Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/892 E. 2026/993 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/892
- Karar No
- 2026/993
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/892
KARAR NO: 2026/993
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 12/03/2024
NUMARASI: 2023/791 E. - 2024/183 K.
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/06/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların İddia ve Savunmaları:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı alacaklı şirket, dava dışı borçlusu ... .... A.Ş. hakkında, kambiyo senedi nedeniyle oluşan alacağının tahsili istemiyle .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasıyla kambiyo takibi başlattığı, davalı şirketin talebi üzerine, dava dışı borçlu şirketin borcu sebebiyle, esas icra müdürlüğünün talimatına istinaden.... İcra Müdürlüğünün ... Talimat sayılı dosyasıyla, 05.08.2019 tarihinde, üçüncü şahıs müvekkil şirkete ait ... Sitesi, ... Sok. No..../İstanbul adresine haciz ve muhafaza işlemi için gelindiği, istihkak iddiasına rağmen, müvekkili şirkete ait menkul mallar haczedilmiş, haczedilen mallar yediemin olarak müvekkili şirket çalışanına bırakılmış, istihkak iddiası esas icra dairesi tarafından çözümlenmek üzere, davalı şirketin muhafaza talebinin reddine karar verildiği, dosya istihkak iddiasıyla ilgili karar verilmek üzere, esas icra müdürlüğü tarafından, İstanbul 6. İcra Hukuk Mahkemesine gönderildiği, İstanbul 6. İcra Hukuk Mahkemesi tarafından dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde tesis edilen 20.08.2019 tarih, 2019/723 E. ve 2019/728 K. sayılı kararla takibin devamına karar verilmiş ve dava açmak üzere müvekkili şirkete 7 günlük süre verildiği, ancak, İstanbul 6. İcra Hukuk Mahkemesinin kararı müvekkili şirketi tebliğ edilmeden ve dava açmak için verilen süre henüz başlamadan, davalı alacaklı şirketin talebi üzerine, esas icra müdürlüğünün talimatına istinaden 20.08.2019 tarihinde ek haciz ve muhafaza işlemi için müvekkili şirketin adresine ikinci kez gelindiği, Müvekkili şirketin "Haciz ve muhafaza tehdidi altında, müvekkil şirkette iş ve üretimin durmaması için, açacak olduğumuz istihkak davasında tedbir kararı verilmesi durumunda, teminat olarak aksi takdirde, ihtirazı kayıtla esasa ödüyoruz. Bu işlem sebebiyle her türlü dava ve haklarımızı saklıdır." şeklindeki ihtirazı kayıtla 131.529,00.-TL tutarındaki güncel dosya borcunu ödenmek zorunda kaldığı, müvekkili şirket, verilen süre içerisinde İstanbul 6. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/816 Esas sayılı dosyasıyla istihkak davası açtığı, mahkemece yapılan yargılama neticesinde tesis edilen 22.01.2021 tarih, 2019/816 E. ve 2021/106 K. sayılı kararla davanın kabulüne, haczedilen menkullerin müvekkili şirkete ait olduğuna karar verildiği, davalı şirketin karara karşı yaptığı istinaf müracaatı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 23. Hukuk Dairesinin 29.09.2023 tarih, 2021/2597 E. ve 2023/1659 K. sayılı kesin kararı ile esastan reddedilerek karar onanmış, istihkak davasına ilişkin karar kesinleşmiş ve yargılama süreci müvekkili şirketin lehine sonuçlandığı, istihkak davasına ilişkin kararın kesinleşmesi üzerine, müvekkili şirket tarafından haciz ve muhafaza baskısı altında ihtirazı kayıtla, .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasına ödenen 131.529,00.-TL'nin, 20.08.2019 ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte, sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca tahsili için .