldığı, ... Bankası A.Ş. ile akdedilen protokol kapsamında borçlu ibra edildiğinden, ... Bankası A.Ş'nin de proje kapsamında ödeme yapılacak bir alacak kalmadığının görüldüğü, bu hususa bir önceki raporda da yer verildiği,Borçlunun bazı alacaklılara ulaşamadığı ve bu sebeple .... Şti, ..., .... A.Ş. ile ...'e ödeme yapılamadığını beyan ettiği, 07/10/2025 tarihli raporda yer verilen bu tespitin bu hususta yeni bir bilgi ve belge sunulmadığından aynen bu raporda da tekrar edildiği, tüm bu alacaklar dışında 8 alacaklıya kısmen veya hiç ödeme yapılmadığı sonucuna varıldığı " bildirilmiştir....İİK m.286 vd.hükümleri çerçevesinde konkordato müessesinin dürüst borçlular tarafından talep olunabileceğine dair normatif bir düzenleme mevcut olmasa dahi doktrinde de kabul olunduğu üzere konkordato esasen elinde olmayan nedenlerle, işleri iyi gitmeyen ve mali durumu bozulmuş olan, dürüst borçluları korumak için kabul edilmiş bir müessesedir... ...Yine konkordato talep eden davacı borçlunun konkordato talep ederken alacaklıları zarara uğratma amacı ile hareket etmelerinin engellenmesi amacıyla 2004 sayılı İİK m.292/f.1-bend(c) hükmü ile kanun koyucu açıkça düzenleme yapmış, borçlunun alacaklıların zarara uğratma amacı ile hareket ettiğinin anlaşılması durumunda bu durumu kesin mühletin kaldırılması, konkordato talebinin reddi ve hatta davacı borçlu tacir ise iflas nedeni dahi saymıştır. Bu noktada kanun koyucunun, konkordato talep eden davacı borçlu lehine İİK m.294 hükmünde belirtmiş olduğu takip yasağı başta olmak üzere birçok lehe düzenlemeler getirmiş olması ve bu hükümlerin uygulanmasının davacı borçlu tarafından talep olunması imkanının kötüye kullanılmaması da esastır.Özellikle konkordato ile alacaklılar iflâsın gerektirdiği masrafları yapmadan ve dolayısı ile daha fazla ölçüde alacaklarını elde ederler. 4949 sayılı Kanun ile 2003 yılında yapılan değişiklik sonucunda «alacaklılara da konkordato işlemlerinin başlatılmasını isteme hakkı» tanınarak «borçlu ile alacaklılar» ve «alacaklılar» arasında eşitlik sağlanmış, başka bir deyişle bu suretle konkordatoda «borçlu ile alacaklıların menfaatleri eşit olarak» gözetilmiştir. Bu eşitliği bozmaya yönelik her türlü çabanın, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup olmadığı irdelenmelidir......Bu durumda kanunun konkordato talep eden davacı borçluya, konkordato talep etme ve kanunun kendisine tanıdığı imkanlardan yararlanma imkanını kayıtsız, şartsız ve sınırsız olarak verdiği kabul olunamaz. Zira yukarıda açıklandığı, üzere hakkın kötüye kullanılması hukuk düzeni tarafından korunamaz. Hakim, yukarıda belirtilen yasa maddeleri gereğince yasadaki boşluğu,objektif iyi niyet kuralları çerçevesinde doldurmak zorundadır. Konkordato kurumu açısından kanun boşluğu olmak bir tarafa, kanun koyucu açıkça alacaklıları zarara uğratma amacına dönük konkordato taleplerinin engellenmesi yönünde de açık düzenleme getirerek konuya dikkat çekmiş hakkın kötüye kullanılmamasını önemsemiştir.Zaten "292.maddeye 7155 sayılı kanunla yapılan değişiklikle (c) bendine "uymazsa" ibaresinden sonra gelmek üzere "ya da borçlunun alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket ettiği anlaşılıyorsa" ibaresi eklenmiştir. Esasen kanunun amacı dikkate alındığında, "borçlunun alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket ettiği" hallerde konkordatonun başarıya ulaşması söz konusu olamaz. Bu sebeple anılan (c) bendindeki ilave,kanuna değişiklik değil açıklık getirmek için yapılmış sayılmalı ve geçici 16.maddenin birinci fıkrasının aksi yöndeki lafzına rağmen aynı kural 7155 sayılı kanunun yürürlüğe girmesinden önce talep edilen konkordatolarda da uygulanmalıdır. (Prof.Dr.Selçuk Öztek, Prof.Dr.Ali Cem Budak, Doç.Dr.Müjgan