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, ancak takibin davalı şirketin haksız ve kötüniyetli itirazı üzerine durduğu, arabuluculuk süreci anlaşmama şeklinde olumsuz sonuçlandığı, Davaya konu icra takibi ile müvekkil şirket tarafından ödenen paranın sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre müvekkil şirkete istirdadı talep edildiği, İstanbul 6. İcra Hukuk Mahkemesinin, istinaf incelemesinden geçerek kesinleşen 22.01.2021 tarih, 2019/816 E. ve 2021/106 K. sayılı kararıyla; davacı (üçüncü şahıs) müvekkili şirket ile dava dışı borçlu ... .... A.Ş. arasında, herhangi bir organik bağ bulunmadığı, haczedilen malların müvekkil şirkete ait olduğu, dolayısıyla yapılan haciz işleminin haksız olduğu, İcra dosyasının tarafı olmayan, takip konusu borçla ve borçlu şirketle hiçbir ilgisi olmayan üçüncü şahıs müvekkili şirketin, işyerindeki işleyişin ve üretimin aksamaması için, haciz ve muhafaza baskısı altında, dosya borcunu ihtirazı kayıtla ödemek zorunda kaldığı, istihkak davasına ilişkin kararla, müvekkili şirket tarafından yapılan ödemenin haklı bir nedene dayanmadığının sabit olduğu, davalı şirketin icra takibine vaki itirazı, haksız, mesnetsiz ve hukuka aykırı olduğundan iptali gerektiği, davalı alacaklı şirket, dava dışı aynı borçlu şirket hakkında seri olarak icra takibi başlattığı, Müvekkili şirket; verilen süreler içinde sırasıyla; İstanbul 30 (2). İcra Hukuk Mahkemesinin 2022/46 (eski 2019/822) E., İstanbul 6. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/644 E. , İstanbul 6. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/816 E. , İstanbul 6. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/1244 E. , İstanbul 6. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/599 E. , İstanbul 6. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/643 E. , İstanbul 6. İcra Hukuk Mahkemesinin 2022/703 (eski 2019/817) E. , İstanbul 6. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/819 E. sayılı dosyaları ile istihkak davası açıldığı, yapılan yargılama neticesinde müvekkili şirketin istihkak davalarının kabulüne karar verildiği, kararların davalı alacaklı tarafından istinaf edildiği, bu davalardan 1 tanesi temyiz incelemesinden, 6 tanesi istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği, bu nedenlerle, munzam zarar, müspet zarar ve diğer her türlü zarar ve ziyan ile ilgili talep ve dava hakları ile fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla;
davanın kabulüne, davalı şirketin .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasına vaki itirazının iptaline ve takibin devamına; davalı şirketin haksız ve kötüniyetli itiazı sebebiyle %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu talebin zamanaşımına uğradığı, Sebepsiz Zenginleşme Davasının alacağını tahsil eden alacaklıya karşı değil de, yapılan ödeme nedeniyle sebepsiz yere dosya borcundan kurtulan dosya borçlusuna karşı açılması gerektiği, alacaklının, kanundan doğan müracaat haklarını kullandığı ve alacağını tahsil ettiği, bu sebeple sebebe dayalı olarak zenginleştiği, yani sebepsiz zenginleşmediği, borçlunun ise hiçbir ödeme yapmadan borçtan kurtulması nedeniyle sebepsiz zenginleşen yegane kişi olduğu, Açılan davanın öncelikle Husumetten reddi gerektiği,
Davacı taraf ilamdan bahsedip kesinleştiğini söylemesine rağmen takibi ilamsız baslatmış ve fahiş miktarda faiz işlettiği, müvekkilinin hamil olduğu Kıymetli Evrak (Çek) sebebiyle TTK.md.808'deki başvuru haklarına ve İİK.md.167'e dayalı olarak, Kambiyo Senetlerine Özgü takip başlattığı, İlk olarak 05/08/2019 tarihinde haciz uygulanmış; davacı da kanundan doğan haklarını kullanarak hacze itiraz etmiş ve İstihkak iddiasında bulunduğu, davacının istihkak iddiasının değerlendirilmesi için dosya İcra Mahkemesine sevk edilmiş; İstanbul 6. İcra Hukuk Mahkemesi 2019/723 E - 2019/728 K. Sayılı dosyasından Takibin Devamı yönündeki karar verildiği, İİK.md.97'ye göre verilen Takibin Devamı yönündeki karar ile, 05/08/2019 tarihinde uygulanan haciz işlemlerinin yerinde olduğu denetlenerek; Mülkiyet Karinesi dosya