Tunç Yücel, Doç.Dr.Serdar Kale, Doç.Dr.Bilgehan Yeşilova, Yeni Konkordato Hukuku, 2. Baskı, Ankara, 2019, sayfa 317) Bir başka deyişle alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket edenin, konkordato kurumunun amaçladığı hedeflere ulaşabilmesi mantık kuralları çerçevesinde zaten beklenmemelidir. Ne var ki kanun koyucunun bu hususları açıkça düzenlemiş olması, konkordato talep edenlerin iyiniyetli olmasının ve alacaklıları zarara uğratma amacı bulunmamasının önemini ortaya koymak açısından fevkalade önem arzetmektedir.Diğer yandan İİK 305. maddede belirtilen tasdik şartları gerçekleşmemesi nedeniyle konkordato talebinin reddine karar verilmesi durumunda İİK 308. maddesinde düzenlenen iflas şartının değerlendirilmesi gerekir. Konkordatonun tasdik edilmemesi ve borçlunun iflası başlıklı 308. maddesi " Konkordato tasdik edilmezse mahkeme konkordato talebinin reddine karar verir ve bu karar 288. madde uyarınca ilan edilerek ilgili yerlere bildirilir. Borçlunun iflasa tabi şahıslardan olması ve doğrudan doğruya iflas sebeplerinden birinin bulunması halinde mahkeme, borçlunun iflasına karar verilir." şeklinde düzenlenmiştir. Doğrudan doğruya iflas sebepleri ise İİK 177 ila 179. maddelerde ( İİK m. 179 atfıyla TTK 377 m.) düzenlenmiştir. İİK 179. maddesine göre," Sermaye şirketleri ile kooperatiflerin, aktiflerin muhtemel satış fiyatları üzerinden düzenlenen ara bilançoya göre borca batık olduğu idare ve temsil ile vazifelendirilmiş kimseler veya şirket ya da kooperatif tasfiye hâlinde ise tasfiye memurları veya bir alacaklı tarafından beyan ve mahkemece tespit edilirse, önceden takibe hacet kalmaksızın bunların iflâsına karar verilir. Türk Ticaret Kanununun 377 nci ve 634 üncü maddeleri ile 24/4/1969 tarihli ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 63 üncü maddesi hükmü saklıdır." Borca batıklığın tespiti için TTK'nın 324. maddesi uyarınca son durumu itibariyle rayiç değerler üzerinden borca batık olup olmadığının tereddüte yer bırakmayacak şekilde bir borca batıklık bilançosu hazırlanmalıdır. TTK'nın 324. maddesine göre borca batıklık bilançonda aktiflerin rayiç değerden bilançoya geçirilerek borca batıklık bilançonun çıkarılması gerekir. Böyle bir talep üzerine mahkemece, bu şirketin öncelikle borca batık durumda olup olmadığı rayiç değerlere göre tespit edilmelidir. Somut olayda; talep eden borçlu şirket hakkında; konkordatoya tabi borçlarının 30/09/2025 tarihinden başlamak üzere, iki ayda bir 14 eşit taksitte, tenzilatsız ve anapara tutarına 28 aylık süre için toplam % 30 faizi ile ödenmesine karar verilmesine rağmen kayyım raporunda ifade edildiği üzere tüm alacaklılara eşit şekilde ödeme yapılmadığı, alacaklılar arasında eşitlik sağlanmadığı görülmüştür. Şöyle ki tasdik edilen konkordato proje kapsamında 94 alacaklıdan oluşan nisaba esas alacak tutarının 78.346.490,26 TL olup bu alacaklar için her taksit döneminde ödenmesine gereken borç tutarı %30 faizi ile birlikte 7.275.031,24 TL olduğu anlaşılmıştır. Ancak bazı alacaklılar alacağını temlik etmesi, bazıları alacaklarından feragat etmesi ve mahsup işlemleri sonucu 61 alacaklının alacağının sona erdiği ve bu alacaklıların proje kapsamında tahsil edecek alacakları kalmadığı, Borçlunun bazı alacaklıları ile üçüncü kişilerin borçlunun borcunu ödemek hususunda daha önce anlaştıkları ve ...Bankası A.Ş., ... A.Ş., ... Bankası A.Ş.'ye üçüncü kişiler tarafından ödeme yapıldığı, ...Bankası A.Ş. ile akdedilen protokol kapsamında borçlu ibra edildiğinden...Bankası A.Ş'nin de proje kapsamında ödeme yapılacak bir alacak kalmadığı, 30/01/2026 tarihinde ödeme yapılması gereken alacaklı sayısı 28 olduğu anlaşılmıştır.Kayyım raporuna göre borçlu tarafından ödeme yapılan 14 alacaklı;

1- ... A.Ş. : 142.691,33 TL

2- ... A.Ş.: 2.702,11 TL

3- ... Tekstil Ürünleri: 7.637,62 TL

4- ...: 366,27 TL

5- .... Şti.:328,01 TL

6- .... Şti.: 750,10 TL

7- ... Şti.: 1.500,53 TL

8- ...Şti.: 2.299,79 TL

9- ... A.Ş.: 1.982,74 TL

10- ... A.Ş.: 2.382,82 TL

11- ... Şti.: 692,14 TL

12- ... Şti.: 754,10 TL

13-... Bankası A.Ş. : Ödenmesi gereken 17.944,89 TL olup (67.500,00 TL 07/10/2025 tarihli raporda yer verildiği üzere alacak bildirimine göre bloke edilen tutar bu miktar olduğu, dolayısıyla blokenin kaldırıldığına dair bir belge sunulmadığından ve blokaj miktarı 30/01/2026 tarihinde ödenecek miktarı da kapsadığından, 3. taksidin de ödendiği kabul edildiği)

14- ... A.Ş. : Ödenmesi gereken 25.012,13 TL olup (150.000 TL araflar arasında akdedilen ve 07/10/2025 tarihli ilk raporda yer verilen protokol uyarınca ödeme yapılmış olup, ilgili protokol uyarınca üçüncü kişi tarafından ödeme yapıldığı kabul edildiği)Ancak 28 alacaklıdan borçlunun bazı alacaklılara ulaşamadığı ve bu sebeple .... Şti, ..., .... A.Ş. ile ...'e ödeme yapılamadığını beyan etmesi yanında tüm bu alacaklar dışında 8 alacaklıya ilk taksitten itibaren hiç ödeme yapılmadığı anlaşılmıştır. Hiç ödeme yapılmayan alacaklılardan yalnızca ... A.Ş.' ye ödenmesi gereken taksit tutarının 1.073.551,58 TL olduğu görülmüştür.Bu durumda öncelikle borçlu şirketin, alacaklıları zarara uğratmak amacıyla hareket edip etmediği araştırılarak İİK 292/c maddesinin uygulama imkanı bulunup bulunmadığı, aksi durumda bir kısım alacaklılara ilk taksitten itibaren hiç ödeme yapılmadığı anlaşılmakla borçlu şirketin sunmuş olduğu teklifin kaynakları ile orantılı olmadığı gibi alacaklılar arasında eşitlik ilkesine aykırı davranıldığı, İİK 305 maddesi uyarınca tasdik şartlarının oluşmadığı anlaşılmakla İİK 308 maddesi uyarınca güncel rayiç değerler üzerinden borca batık durumda olup olmadığı tespit edilerek karar verilmelidir.Açıklanan nedenlerle, müdahil alacaklılardan ... Bankası A.Ş., .... A.Ş., ...'i ... A.Ş. ve ...'nın istinaf başvurularının, istinaf hakkı bulunmadığından HMK'nın 352/(1)-ç maddeleri uyarınca usulden reddine, diğer alacaklı...'nın istinaf başvurusunun kabulü ile kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353-(1).a.6 maddesi gereğince dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-Alacaklılardan ... Bankası A.Ş., .... A.Ş., ...'i ... A.Ş. ve ...'nın istinaf başvurularının, istinaf hakkı bulunmadığından HMK'nın 352/(1)-ç maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE,

2-Alacaklı...'nın istinaf başvurusunun KABULÜ ile, BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 13/08/2025 tarihli ve 2024/385 Esas 2025/760 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,

3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,

4- Alacaklılar tarafından yatırılan başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, karar harcının istemi halinde Müdahil alacaklılara iadesine,

5-İstinaf yargılaması için alacaklılar ... Bankası A.Ş., .... A.Ş., ...'i ... A.Ş. ve ... tarafından yapılan giderlerin kendi üzerlerinde bırakılmasına,

-Alacaklı...'nın yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,

6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.15/04/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/1446, K. 2026/544, T. 15.04.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-1446-e-2026-544-k-014f6022f917