borçlusu yararına (dolayısıyla alacaklı yararına) kabul edildiği, davacı 3.kişinin adresinde uygulanan haciz işlemleri açısından devamı icrai işlemlerin işlemlerinin yapılabileceğine hükmedildiği, İcra Mahkemesinde verilen Takibin Devamı kararına dayanılarak tekrardan 20.08.2019 tarihinde haciz adresine gidildiğinde; davacı 3.kişi dosya borcunu ödeme yolunu seçtiği, netice itibariyle; tahsil edilen paranın, kanundan doğan müracaat haklarına ve talep haklarına dayalı olarak uygulanan icrai işlemlerle tahsil edildiği, tüm bu icrai işlemlerin kanuni bir dayanağının olduğu ve sebepsiz/haksız olmadığı, İşletme Devri hususunun ... kayıtlarından da açıkça anlaşıldığı, davacının makineleri satın alma tarihleri ve faturaların kesim tarihi 31.10.2018 tarihi olduğu, Oysa;
borçluya ait ticaret sicilde kayıtlı 10.01.2019 tarihli ... sayfasında görüleceği üzere; borçlu...'nın 20.12.2018 tarihli yönetim kurulu kararı ile ''haciz adresindeki işletmenin kapatılması'' yönünde karar aldığı, Yani; davacının istihkak davasındaki iddiasının aksine, devir sırasında borçlunun adresteki işletmeyi kapatma yönünde almış olduğu herhangi bir karar olmadığı, bu kararın devirden yaklaşık 50 gün sonra alındığı, Dolayısıyla; davacının, ... kayıtlarına göre halen faal olan ve henüz terkini yapılmamış bir işletmeyi devir aldığı, bu tarihin (20.12.2018 tarihi) aynı zamanda borçlu nezdinde çalışan işçilerin davacıya geçiş tarihlerinden sonra olduğu, Bunun yanı sıra; sözleşmenin (makine ve tesisat satış sözleşmesi), 31.10.2018 tarihli faturaların kesilmesinden 2 gün sonra yapılması da; önce işletme devri yapıldığını sonra ise devre kılıf uydurmak için sözleşme düzenlendiği, davacı bu devri yaparken dosya borçlusunun borca batık hale geldiğinden ve hakkında uygulanan hacizlerden haberdardır, davacı dosya borçlusuna ait işletmeyi, borçlunun borca batık hale geldiğini bilerek devir aldığı, Davacı elinde müvekkilden alacaklı olduğunu gösterir bir Kıymetli Evrak, Fatura veya benzeri bir borç doğuran evrak bulunmadığı, davacının likit alacak iddiası yerinde olmadığı gibi, tazminat istemleri hukuki dayanaktan yoksun olduğu, bu nedenlerle Açılan davanın öncelile Husumet Yokluğundan reddine, aksi halde açılan davanın Zamanaşımı nedeniyle ve esasa dair arz ettiğimiz diğer sebeplerle reddi, haksız takip nedeniyle davacının tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı ile; "Davanın KABULÜNE;
1-)Davalı tarafından .... İcra Dairesinin ... takip sayılı dosyasına yapılan itirazın 131.529,00 TL asıl alacak yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına,
2-)İtirazın iptaline karar verilen alacağın %20 ' si oranında hesaplanan 26.305,80 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
3-)Davalının haksız takip tazminatı isteminin REDDİNE," karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:
Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; Davaya konu talebin Türk Borçlar Kanunu'nun 82. maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşmeden doğan istem haklarının öğrenmeden itibaren 2 yıl içinde zamanaşımına uğradığını, davacının 20.08.2019 tarihinde ihtirazi kayıtla ödeme yaparken dahi geri isteme hakkının doğduğunu, bu tarihten itibaren yasal 2 yıllık sürede dava açmadığını, bu nedenle açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, sebepsiz zenginleşme davasının alacağı tahsil eden alacaklıya karşı değil, yapılan ödeme nedeniyle sebepsiz yere dosya borcundan kurtulan dosya borçlusuna karşı açılması gerektiğini, yerleşmiş yargı kararlarıyla bu hususun sabit olduğunu, davalı alacaklının sebepsiz zenginleşen konumunda olmadığını, husumet itirazlarının bulunduğunu, davanın öncelikle husumet yokluğundan, aksi takdirde zamanaşımından reddi gerektiğini, müvekkilinin Türk Ticaret Kanunu'nun 808. ve 810. maddeleri ile İcra ve İflas Kanunu'nun 167. ve 78. maddelerine dayanarak kambiyo senetlerine özgü takip başlattığını ve alacağını yasal yollarla tahsil ettiğini,
bu tahsilatın haklı bir sebebe dayandığını, sebepsiz zenginleşmenin şartlarının oluşmadığını, müvekkilinin alacağını tahsil etmesinin bir zenginleşme değil, mağduriyetinin giderilerek hakkına kavuşma durumu olduğunu, davacının haciz baskısıyla ödeme yaptığını iddia etmesinin sebepsiz zenginleşme teşkil etmediğini, davacının açtığı istihkak davasının icra dosyasındaki icrai işlemlerin varlığını ortadan kaldırmadığını, istihkak davasının sadece haczedilen malların mülkiyetine dair olduğunu, davacı ile dosya borçlusu arasında organik bağ ve illiyet bağı bulunduğunu, davacının borçluya ait işletmeyi borca batık hale geldiğini bilerek devraldığını, bu durumun Yargıtay kararlarıyla da desteklendiğini, talep edilen takip öncesi faiz miktarı ve oranının hukuki dayanağının bulunmadığını, müvekkilinin iyi niyetli şekilde alacağını tahsil ettiğini, sebepsiz zenginleşenin iyi niyetli olduğu hallerde temerrüt için bildirim şart olduğunu, bu nedenle takip öncesi faiz isteminin yersiz olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmeştir.
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle;
Davalı alacaklı şirketin zamanaşımı def'inin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, Türk Borçlar Kanunu'nun 82. maddesi gereğince sebepsiz zenginleşme davasının, kişinin ödediği parayı geri isteme hakkını öğrendiği tarihten itibaren iki yıl içinde açılması gerektiğini, müvekkil şirketin bu hakkı istihkak davasının kesinleştiği 29.09.2023 tarihinde öğrendiğini, ayrıca kararın kendilerine 04.11.2023 tarihinde tebliğ edildiğini, bu nedenle zamanaşımı süresinin dolmadığını, davalı şirketin husumet itirazının da haksız ve hukuka aykırı olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu içtihatlarına göre haciz tehdidi altında ihtirazi kayıtla ödenen paranın doğrudan davalı alacaklının malvarlığına girdiğini ve menfaat temin edenin davalı olduğunu, dolayısıyla sebepsiz zenginleşenin davalı şirket olduğunu, davalı şirketin sebepsiz zenginleşme ile ilgili iddia ve beyanlarının haksız ve mesnetsiz olduğunu belirterek, davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç:
Dava; haciz baskısı altında takip dosyasına ödenen bedelin tahsili için başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı vekili ; davalı faktoring şirketinin, dava dışı borçlu ... A.Ş. hakkında .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile kambiyo takibi başlattığını, bu takip kapsamında davacı şirkete ait işyerine 05.08.2019 tarihinde hacze gelindiğini, istihkak iddiasına rağmen malların haczedildiğini ve muhafaza tehdidi altında bırakıldığını, İstanbul 6. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 20.08.2019 tarihli takibin devamı kararından sonra ikinci kez hacze gelinmesi üzerine işyerinin faaliyetinin durmaması için 20.08.2019 tarihinde 131.529,00 TL’nin ihtirazı kayıtla ödendiğini açılan istihkak davasının kabul edildiğini, haczedilen malların kendisine ait olduğunun kesinleştiğini, bu suretle yapılan ödemenin haksız ve sebepsiz olduğunun sabit hale geldiğini belirterek, .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan takibe yapılan itirazın iptalini, takibin devamını ve icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili ; davanın zamanaşımına uğradığını, sebepsiz zenginleşme davasının alacaklıya değil asıl borçluya yöneltilmesi gerektiğini, müvekkilinin kambiyo senedine dayalı olarak kanundan doğan müracaat haklarını kullanarak alacağını tahsil ettiğini, ödemenin sebepsiz zenginleşme oluşturmayacağını, davacı ile dava dışı borçlu arasında işletme devri ve organik bağ bulunduğunu belirterek davanın husumet ve esastan reddini talep etmiştir.
Mahkemece; istihkak davasının kesinleşmesi ile haczin haksız olduğunun sabit hale geldiği, davacının takip borçlusu olmadığı halde haciz baskısı altında ödeme yaptığı, bu ödemenin davalının malvarlığına girdiği ve bu nedenle davalının sebepsiz zenginleştiği, zamanaşımı itirazının ise istihkak kararının kesinleşmesi ile talep hakkının kullanılabilir hale geldiği gerekçesiyle yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın 131.529,00 TL asıl alacak yönünden iptali ile takibin devamına ve alacağın likit olması nedeniyle %20 oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuş;
.... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı takip dosyasında davalı alacaklı tarafından dava dışı borçlular hakkında kambiyo takibi başlatıldığı, bu takip kapsamında davacının işyerinde haciz yapıldığı, davacının 20.08.2019 tarihinde 131.529,00 TL ödeme yaptığı anlaşılmıştır.
Davacı tarafından açılan istihkak davasında İstanbul 6. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 22.01.2021 tarih, 2019/816 Esas, 2021/106 Karar sayılı ilamı ile haczedilen malların davacıya ait olduğuna karar verildiği, bu kararın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi’nin 29.09.2023 tarihli kararı ile kesinleştiği tespit edilmiştir.
Uyuşmazlık, davacının haciz baskısı altında yaptığı ödemenin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre davalı alacaklıdan geri istenip istenemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Somut olayda; davacının takip borçlusu olmadığı halde, işyerinde gerçekleştirilen haciz ve muhafaza işlemleri sırasında haciz baskısı altında ve ihtirazî kayıtla icra dosyasına ödeme yaptığı, akabinde açılan istihkak davasının kabulü ile haczedilen malların davacıya ait olduğunun kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bu durumda davanın hukuki dayanağının TBK’nın 77 ve devamı maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme hükümleri olduğu açıktır.İstihkak iddiasının kesinleşmesi ile davacının, borçlu olmadığı bir borcu cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda kaldığı ve dolayısıyla davacının yaptığı ödemenin hukuki sebebinin bulunmadığı hususunun sabit hale gelmesinden sonra takibin TBK 82 maddesindeki zamanaşımı süresi içinde yapıldığı ve davacının aktif husumet ehliyetine sahip olduğu, davalının pasif husumet ehliyeti yönünden ise, her ne kadar davalı tarafça, ödeme nedeniyle sebepsiz zenginleşmediği ileri sürülmüş ise de, somut olayda davacının ödeme iradesinin borçlu lehine serbest bir ödeme niteliğinde olmadığı, haciz tehdidinin bertaraf edilmesi amacıyla ihtirazi kayıtla gerçekleştirildiği, yapılan ödemenin doğrudan davalı alacaklının malvarlığına intikal ettiği, davalının borçlu olmayan üçüncü kişiden cebri icra baskısı altında tahsilat yapmak suretiyle malvarlığında artış sağladığı, dolayısıyla davacıya karşı sebepsiz zenginleştiği bu sebeple pasif husumet ehliyetinin bulunduğu anlaşılmaktadır. ( Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 10/02/2022 tarihli 2022/3-80 E. 2022/107 K sayılı ilamı)
Bu itibarla, davacının haciz baskısı altında yaptığı ödemenin hukuki bir sebebe dayanmadığı ve davalının bu ödeme nedeniyle sebepsiz şekilde zenginleştiği gözetilerek, ödenen bedelin iadesine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmış, ilk derece mahkemesince toplanan ve değerlendirilen deliller ile kararda gösterilen gerekçenin yerinde olduğu, davalı vekilinin istinaf başvurusunda ileri sürdüğü zamanaşımı, husumet ve esasa ilişkin itirazların yerinde bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../03/2024 tarih ve 2023/... E., 2024/... K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 8.984,74 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 2.246,18 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.738,56 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
3- Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 04/06/2026